DÖNEM : 22               YASAMA YILI : 3

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 64

 

16 ncı Birleşim

10  Kasım  2004 Çarşamba

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle saygı duruşu

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın, Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya görüşüne ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı

2.- Ankara Milletvekili Oya Araslı'nın, Atatürkçülüğe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in, kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olaylarına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 36 milletvekilinin, bazı ilçelerin adliye teşkilatlarının kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/226)

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 23 milletvekilinin, Kastamonu-Küre İlçesi Aşıköy yeraltı bakır ocağında meydana gelen kazanın nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227)

3.- Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak ve 22 milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet, şiddet, şike, haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)

D) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/702)

IV.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V.- SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.- Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

2.- İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S. Sayısı: 678)

3.- Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/330, 1/148, 1/169) (S. Sayısı: 661)

4.- Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/853) (S. Sayısı: 671)

5.- Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/855) (S.Sayısı: 680)

6.- Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/837) (S. Sayısı: 639)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bir Meclis soruşturması komisyonunda tanık olarak dinlenen bir uzmana ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/3584)

2.- İstanbul Milletvekili Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, bir Meclis soruşturması komisyonunda tanık olarak dinlenen bir uzmana ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/3586)

3.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, bir mülkiye müfettişinin İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yaptığı denetimlere ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı (7/3708)

4.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, GAP kapsamında yapılan baraj ve sulama kanallarının maliyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/3733)

5.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, Suruç Ovası Sulama Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/3734)

6.- Hatay Milletvekili Abdulaziz YAZAR'ın, İskenderun Limanı açıklarında batan zehirli atık yüklü gemiyle ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı (7/3766)

7.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonuna aktarılan paraların kaynağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın cevabı (7/3847)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, işçi, memur ve emeklilerin durumlarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın cevabı (7/3892)

9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, eski DEP milletvekilleri ile yaptığı görüşmeye ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/3994)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak beş oturum yaptı.

Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün, Karayolu Taşıma Yönetmeliği uygulaması nedeniyle mağdur olan nakliye kooperatiflerinin sorunlarına,

Bartın Milletvekili Mehmet Asım Kulak'ın, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen kazaya, yeraltı zenginliklerinin değerlendirilmesine,

Ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmalarına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun;

Adana Milletvekili Vahit Kirişci'nin, tavuk etinde hormonal kalıntılar ve tavuklarda antibiyotiklerin yanlış kullanımının olumsuz etkileriyle, alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü;

Cevap verdi.

İstanbul Milletvekili Birgen Keleş ve 25 milletvekilinin, Türkiye-AB ilişkileri ile AB Komisyonu İlerleme Raporunun geleceğe etkilerinin (10/223),

İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü ve 40 milletvekilinin, Ege Bölgesindeki tarım üreticilerinin sorunlarının (10/224),

Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 36 milletvekilinin, TRT yönetimi hakkında ileri sürülen iddiaların (10/225),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın:

Almanya'ya,

Belçika'ya,

Yaptığı resmî ziyaretlere katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkereleri, kabul edildi.

Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın (9/8) (S. Sayısı: 670),

Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu (9/9) (S. Sayısı: 672),

Haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonları raporlarının, genel görüşmelerinden sonra ayrı ayrı yapılan gizli oylamaları sonucunda kabul edildikleri ve ilgili eski bakanların Yüce Divana sevklerine karar verildiği açıklandı.

10 Kasım 2004 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere, birleşime 00.38'de son verildi.

                                                                   İsmail Alptekin

                                                                     Başkanvekili

                                 Ahmet Küçük                                                     Harun Tüfekci

                                    Çanakkale                                                              Konya

                                   Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

                         Ahmet Gökhan Sarıçam                                              Yaşar Tüzün

                                     Kırklareli                                                               Bilecik

                                   Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

                                                                                                                                             No. : 22

 

II. - GELEN KÂĞITLAR

10  Kasım 2004  Çarşamba

 

Raporlar

1.- Uluslararası Göç Örgütü Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/896) (S. Sayısı: 679) (Dağıtma tarihi: 10.11.2004) (GÜNDEME)

2.- Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/855) (S. Sayısı: 680) (Dağıtma tarihi: 10.11.2004) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Manisa Milletvekili Nuri ÇİLİNGİR'in, bir Fransız milletvekilinin Diyarbakır'ı ziyareti sırasında yaptığı açıklamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1326) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

2.- Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdür Yardımcılığına yapılan atamaya ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1327) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

3.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Manavgat'taki Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Uygulama Oteli inşaatına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1328) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

4.- Antalya Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, çocukların korunmasıyla ilgili olarak yapılan çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) sözlü soru önergesi (6/1329) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

5.-  Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu gereği çıkarılan iki genelgeye ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1330) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, eski DEP milletvekilleri ile yaptığı görüşmeye ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/3994) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

2.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3995) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

3.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, İLKSAN ile ilgili bazı iddialara ve 5043 sayılı Kanuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3996) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

4.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Diyarbakır-Ergani kapalı cezaevine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3997) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

5.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığı görüşmelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3998) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

6.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Sedat Peker soruşturmasında bazı bilgilerin sızdırıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3999) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

7.- Çanakkale Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Çanakkale Valiliğinin basın açıklamalarıyla ilgili uygulamasına ve Bakanlık genelgesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4000) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

8.- Antalya Milletvekili Osman KAPTAN'ın, Antalya'daki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4001) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Sedat Peker'le ilgili bazı soruşturma bilgilerinin basına sızdığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4002) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

10.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, DEP eski milletvekillerinin yeni bir parti kuracağı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4003) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

11.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, kapalı durumdaki kütüphanelere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4004) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

12.- Antalya Milletvekili Atila EMEK'in, Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından vergi borçları silinen bazı kişi ve firmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4005) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

13.- Adana Milletvekili Tacidar SEYHAN'ın, Çukobirlik sanayi tesislerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/4006) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

14.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, Şanlıurfa'ya bağlı bazı köylerin yol ve içme suyu sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4007) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)

15.- Antalya Milletvekili Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, Antalya'da yapımı yarım bırakılan su sporları tesisine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4008) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

16.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, DİE'nin büyüme oranı hesaplarında kullandığı matrislere ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/4009) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

17.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Lozan Antlaşmasının bir maddesinin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4010) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)

18.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Alaaddin Çakıcı'nın (9/40,41) no'lu Meclis Soruşturması Komisyonu Raporunda yer alan ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4011) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

19.- Konya Milletvekili Atilla KART'ın, Mercedes Benz Türk A.Ş. hakkındaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4012) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

20.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4013) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

21.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, AŞTİ'de taşıyıcılık işlerini yürüten firmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4014) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

22.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Vatikan'ın yayımladığı bir resmi belgedeki Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4015) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

23.- İstanbul Milletvekili Halil AKYÜZ'ün, Trabzon Havalimanının Irak'ta lojistik destek amacıyla kullanıldığı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4016) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

24.- Zonguldak Milletvekili Nadir SARAÇ'ın, oto galerilerinin konut bölgeleri dışına taşınıp taşınmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4017) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

25.- Antalya  Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya Büyükşehir Belediyesindeki bazı atamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4018) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

26.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, bazı otobüs firmalarının Ankara'daki özel terminallerden yolcu almalarının yasaklandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4019) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

27.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan elektronik su saatleri ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4020) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

28.- Ordu Milletvekili İdris Sami TANDOĞDU'nun, ASKİ'nin bozuk su sayaçları nedeniyle abonelerden tahsil ettiği fazla ücrete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4021) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

29.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, özel tiyatrolara verilen devlet desteğine ve ayrılan ödenek miktarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4022) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

30.- Antalya Milletvekili Tuncay ERCENK'in, turizm işletmeleri ile seyahat acentalarının indirimli elektrik kullanabilmelerine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4023) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

31.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, İstanbul'da Bakanlığa bağlı kütüphanelerdeki personel ihtiyacına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4024) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

32.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, anaokulu öğretmenlerinin çalışma koşullarına ve özlük haklarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4025) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

33.- Osmaniye Milletvekili Necati UZDİL'in, Osmaniye İl Millî Eğitim Müdürü hakkında idari bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4026) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

34.- Adana Milletvekili Kemal SAĞ'ın, felsefe grubu öğretmenliği atamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4027) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

35.- Hatay Milletvekili Züheyir AMBER'in, ÖSYM'nin yaptığı sınavlardan aldığı ücretlere ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4028) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

36.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, sığır yetiştiricilerine ödenecek teşvik primine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4029) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

37.- Bursa Milletvekili Kemal DEMİREL'in, kestane ve kestane şekeri üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4030) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

38.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan KAPLAN'ın, İnanlı Tarım İşletmesinin kiralanmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4031) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

39.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Devlet Memurları Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin uygulamasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4032) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

40.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, Elazığ'a bağlı Alacakaya-Arıcak yol projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4033) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

41.- Kırklareli Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Lüleburgaz ve Çerkezköy için yapılan doğalgaz dağıtım lisansı ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4034) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

42.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, hastanelerde sendika temsilcileri ve sendika yöneticilerinin görev yerlerinin değiştirildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4035) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

43.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Alaaddin Çakıcı'nın Meclis Soruşturma Komisyonu raporunda yer alan bazı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4036) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

44.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Kanal A TV'nin kurucularına ve sermayesine ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/4037) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

45.- İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN'in, pamuk üreticilerine ödenecek primlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4041) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)

46.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, dalkavuklarla ilgili olarak basında yer alan açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4042) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

47.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bazı firmalarca Başbakanlığa hediye edilen Mercedes ve Hyundai araçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4043) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

48.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, yerel basına yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4044) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

49.- Denizli Milletvekili Mustafa GAZALCI'nın, Maliye ve Millî Eğitim bakanlıkları arasında okul-aile birlikleri ile ilgili olarak imzalanan protokole ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4045) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

50.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret BALOĞLU'nun, THY'ye uçak alımları karşılığında yabancı bir firmadan hediye talep edildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4046) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

51.- Antalya Milletvekili Osman ÖZCAN'ın, İmralı'da tutuklu bulunan terör örgütü liderinin avukatları aracılığıyla örgüt yönetimini sürdürdüğü iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4047) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

52.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan İli Çıldır İlçesindeki spor tesisine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4048) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

53.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, futbol-mafya ilişkileri hakkındaki iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4049) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

54.- İstanbul Milletvekili Gürsoy EROL'un, Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili yasal düzenleme çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/4050) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

55.- Uşak Milletvekili Osman COŞKUNOĞLU'nun, Halk Bankasının esnaf kredi faiz oranına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/4051) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

56.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, internet salonlarının denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4052) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

57.- Denizli Milletvekili Ümmet KANDOĞAN'ın, ülkemizdeki yabancı ve kaçak işçilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4053) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

58.- Elazığ Milletvekili Abdulbaki TÜRKOĞLU'nun, oto galericilerinin şehir dışına taşınmasına yönelik yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4054) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

59.- İzmir Milletvekili Yılmaz KAYA'nın, Ukrayna'da yakalanan bir firari hükümlünün üzerinden çıktığı iddia edilen yeşil pasaporta ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4055) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

60.- Samsun Milletvekili Haluk KOÇ'un, Samsun Gazi Belediyesinin personelin çalışma saatleri ile ilgili uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4056) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

61.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, Aile Hekimliği pilot uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4057) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

62.- Ankara Milletvekili İsmail DEĞERLİ'nin, döner sermaye yönetmeliğinin uygulamada neden olduğu sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4058) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

63.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, tarımda kullanılan kimyasal gübreye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4059) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

64.- İstanbul Milletvekili Gürsoy EROL'un, genetiği bozulmuş tarım ürünlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4060) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

65.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, sosyal güvenlik kuruluşlarının  2000-2004 yılları zarar ve alacakları ile bütçedeki paylarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4061) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

66.- Iğdır Milletvekili Dursun AKDEMİR'in, kaçak akaryakıt tüketimi ve alınacak önlemlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4062) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

67.- Erzurum Milletvekili Mustafa ILICALI'nın, ilk ve ortaöğretim okullarındaki trafik ve ilkyardım derslerine ve üniversitelerde trafik öğretmenliği programı açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4063) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)

68.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün BİLGEHAN'ın, yol yapımındaki kusurların, trafik kazalarına sebebiyet verdiği iddialarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4064) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.11.2004)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 36 Milletvekilinin, bazı ilçelerin adliye teşkilatlarının kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/226) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 23 Milletvekilinin, Kastamonu-Küre İlçesi-Aşıköy yer altı bakır ocağında meydana gelen kazanın nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227) (Başkanlığa geliş tarihi: 4.11.2004)

3.- Trabzon Milletvekili Faruk Nafız Özak ve 22 Milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet, şiddet, şike, haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.11.2004)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.05

10 Kasım 2004 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 16 ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle saygı duruşu

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bugün Ulu Önder Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümüdür. Genel Kurulumuzu, Yüce Atatürk'ün aziz hatırası önünde, 2 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

(Saygı duruşunda bulunuldu)

BAŞKAN - Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Mustafa Kemal Atatürk ve dünya görüşü hakkında Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık'a aittir.

Buyurun Sayın Işık. (Alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın, Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya görüşüne ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 10 Kasım 2004. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümü nedeniyle, O'nu ve dünya görüşünü kısmen ifade etmek amaçlı gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşadığı dönem ve konjonktürde fikir ve eylemleriyle yalnızca onlarca yıl sonraki günümüze değil, yüzyıllar sonraki zamana çığır açan seçkin insanı Yüce Meclisin anlamlı kürsüsünden ifade etmenin onurunu sizlerle paylaşıyorum. Çok yönlü kişiliği, üstün zekâsı, olaylar karşısındaki soğukkanlılığını asla kaybetmeden devlet-millet heyecanını en üst noktada tutarak hızlı ve sağlıklı karar alma özelliği, bilimi rehber edinip milletin geleceğini ve devletin bekasını esas alması, O'nu Atatürk yapan en önemli vasıflardır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milletine bırakmış olduğu en büyük eseri, çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyetini muhkem temeller üzerine kurması ve geliştirmesidir. O'nun için gerçek ve gerçekçilik, ancak akıl ve mantığın sınırları ölçüsünde vardır. Bu nedenle, gerçekleştirmek istediği tüm atılımlarda ve yeniliklerde akıl ve mantığı şiar edinmiştir.

Değerli milletvekilleri, Atatürk'e göre en iyi kişi, kendinden çok ait olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır. Cumhuriyetin temelini kültür olarak gören Atatürk, medeniyet yolunda başarıyı yenileşmeye bağlamakta ve devamla "sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için tek gelişme yolu budur. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri alacağız, onu koruyacağız ve sürdüreceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder. Biz, Batı medeniyetini bir taklitçilik olsun diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyeti seviyesi içinde benimsiyoruz. Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu yolun üzerinde duraksayanlar veya bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahilliği ve tedbirsizliğinde bulunanlar, medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar" demektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Önder Atatürk'ün temel hak ve hürriyetlere yönelik ifadesinde "çağdaş demokraside kişisel hürriyetler, özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık kişisel hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin medenî ve demokrat millete neyi ifade ettiği 'hürriyet' kelimesinin mutlak şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve medenî hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin, nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını göz önünde bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet mutlak olmaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar" demektedir.

Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal Atatürk, millî egemenliğe ağırlıklı vurgu yaparak "millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler, her tarafta yıkılmaya mahkûmdur. Bütün cihan bilmelidir ki, bu devletin ve bu milletin başında hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır, o da millî egemenliktir; yalnız bir makam vardır, o da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir" demektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.

AHMET IŞIK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk ve düşünceleri, her dönem ve durumda, zengin bir yoruma, derin algılamaya yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı aktarılmaya yönelik yüksek ideallere gereksinim duymaktadır.

Gönlümüzde ve ideallerimizde her gün yeniden doğan büyük lider ve büyük insanı rahmetle anarken, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

İkinci söz isteği, Atatürk'ün 66 ncı ölüm yıldönümü münasebetiyle, Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı'ya aittir.

