200 milyar dolarlık yolsuzluk faturası



Bilinen yolsuzluklardaki rakamlar üst üste konularak yapılan tahminlere göre 200 milyar dolarlık bir 'yağma'dan söz ediliyor. Sanıkları menfaat bölüşümü ile devletin içine sızma ve yaygın bir ilişkiler ağı oluşturma fırsatı buldukları için, samimi mücadele gayretleri birçok defa kesintiye uğradı. Ancak yine de ciddi bir toplumsal duyarlılık oluşmuş durumda. Eski başbakanlar, bakanlar, kuvvet komutanları yargı önünde. Birçok uluslararası anlaşmaya imza atıldı, etik kurullar oluşturuldu... Bunlar çok iyi gelişmeler ama Türkiye'yi, hala yolsuzluk endekslerinde 'kirli' ülkeler arasından kurtarmaya da yetmedi. Daha yapılacak çok iş var

NEDİM ŞENER

Yeni bin yıla girdiğimiz ilk günlerde, Avrupa ve Amerika gazeteleri, Türkiye'de yolsuzluğa karşı mücadeleyi şöyle tanımlamıştı: "Türkiye bağırsaklarını temizliyor."
Türkiye, gerçekten de 2000 yılında, ciddi bir temizliğe başlamıştı. Ama ne olduysa oldu, bu mücadele 2001 yılı sonunda kesintiye uğradı. 2002 seçimleri ile başlayan AKP döneminde, yarım kalan temizliğe, ancak 'neşter' atılarak devam edilebileceği fikri oluştu. Çünkü, 1990'lı yılların başından itibaren 200 milyar doları bulduğu tahmin edilen 'yolsuzluk hacmi'nin, ancak neşterle, başka bir ifade ile kararlı, yapısal bir ameliyatla durdurulabileceği düşünülüyordu.
Neşter atıldığında, ortaya büyüklüğü ve yöntemleri itibariyle dünya yolsuzluk literetürüne girecek boyutta olaylar çıktı. Uzanlar, İmar Bankası'nda 5.6 milyar dolarlık bir 'boşaltma' yapmışlardı ve atfedilen suçlar itibariyle 'uluslararası' nitelikte bir dolandırıcılık sözkonusuydu. Neşter 1'de insan sağlığının bile nasıl istismar edilebileceğini, Neşter 2, bazı büyük şirketlerde yönetici kişilerin üst düzey yargı mensuplarını etkilemek için bir rüşvet organizasyonu kurduklarını gözler önüne serdi. Kızılay, DİE, hatta Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili yolsuzluk iddiaları gündeme geldi. Son olarak Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral İhami Erdil ile üst rütbeli subaylar mahkemeye çıkarıldı.
Uzun bir aradan sonra yeniden Yüce Divan süreçleri başladı. Yolsuzluk suçlamasıyla düşürülen tek Cumhuriyet Hükümeti'nin (55.Hükümet) Başbakanı Mesut Yılmaz, Devlet Bakanı Güneş Taner, 4 Ağustos 1998'de, 600 milyon dolarlık Türkbank ihalesine 'fesat karıştırmak' iddiasıyla Yüce Divan önüne çıkmayı beklerken, enerji bakanları Cumhur Ersümer ile Zeki Çakan'ın yargılamaları başladı. Eski bakanlar Hüsamettin Özkan, Yaşar Topçu ile Koray Aydın ise yargılanmayı bekliyor.
'Hortumcu' diye nitelendirilen batık bankacıları saymaya gerek yok. Ancak el konulan Yurtbank'ın eski sahibi Ali Avni Balkaner'e verilen 34.5 yıllık hapis cezası dikkate alındığında; Türkiye'nin ağır aksak da olsa, bu beladan kurtulma yolunda olduğuna ilişkin umutlar artıyor.

AB'nin övgüsü ve uyarısı
Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesinin yolunu açan 6 Ekim 2004 tarihli 'İlerleme Raporu' da Türkiye'nin yolsuzlukla mücadelesinden övgüyle söz ediyor. Raporda, "Ancak araştırmalar, yolsuzluğun Türkiye'de halen ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir" tespiti yapıldıktan sonra, uluslararası karşılaştırmalara atıf yapılarak (Türkiye, yolsuzluk araştırması yapılan 145 ülke arasında 10 üzerinden 3.2 puanla 81'inci sırada. Türkiye'nin tam üye olmak istediği AB ülkelerinin ortalaması ise 7.5.) 'temiz ülke' olma konusunda Türkiye'nin alması gereken daha çok yol olduğu belirtiliyor.
Bu arada, kaydedilmesi gereken başka bir ilerleme de Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi ile Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadeleye ilişkin Ceza Hukuku Sözleşmesi'ni onaylaması oldu. Her iki gelişme de AB'nin takdirini kazandı. Türkiye, Ocak 2004'de, yolsuzlukla mücadele standartlarına uyumu denetleyen Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu'na (GRECO) da katıldı. Mayıs 2004'de Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulmasına İlişkin Kanun'un kabul edildi. Bütün bu gelişmeler İlerleme Raporu'na yansıdı.

Siyasiler yan çiziyor
Ancak, (Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, bakanlar, TSK ve yargı mensupları ile üniversiteler dışındaki) memurlar için etik kurul oluşturan siyasetçi, aynı denetimi kendisi için kurmaktan çekiniyor. CHP'nin TBMM'ye sunduğu Siyasi Ahlak Yasası gündeme alınmıyor. Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı Yolsuzlukla Mücadele Kanunu rafta bekliyor. Hükümetlerin samimiyet göstergesi kabul edilen 'dokunulmazlıkların kaldırılması' komisyonlarca sürekli erteleniyor.

Gündemdeki konular
Türkiye'nin yolsuzluklara ilişkin göndemini rapordan aktaralım:
"Milletvekili dokunulmazlığının kapsamı, yolsuzluk bağlamında Türk kamu hayatındaki problemlerden biri olarak tanımlanmaktadır. Yapılan tartışmalara rağmen, milletvekili dokunulmazlığının kapsamının sınırlandırılmasına ilişkin herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir. Yolsuzlukla mücadele için oluşturulan hükümet, meclis ve diğer devlet birimlerinin yeterlilik ve etkililiği konusu hala bir sorun teşkil etmektedir. Uygulanan politikaların tutarlılığı eksiktir; eşgüdüm ve işbirliği zayıftır. Türkiye'nin bağımsız bir yolsuzlukla mücadele kurumu oluşturması ve yolsuzlukla mücadele kanunu kabul etmesi teşvik edilmektedir. Bunun yanı sıra, hükümet, kamu yönetimi ve sivil toplum arasındaki diyalog güçlendirilmeli, kamu görevlileri ile seçilmiş görevlilere yönelik bir Etik Kodu oluşturulmalıdır. Öte yandan, yolsuzluğun ağır bir suç olduğunu yönünde toplumsal bilincin oluşturulması için harekete geçilmelidir. Yolsuzlukla mücadelede, en yüksek düzeydeki siyasi desteğin sürekliliğinin sağlanması önemli bir gelişme olacaktır."