Rüşvet:

Rüşvet suçu; 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 11.10.2004 tarihli, 25610 sayılı R.G yayınlanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun, Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler başlıklı Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde 252 ve 254 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Türk Ceza Kanunun 252 nci maddesinin birinci fıkrasında rüşvet alma ve verme suçunun cezası yer almıştır. Bu fıkra da , Rüşvet alan kamu görevlisinin, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, Rüşvet veren kişinin de kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı, Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suçun tamamlanmış gibi cezalandırılacağı hükmedilmiştir.
Türk Ceza Kanunun 252 nci maddesinin ikinci fıkrasında,  Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, birinci fıkraya göre verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacağı  hükmedilmiştir.
 Türk Ceza Kanunun 252 nci maddesinin üçüncü fıkrasında Rüşvet suçunun tanımı yapılmıştır. Bu fıkrada,  Rüşvet suçu, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması şeklinde tanımlanmıştır.  
Türk Ceza Kanunun 252 nci maddesinin dördüncü fıkrasında,  birinci fıkra hükmünün, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketlerin, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıfların, kamu yararına çalışan derneklerin, kooperatiflerin ya da halka açık anonim şirketlerin hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması halinde de uygulanacağı hükmedilmiştir.
Türk Ceza Kanunun 252 nci maddesinin beşinci fıkrasında rüşvet sayılabilecek bazı durumlar sayılmıştır. Bu fıkrada, yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanı ne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan uluslararası örgütlerin görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticarî işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesinin veya verilmesinin de rüşvet sayılacağı hükmedilmiştir.  
Mülga Türk Ceza Kanununa göre, Basit Rüşvette suçun üst limit cezası artırılırken, nitelikli rüşvet suçunun alt limiti düşürülmüş, yine faile verilecek olan, aldığı para ile sağladığı her türlü menfaat veya vaat veya taahhüt olunan her türlü menfaatlerin miktar veya değerinin misli kadar verilecek ağır para cezası da kaldırılmıştır.
Türk Ceza Kanunun 253 üncü maddesinde, Tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbiri hükmü düzenlenmiştir. Bu madde de, Rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmiştir.

Türk Ceza Kanunun 254 üncü maddede etkin pişmanlık hükmü düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasında; Rüşvet alan kişinin, soruşturma başlamadan önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezanın verilmeyeceği, Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin soruşturma başlamadan önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı ceza verilmeyeceği,
İkinci fıkrasında, Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, soruşturma başlamadan önce, pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya verilmeyeceği, verdiği rüşvet de kamu görevlisinden alınarak kendisine iade edileceği,
Üçüncü fıkrasında, Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, soruşturma başlamadan önce, pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı ceza verilmeyeceği hükmolunmuştur.
Öte yanda Türk Ceza Kanunun 255 inci maddesinde, Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suç olarak düzenlenmiş,  bu maddede, Görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir işi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar sağlayan kamu görevlisinin, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılacağı hükmolunmuştur.
 Yine Türk Ceza Kanunun Kamu görevlisinin ticareti suç olarak düzenlenmiş, bu madde de; Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisinin, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı hükmü yer almıştır.


Kamu görevlisi deyimi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiyi ifade etmektedir.