Buyurun Sayın Araslı. (Alkışlar)

2.- Ankara Milletvekili Oya Araslı'nın, Atatürkçülüğe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürkümüzün 66 ncı ölüm yıldönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Atatürk, tarihin düşünceleri ve eserleriyle ölümsüzleşebilmiş ender kişilerinden birisi; inanılmaz Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandırarak yurdumuzu düşmanlardan kurtaran destansı başkumandan; ezilen ulusların bağımsızlık savaşlarında örnek aldığı ulu önder; ümmet anlayışına dayalı bir toplumdan çağdaş Türk Ulusunu yaratan, cumhuriyetimizi kuran ve dünyaya kabul ettiren büyük devlet adamı; devrimlerimizin eşsiz mimarı; ulusumuza akılcı düşüncenin erdemini, hukukun üstünlüğünün, bilimin ve çağdaşlığın önemini öğreten başöğretmen; ulusumuzun simgesi, geçmişimizin olduğu gibi geleceğimizin de ışığı ve aydınlığıdır. O, o kadar büyük ve öngörülüdür ki, dün açıkça ona karşı olduğunu ilan edenler, bugün ona sığınmak, onun düşüncelerini savunmak, onun düşüncelerinin arkasında olduğunu ifade etmek gereğini duymaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürkçü olmak bir onurdur; ama, Atatürkçü olmak zordur. Herkes Atatürkçü olamaz. Atatürkçü olmak, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyetinin düşünsel temellerini oluşturan ilkelerini anlamak, benimsemek, savunmak ve bu ilkelerin gösterdiği yolda yorulmadan, duraksamadan daha iyiye ulaşmak için ilerlemektir; ulusun beraberliğini, yurdun bütünlüğünü, ulusal egemenliği ve bağımsızlığı ödün vermeden korumak ve savunmaktır; hukukun üstünlüğünden, özgürlükten, bilimden, akıl, ahlak ve çağdaşlıktan yana olmaktır; dürüstlüğü siyasete ve toplum yaşamına hâkim kılmak, halka hizmet sunmaktır.

Laikliği ve cumhuriyeti kemirmeye, türbanı siyasal bir simge haline getirmeye, dini siyasete alet etmeye, hukuk devletini din devletine dönüştürmeye, kadını ikinci sınıflığa itmeye kalkışanlar ile bu gibi kimselere dur demeyenler, engel olmayanlar, hatta ışık yakanlar, yol açanlar Atatürkçü olamazlar.

Kuşkusuz, Atatürk'ün düşünceleri ve Türkiye Cumhuriyetinde kurduğu çağdaş yaşam biçimi, uygarlığın aydınlığından yarasalar gibi ürkenleri rahatsız etmiştir. Bunların içinden, Atatürk'e, eserlerine, düşüncelerine, resim ve anıtlarına çeşitli şekillerde saldıranlar olmuştur; hâlâ da olmaktadır; ancak, bu kimseler, sapkınlıklarıyla Atatürk'ü değil, sadece ve sadece kendilerini küçültebilmişlerdir. Herkes bilmelidir ki, başta laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, Atatürk'ün tüm eserleri sağlam temeller üzerinde durmaktadır ve Atatürk'ün düşünce ve ilkeleriyle birlikte sonsuza kadar yaşayacaklardır. Bunu sağlamaya gücümüz, kudretimiz vardır.

Ne Şehit Kubilay'ın sapkın katilleri ve onların düşünce arkadaşları, ne tarikat şeyhleri ve din bezirgânları, ne tarikat şeyhlerini resmî devlet konutlarında ağırlamaya kalkışanlar, ne cumhuriyete başkaldırının siyasal simgesi haline getirdikleri türbanı meşrulaştırmaya çalışanlar, ne İran usulü bir rejimi Türkiye'ye getirmeye heveslenenler, ne uyduruk Kur'an kurslarında küçücük çocuklara Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı aşılamaya yönelenler emellerine ulaşabilmiştir, ne de imam kökenli bir kadrolaşmayla laik cumhuriyeti kuşatmaya heveslenenler, demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti takıyye olarak savunur gibi yapıp, aslında kemirmeye yönelenler, reform adı altında din devletinin altyapısını hazırlamayı düşleyenler, devletimizin varlık ve bağımsızlık belgesi olan Lozan Antlaşmasını rafa kaldırmaya hazırlananlar, tekrar Sevr Anlaşması koşullarını Türkiye'ye kabul ettirmeyi arzulayanlar, ulusumuzu ümmet anlayışı içinde eriterek yok etmeyi, ulusumuzun ve ülkemizin bütünlüğünü parçalamayı hedefleyenler, toplumumuzu çağdaşlıktan tutuculuğun karanlığına itmeyi, kadınlarımızı ikinci sınıflığa geriletmeyi isteyenler emellerine ulaşabileceklerdir; çünkü, Atatürkçülerin gücü, buna asla ve kat'a izin vermeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum, konuşmanızı tamamlayın efendim.

OYA ARASLI (Devamla) - Bu gerçeğe olan inancımı, Atatürkümüzün 66 ncı ölüm yıldönümünde ifade etmeyi, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki varlığını Atatürk'e ve O'nun mimarı olduğu devrimlerimize borçlu bir cumhuriyet kadını olarak, bir görev biliyorum.

Ne mutlu bize ki, Atatürkümüz var; ne mutlu bize ki, Atatürkümüzü, O'nun eserlerini ve düşüncelerini sonsuza dek yaşatmaya takatımız ve gücümüz var.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Araslı.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, gündemdışı konuşmalara Hükümet adına cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Hükümet adına söz isteği var.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun. (Alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün 10 Kasım. Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 66 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Kendisini rahmetle, minnetle bir kez daha anıyoruz.

Ne zaman 10 Kasımlar gelse, ilkokul üçüncü sınıfta yaşadığım ufak bir anı hafızamda canlanır. Anadolu'da, kırsal bir yörede, ilkokul üçüncü sınıf öğrencisiyim. Müfettiş gelmiş okula. Sınıfımıza girdi, beni ayağa kaldırdı "söyle bakayım yavrum, Atatürk nerede yatıyor" dedi. Ben, hemen cevap verdim "Anıtkabir'de yatıyor." "Hayır" dedi "kalbimizde yatıyor diyeceksin." O sözün ne anlama geldiğini, ilerleyen yaşlarda ve şimdi çok daha iyi anlıyorum; çünkü, O, yaptıklarıyla milletimize mal olmuştur. "Benim fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; ama, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır" derken, kuşkusuz, devleti, cumhuriyeti ve rejimi sürekli kılmanın gerekliliğini de vurgulamıştır.

İlköğretim sıralarındayken, yurttaşlık bilgisi kitaplarında bir anekdot vardı -şimdi kitaplarda görmüyorum- hatta resimliydi, altında Atatürk'le ilgili şöyle bir anı vardı: Bir gün, Kastamonu koğuşlarını gezerken, bir Mehmetçiğe "söyle bakayım yavrum, bu ülkeyi, bu vatanı kim kurtardı" diye sormuş; o da, benim verdiğim -demin anlattığım gibi- dürüstlükle cevap vermiş "Atatürk kurtardı komutanım" demiş. O, başını iki yana sallamış "hayır, bu millet kendi kendini kurtardı" demiş.

1920'li yıllarda, böylesine bir millet egemenliği şuuruna ve demokrasi anlayışına pek az liderin sahip olabileceğini düşünüyorum. Şimdi, yaşadığımız şu çağdan, .-demek ki, seksen yıl gibi bir zaman olmuş- seksen yıl önce, krallıkların, hükümranlıkların hüküm sürdüğü bir çağda, böyle bir düşünceyi ortaya koyabilmek, ancak müstesna kişilere mahsus bir özelliktir diye düşünüyorum.

Kuşkusuz, O aramızda değil; ama, O yaşıyor; kalplerde yaşıyor, düşünceleriyle yaşıyor, ilkeleriyle yaşıyor ve yaşamaya da devam edecektir. O, millet egemenliğine son derece inanmış "hâkimiyet bilakaydüşart" cümlesini Anayasanın da ilkeleri haline getirmek suretiyle, inanıyorum ki, o çağda, demokrasinin, en geniş anlamda demokrasinin de temellerini atmıştır. O bakımdan, kendisini, yaptıkları karşısında bir kez daha şükranla anmak, herhalde görevimizdir, vazifemizdir diye düşünüyorum.

Bazı değerlerimiz var ki, onlar siyasetüstüdür, partilerüstüdür; hep öyle olmalıdır. Bunlardan bir tanesi dindir. Din ve dinî inançlar, hiç kimsenin tekelinde olmamalıdır. Din, mutlaka siyasetin üzerinde tutulmalıdır. Bunlardan bir tanesi de Atatürk'tür. Atatürk de, mutlaka siyasetin üzerinde tutulmalıdır. (Alkışlar) Atatürk'ten yola çıkarak siyaset yapmak, bana göre, o büyük kurtarıcının hatırasına yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. O bakımdan, milletimize böylesine mal olmuş değerlerimizi, mutlaka, her türlü şahsî düşüncelerimizin üstünde, siyasal düşüncelerimizin üstünde tutmaya özen göstermeliyiz.

Kıymetli vakitlerinizi fazla almayacağım. Bundan bir süre önce, Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanıydı o zaman, Sıtkı Paşayla bir uçak yolculuğunda tanıştık; bana Atatürk'le ilgili bir hatırayı anlatmıştı, beni çok etkilemişti. O hatırayı oradan aldığım şekliyle sizlere naklederek huzurunuzdan ayrılmak istiyorum.

Büyük Taarruz öncesi, Kocatepe'de geçiyor. Ertesi gün Büyük Taarruz başlayacak. Yanılmıyorsam, Gazi'nin yanında Fevzi Çakmak var. Gece ilerlemiş, uyuyamıyorlar. Bir ses, gecenin karanlığını yırtan bir ses duyuluyor. Askerler var Kocatepe'nin alt tarafında. Biri "ben size demedim mi, niye sözümü dinlemediniz" diye bağırıyor. Atatürk'ün yanındaki zat -Fevzi Çakmak olduğunu sanıyorum- "Gazi'yle birlikte aşağıya indik sesin geldiği yere. Bir komutan karşımıza çıktı 'nedir, demin burada bir ses duyduk, sebebi neydi' diye sorduk.Paşam, bir er sözümüzü dinlemedi. Akşamdan tüm askerler mataralarını suyla doldurdular 'bu mataraları asla boşaltmayın, yarın cephede size lazım olacak' diye kendilerine tembih ettik; ama, askerin biri, bu mataradaki suyla gusül aptesi almış. Onun için bağırdım, yarın cephede ne yapacaksın diye." Fevzi Çakmak "Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu sözü duyunca gözleri nemlendi 'dokunma, müdahale etme, bu asker bu inançla yarın cephede asla susamayacaktır' dedi" diyor.

Dolayısıyla, Kurtuluş Savaşı bu inançla yapılmıştır, cumhuriyetin temellerinde bu inanç yatar. Milletimizin kendisine has değerleri cumhuriyetimizin mayasında vardır.

Bu hatıra beni hep etkilemiştir. O'nun kendi değerlerimizle ilgili düşüncesi, Balıkesir'de Zağanos Paşa Camiinin girişinde, her iki kapının girişinde bir mermere işlenmiştir. Ne zaman Balıkesir'e gitsem mutlaka oraya gider, Atatürk'ün o mermerde yazılı olan sözlerini, orada yapmış olduğu bir konuşmayı tekrar tekrar okuma ihtiyacını hissederim.

Tekrar, ruhu şad olsun efendim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz isteği, son günlerde yaşanan kapkaç olaylarıyla ilgili olarak İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Sekmen'e aittir.

Buyurun Sayın Sekmen. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in, kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olaylarına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda ülkemizin gündemini oluşturan ve kamuoyunun yakından takip ettiği kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olayları hakkında görüşlerimi belirtmek üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, üyesi olmaktan onur duyduğum Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle, minnetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, malumunuz olduğu üzere, son zamanlarda, özellikle, İstanbul başta olmak üzere, büyük şehirlerimizde meydana gelen kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı ve buna benzer suçlar bizleri derinden üzmekte ve endişeye sevk etmektedir. Daha bir hafta önce, 3 Kasım 2004 tarihinde, ömrünü eğitime adamış bir vatandaşımızın kıt kanaat imkânlar içerisinde okutmakta olduğu Kocaeli Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencisi Ahmet Hakan Canıdemir, akşam saatlerinde evine dönmek üzereyken, Devlet Demiryollarına ait Adapazarı-Haydarpaşa treninde yolculuk yaparken, saat 21.45'te, Erenköy-Kızıltoprak istasyonları arasında cep telefonunu gaspetmek isteyen üç kişinin saldırısına uğramış, dövülmüş ve hızla giden trenden aşağıya atılmak suretiyle ağır şekilde yaralanmıştır. Maalesef, bu yavrumuz, 5 Kasım 2004 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Yeri gelmişken, hemen şunu da belirtmekte fayda görmekteyim: Bu menfur olayın diğer yolcuların gözleri önünde cereyan etmesi ve gerekli sosyal refleksin gösterilmemiş olması, ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken, üzücü bir olaydır. Bu vesileyle, genç yaşta hayata gözlerini yummuş olan yavrumuza Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, yıllardır ülkemizde kangren haline gelmiş olan kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı gibi suçlar son zamanlarda endişe verici boyutlara ulaşmış ve bu konuda, gerek önceki dönemlerde gerekse bu dönemde yasal ve idarî önlemler alınmaya çalışılmıştır; ancak, toplumsal mekânların, caddelerin, sokakların, toplutaşım araçları olan tren, tramvay, otobüs ve minibüslerle seyahat edenlerin emniyetini, işyerlerinin ve konutların güvenliğini sağlamak, sorumlu mevkilerde bulunanların birinci derecede görevidir.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, bu tür suçların meydana gelmesindeki sebep-sonuç ilişkisini, gerek sosyolojik, ekonomik ve hukukî gerekse de güvenlik boyutlarını incelemek gerekmektedir. Şöyle ki: Gasp, kapkaç, konut ve oto hırsızlığı gibi suçları işleyen kişi veya kişilere verilecek olan cezaların caydırıcılığının olmadığı ve bu yüzden de bu tür suçları işlemeye meyilli olan insanların cesaretlendirildiği halkımızın geniş bir kesimi tarafından kabul görmektedir. Daha önceleri, özellikle "kapkaç" diye tabir edilen suçun Ceza Kanunumuzda açık bir şekilde belirtilmediği ve cezasının yeteri kadar etkili olmadığı bilinmektedir; ancak, kısa bir süre önce yasalaşan ve 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan Türk Ceza Kanununun 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde "suçun, elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır" hükmü getirilerek, hem kapkaçın açık bir tarifi yapılmış hem de cezası ciddî şekilde artırılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın sözlerinizi efendim.

MEHMET SEKMEN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; konunun diğer bir boyutu ise eğitim boyutu. Burada, yine o klasikleşmiş sözü söylemek durumundayım; önce eğitim. Ailelerimizde küçük yaştan başlamak kaydıyla, okullarda ilköğretimden üniversiteye kadar bir bireyin topluma faydalı bir şekilde nasıl yetiştirilmesi, yönlendirilmesi ve toplumla barışık halde yaşamını sürdürebilmesi formüllerinin çok iyi araştırılması ve uygulanabilmesi için gerekli önemi ve desteği vermemiz gerekmektedir. Tabiî ki, bu eğitim süreci sadece okul ve aileyle sınırlı değildir. Toplumu bilgilendiren, yönlendiren ve etkisi altında bırakan bütün kurum ve kuruluşlara, özellikle yazılı ve görsel yayın kuruluşlarına -ki, burası çok önemlidir- ciddî görevler düşmektedir. Bazı görsel yayın kuruluşlarımızın ortaya koyduğu, çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde şiddeti çağrıştıran, kuralsızlığı bir hayat biçimiymiş gibi sunmaya çalışan dizi ve yayınlardan kaçınılması gerekmektedir. Daha sağlıklı, barışçı, üretken, suça karşı meyilli olmayan bir nesil yetiştirmek için, toplumun bütün kesimleriyle el ele vererek bu görevi yerine getirmek durumundayız.

Değerli arkadaşlar, olayın bir de güvenlik boyutu vardır ki, bu da çok önemlidir. Malumunuz olduğu gibi, toplumu oluşturan fertlerin güvenliğini sağlamak öncelikle devletin aslî görevidir. Vatandaşlarımızın özgürce ve rahatça seyahat edebilmeleri, gidecekleri yere sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşmaları gerekir. Özellikle, toplutaşım araçlarındaki güvenlik önlemlerinin bir an evvel alınması gerekmektedir. Şehirlerarası çalışan ekspres tren biletlerinde bileti satın alan kişinin kimlik bilgileri yer almalı, istasyonlarda bu trenlere şehir içi yolcuları alınmamalıdır. Ayrıca, hareket halinde olan yolcu trenlerinde kapı kapama sistemi merkezî olmalı ve sadece duraklarda açılabilmelidir. Tüm toplutaşım araçlarında modern güvenlik sistemleri kurulmalıdır. Turnike ve kamera sistemlerinin kuruluşuyla, vatandaşlarımızın can ve mallarına yönelik saldırılar için caydırıcı güvenlik altyapısı oluşturulmalıdır.

Her kurumun, vatandaşa götürmüş olduğu hizmetin kaliteli ve verimli olmasına dikkat etmesi kadar, o hizmetten vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde faydalanmasına da hassasiyet göstermesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu menfur olayda da görüldüğü gibi, Türkiye ekonomisinde büyük bir yara olan kayıtdışı ekonominin belli bir programla ve kararlı bir biçimde kontrol altına alınması zorunludur. "İkinci el" diye tabir edilen ve genellikle elektrik-elektronik cihazları ve oto yedek parçalarını kapsayan pazarın kontrol edilmesi çok önemli bir husustur. Bu piyasa, çoğunlukla gasp ve hırsızlıkla elde edilen malların ortaya sürüldüğü bir pazardır. Bu piyasa için farklı bir model ve kontrol sistemi kurulmalıdır. Bunun sağlanmasında Maliye Bakanlığımız yetkililerine büyük görevler düşmektedir.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, son günlerde artış gösteren kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olaylarının önüne geçilebilmesi için, özellikle toplutaşım hizmeti veren kurumlarımızdaki güvenlik personeli eksikliğinin en kısa sürede giderilmesi gerekir ve valiliklerimizin, kaymakamlıklarımızın, genel kolluk kuvvetlerimizin ve yargı mensuplarımızın koordineli bir şekilde işbirliği yaparak gerekli önlemlerin alınması zarurîdir.

Ayrıca, yine, valilik ve kaymakamlıklarımızca, il ve ilçelerinde yaşayan ve madde bağımlısı olan sokak çocuklarının takibe alınarak tespitinin yapılması ve bu yavrularımızın madde bağımlılığından kurtarılarak sağlıklı bir yaşam sürdürmelerinin sağlanması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, özellikle belirtmek istediğim diğer bir husus da şudur: Bu tür olaylara maruz kalan vatandaşlarımızın ve görgü tanıklarının, zaman kaybetmeden emniyet birimlerine müracaat etmeleri gerekmektedir. Burada, vatandaş ve kamu yöneticilerinin işbirliği söz konusudur. Bu olayları ilgili birimlerimizin titizlikle takip ederek kısa sürede neticeye kavuşturmaları vatandaşlarımızın acil beklentisidir.

Değerli milletvekilleri, bu konu, 8 Kasım 2004 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme gelmiş ve kapkaç terörünün önüne geçebilmek için dört bakandan oluşan bir komisyonun oluşturulmasına karar verilmiştir; bu da, durumun ciddiyeti ve aciliyeti bakımından yerinde bir karar olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, sözlerime bu noktada son verirken, menfur olaylarda ve bu olayda hayatını kaybeden genç yavrumuza ve diğer insanlarımıza, vatandaşlarımıza Allah'tan, tekrar, rahmet diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Sekmen.

Sayın Bakan, bir talebiniz var mı?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Hayır efendim.

BAŞKAN - Yok. Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

3 adet Meclis araştırması önergesi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım; ancak, sunuşun Kâtip Üyemiz tarafından oturduğu yerden yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Birinci önergeyi okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 36 milletvekilinin, bazı ilçelerin adliye teşkilatlarının kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/226)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Adalet Bakanlığı tarafından yaklaşık 140 ilçemizdeki adliye teşkilatları aniden kapatılmış ve bu ilçelerimizdeki görevliler başka il ve ilçelere tayin edilmişlerdir. Bu işlemle vatandaşlarımızın içinde bulunduğu sorunlar dikkate alınmadan, bu ilçelerimizin hangi ölçüler çerçevesinde objektif kriter konularak değerlendirildiği belirsizdir. Bu nedenlerle Anayasanın 98 inci maddesi ile İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1.- Ferit Mevlüt Aslanoğlu            (Malatya)

2.- Özlem Çerçioğlu                       (Aydın)

3.- Abdurrezzak Erten                   (İzmir)

4.- Tuncay Ercenk                          (Antalya)

5.- Muharrem Kılıç                        (Malatya)

6.- Erdal Karademir                        (İzmir)

7.- Kemal Demirel                          (Bursa)

8.- Mehmet Parlakyiğit                  (Kahramanmaraş)

9.- Ahmet Yılmazkaya                   (Gaziantep)

10.- Feridun Ayvazoğlu                 (Çorum)

11.- Orhan Eraslan                         (Niğde)

12.- Uğur Aksöz                            (Adana)

13.- Mehmet Mesut Özakcan        (Aydın)

14.- Canan Arıtman                        (İzmir)

15.- Gürol Ergin                             (Muğla)

16.- Ali Cumhur Yaka                    (Muğla)

17.- Kemal Sağ                               (Adana)

18.- Ramazan Kerim Özkan           (Burdur)

19.- Yüksel Çorbacıoğlu                 (Artvin)

20.- Mehmet Küçükaşık                (Bursa)

21.- Osman Kaptan                        (Antalya)

22.- Engin Altay                             (Sinop)

23.- Feridun Fikret Baloğlu            (Antalya)

24.- Mustafa Yılmaz                      (Gaziantep)

25.- Türkân Miçooğulları               (İzmir)

26.- Halil Ünlütepe                        (Afyon)

27.- Mehmet Boztaş                      (Aydın)

28.- Sedat Pekel                              (Balıkesir)

29.- Hüseyin Ekmekcioğlu             (Antalya)

30.- Mustafa Özyurt                     (Bursa)

31.- Muharrem Toprak                  (İzmir)

32.- Ersoy Bulut                            (Mersin)

33.- Hüseyin Özcan                       (Mersin)

34.- Mehmet Tomanbay                (Ankara)

35.- Osman Coşkunoğlu                 (Uşak)

36.- Vahit Çekmez                         (Mersin)

37.- N.Gaye Erbatur                      (Adana)

Gerekçe:

Adalet Bakanlığı tarafından 140 ilçemizdeki adliye teşkilatları ani bir kararla kapatılmış ve bu ilçelerimizde görev yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilerin tayinleri başka il veya ilçelerimize çıkarılmıştır. Bu ilçelerimizde yaşayan ve adliye teşkilatlarıyla çeşitli işleri ve davaları bulunan vatandaşlarımız çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Ayrıca, mevcut davalarının nakledileceği il ve ilçelerde yine önemli problemlerle karşı karşıya kalacaklardır.

Dosyaların nakledileceği il ve ilçelerimizdeki adliye teşkilatları büyük ölçüde sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Diğer taraftan kapatılan adliye teşkilatları kapatılan ilçelerimizden devredilecek dosyalarla ilgili keşif ve diğer yerinde incelemeler önemli ölçüde sorun olacaktır.

Ayrıca adliyeleri kapatılan ilçelerimizin hangi ölçekler içerisinde kapatıldığı belirsizliğini korumaktadır. Nelerin objektif kriter olarak konulduğunun açıkça belirlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İkinci önergeyi okutuyorum:

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 23 milletvekilinin, Kastamonu-Küre İlçesi Aşıköy yeraltı bakır ocağında meydana gelen kazanın nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kastamonu'nun Küre İlçesinde işletilen Aşıköy yeraltı bakır ocağında 8 Eylül 2004 tarihinde meydana gelen yangın felaketinin öncesinde alınması gereken tedbirlerin alınmaması, yangın sırasında gerekli müdahalenin yapılmaması ve gecikmesinin nedenlerinin araştırılarak, gerek bu konudaki sorumlularla ilgili adlî sürecin işletilmesi gerekse de bundan sonra alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Gerekçe:

Kazanın olduğu Küre Bakır İşletmesi, bakır cevherinin işlenerek,bakır ve pirit konsantresi üretmek amacıyla, 1959 yılında, Etibanka bağlı olarak kurulmuş, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 2 Nisan 2004 tarih ve 2004/23 sayılı kararıyla, Karadeniz Bakır İşletmelerine ait Samsun Bakır İzabe Tesisleriyle birlikte 33 000 000 ABD Doları bedel karşılığı CE-KA İnşaat Makine Madencilik Petrolcülük Turizm Nakliyat Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satılmıştır. Kazanın olduğu ocakta, üretim STFA firması tarafından yapılmaktadır. Söz konusu firma, bakır üretimi işini Etibakır AŞ'den on yıllığına almış olup, işletmenin satışından sonra da bu faaliyetini CE-KA İnşaat firması adına sürdürmektedir.

Kazanın ardından Cumhuriyet Halk Partisi tarafından oluşturulan araştırma ve inceleme ekibinin olay yerinde yaptığı incelemelerde, gerek bakır ocağını işleten şirketin gerekse de olası bir yangına karşı denetleme görevini yerine getirmekle yükümlü devletin çeşitli kurumlarının ihmalini gözler önüne seren tespitlerde bulunulmuştur. Öncelikle madende yangın tehlikesine karşı herhangi bir şirketiçi eğitim verilmemiş, verilen eğitimler, göçük tehlikesine karşı tasarlanmıştır.

Yine, şirket, kâğıt üzerinde bir acil kurtarma timi oluşturmuş gibi görünse de, gerçekte böyle bir ekibin var olmadığı ortaya çıkmıştır. İş güvenliği ve işçi sağlığı konularında madende hiçbir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Çalışma Bakanlığı da, işveren tarafından yapılan denetim talebine bir yıl sonra yanıt vererek, bu konuya verdikleri önemi ortaya koymuştur.

Madenin konumu ve üretim aşamalarıyla ilgili denetlemeyi sürdürmekle yükümlü olan Maden İşleri Genel Müdürlüğü, madende hiçbir denetim faaliyetinde bulunmamıştır. Maden İşleri Genel Müdürlüğü, ocak işletmesinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi açısından önemli olan bu görevi personel eksikliği dolayısıyla yapamadıklarını ifade etmişlerdir. Ankara'daki yetkililer olaya geç müdahale ederek bilançonun ağır olmasına neden olmuşlardır. Bu sonuçta maden ocağı görevlilerinin olayın ciddiyeti konusunda yetkilileri geç haberdar etmiş olmalarının da büyük etkisi vardır.

Olayın sorumluları, denetim eksikliği nedeniyle Enerji Bakanlığı, iş güvenliğinin sağlanamamış olması nedeniyle Çalışma Bakanlığı, olaya zamanında müdahale etmeyerek gecikme sonucu 19 işçimizin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına neden olan hükümet yetkilileridir. Ayrıca, acil kurtarma ekiplerini oluşturmayan, yangına karşı gerekli ve yeterli tedbirleri almayan ve yangın çıkışından sonra yetkilileri zamanında haberdar etmeyen şirket yetkilileri de aynı ölçüde sorumluluk taşımaktadır. Devlet tarafından işletildiği kırk yıl boyunca bu denli ihmal ve büyük bir felaketle karşılaşmayan ocakta, özelleştirme sonrasında böyle bir felaket yaşanması, Türkiye'de özelleştirme politikalarının ciddî bir vizyonla gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu sebeplerden ötürü; olayda kusuru bulunan gerek şirket ve gerekse de denetimde ve kurtarmada sorumluluk sahibi devlet kurumları ve yetkililerinin adlî makamlara sevk edilmeleri ve yurt çapında işletilen tüm madenlerde oluşabilecek kazalara karşı alınacak tedbir unsurlarının yeniden değerlendirilmesi konularının, Yüce Meclisimizde kurulacak araştırma komisyonunca incelenmesini takdirlerinize arz ederiz.

1.- Mehmet Yıldırım                      (Kastamonu)

2.- Haluk Koç                                 (Samsun)

3.- Tacidar Seyhan                         (Adana)

4.- Nadir Saraç                                (Zonguldak)

5.- Sedat Uzunbay                         (İzmir)

6.- Haşim Oral                                (Denizli)

7.- Engin Altay                               (Sinop)

8.- Enver Öktem                             (İzmir)

9.- Erdal Karademir                        (İzmir)

10.- Muharrem İnce                       (Yalova)

11.- Uğur Aksöz                            (Adana)

12.- Şefik Zengin                            (Mersin)

13.- Feridun Fikret Baloğlu            (Antalya)

14.- Muharrem Kılıç                      (Malatya)

15.-Canan Arıtman                         (İzmir)

16.- Hüseyin Ekmekcioğlu             (Antalya)

17.- Atila Emek                              (Antalya)

18.- Osman Özcan                         (Antalya)

19.- Nurettin Sözen                        (Sivas)

20.- Tuncay Ercenk                        (Antalya)

21.- Ali Arslan                               (Muğla)

22.- İsmail Değerli                          (Ankara)

23.- N. Gaye Erbatur                     (Adana)

24.- Erol Tınaztepe                        (Erzincan)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Üçüncü önergeyi okutuyorum:

3.- Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak ve 22 milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet, şiddet, şike, haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonalarında Türk sporunun değişik branşlarda büyük başarılar kazandığı bilinmektedir.

Dünya üçüncülüğünü elde eden Futbol Millî Takımımızın uluslararası şampiyonalarda başarı kazanan futbol takımlarımız ile diğer branşlarda mücadele eden takımlarımızın başarıları herkesin gözü önündedir.

Ne var ki, sporumuzda ve özellikle futbolumuzda ortaya atılan şike iddiaları, konuyla ilgili yazılı ve görsel basında yapılan yayınlar, hem Türk sporu ve sporcularını hem de kamuoyumuzu rahatsız etmekte, ülkemizin ve Türk sporunun hem yurtiçi hem de yurtdışı itibarını zedelemektedir.

Bu gerekçelerle TBMM, spor camiasında yaşandığı söylenen iddiaların incelenmesi, kaynağına inilerek varsa malî ve diğer boyutlarının ortaya çıkarılması, yakışıksız görüntülere ve acılara sebep olan tribün terörünün önüne geçilmesi için gerekli önlemleri alma konusunda hassasiyetini göstermelidir.

Türk futbolu başta olmak üzere sporumuzun her dalında "rüşvet, şike, şiddet, tehdit, doping, haksız rekabet.." gibi spor ve centilmenlikle asla bağdaşmayan bu kirliliğin doğru olup olmadığı, varsa sorunların ve sorumluların tespiti ile alınması gerekli tedbirler konusunda Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü maddesi gereğince Meclis araştırması yapılmasını talep ederiz.

1.- Faruk Nafiz Özak                     Trabzon

2.- Ali Yüksel Kavuştu                  Çorum

3.- Ali Er                                        Mersin

4.- Vahit Erdem                              Kırıkkale

5.- İrfan Gündüz                            İstanbul

6.- Mehmet Özyol                         Adıyaman

7.- Kerim Özkul                             Konya

8.- Cemal Kaya                              Ağrı

9.- Mehmet Kerim Yıldız               Ağrı

10.- Ömer Özyılmaz                      Erzurum

11.- Şükrü Ünal                              Osmaniye

12.- Cahit Can                                Sinop

13.- Nurettin Aktaş                        Gaziantep

14.- Yüksel Coşkunyürek              Bolu

15.- Mehmet Sarı                           Osmaniye

16.- Salih Kapusuz                         Ankara

17.- İmdat Sütlüoğlu                       Rize

18.- M.İhsan Arslan                       Diyarbakır

19.- Şemsettin Murat                     Elazığ

20.- Abdullah Torun                      Adana

21.- Cavit Torun                            Diyarbakır

22.- Mehmet Fehmi Uyanık          Diyarbakır

23.- Sadullah Ergin                         Hatay

Gerekçe :

Spor, insanlık tarihi boyunca ve özellikle 20 nci Yüzyılın başından itibaren toplumların, kültürlerin ve insanların birbirlerini tanımalarında ve birbirleriyle kaynaşmalarında önemli bir görevi yerine getirmektedir.

Ancak, spor, küreselleşen dünyada asıl fonksiyonu olan "kardeşlik, barış" gibi olguları bir kenara itmiş ve devletlerin, toplumların, takımların ve insanların birbirleriyle yarıştıkları bir alan haline gelmiştir.

Bu yarış, ister istemez sporun ruhuna aykırı olan bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir.

Ülkemizde son yıllarda sporun her alanındaki gelişmelerin varlığı inkâr edilmez bir gerçektir. Ülkemizi dünya arenasında son yirmi yıl öncesine kadar ata sporumuz güreşle başarılı bir şekilde temsil etmekte iken, 21 inci Yüzyılı yaşamaya başladığımız şu günlerde, futbolumuzla, halterimizle, atletizmimizle, basketbolumuzla, voleybolumuzla, boksumuzla dünyada kendimizden söz ettirmekteyiz.

Türk Millî Futbol Takımımızın 2002 Dünya Kupasında almış olduğu üçüncülük, sporcularımızın olimpiyatlarda elde ettiği başarılar, ülkemiz sporunun bir atılım içerisinde olduğunun göstergeleridir.

Ancak, küresel sporun beraberinde getirdiği olumsuzluklar ülkemiz sporunu da etkilemektedir.

Yukarıda da izah ettiğimiz gibi, spor -özellikle turnuva şeklinde yapılan müsabakalar- rekabeti, rekabet hırsı, hırs ise şike, şiddet, hile gibi istenmeyen durumları da beraberinde getirmektedir. Bu istenmeyen durumların ortaya çıkmasından, sporun getirisi yüksek bir alan olmasının da etkisi büyüktür.

Özellikle futbolda milyon dolarlarla telaffuz edilen transfer ücretleri gözönünde bulundurulduğunda, futbol sektöründe dönen paranın hayal gücümüzü çok fazla zorlayacağı ortadadır.

Son günlerde Türk sporunun lokomotifi olan Türk futbolunun üzerinde dolaşan şike bulutlarının kaynağının derhal araştırılmasında ve çözümünde kuşkusuz kamu yararı vardır. Ancak, futbolumuzdaki sorunları şikeyle sınırlamak mümkün değildir.

Kötü olma noktasında şikeyle başabaş yarışabilecek bir diğer olumsuzluk da şiddet olgusudur. Sporun ruhuna tamamen zıt olan bu yeni ruh halinin de daha fazla yaygınlaşmadan önünün ilelebet kesilmesi gerekmektedir.

Gündemde olması nedeniyle futbolla açıklamaya çalıştığımız, ancak, sporun diğer dallarına da rahatlıkla atıf yapılabilecek bu olumsuzlukların yok edilmesinde, kaynaklarının, bilerek veya bilmeyerek destekçilerinin tespiti önem arz etmektedir. Yani, doğru tedavi için doğru teşhis şarttır.

Bu sebeplerle, başta futbol olmak üzere, diğer spor dallarında; şike ve benzeri durumların olup olmadığının araştırılması, teşvik primi denilen uygulamanın hukukî ve ahlakî açıdan değerlendirilmesi, Türk sporuna katkısının araştırılması, televizyonlarda yayınlanan spor programlarının Türk sporuna katkısının ve taraftar şiddetine etkisinin araştırılması ve gereken önlemlerin tespiti için, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını talep ederiz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

D) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/702)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsünün 25 inci yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere, 19-21 Ekim 2004 tarihlerinde adı geçen ülkeye yaptığım resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                                                           Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                      Başbakan

Liste

Ömer Çelik                                     (Adana)

Egemen Bağış                                 (İstanbul)

BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

IV.- ÖNERİLER

A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No. 107                                                                                                   Tarihi: 10.11.2004

10.11.2004 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 680 sıra sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 inci sırasına, gündemin 5 inci sırasında yer alan 639 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 33 üncü sırasında yer alan 653 sıra sayılı Organik Tarım Kanunu Tasarısının 7 nci sırasına, 34 üncü sırasında yer alan 662 sıra sayılı Tohumculuk Kanunu Tasarısının 8 inci sırasına alınmasının, 10.11.2004 çarşamba günkü (bugünkü) birleşimde gündemin 7 nci sırasına kadar olan teklif ve tasarıların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

                                                                                                                    Bülent Arınç

                                                                                                      Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                        Başkanı

                                                                                                                             

Sadullah Ergin                                 Ali Topuz

AK Parti Grubu Başkanvekili        CHP Grubu Başkanvekili

BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Seçim" kısmına geçiyoruz.

V.- SEÇİMLER

A) KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM

1.- Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN - Bu kısımda, Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine düşen 1 üyelik için seçim yapacağız.

Bu üyelik için, Mardin Milletvekili Sayın Süleyman Bölünmez aday olmuştur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; hayırlı olsun.

Alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)

BAŞKAN - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

2.- İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S. Sayısı: 678) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporu 678 sıra sayıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz istekleri var.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü; buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Ünlü, süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüş ve düşüncelerini anlatmaya çalışacağım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, bu anlamlı günde, Büyük Atamızı kaybettiğimiz bu günde, izninizle, konuya girmeden önce, Büyük Önder Atatürkümüzün sporla ilgili bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aslında, biliyorsunuz, spora çok düşkün, çok değer veren bir insan olduğu için, çok da anısı var Mustafa Kemal'in; en çok da güreşle ilgili anıları bizim toplumumuzda bilinir. O nedenle, ben de, izninizle, güreşle ilgili küçük bir anısını anlatarak, sizlerle paylaşarak konuya döneceğim.

Değerli arkadaşlarım, yıl 1933, Moskova'ya dostluk amacıyla 200 kişilik bir sporcu kafilesi gidecek. Tabiî, içlerinde güreşçiler de var. Listeyi

Büyük Öndere götürürler -tabiî, o zamanlar uçak yok, gemi ve trenle Moskova'ya geçilecek- büyük bir dikkatle inceler ve daha sonra, güreş kafilesinin üzerini çizer; gitmesinler anlamında, çizer. Kafile başkanı rahmetli Cevdet Kerim İncedayı da çok alınır; Atatürk'ün güreşe olan tutkusunu da bildiği için şaşırır, bir şey de söyleyemez; ama, Mustafa Kemal der ki: "Diğer branşlarda neyse; ama, güreşte yenilmelerini katiyen kabullenemem; o yüzden, gitmesinler."

Mustafa Kemal, bir yıl önce yapılan Los Angeles Olimpiyatlarını -1932'deki Los Angeles Olimpiyatlarını- çok yakından izlemiş olacak ki, o güne kadar, güreşte, Finlandiyalılar çok önde, dünyada bütün başpehlivanlıkları onlar kazanıyorlar; ama, o olimpiyatlarda, Ruslar, Finlandiyalıları bile yenmişler. Der ki: "Ruslar bu olimpiyatlarda onları bile yendiler, bizi haydi haydi yenerler; o yüzden, dayanamam, gitmesinler." Sonra, tabiî, bir şey söyleyemezler, dönerler, rahmetli İsmet Paşayı ziyaret ederler, ondan yardım isterler; neyse, sorun çözülür ve giderler. Tam güreşler başlarken -Hüseyin Erkmen mindere çıkacak- Büyük Atatürk'ten telgraf gelir. Telgrafı okurlar güreşçilere. Hüseyin Erkmen de dinliyor; fakat, Rus hakemler mindere Türk güreşçi çıkacak diye beklerken de zaman geçiyor, diskalifiye olacaklar. O arada koşarak gelir "niye çıkmıyorsunuz mindere, bir şey mi oldu" der. Cevdet Kerim İncedayı "yok, Atatürk'ten telgraf geldi, Rus Halkına başarılar diliyor ve saygılar sunuyor" deyince, sorunu çözmüş oluyorlar. Tabiî, o arada, anons da etmiş oluyorlar. Neyse, alkışlanıyor.

Tabiî, söylediğim gibi, Büyük Atatürk'ün, sporla ilgili, güzel özdeyişleri var, değerli sözleri var. En güzellerinden birisi de şudur: "Sporu, spor hareketlerini, millî eğitimin temel unsurlarından biri saymak gerekir. Dünyada, spor hayatı, spor hareketleri çok önemlidir, o yüzden, buna, bizde, daha çok önem vermek gerekir; çünkü, neslin gelişmesi ve güzelleşmesi meselesidir" der. Bunu, bu anlamlı günde, Büyük Atamızı, yeniden, şükranla, saygıyla ve özlemle anarken sizlerle paylaşmak istedim.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, 11 Ağustos 2005 tarihinde, İzmir'de, kısa adı Universiade olan, Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının 23 üncüsü gerçekleştirilecek. Bu düşünceye biz nereden vardık; önce, kısaca, bu konuda bilgi vermek istiyorum.

Sayın Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde, 1999 yılında, otuz yıl aradan sonra, biz, benim de içerisinde bulunduğum hükümet olarak, Türkiye Üniversitelerarası Spor Oyunlarını yeniden başlattık. Bu oyunları İzmir'de başlattık. Türkiye Üniversitelerarası Spor Oyunlarına, o yıl, 50'ye yakın üniversiteden 3 040 sporcu katıldı. Tabiî, büyük bir performans gösterildi, özgüvenimiz çok arttı. Tabiî, o arada, bu güvenden kaynaklanarak, bugün de, Üniversiteler Spor Federasyonu Başkanı olan Kemal Tamer arkadaşımız, bize, 23 üncü Universiade'ın -hatta 22 ncisi, biz 2003 yılındakine başvurmuştuk- Türkiye'de, İzmir'de yapılabilmesi için bir görüş öne sürdü ve biz de bu görüşü çok benimsedik ve bu görüşü, o zaman, değerli dostum, büyük başkan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina'ya götürdük; çünkü, bu oyunlar, bildiğiniz gibi, ülkeler adıyla anılmıyor, şehirler olarak kabul ediliyor, benimseniyor ve şehirler olarak gerçekleştiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının bunu kabul etmesi gerekiyordu. Tabiî, rahmetli Piriştina büyük bir heyecanla, yoğun bir ilgi göstererek bunu benimsedi ve biz de, 2003 Universiade İzmir olarak başvurduk. Kanada, Meksika, Kore, Türkiye ile birlikte aday idiler. Çok yoğun çalışmalar yapıldı, aşağı yukarı yurt dışındakilerin dışında, İzmir'de yapılan bütün toplantılara başkanlık etmiştim, içinde bulunmuştum. Çok umutlu değildik doğrusu; çünkü, bildiğiniz gibi, büyük olimpiyatların, yaz olimpiyatlarının dışında dünyada en büyük spor organizasyonudur dünya üniversitelerarası spor oyunları organizasyonu. O nedenle, kolay değildi. Tabiî, gelen heyetleri, FISU yöneticilerini, uluslararası spor federasyonlarının yöneticilerini ikna etmek için çok büyük çaba sarf edildi. İzmir Kenti gezdirildi. İzmir'in, seyirci potansiyeliyle, tarihî ve kültürel değerleriyle, tesisleriyle, konaklama kapasitesiyle bu büyük organizasyonu başarıyla gerçekleştirebileceğimiz konusunda onları ikna etmeye çalıştık.

Şunu burada sizlerle paylaşmak istiyorum: Rahmetli oldu gitti, ruhu şad olsun; ama, inanın, Türkiye'deki bütün çabalarımızın temelinde Ahmet Piriştina'nın performansı vardı ve kimse alınmasın, ben de alınmıyorum, önce Ahmet Piriştina'yı sevmişti gelen heyet. Bu insanî ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu vurgulama açısından ben bunu söylüyorum. O nedenle, 2003'ü bize vermediler; ama, tarihinde ilk kez FISU yöneticileri, 2005'i, yani, iki tarihi birden açıkladılar, 2005'i de Türkiye'ye, İzmir'e verdiler; o nedenle, bu çalışmalar başlatıldı.

Tabiî, konaklama açısından büyük bir mesafe alındı, diğer tesisleşme sorunları da büyük ölçüde giderildi. Hatırlarsınız, ben de üç yıldır, bu yasama döneminde her kürsüye çıkışta ya da başka platformlarda sporla ilgili yaptığımız konuşmalarda Universiade'ı hep dile getirmişimdir, bir an önce bu Universiade'la ilgili çalışmalarımızı hızlandırmamız konusunda gayret göstermemiz gerektiğini söylemişimdir. Sayın hükümet temsilcileri, başta Sayın Bakan olmak üzere, bunu bilirler. Sayın Bakan da her seferinde güvence verdi bizlere ve çalışmaların olumlu bir şekilde devam etmekte olduğunu -siz de hatırlarsınız- sürekli yinelediler. Hatırlıyorum, Ahmet Piriştina da Sayın Başbakanla, Sayın Mehmet Ali Şahin'le görüşmeler yapmıştı. Şimdiki Değerli Başkanımız Aziz Kocaoğlu da sık sık geldi, gitti, takip etti; bizler de takip ediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerinde duruyoruz. Hepimiz, Türkiye için büyük bir prestij konusu olan ve imajımızın güçlenmesine en büyük katkıyı yapacak olan büyük organizasyonlardan birisi olarak önem verdiğimiz bu tarihin başarıyla yürütülmesini ve yüzümüzün akıyla bu organizasyonun altından kalkmayı, hep beraber istiyoruz.

O nedenle de, bu yasa tasarısı, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda da enine boyuna tartışıldı, görüşüldü; sağ olsunlar, muhalefetin de görüşlerine değer verilerek, bütün düzenlemeler yapıldı.

Burada, Genel Kurulda, sanıyorum, grup başkanvekillerimizin de öyle bir talepleri yok, bir önergemiz de yok şu aşamada. Tasarıyı destekliyoruz, sonuna kadar destekliyoruz ve bir an önce çıkarılıp Universiade hazırlıklarına başlanması için biz de sabırsızlanıyoruz.

Ancak, değerli arkadaşlarım, tabiî, birkaç eleştirimiz var; onları da söylemeden edemiyorum. Önümüzde bir yıldan az bir zaman kaldı; Universiade, 11 Ağustos 2005'te başlayacak.

Yasa tasarısı, işte, İstanbul Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun bir örneğinde olduğu gibi, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun kurulmasını getiriyor. Burada, spordan sorumlu Sayın Bakanımızın başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, TRT Genel Müdürü, Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Genel Müdürü gibi üst düzey yöneticiler olacak; yani, bu organizasyonda ihtiyaç duyacağımız kurumların birinci derecede sorumlu insanlarının bulunduğu bir üst kurul öneriliyor.

Doğrudur; bu kurulun üç görevinden birisi de, bir genel koordinatör atamak; İcra Kurulunun içinden veya başkanı olarak, bir genel koordinatör atamak ve yönergeler çıkararak sorunları aşmaktır.

Tabiî, yasa tasarısının getirdiği büyük kolaylıklar var; başka türlü de altından kalkılmaz, onu da söyleyeyim; Katma Değer Vergisinden, Damga Vergisinden, İhale Kanunundan, hepsinden müstesna. Her şeyi diledikleri gibi yapabilecekler, satın alabilecekler, bütün kamu kuruluşlarından istedikleri personeli görevlendirebilecekler, araç gereç, ne ihtiyaçları varsa, bütün hepsini alıp kullanabilecekler. Böyle yetkiyle donatılmış bir icra kurulu başkanı, yani, genel koordinatör var. Tabiî, arada organizasyon komitesi var. Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu, orada başkanlık yapacak. Hiçbir itirazımız yok; ama, Sayın Bakanın da hoşgörüsüne sığınarak, şunu bir uyarı olarak da söylüyorum, ayrıca dikkatinize sunmadan geçemiyorum. Şimdi, bu üst kurulun üç görevinden birisi olan bir genel koordinatör atama görevini... O kurulun oluşumu daha gerçekleşmeden, yani, bu yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Yüce Meclisten daha geçmeden fiilen atanmış durumda.

İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Aziz Kocaoğlu mu?..

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Hayır, değil; ismini vermeyeyim, çok değerli bir arkadaşımız. Sayın Aksoy -sordunuz söyleyeyim- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını Ahmet Piriştina karşısında kaybetmiş bir adaydı biliyorsunuz, çok değerli bir arkadaşımız, çok kaliteli bir insan olduğunu da biliyorum. O konularda bir şey söylemiyorum; ama, gönül isterdi ki, bu yasa daha önce getirilseydi de, çıksaydı ve atansaydı; ama, atansaydı derken de bir eleştirimi daha sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Bu, dünyanın en büyük ikinci spor organizasyonudur ve kendi topraklarımızda bugüne kadar gerçekleştireceğimiz spor, sosyal, bilimsel ne anlamda olursa olsun en büyük organizasyondur. En son Kore'de Daegu Kentinde dünya üniversitelerarası spor oyunlarına     7 000 sporcu, 174 ülke katıldı. Ondan önce Pekin'de, yine, bir o kadar sporcu ve yönetici katıldı.

Tabiî, büyük birikim ve spor konusunda gerçekten deneyim gerektiren bir görevdir. Yani, bir spor salonuna, bir stadyuma, bir spor sahasına girdiği zaman genel koordinatörlük görevini yürütecek olan arkadaşımız, o incelikleri, sorunları anında görebilecek bir birikime sahip olması gerekir. Kendi mesleğinde ne kadar başarılı olursa olsun, yani, onları... Örneğin, bir voleybol ağının üzerindeki güneş ışığını, pencereden sporcunun gözüne yansıyacak olan bir güneş ışığını, baktığı zaman göremeyen bir yönetici, orada büyük bir fiyaskoyla Türkiye'yi karşı karşıya bırakacak demektir. Yani, böyle -duyarlılık demeyeyim- incelikleri olan -takdir edeceğiniz gibi- bir organizasyondur. Girişlerde, çıkışlarda, havayollarında her bakımdan deneyim gerektiren bir görevdir. O bakımdan, bizim tercihimiz, tabiî ki, bir büyükelçi, yani olimpiyatlar yaşamış bir büyükelçi; Arjantin'den döndü mü bilmiyorum, Şükrü Bey -soyadını şu anda hatırlamıyorum- beş altı olimpiyat görmüş bir büyükelçidir. Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkan ve Genel Sekreteri, Genel Direktörü, çok olimpiyat yaşamış insanlardır. Türkiye'de böyle birikimi olan spor adamları var, başka meslekten insanlar var. Onlardan yararlanmakta çok büyük yarar vardır. Başımıza, inşallah, kötü bir şey gelmez. Böyle bir şeyi asla temenni etmeyiz. Bunu hep beraber başarıyla yürüteceğiz.

Burada, bu görevi fiilen üstlenmiş olan değerli Taha Aksoy arkadaşımıza da tabiî ki başarılar diliyoruz. Hepimizin sorunu. İstiyoruz ki, bu tür ciddî meselelerde bir kumar oynanmasın; çünkü, kaybedecek olan hepimiziz, bu masada oturan herkestir. O bakımdan, böyle bir uyarı görevini de yapmak istedim.

Hepiniz biliyorsunuz, bizim de üzerinde duyarlılıkla, titizlikle durduğumuz konu, İzmir'in, beşbin yıllık tarih ve kültür kentinin, Türkiye adına, bu spor organizasyonundan yararlanılarak bütün dünyada tanıtımını yapabilmek ve Türkiye'nin bundan çok büyük kazançlar elde etmesini sağlayabilmektir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, olimpiyatlarla birlikte -örnek vermek istiyorum- dünyada yapılan kamuoyu anketleri gösteriyor ki, örneğin 1988 Seul Olimpiyatlarından sonra Kore mallarıyla ilgili yapılan bir ankette, Kore üretim mallarına dünya kamuoyu nezdinde güven duygusu yüzde 700 artmıştır, 7 kat artmıştır; ihracatı bir o kadar artmıştır; turizmden tutunuz, millî gelirdeki artış hızı, dediğim gibi, bir o kadar artmıştır.

Ondan daha öncesinde, diğer olimpiyatlarda, Barselona yeniden inşa edilmiştir ve ilginçtir, 1988'de Seul'de en büyük olimpiyatlar yapılmıştır; ama, bizim de spor tesislerimiz hazırdır; yeni, bir masrafa gerek yoktur; aynı şehirde, biz, Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarını da yapar kurtuluruz gibi bir anlayışa kendilerini kaptırmadan, yeni bir şehir inşa edebilmek... Çünkü, sonuçta, bu tesisleri, İzmir'deki gençler kullanacak, o şehirdeki insanlar kullanacak. O bakımdan, yapılan harcamalar, hazırlıklar, hizmetler, bizim, gelecek kuşaklarımız için çok önemlidir. O bakımdan da buna çok önem vermeliyiz, değer vermeliyiz.

Çok az bir zaman kaldı. Gönül ister ki, daha çok ülke katılabilsin. Bunun için, daha bugünden, değerli arkadaşlarım, tanıtım afişleriyle, posterleriyle, kitapçıklarıyla, bütün dünya ülkelerine -büyükelçilerle toplantılar yaparak- bunu sağlamalı ve bu gayreti gösterebilmeliyiz. Düşünebiliyor musunuz, daha dün, Kore'de 160-170 ülke, Pekin'de 174 ülke katılırken, İzmir'de, bu, 50'nin altına düşsün; Türkiye, bunun altından kalkamaz. Bu, İstanbul olimpiyatlarını etkileyeceği gibi -gelecekte onun da bir referans kaynağı olacaktır tabiî- Türkiye'nin imajı bakımından da, Avrupa Birliği sürecindeki müzakerelere gerçekten sağlam bir zemin oluşturması bakımından da büyük değer taşıyor, çok büyük önem taşıyor. Oraya gelecek binlerce yönetici, binlerce basın mensubu, sporcu, takdir edeceğiniz gibi, gittikleri zaman, kendi ülkelerinde, Türkiye'yi konuşacaklar, İzmir'i konuşacaklar. Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde de, yine, hepimizin tahmin edebileceği gibi, bu mesele, Türkiye'ye çok büyük katkı yapacaktır. O bakımdan, hazırlıklar çok önemli.

Seyirci potansiyeli açısından, değerli arkadaşlarım, her ne kadar, biz, bu konularda güvence verdiysek de, bizim toplumumuzun spor kültürü, spor bilinci, o 60 000-70 000 kişilik stadyum, bütün müsabakalarda, belki açılış ve kapanıştaki programlar, gerçekten çok iyi tanıtılırsa önceden doldurulabilir; ama, ondan sonraki müsabakalarda, 10-12 branşta yarışmalar yapılacak; bir risk var. Onun için de, hazırlıklarda, yine, bizlerden de, tabiî, umarım, yardım isteyeceklerdir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız, Değerli Başkan Kocaoğlu, organizasyon komitesinin başkanı, çok yetenekli, deneyimli bir arkadaşımız; o da, hiçbir komplekse kapılmadan; bize yardımcı olun, ülkenin meselesidir; bu oyunları hep beraber gerçekleştirelim, yüzümüzün akıyla çıkalım diye hükümetten yardım istediler; tabiî, bu yasa tasarısının hazırlanmasına zemin hazırlamış oldular; ama, her şey iyi niyete dayalı. Değerli arkadaşlarım, onun için de, hepimizin bir arada, elbirliğiyle bu meseleyi kotarmamız gerekiyor.

Son olarak bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ben, tabiî, olimpiyatları da yaşadım değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da yaşadılar. O konudaki duyarlılığını da biliyorum ve tahmin ediyorum, edebiliyorum; çünkü, görüp de etkilenmemek asla mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlü.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Olimpiyatlarda ve bu tür büyük organizasyonlardaki açılış ve kapanış programlarındaki koreografi ve o canlandırılan, seçilen konuların önemi büyüktür. Yalnız beşbin yıllık İzmir Kentinin tarih ve kültür değerleri değil, Türkiye'nin de tarihî geçmişiyle, Anadolu uygarlıklarıyla ilgili seçilecek konular insanların belleğinden yıllarca silinmeyecektir.

O bakımdan, şimdi, düşünün, bugün bir tanıtıma çıkılsa ya da ihalesi yapılsa, herhangi bir firmaya verilmeye kalkılsa, bunun düşüncesi için bile insana dört ay gerekmez mi değerli arkadaşlarım. Yani, koca bir Universiade'ın açılış programında bir kompozisyon sunacaksınız; neyi anlatacaksınız; Anadolu uygarlıklarını mı, İzmir Kentinin oluşumunu mu Kurtuluş Savaşımızı mı, çağdaşlığımızı mı, neyi anlatacaksanız... Bunun için bile, bunu yapacak olan, koreografisini hazırlayacak olan insanlara, en azından dört beş ay zaman gerekir. Çok geç kalınmıştır.

O bakımdan, ben de fazla zamanınızı almayayım. Bir an önce yasayı çıkaralım. Hayırlı olması dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ünlü.

İkinci söz isteği, AK Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Serpil Yıldız'a aittir.

Buyurun Sayın Yıldız. (Alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA SERPİL YILDIZ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Üniversiade) Kanunu Tasarısıyla ilgili AK Parti Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Cumhuriyetimizin Kurucusu, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü, aramızdan ayrılışının 66 ncı Yıldönümünde saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyorum.

Sayın Bakanımız Fikret Ünlü'ye, uyarılarından ve teşviklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Biz, kendilerinin bu konunun fikir babası olduğunu da bilmiyorduk; ayrıca, onun için de teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılının ağustos ayında yapılacak olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının İzmirimizde yapılması için büyük emek harcayan, çaba harcayan merhum Ahmet Piriştina'yı da rahmetle anıyorum; emeklerinin çok büyük olduğunu biliyorum; İzmir'de kendilerine yaraşacak bir Üniversiade spor oyununu gerçekleştireceğimize gönülden inanıyorum.

CHP'li Sayın Bakanımızın birkaç uyarısı var; konuşmama geçmeden önce onları dile getirmek istiyorum. Öncelikle, İcra Kurulu Başkanlığına getirilen çok kıymetli arkadaşımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu'nun daveti, referansı ve önerisiyle getirilmiştir. Yapılan bu atama, yapılacak olan oyunların hızlandırılması ve bir an önce harekete geçilmesi için, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın da arzusuyla gerçekleşmiştir. Bunu hatırlatmak istedim.

Aynı zamanda, Genel Koordinatörün çok büyük yetkileri yoktur, sadece üst kurul üyesidir ve İcra Kurulu Başkanıdır. İcra Kurulunda hiçbir şekilde, sadece başkan tarafından karar alınmaz, bütün icra kurulu üyeleri her konuda yetkilidir ve oybirliğiyle karar alınır. Bu konuda da, arkadaşlarımızın kalbini ferahlatmak isterim.

Universiade, pek çok farklı kültürden binlerce sporcu genci bir araya getiren, kaynaştıran bir kültür ve spor festivali olması nedeniyle, dünyanın en önemli spor etkinliklerinden birisidir. Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu oyunlar, Yaz ve kış oyunları olmak üzere ikiye ayrılır. Yaz oyunlarında, müsabakalar; 10 zorunlu dal ve evsahibi kentin seçeceği en fazla 3 isteğe bağlı spor dalında yapılmaktadır. Zorunlu dallar; atletizm, basketbol, eskrim, futbol, jimnastik, yüzme, atlama, sutopu, tenis ve voleyboldur. Kış Oyunlarında ise 6 zorunlu dal ve evsahibi ülkenin seçeceği 1 veya 2 isteğe bağlı spor dalında müsabakalar gerçekleştirilmektedir.

Fransız Jean Petit Jean'ın dünya öğrenci oyunlarını 1923 yılının mayıs ayında ilk defa düzenlemesi, kısa adı FISU olan Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu kuruluşunun ilk aşaması sayılmaktadır. 1924 yılında kurulan ICS'nin Varşova'da düzenlediği kongreye katılan çok sayıda delegeyle dünya üniversitelerarası spor oyunları hareketi başlamıştır. ICS ve öğrenciler Prag, Paris, Roma, Darmstadt, Turin, Budapeşte ve Monako'da olmak üzere birçok spor etkinliği düzenlemiştir. Toplantılara ara verilmesine neden olan İkinci Dünya Savaşının ardından, dünya üniversitelerarası spor oyunları Fransa'da tekrar toplanmıştır. Geçmişi 1920'lere uzanan International University Sports Federation (Uluslararası Üniversiteler Spor Federasyonu) resmî olarak 1949 yılında Lüksemburg'ta kurulmuş ve ilk etkinliklere Lüksemburg, Dortmund, San Sebastian evsahipliği yapmıştır.

Kırkdört yıldır yapılmakta olan üniversite oyunları, zaman zaman, olimpiyatların da önüne geçerek, dünyanın en geniş katılımlı spor organizasyonu olmayı başarmıştır. Özellikle 1980 yılında yapılan Moskova Olimpiyatlarını, Amerika Birleşik Devletlerinin, 1984 yılında yapılan Los Angeles Olimpiyat Oyunlarını ise Sovyetler Birliğinin protesto etmesi nedeniyle, iki farklı uçta yer alan ülkeler, sporda kozlarını üniversite oyunlarında paylaşmışlardır. Bu tarihlerde düzenlenen oyunlar, dünyanın en geniş katılımlı spor oyunları olarak tarihe geçmiştir.

2005'te İzmir'in evsahipliği yapacağı dev organizasyon öncesi son oyunlar Güney Kore'nin Daegu kentinde yapıldı. Daegu Kentinde yapılan oyunlara 173 ülkeden 8 000 sporcu katıldı. Ülkemizde yapılacak oyunlara 140 ülkeden yaklaşık 7 500 sporcunun katılması bekleniyor. Güney Kore'nin Daegu Kentinde yapılan 22 nci Uluslararası Üniversite Yaz Oyunlarının kapanış töreninde, Universiade 2005'in ev sahibi İzmir adına Büyükşehir Belediye Başkanı Merhum Ahmet Piriştina Oyunlar Bayrağını teslim aldı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya üniversitelerarası spor oyunlarına evsahipliği yapacak olan İzmir İlimiz, uygarlığın beşiği, Ege'nin günümüze kadar yaşayabilmeyi başarmış en önemli simge kentidir. Tarihte İzmir adıyla ilk olarak milattan önce 3000'lerde karşılaşırız. Bu dönemdeki antik adıyla Smyrna, günümüzde Bayraklı olarak bilinen Tepekule'de kurulur. Çeşitli uygarlıklara evsahipliği yapan İzmir, İyonya döneminde kent federasyonu şeklinde örgütlenmiş bir kentler birliğinin en önemli yerleşim merkeziydi. Çevresinde federasyona bağlı İyon kentleri vardı. İzmir, tüm bu antik şehirler içinde günümüze kadar yaşamını sürdüren tek şehir olmayı başarmıştır.

16 ncı Yüzyıldan başlayarak, Osmanlı İmparatorluğu için giderek gelişen bir ticaret merkezi olan İzmir, özellikle 18 inci ve 19 uncu Yüzyıllarda Fransız, İngiliz, İtalyan ve Hollandalı tüccarların da katıldığı çokuluslu bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

İzmir'in millî mücadele ve sonrasında gösterdiği ulusal bilinç, bölgede ulusal ticaret bilincinin doğmasına da yol açmıştır; bu enerjik süreç daha sonra 1950'li yıllarda Ege'nin sanayileşmesine dönüşmüştür. Bu sanayileşme süreci, bizi, 1980'li yıllarda ihracata dayalı üretim kazanımlarına, 1990'lı yıllardan sonra da uluslararası ticaret ilişkilerinin ideallerine bağlamıştır.

İktisadî kalkınmanın dinamik unsurlarından olan sanayi sektöründe önemli gelişmeler kaydeden İzmir, yüzyıllar boyunca, Avrupa ve Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürmüştür. Kıyı ve liman kenti olması, kalkınma potansiyeli olan İzmir'i ekonomik bakımdan önplanda tutan faktördür. İzmir, cumhuriyet tarihinden bu yana 4 iktisat kongresine evsahipliği yapmıştır. Universiade 2005 oyunlarını da gerçekleştirecek olan İzmir'in, ülke ekonomisine ayrıca bir katmadeğer yaratacağı tartışmasızdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her alandaki yarışın küresel boyuta taşındığı günümüzde var olmanın tek koşulu, yerel, ulusal ve tarihî değerlerimizi koruyarak ve tanıtarak, sahip olduğumuz potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek ve bu yarışa entegre olmaktır. İzmirimiz, bu yarışta, küresel rakiplerinin yanı sıra, yıllardır yatırım alanında yaşadığı sıkıntılardan dolayı, maalesef, ulusal boyutta da mücadele vermektedir.

1971 yılında Altıncı Akdeniz Oyunlarına evsahipliği yapan ve yetmişüç yıldan günümüze kadar enternasyonal fuar tecrübesini yaşamış olan İzmirimiz, uluslararası boyutlu birçok etkinliğe evsahipliği yapmıştır.

Ülkemizin ve İzmirimizin tanıtımı açısından önemli olan etkinliklere hükümetimizin duyarsız kalması düşünülemez. Ülkemizde gerçekleşecek bu organizasyonu, Büyükşehir Belediyesi ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüz el ele vererek sonuçlandıracaktır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüz, spor tesisleri için yaklaşık 61 trilyonluk, İl Özel İdaremiz de yaklaşık 6 trilyonluk yatırım yapmayı planlamıştır.

Bu tasarıyla, aynı zamanda, İzmir Universiade Oyunları bütçesinin oluşturulması ve gelirlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Organizasyon bütçesine konsolide bütçeden pay ayrılması, İzmir Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinden yüzde 1 payın aktarılması ve sponsor firmaların, yapacakları bağış ve yardımları gider olarak düşebilmeleri, İzmir Universiade Oyunları yatırımlarını teşvik edici bir düzenlemedir.

23 üncü Universiade 2005 İzmir için kente gelecek sporcuların konaklaması amacıyla, Uzundere mekviinde inşa edilen Oyunlar Köyünde yapımı süren konut inşaatlarının yüzde 80'i yıl sonuna kadar bitirilmiş olacaktır; Mayıs 2005'te ise tamamlanması öngörülmektedir.

Dünya Üniversite Oyunları Köyü, 6 farklı tipte 940 adet konut ve sosyal tesis ve ticarî yapılardan oluşmaktadır. Belediye, inşa ettiği konutları, 23 üncü UNIVERSIAD Yaz Oyunlarında sporcuların geçici kullanımına tahsis edecek ve oyunların bitiminden sonra dönüşümlerini yaparak alıcılarına teslim edecektir. Ayrıca, oyunları izlemek üzere gelecek konuklara İzmir merkezindeki otellerde 4 500 yatakla hizmet verilecektir. Çevre ilçelerdeki turistik oteller de oyunlar için rezerve edileceğinden, barınmada sıkıntı olmayacağı hesaplanmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarımıza ait olan misafirhaneler de o dönem gelen konuklara tahsis edilecektir.

Oyunlar Köyü içinde yer alan ve 2004 yılının mayıs ayında yapımına başlanan kent merkezi inşaatının ise yüzde 30'u tamamlanmıştır. Yaklaşık 7 500 kişinin konaklaması planlanan Oyunlar Köyü, sporcuların günlük ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabilmeleri için 5 ayrı bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgeler arasında ring seferleri yapılacaktır. Her türlü sağlık hizmetinin verilebileceği sağlık merkezi, 500 otobüslük park yeri ve 24 saat boyunca yemek verilebilecek 1 000'er kişilik 2 adet restoran bulunacaktır. Ayrıca, sporcuların her türlü sosyal gereksinimini karşılayacak tesisler oluşturulacaktır.

Oyunlar Köyüne yapılan ulaşım arterlerinin çevre yoluna bağlanmasıyla şehir trafiği rahatlatılacaktır. Ayrıca, kentiçi yol çalışmalarının yeniden ele alınması, yeni anaarterlerin açılması ve oyunların ağustos ayında olması, trafiği rahatlatan etkenlerden olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu (FISU) Başkanı, İzmir'de yapılacak 2005 yaz oyunlarında Türkiye'nin göstereceği başarının 2009 kış oyunları için Erzurum'a ve Türkiye'ye referans olacağını açıkladı. Ülkemizin tanıtımı ve prestiji açısından önem arz eden bu organizasyonda merkezî ve yerel idare el ele vermiştir. Böyle büyük bir spor organizasyonunun ülke turizmine ve ekonomisine katkısı inkâr edilemeyecek boyuttadır. Euro 96 Futbol Şampiyonası, 280 000 yabancı turistin yaklaşık 80 000 000 euro tutarında harcama yapmasına imkân tanımıştır.

İstatistiklere göre, 1992 Olimpiyat Oyunlarına evsahipliği yapan Barselona'ya, takip eden yıllarda gelen turist sayısı yüzde 3 ilâ yüzde 6 seviyesinde yükselmiştir. Üstelik, Barselona'da halen yüzde 80'e ulaşan otel doluluk oranları olimpiyat oyunlarına bağlanmaktadır. Aynı şekilde, bir diğer büyük spor olayı olarak nitelendirebileceğimiz Formula 1, Grand Prix de 11 yarışta 2 000 000'dan fazla seyirci toplamış ve seyirciler gittikleri ülkelerde 500 000 000 dolar civarında harcama yapmışlardır.

Sonuç olarak, turizm ve spor, sağladıkları karşılıklı hizmet yaratma potansiyeli bakımından birbiriyle doğru ilişkili iki alan olma özelliğine sahiptir. Büyük spor olayları her zaman büyük ekonomik kâr anlamına gelmese de, ülke turizmine süregelen yıllarda sağladığı kazanç tartışmasızdır. Ülkemizin böyle güzel bir organizasyonda görsel olarak tanıtımının yapılması için ulusal yayın kuruluşlarımıza da önemli görevler düşmektedir.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, 23 üncü Üniversiade Oyunlarının düzenlenmesiyle ilgili esas ve usullerin belirlenmesi, bu amaçla kendisine görev verilen kurum ve kuruluşların teşkili, görevi, yetkileri ve çalışma usullerinin belirlenmesi öngörülmektedir.

Oyunların Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ve organizasyonun sağlıklı olarak yürütülebilmesi için, İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulunun oluşturulması yerelde hızlı karar almayı ve eşgüdümü sağlayacak ve doğabilecek aksaklıkları giderecektir. Oyunların hazırlığı ve düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan iş ve işlemlerin yapılması, yaptırılması, mal ve hizmetlerin satın alınması gibi konuların 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa ve 832 sayılı Sayıştay Kanununa tabi olmaması, iş ve işlemlerin hızlanmasına ve bürokrasinin azalmasına etki edecektir.

Burada bir hatırlatma yapmak istiyorum. Merhum Ahmet Piriştina'nın daha önce hazırlamış olduğu kanun tasarısında bu denetim özel şirketlere verilmişti. Şimdi, biz, yapılan iş ve işlemlerin Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna tabi olduğunu biliyoruz; olumlu bir gelişmedir.

Ayrıca, 23 üncü Üniversiade Oyunlarıyla ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri, Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisinden müstesna tutulmaktadır.

Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının temel amacı, organizasyona tüzelkişilik kazandırarak belirli bir gelir bütçesi olanağı yaratmaktır. Bu yasa tasarısıyla, Universiade Oyunlarının ülkemize yaraşır bir şekilde yürütülmesi ve başarıyla tamamlanması hedeflenmiştir.

Universiade oyunlarının ülkemizin ve İzmirimizin tanıtımına katkı sağlayacağına yürekten inanıyor; evsahipliğimizle gerçekleşecek 2005 Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının dünya gençliği arasında barış, dostluk ve kardeşliği geliştirecek bir etkinlik olmasını temenni ediyorum.

Ayrıca, bu konuya hassasiyet gösteren hükümetimize, Devlet Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin'e ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüze de şükranlarımı sunuyorum; Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahsı adına söz isteği var.

İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, öncelikle, bugün, 10 Kasım 2004 günü, ölümünün 66 ncı yıldönümünde büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla ve şükranla anarak sözlerime başlıyorum.

Bilindiği gibi, 23 üncü Üniversite Oyunları, yani, Universiade, 2005 yılında İzmir'de yapılacak. Bu, büyük çaplı bir organizasyondur. Gerçi, bu organizasyon büyüklüğü ölçüsünde olimpiyatlar kadar popüler, çok izlenen bir oyun türü değil; ama, katılımı itibariyle, gençlerin katılımı itibariyle, yüksekokullu gençlerin katılımı itibariyle, üniversite gençliği arasında sevgiyi, kardeşliği, dostluk duygularını pekiştirmesi itibariyle ve bunların temelinde bir yarışma kültürünü geliştirmek bakımından çok önemlidir. Binlerce sporcunun katıldığı çok önemli etkinlikler. Umuyoruz, bundan önceki üniversite oyunlarında olduğu gibi, sayılar 7 000'lerin altına düşmez.

Bu tür barış ve dayanışma duygularının üniversite bağlamında, uluslararası düzeyde pekiştirilmesi ve geliştirilmesi, ülkemiz açısından çok daha büyük bir öneme sahiptir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesi, bunun temeli "yurtta sulh, cihanda sulh; yurtta barış, dünyada barış" şiarına dayanır.

İşte, bu felsefe nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti seksen yıldır kendi bölgesinde ve dünyada bir barış adası olarak kalmıştır. İkinci Dünya Savaşında Balkanlar ve Doğu Akdeniz kan gölüne dönüşürken, Türkiye Cumhuriyeti savaşın dışında kalmayı başarabilmiştir. Daha sonra, Ortadoğu'da son elli yılın bütün çalkantılarının, Irak-İran Savaşının, son olarak Amerika'nın 1990'larda ve 2000'lerde iki kez Irak'a yaptığı silahlı müdahalenin dışında kalmayı başarabilmiş bir barış adasıdır.

Gerçi, son Irak Savaşında hâlâ hangi noktada olduğumuz da çok belli değil; yani, 1 Martta bu Meclis çok yüce bir görev yaptı. Biz, bir savaş ülkesi olmayı reddettik; ama, 7 Ekim kararı hâlâ yürürlükte, geriye almış değiliz. Meclisimizin bu konuda hassas olması ve Meclisten geçmeyen lojistik destek kararlarının, mutlaka, Meclise getirilmesi konusunda hassas olmamız gerekiyor. Bir barış ülkesi olmanın, bir spor ülkesi olmanın, bunlar, asgarî önkoşullarıdır.

Öte yandan, bir başka konu, belki, bu barış, spor, dayanışma kültürü üzerinde bizim söyleyeceğimiz başka konu, bu tür oyunların, o oyunun yapıldığı kent ve ülke açısından önemli bir organizasyon deneyimi biriktirmeye yol açtığı konusudur. Bunun, hem İzmir açısından hem Türkiye açısından yeni bir deneyim olacağını düşünüyorum. Türkiye, Habitat II'yi, daha sonra NATO toplantılarını, son dönemlerde, bu tür büyük, dünya çapındaki organizasyonları başarıyla yapma örneklerini vermiştir. Bu nedenle, bu fırsatı da bu şekilde kullanabileceğini ummak istiyoruz.

Bu tür müsabakalar, ancak merkezî yönetim ile yerel yönetimin işbirliğiyle olumlu sonuçlara götürülebilir. Tıpkı, en son, Atina'da yapılan olimpiyatlarda olduğu gibi, Atina Kentinin yönetimi ile merkezî yönetimin işbirliğiyle gerçekleşir. İşte, başka yerlerdeki bütün olimpiyatlar da böyle olur, dünyanın her tarafında tarihî olarak böyle gerçekleşir. Dolayısıyla, merkezî yönetimin, burada olduğu gibi, yerel yönetime bir yasal dayanak sağlayarak, bazı vergi istisnaları getirerek ya da kaynak temin ederek bu oyunların arkasında yer alması olağan bir süreçtir; yani, İzmir Kentine merkezî yönetimin lütfu değildir; doğru oturtmak açısından bakalım. Dolayısıyla, bu, karşılığında ödün ya da taviz alınabilecek bir işbirliği türü, bir ilişki türü değildir.

Yerel yönetim, merkezin desteği olmadan bu tür oyunları, bu tür düzenlemeleri sonuçlandıramaz; ama, merkezî yönetim de yerel yönetim olmaksızın, kent halkının katılımı olmaksızın, kent yönetiminin katılımı olmaksızın bu tür oyunları ne üstlenebilir ne sonuçlandırabilir. Dolayısıyla, olay, iki taraf açısından da bir zorunlu işbirliği türüdür.

Tabiî, bu üniversite oyunlarının yüksekeğitim gören gençlerin sportif yarışmaları olması bakımından, spora siyasetin karıştırılmaması da, ayrıca, başka alanlarda olduğundan daha fazla önem taşır; yani, yükseköğretim gençliğinin bu tür oyunlarında siyasetin spora karışmamasına titizlikle uyulması, siyasal fırsatçılığa sapılmaması çok önem taşır. Biz, burada, ne yazık ki, buna tam uyulmadığını görüyoruz; yani, İktidar Partisi, büyükşehir belediye başkanlığında kendi adayı olmuş bir şahsı, burada İcra Kurulu Başkanlığına önerdi. Sayın Serpil Yıldız'ın söylediğinin aksine, İcra Kurulu Başkanlığı önemli bir görevdir. Kuşkusuz, daha üstte, Büyükşehir Belediye Başkanı vardır Düzenleme Kurulunun başında; ama, İcra Kurulu önemli; yürütmeyi doğrudan götürüyor.

Ben, bir kere şunu söyleyeyim: Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir öneri hakkında, bir çekinme içerisinde olması, bundan bir kaygı duyması falan söz konusu değil. Öyle olsaydı, zaten, bizim kendi Büyükşehir Belediye Başkanımızın, henüz bu yasa çıkmadan, kendi rakibi olan adayı şimdiden icraata getirmesi söz konusu olmazdı. Bizim böyle bir kaygımız yok.

Değerli arkadaşlar, burada, daha önemlisi şu değil mi; yani, bir siyasî olgunluk, acaba, bu Meclisten, bu hükümetten beklenemez mi? Yani, işin doğası, doğru olan, bu şekilde bir önerme ve atama değil; tam tersine, burada, bizim birazdan vereceğimiz önergede olduğu gibi, tanımlanmış -yani, nitelikleri, deneyimleri itibariyle tanımlanmış- bir kişinin buraya, bu makama getirilmesi değil midir?

Ben, bunu, bir kere, oyunların başarısına olan ihtiyaç bakımından talep ediyorum, İzmir halkı adına talep ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu oyunların başarısı, sadece kaynak başarısı değildir. Bu bir düzenleme becerisidir, bu bir bilgidir, düzenleme bilgisidir. Bu konuda Türkiye'de deneyimli insanlar vardır. Daha, en son yapılan organizasyonda, NATO'yla ilgili organizasyonda, deneyimli, uluslararası ilişkileri olan insanlarımız vardı. Geliniz, bu tanımı yapalım ve böyle bir şahsiyeti, bu İcra Kurulunun başına, yani, genel koordinatörlüğe getirelim.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemenin 7 nci maddesinde, Büyükşehir Belediyesi bütçesinin yüzde 1'i itibariyle bu düzenlemeye katkı sağlaması söz konusu edilmekte.

Büyükşehir Belediyesi, esasen, bir yıldır bu konuda birçok masrafın altına girmiş durumdadır. Sadece, bu oyunların İzmir'e alınmasının ederi 5 000 000 dolardır; yani, bu söylediğimiz yüzde 1'lik payı sadece o oluşturuyor. Bunun dışında, belediyenin şimdiye kadar yaptığı çok sayıda masraf var. Dolayısıyla, eğer, böyle bir şey kalacaksa, giderlerin mahsubunu sağlamak gerekir; yoksa, bunu buradan çıkarmak -o konuda önergemiz olacak- en doğru tavır olur.

Bir başka konu, üniversite oyunları söz konusu olduğunda, kuşkusuz, üniversitelerin yönetimlerinin ve öğrencilerinin bu olaya katkıları, katılımları çok önemlidir. Burada, yasada, bu tanımlanıyor. Oyunların yapılacağı illerin -tabiî, esas itibariyle İzmir- üniversitelerinin rektörlerinin katılması söz konusu. Ancak, belki şunu belirtmek lazım; bu, İzmir çapında olmaktan öte, bölge ve ülke çapında bir etkinliktir; dolayısıyla, bu etkinliğe öğrencilerini yarışmacı olarak gönderen üniversitelerin de, en azından danışılmak anlamında, sürekli olarak devrede tutulmasında yarar vardır. O yüzden, biz, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun -yasada böyle bir hüküm yer almamakla birlikte- bu tür, geniş çaplı, danışmacı bir yöntemle Türkiye çapında bu işi organize etme anlayışında olmasını temenni ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, sözlerinize tamamlar mısınız.

OĞUZ OYAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, biz, bu oyunların İzmir'de düzenlenmesine katkıda bulunan herkese, burada benden önce konuşan Sayın Ünlü'ye, kuşkusuz rahmetli Piriştina'ya, şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı yapmakta olan Sayın Aziz Kocaoğlu'na, gençlik ve spordan sorumlu Bakan başta olmak üzere, bugüne kadar katkısı olmuş ve bundan sonra katkısı olacak herkese teşekkür ediyoruz.

Ben, bunun, Türkiye ve İzmir için büyük bir tanıtım vesilesi olmasını ve bu oyunların başarılı geçmesini tüm Türkiye ve İzmir adına dilediğimi burada tekrar belirterek sözlerime son veriyorum.

Saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Oyan.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

İZMİR KENTİNDE YAPILACAK DÜNYA ÜNİVERSİTELERARASI SPOR OYUNLARI (UNIVERSIADE) KANUNU TASARISI

Amaç ve kapsam

MADDE 1. - Bu Kanun, 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının (Universiade), Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonunun (FISU) kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ile ilgili esas ve usulleri belirler ve bu amaçla kendilerine görev verilen kurum ve kuruluşların teşkil, görev, yetki ve çalışma usulleri ile diğer düzenlemeleri kapsar.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Türkân Miçooğulları; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 10 Kasım; Kurtuluş Savaşını gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 66 ncı yıldönümü. Anısı önünde, bir cumhuriyet kadını olarak, bize verdikleri için saygıyla eğiliyor; kurduğu, bize emanet ettiği laik, demokratik cumhuriyetten asla ödün vermeyeceğimize, bugüne kadar yaptıklarımızda olduğu gibi bundan sonra yapacaklarımızda da devrim ve ilkelerinin ışığının önderimiz olacağına Ulu Önderimize söz veriyor, tekrar, anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Sevgili arkadaşlar, İzmir, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu'nun en batı ucudur. İzmir, dağların denize dik inmesi nedeniyle, oya gibi işlenmiş kıyıları, denizi, ovaları, havasıyla, herkesin yaşamak, orayı gezmek, görmek için can attığı bir kenttir. İzmir'de, Kordon'da oturduğunuz zaman, günbatımını izlerken, güneşin ardından tüm dünyayı dolaşıp tekrar İzmir'e dönüverecekmiş gibi hissedersiniz kendinizi.

Bazılarının dediği gibi, İzmir, Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi değil, Batı'ya açılan kapısıdır. Biliyorsunuz, pencereden sadece seyredilir; ama, kapıdan girilir, çıkılır. İzmir'de yapılacak her eylem, İzmir'de gerçekleştirilecek her güzellik, Türkiye'yi dünyaya, Batı'ya, Avrupa Birliğine girmeye çalışan ülkemizi Avrupa Birliği ülkelerine tanıtacak eylemlerdir, anlatacak etkinliklerdir. Onun için, İzmir'de bir olay gerçekleştirilirken, İzmir'de bir iş yapılırken çok dikkat etmek, çok özen göstermek gerekir.

1999 yılından beri gerçekleştirilmeye çalışılan, Sayın Piriştina'nın öncülüğünde, Değerli Bakanımızın da gayretleriyle bugüne kadar oluşturulmuş bir olay, İzmir'in tarih kokan ören yerlerinin beşbin yıl boyunca geçirdiği değişik olumsuzluklardan bir tanesini de bu yıl yaşamıştır. Bu, İzmir'i 1999 yılından beri güzelliklere, iyiliklere hazırlayan Sayın Piriştina'nın kaybedilmesidir.

Bu spor müsabakaları, İzmir'e önemli organizasyonlar, önemli yatırımlar, önemli katkılar getirecek bir organizasyondur. Bugüne kadar birçok çalışma gerçekleştirilmiş ve tam yapılan çalışmaların sonucunun alınması noktasına gelindiğinde, bu organizasyonun başında olan arkadaşımız, seçimlerde İzmirlilerin çok büyük teveccühünü kazanarak, çok büyük sevgisini kazanarak yeniden görev başına gelmişken, İzmir, tarih boyunca yaşadığı yangınlar, depremler gibi bir talihsizliği yaşamış ve Sevgili Başkanını kaybetmiş, onun yerine, yine Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı seçilmiştir. Elbette ki yapılan işlerde devamlılık olması nedeniyle, Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı da, belediyesiyle, hükümetiyle, milletiyle, İzmir'in halkıyla sahiplenilmiş olan bu organizasyonu sahiplenmiş ve talihsizlikler nedeniyle aksayan kısımlarını bir an önce tamamlayabilmek için hükümetten katkı istemiştir, hakkı olan katkıyı istemiştir; çünkü, bu tür organizasyonlar sadece yerel yönetimlerin kendi gücüyle yapılmaz. İzmir'de yapılacak olan bu organizasyon, hem İzmir'in tanıtımını hem de Türkiye'nin tanıtımını yapacak bir organizasyondur. Onun için, yerel yönetimiyle, hükümetiyle ve halkıyla bir bütünlük içerisinde yapılmalıdır.

Hükümetimiz, Belediye Başkanımızın bu talebine saygı göstermiş ve bizim önümüze de, hazırladığı bu yasa tasarısıyla gelmiştir. Bu yasa tasarısının bu etkinliklerin gerçekleştirilmesinde çok önemli katkıları olacaktır ve tüm dünyada İzmir'i tanıtacak olan, İzmir'i tanıtacak olan, İzmir'i tanıtırken de Türkiye'nin tanıtılmasına önemli katkılar yapacak olan bu organizasyonu gerçekleştirmek tüm Türkiye'nin yüzakı olacaktır.

Bu etkinlik, spor oyunlarıdır. Spor, biliyorsunuz, sağlam vücut için, sağlam bir gençlik yetiştirmek için yapılır; ama, aynı zamanda demokrasi içerisinde centilmence yarışmayı öğretmek için de yapılır. Spor müsabakalarının bir amacı da, insanlara kazanmayı, kaybetmeyi ve hazmetmeyi öğretmektir.

Görüşmekte olduğumuz tasarıda çok olumlu katkılar yapacak yanların olmasıyla birlikte, hem yerel yönetimleriyle hem hükümetiyle bir sorumluluk anlayışını sahiplenmesiyle birlikte, daha kanun tasarısı hazırlanmadan, daha tasarı Mecliste yasalaşmadan, Meclisin önüne sunulmadan, organizasyonların bir an önce gerçekleşebilmesi için, bir zorunluluk doğmuştur. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız, hükümetten, bu anlamda büyük organizasyonları gerçekleştirebilecek, NATO, Habitat organizasyonlarında bulunmuş, dünyayla iletişimimizi rahat kurabilecek, aynı zamanda hükümetle birlikte İzmir'in iletişimine katkılar sağlayabilecek birisinin göreve getirilmesinde yardımcı olmalarını istemiştir; ama, kabul etmek gerekir ki, centilmenlik gereği, bu göreve gelecek olan kişi, beş ay önce İzmir'de kaybettiğimiz Sayın Piriştina ile yarışmış ve Piriştina'nın karşısında İzmirlinin teveccühünü kazanamamış bir belediye başkan adayı olmamalıdır.

Devlet, milletiyle, hükümetiyle, yerel yönetimleriyle bir bütündür. Herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır; ama, bu görevi yaparken İzmirlileri incitmemelidir, İzmirlilerin sağduyusuna, İzmirlilerin teveccühüne saygı göstermelidir. Bizim, bu tasarıdaki itirazımız, eleştirilerimiz bununla ilgilidir.

Değerli arkadaşlar, İzmir, çok başka bir kenttir; Türkiye'nin her yerinden gelen insanlar ile İzmir'in o sıcak meltemi İzmir'de, bir İzmirlilik bilinci, bir İzmirlilik anlayışı yerleştirmiş ve İzmirlilerin çok hoşgörülü, çok sıcakkanlı olmalarını sağlamıştır. Bu organizasyonlar, başında kim olursa olsun, görevi kim üstlenirse üstlensin en iyi şekilde başarılacaktır. İzmirlilerin gücü, İzmir'in gücü buna yeterlidir. Aynı zamanda, hükümetimiz de, İzmir Türkiye'nin bir parçası olduğu için, İzmir bu hükümetin, bu devletin bir şehri olduğu için buna katkı koymak durumundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Miçooğulları, sözlerinizi tamamlar mısınız.

TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (Devamla) - İzmir'de bu oyunlarda yarışacak olan gençlerdir; üniversiteli gençlerdir, dünyanın her yerinden gelecek gençlerdir. Bu organizasyonun içerisinde ne yazık ki bir genç yoktur. Bu organizasyon gençlerin olmalıdır, İzmirlilerin olmalıdır, Türkiye'yi dünyaya tanıtmak isteyenlerin, sportif bir şekilde yarışmasını bilenlerin olmalıdır ve bu organizasyonlara asla siyaset karışmamalıdır. İzmirliler, neyin neden yapıldığını anlayacak, sonucunda, bu organizasyondan pay çıkarmak isteyenlere değil, gerçekten bu organizasyonlara sahip çıkanlara sahip çıkacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Miçooğulları.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, izin verirseniz Hükümet adına bir konuşma yapmak istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan Hükümet adına söz istemişlerdir; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Böyle bir kanun tasarısıyla neden Genel Kurulun önüne gelme ihtiyacını duyduk, izin verirseniz, bir iki cümleyle bu soruya cevap vermek istiyorum.

Bendeniz, spordan sorumlu Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevine bundan iki yıl kadar önce başladım. İzmir'de 2005 yılının ağustos ayında, Uluslararası Üniversite Sporları Oyunlarının yapılacağını biliyordum; ama, içeriğiyle ilgili kuşkusuz ki, bu göreve geldikten sonra daha geniş bilgi sahibi oldum.

Biraz önce, Sayın Ünlü, bu süreci içinde bizzat yaşadıkları için anlattılar. Ülkemize ve özellikle İzmirimize, uluslararası spor camiasında son derece önem verilen bu oyunun alınmasındaki katkıları nedeniyle, gerçekten teşekkür ediyorum; çünkü, o dönemin spordan sorumlu Devlet Bakanı olarak kendisi bu olaya sıcak bakmasaydı, teşvik etmeseydi bu oyunların İzmir'e alınmasının da pek mümkün olmayacağını biliyorum.

Rahmetli Ahmet Piriştina ben göreve geldikten sonra, Başbakanlıkta beni ziyaret ettiler; bu çalışmalarla ilgili bilgi verdiler ve beni göreve başladığımın sanıyorum ikinci ayıydı, İzmir'de Oyunlar Köyünün temel atma törenine davet ettiler. Ben de, o münasebetle İzmir'e gittim; merhum Piriştina ve arkadaşlarla birlikte, Valimiz, İl Spor Müdürümüzle birlikte Oyunlar Köyünün temelini attık.

2002 yılının ekim ayında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü arasında bir protokol imzalanmış. Bu protokolde, bu oyunların gerçekleşmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesine hangi görevler düşüyor, merkezî hükümete bağlı olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne hangi görevler düşüyor, bu protokolde yazılı. Şu ana kadar, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, bu üniversite spor oyunlarıyla ilgili, İzmir'de 70 trilyona yakın harcama yaptı. Tabiî ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi de, tesislerin tamamlanması için, sanıyorum bir o kadar, belki ondan daha fazla harcama yaptı ve yapmaya da devam ediyor; çünkü, bu protokolde bunlar derç edilmiş, hangi spor salonunu kim yapacak, nasıl yapacak...

Sayın Piriştina, beni zaman zaman telefonla aradığında, bana hep teşekkür etmiştir ve özellikle Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüyle son derece uyum halinde çalıştıklarını, her şeyin yolunda gittiğini, tesislerin zamanında yetişeceğini ve bu oyunların üstesinden yüz akıyla gelineceğini ifade etmiştir; ben de, tabiî, bundan son derece memnuniyet duyuyordum.

Böyle bir yasa tasarısı hiçbir zaman gündeme gelmedi. Yani, rahmetli Sayın Piriştina, böyle bir yasa tasarısını çıkaralım, merkezî hükümet, spordan sorumlu bakanlık, hazırlık ve düzenleme kurulu diye bir kurul kursun, bunun başına geçsin diye bir öneriyle hiç gelmedi. Tabiî, bir önceki oyunlarda, bayrağı, Sayın Piriştina alıp İzmir'e getirdi. Tabiî, bu oyunları düzenlemenin asıl sahibi, FISU'ya göre, Uluslararası Federasyona göre İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır; ancak, Sayın Piriştina'nın ani şekilde aramızdan ayrılmasından sonra Sayın Kocaoğlu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Kendisi beni ziyaret etti, bu oyun hazırlıklarıyla ilgili istişare amacıyla geldi. Kendisi "siz, merkezî hükümet olarak bu olayın içine girmezseniz, bu işin içine bizzat dahil olmazsanız, oyunların gerçekleşmesi konusunda ciddî endişeler taşıyorum" dedi. Ben, bunun üzerine, hemen ertesi hafta arkadaşlarımla birlikte İzmir'e gittim. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında, -Gençlik ve Spor Genel Müdürümüzle birlikte gitmiştik- bize hazırlıklarla ilgili brifing verildi ve oyunların en önemli tesislerinden biri Halkapınar Spor Salonuydu. Halkapınar Spor Salonunu yapma görevi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınındı, protokol gereği. İhale yapılmıştı. İhaleyi bir firma almıştı. Ancak, firma, ihaleyi almasına rağmen daha sonra bazı yeni taleplerde bulunmuş; bu talepler de Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından kabul edilmeyince, tabiî ki, inşaata da başlanamamıştı.

Sayın Kocaoğlu, daha sonra bana bu ihaleyi feshettiğini ifade etti. İzmir'e gittiğimde de, işte, bu spor salonunun -ki, 10 000 kişilik bir spor salonu ve oyunların en önemli salonlarından biri- gerçekleşmesinin riske girdiğini görünce ne yapalım dedik; bir teklif geldi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olarak bunu siz üstlenin denildi. Ben de, Genel Müdürlük mensuplarıyla görüştüm, biz, bunu alırsak, zamanında yetiştirebilir miyiz diye sordum; arkadaşlarımız değerlendirme yaptılar, İzmir'de bunun kararını verdik, Büyükşehir Belediyesinde.

Bugün, Halkapınar Spor Tesisinin yapımıyla ilgili ihale gerçekleşti. Tesisler Daire Başkanım burada, biraz önce ihale sonuçlarıyla ilgili bana bilgiler getirdi; çünkü, biz almıştık ve sanıyorum İhale Kurumuna falan gidilerek iş uzamazsa, belki önümüzdeki hafta veya ilk on gün içerisinde Halkapınar Spor Tesislerinin temelini atma noktasına geleceğiz. Yani, biz, olayın içerisine böylece fiilen girmiş olduk.

Ama, bir baktık ki, oyunlar yaklaşmış. Bir işi yapmak için İhale Kanununa tabi olursanız, arkadaşlarımız biliyorlar, birkaç ay gerekiyor, beş ay gerekiyor, altı ay gerekiyor; bunu yetiştirmek mümkün değil ve böyle bir yasal düzenleme yapılarak, bu işlerle ilgili yapılacak ihalelerin, diğer işlerin, ilgili kanunların dışında tutularak adımlar atılmasının lüzumuna inandık.

Sayın Kocaoğlu bana hep şunu söyledi: "Sizin ile bizim aramızda iletişimi sağlayacak, koordinasyonu sağlayacak, bize bir genel koordinatör önerin, siz önerin" dedi bana. Ben, uzun süre böyle bir isim önermedim. Beni defalarca aradı, tekrar buraya geldi hani bir isim önereceksiniz diye. Ben de, istişareler ettim. En sonunda, demin arkadaşlarımızın ismini telaffuz ettiği Sayın Aksoy, bu organize işleriyle geçmişte meşgul olduğu ve yabancı dil de bildiği için, aklıma geldi. Aziz Bey Ankara'ya geldiğinde, Taha Bey olabilir mi dedim. Aziz Bey de "olur, çok çalışkan, becerikli bir arkadaştır; biz kendisiyle çalışırız" dedi. Tabiî, bu yasa tasarısını hazırladık. Bu kanun tasarısı, genel koordinatörü atama görevini, benim başımda bulunacağım Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna veriyor. Ancak, Aziz Bey, daha önce atanmış olan bu organizatörü, yani, genel koordinatörü görevden almış -ben de daha sonra öğrendim- Taha Beyi, İzmir'de, genel koordinatör olarak görevlendirmiş. Şimdi, tabiî, arkadaşlar ondan bahsedince, sanki biz atamışız gibi... Ben, sadece isim önerdim. Aziz Bey de, kendisiyle çalışacağına kanaat getirdiği için, o arkadaşımızı görevlendirmiş.

Biraz önce, Türkân Hanım "bu organizasyona siyaset karışmamalıdır" dedi; son derece doğru söyledi. Eğer buna siyaset karışmış olsaydı, biz, böyle bir yasal düzenlemeyle önünüze gelmezdik. Biz, olaya, Türkiye'nin, tamamen organize edip üstesinden gelmesi gereken bir organizasyon olarak bakıyoruz. Bu işin partisi filan olmaz. Şimdi, ben siyasîyim, İktidar Partisinin bir milletvekiliyim ve bakanıyım. Bu işin başına ben geliyorum, beni getiriyorsunuz. Bu işin birinci derecede sorumlusu benim. Dolayısıyla, bu işin üstesinden yüzakıyla gelebilmemiz için, her birimiz bir yerlerden tutmalıyız. Senin gözünün üzerinde kaşın var, sen işte şurada aday olmuştun filan... Eğer olaya böyle yaklaşılırsa, işte, bu, işi politize eder. Bu, doğrusu, bizim de şevkimizi kırar.

Biz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının üstlenmiş olduğu böylesine önemli bir görevde, merkezî hükümet olarak, işin içerisine giriyoruz, yükün altına giriyoruz. Şimdi, bununla ilgili bizim bütçemizden, yani, genel bütçeden pay ayırma gibi bir düşüncemiz de, doğrusu, yoktu; zaten, 70 trilyon liraya yakın bir harcama yapmışız, bunu, genel bütçeden ayırdık. Şimdi, bakın, organizasyonla ilgili burada en büyük payı, yine, genel bütçeden ayıracağız. Bunun ne kadar olacağını, henüz, Maliye Bakanlığıyla görüşüp, tespit de etmedik. Sadece, burada "genel bütçeden gelecek pay" deniliyor; ayın 30'unda Maliye Bakanlığı bütçesi görüşülürken, ne kadar bir pay olacak, onu da buraya dahil etmeye çalışıyoruz. Biz, bunu, Türkiye'nin bir işi olarak görüyoruz. Bu işin partisi falan olmaz.

Şimdi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkanlığı bu işin sahibidir. Kendileriyle, biz, uyum halinde çalışacağımıza, bu işin üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Şu kanun birtakım avantajlar sağlıyor; Hazırlık ve Düzenleme Kurulu var. Bu kanun, aslında, şu anda, İstanbul'u Olimpiyatlara Hazırlama ve Düzenleme Kurulu Kanununun aşağı yukarı benzeridir, İstanbul'da da buna benzer bir kanun var. Aslında, üniversite oyunları için böyle bir kanuna ihtiyaç da duyulmayabilir. Bu tür kanunlar, sadece olimpiyatlar için çıkar. İstanbul için çıkmış, hâlâ yürürlüktedir. Tabiî, bir türlü olimpiyatları alamadık, alıp, gerçekleştikten sonra ortadan kalkacak olan bir kanundur. Ben, onun da başkanıyım, Fikret Bey de uzun süre onun başkanlığını yaptı. Dolayısıyla, bu konuyu, siyasetin dışında ve üstünde değerlendirmemiz gerektiği kanaatindeyim. Biz, olaya böyle bakıyoruz. Böyle bakmasaydık, şöyle derdik: Anamuhalefet Partisi, işte, İzmir'de iktidardadır, herhalde bu işin üstesinden gelir, biz zaten yapacağımızı yapmışız der, sıyrılabilirdik. Hayır, bu sorumsuzluk olurdu; biz olaya böyle yaklaşmadık ve işin içerisine bizzat giriyoruz. Ben, Havayolları Genel Müdürünü, TRT Genel Müdürünü, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarını bu işin içine alıyorum ki, bu işle ilgili, İzmir'de bu kurumlara düşecek görevleri de çabuk yapalım diye. İzmir'de de bu işin başı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıdır, Organizasyon Kurulunun Başkanı zaten kendisidir. Diğer isimler, bizim, bürokrat olarak değerlendirebileceğimiz isimler olarak değerlendirilmelidir. Bunu da seçerken, o senin partindendi, bu benim partimdendi diye ayırım yaparsak, doğrusu, bu iyi niyetli çalışmalara gölge düşer diye düşünüyorum. Birbirimize güvenmeye mecburuz. Aslında, bana göre, demokrasi açısından da çok güzel bir örneği hayata geçirebiliyoruz. İşte İktidar Partisi, işte Anamuhalefet Partisi; el ele, bir organizasyonu gerçekleştirmek için birbirlerine destek veriyorlar ve önümüzdeki yıl ağustos ayının 11'inde başlayıp 21'inde bitecek olan bu üniversite spor oyunlarını Türkiye adına birlikte, başarıyla gerçekleştirecekler.

Bu tablo, demokrasi açısından da önemli bir tablodur, Türkiye'nin muhtaç olduğu önemli bir tablodur; bunu birlikte gerçekleştirmeliyiz diye düşünüyorum.

Bu açıklamayı yapma ihtiyacını hissettim; çünkü, konu kişiselleştiriliyor. Konuyu kişiselleştirmeye gerek yok. Hazırlık ve Düzenleme Kurulu bu kanunla kurulduktan sonra -kimlerden kurulacağı bellidir- genel koordinatör olarak kimi atayacağımızı o zaman tekrar kurul olarak değerlendiririz;ama, şu anda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı arkadaşımızın görevlendirmiş olduğu, demin ismi geçen arkadaşımız, genel koordinatör olarak görevini birkaç haftadır yapmaktadır. Bu yasa çıksın, yürürlüğe girsin, Resmî Gazetede yayımlansın; hazırlık ve Düzenleme Kurulu olarak benim başkanlığımda heyet toplandığında, bu yasa gereği o ismi atayacağız. Şu anda ben veya o kurul herhangi bir atama yapmış değildir; ama, olayı kişisel hale getirerek, eğer, birbirimizin alınacağı, üzüleceği tavırlar içerisine girersek, böylesine önemli bir organizasyonun üstüne gölge düşer diye düşünüyorum.

Bu düşüncelerimi, bu bilgilerimi sizlerle paylaşma ihtiyacını hissettim. Hepinize saygılar sunuyorum. İnanıyorum ki, Türkiye, böylesine ciddî bir organizasyonun üstesinden elbirliğiyle ve başarıyla gelecektir.

Saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

AK Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın İsmail Katmerci;buyurun (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bilindiği üzere, dünya üniversitelerarası spor oyunları bu yıl İzmir'de düzenleniyor. Bu oyunlarla ilgili olarak görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Saygıdeğer arkadaşlarım, düzenlenecek olan bu üniversitelerarası spor oyunları, İzmirimize büyük bir aktivite getirecektir. Bu, hem ülkemiz adına hem de İzmir adına övünebileceğimiz bir olaydır. 11-21 Ağustos 2005 tarihleri arasındaki bu dünya üniversitelerarası spor oyunlarına (Universiade) evsahipliği yapacak olan şehrimiz, beşbin yıllık geçmişiyle, tarihî ve turistik tesisleriyle görevin altından kalkabilecek altyapıya sahiptir.

Saygıdeğer milletvekilleri, 23 üncüsü yapılacak olan İzmir Universiade Oyunlarına, 174 ülkeden 7 000-7 500 civarında öğrenci katılacaktır. Bunların İzmirimize getirecekleri, aşağı yukarı şöyle bir sıralayacak olursak, şunlardır diyebiliriz: Bu açıdan, Universiade Oyunları -gerek İzmir ve gerekse Türkiye için- gelecek yıllarda ülkelerinde etkin konumlara gelebilecek olan 7 000-7 500 üniversiteli sporcu ile bunların yönetici ve kadrolarını barındıracaktır. Oyunları tüm dünyaya duyurmak için, oyunlar boyunca İzmir'de konuşlanacak olan uluslararası medya mensupları, oyunlarla eşzamanlı olarak düzenlenecek "üniversite sporu" konulu konferansla dünya üniversitelerine ve tüm dünyaya yapılacak televizyon yayınlarıyla, ülkemizin kültürünü ve ülkemizi bütün dünyaya tanıtacaktır; bu bakımdan bizim için önemlidir.

Değerli arkadaşlar, burada ne kadar insana görev verilecek diye baktığımız zaman, aşağı yukarı şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır: Çeşitli kurum ve kuruluşlardan yaklaşık 2 500 kişi, çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturacağı ve tüm İzmirlilerin kendilerini içinde sayabilecekleri, yine, yaklaşık 10 000 kişilik bir gönüllü ordusu, 60 tane spor tesisinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve ilgili federasyonların yetkili temsilcilerinden oluşacak yaklaşık 1 000 görevli, 1 200 kişilik uluslararası millî akreditasyonlu hakem, edinilmiş deneyimlere göre en az 1 000 kişilik bir medya mensubu, yaklaşık 2 000 kişilik bir ulaşım hizmeti kadrosu, oyunlar köyünde katılımcıların konaklamasıyla ilgili tüm hizmetlerde görev yapacak yaklaşık 3 000 kişilik bir hizmetliler ordusu, oyunlar boyunca sağlık hizmetleri ve doping kontrolü hizmetleri verecek olan sağlık ekipleri ve oyunlar boyunca güvenliği sağlayacak güvenlik elemanları doğrudan görev yapacaklardır. Katılımcılarla birlikte bu organizasyonda toplam 30 000 kişi görev yapacaktır.

Değerli arkadaşlarım, aşağı yukarı, İzmir'de yapılacak bu Universiade Oyunlarının ülkemize getireceklerini hep beraber gördük. Biraz önce, Sayın Bakanımızdan, hükümetimizin görüşlerini, bu yasanın neden çıkarıldığını, hepimizin, fevkalade, gururla, ibretle ders alacağı şekilde, ben, şahsen dinledim. Ben, bu konuda Sayın Başbakan Yardımcımıza, Sayın Başbakanımıza İzmirliler adına şükranlarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, niçin, biz, yapılan bir şeyde teşekkür etmekten hep sarfınazar ediyoruz, niye ufacık bir teşekkürden sakınıyoruz, niye bu teşekkürü yaparken dilimizin ucuyla teşekkür ediyoruz?.. Bu konuda hükümetimiz devreye girmemiş olsaydı, bunu bir politik yatırım aracı gibi görmüş olsaydı, bu noktalarda olunmazdı. İşte, Universiade'ın başlaması için yaklaşık sekizbuçuk ay gibi kısa bir süre var.

Bu yasanın, ülkemize, İzmirimize hayırlı olmasını temenni ediyorum, katkılarınızdan dolayı bütün milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, yaklaşan ramazan bayramınızı da tebrik ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Katmerci.

Sayın milletvekilleri, 1 inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

Kurul ve Komite kurulması

MADDE 2. - Bu Kanunun amacının gerçekleştirilmesi için İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile bu Kurula bağlı Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulu kurulur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu

MADDE 3. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu; spordan sorumlu Devlet Bakanının başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Genel Müdürü, İzmir Valisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı ve Oyunların yapılacağı illerin üniversite rektörlerinin aralarından seçecekleri bir rektörden teşekkül eder.

Kurul özel hukuk hükümlerine tâbi olup tüzel kişiliğe sahiptir.

Kurul gerekli gördüğü zamanlarda toplanır. Kurulun çalışma usulleri Kurul tarafından çıkarılacak talimatlarla belirlenir.

Kurul, İcra Kurulunun başkanı olarak bir genel koordinatör görevlendirir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Yılmaz Kaya; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kaya, süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Ulu Önder Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 66 ncı yıldönümünde kendisini saygıyla ve minnetle anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, 2005 yılında İzmir'de yapılacak dünya üniversitelerarası spor oyunları ve bu oyunları düzenleyen bu kanun tasarısının Genel Kurula getirilmiş olması çok önemli bir olaydır; ancak, konuşmamın başında, hemen, tasarının genel gerekçesinden bir iki cümleyi, çok önemli gördüğüm üç noktayı -kaldı ki, Bakanlar Kurulu da önemli görmüş, öyle tahmin ediyorum- okumak istiyorum. Genel gerekçede şöyle denilmektedir: "Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek düzeyde işbirliğini gerektiren bu oyunların -devam ediyor, orayı geçiyorum- ülkemizin prestiji açısından büyük önem taşıyan bu organizasyonun -üçüncü önemli nokta da şu- böylesine önemli ve büyük çaplı bir organizasyonun çok gerçekçi bir yaklaşımla ve süratle bitirilmesi gerektiğinden bu yasa tasarısı hazırlanmıştır."

Şimdi, özetle, genel gerekçe bu, gerekçedeki üç önemli nokta da bu. Buna rağmen, bu tasarının Genel Kurula getirilmesinde, hükümet, kanımızca, çok geç kalmıştır. Niye geç kalmıştır; Büyükşehir Belediye Başkanı -sakın, yetenek ve kapasite olarak görmeyin, algılamayın- ekonomik nedenlerden dolayı bu projenin tıkandığını cümle âleme duyurmuştur; rahmetli Piriştina ve yeni Başkanımız, bu projenin bu nedenle tıkandığını duyurmuştur. Geçen dönem, İzmir Milletvekilimiz Sayın Ahmet Ersin'le birlikte, bir bakanımıza, bu projenin tıkandığını, bu projenin sadece İzmir'in sorunu olmadığını, Türkiye'nin sorunu olduğunu, devletin sorunu olduğunu söylememize, kendimize göre çözüm önerileri de getirmemize ve sayın bakanımızın da, bu konuyla ilgilendiğini, en kısa sürede bize döneceğini ve bilgi vereceğini söylemesine rağmen, biz, hâlâ, bilgi ve telefon bekliyoruz. Bu nedenle, geç kalınmıştır; ama, nihayetinde getirilmiştir, bu da önemli bir aşamadır.

Tasarının 3 üncü maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Tasarının 2 nci maddesiyle, Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ihdas edilmesi önerilmektedir; 2 nci maddenin yollamasıyla, Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu kurulacağı öngörülmektedir. Bu kurul içerisinde, kendi alanında önemli yerlere gelmiş birçok yönetici, yetkili ve görevli bulunmaktadır. Bu, çok olumlu bir madde olmasına rağmen, bu kurulu düzenleyen 3 üncü maddenin son fıkrasına gelince işler değişmektedir. Gerçi, herkes söyledi de, benim konuşmam gereken madde olduğu için, ben de söylemekte bir sakınca görmüyorum. "Kurul, İcra Kurulunun başkanı olarak bir genel koordinatör görevlendirir." denilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da söyledi, bu genel koordinatör, zaten görevlendirilmiştir, fiilen görev yapmaktadır. Ne acıdır ki, yasa gereği genel koordinatör seçimini yapmıyoruz veya yapmayacağız; seçilen genel koordinatöre altyapı hazırlamak, onu legal hale getirmek için, burada, bir yasa maddesini görüşüyoruz. Bunu çok doğru bulmuyoruz.

Yine söylenildi, bu genel koordinatör, 28 Mart seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisinden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Taha Aksoy'dur. Arkadaşlar, şimdi, soruyorum; biraz önce de belirttiğim gibi, bu Hazırlık ve Düzenleme Kurulu içerisinde, bu işi, bu görevi yapabilecek başka kimse kalmadı mı ki, siyasî kişiliğiyle öne çıkmış, bir partiden aday olmuş, İzmir halkı, başkan olarak uygun görmemiş, oy vermemiş, biz kendisini belediye başkanı olarak başımızda istemiyoruz, başkasını istiyoruz demiş; ama, bu kişi, şimdi, genel koordinatör olarak bu kurulun başına getirilmiş; ona altyapı hazırlanmak istenilmektedir. Bu doğru değildir.

Biz, bu hususu, Komisyondaki görüşmelerde de belirttik, Sayın Bakana kaygılarımızı ilettik. Sayın Bakan, bize aynen şu cevabı -dehşet içerisinde kaldık, onu da söyleyeyim- verdi: "Bu sorun benim sorunum değildir, bu, belediyenin sorunu, zaten belediyeye yardımcı oluyoruz; ben yasayı çekerim, işinize bakarsınız" gibi... Kelimeler aynen böyle olmasa da, bu anlamda cevap verdi. Biraz önce de zaten belirtti. Bu anlayışla bu 3 üncü maddenin yapıldığı konusundaki şüphelerimizde haksız çıkmadık.

"Belediye başkan adayına niye karşı çıkıyorsunuz, bizim partimizden aday oldu diye" dedi. "Bu kurulun başında zaten ben varım. Ben de, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir bakanıyım" dedi. Sayın Bakan, siz Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanısınız, Adalet ve Kalkınma Partisinin değil. (CHP sıralarından alkışlar) Aradaki fark bu. Büyükşehir Belediye Başkanının Sayın Taha Aksoy'a karşı çıkmadığını, ben bu ismi öne sürdüğümde "ben bununla çalışırım" dediğini de söylüyorsunuz. Yine belirtmek isterim ki, siz Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısısınız. Bir belediye başkanına bu şekilde söylediğiniz öneri bir siyasî telkin anlamına gelir ve Büyükşehir Belediye Başkanı haklı olarak sesini çıkarmayabilir. Ne yapacaktı; maddî olarak, ekonomik olarak destek verecek hükümete "ben bu kişiyle çalışmam" mı diyecekti?! Bunu mu bekliyorsunuz?! Bunun denilmesi mümkün değildir.

Komisyonda verdiğiniz cevap nedeniyle, tekrar gerekçeye dönmek istiyorum; hangisine inanacağız, bilmiyorum. Hani, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek düzeyde işbirliğini gerektiren bir organizasyondu bu organizasyon?.. Hani ülkemizin prestiji açısından büyük önem taşıyan bir organizasyondu?.. Hani böylesine önemli ve büyük çaplı bir organizasyonun çok gerçekçi bir yaklaşımla süratle bitirilmesi gerekiyordu?.. Sayın Bakan, gerekçedeki hükümet görüşleri mi doğru, sizin komisyonda ileri sürdüğünüz görüşler mi doğru? Hangisine inanacağız, bunu bilmek istiyoruz.

Biz komisyonda, gayet haklı olarak, hiçbir siyasî art düşünce içerisinde olmadan bir önerge verdik ve dedik ki:. Sayın Taha Aksoy'un kişiliğine hiçbir şey demem, kendisiyle yüz yüze gelmiş, konuşmuş birisi de değilim; ancak, Taha Aksoy'un uluslararası bir organizasyonda görev almadığını, üst düzey devlet yönetiminde bulunmadığını, Devlet eski Bakanımız Sayın Fikret Ünlü'nün de belirttiği gibi, çok hassas konuların bile bu organizasyonlarda önemli olduğunu, bunların gözardı edilmesi halinde fiyaskoyla sonuçlanabileceğini, çok büyük zararlara yol açabileceği için bu maddede, genel koordinatör olarak atanacak kişide şu vasıfların aranması gerektiğini söyledik: Daha önce uluslararası bir organizasyonun başında bulunmuş olmalı, üst düzey devlet yöneticiliği yapmış olmalı, yabancı dil bilen birisi olmalı dedik ve bu maddede bu şekilde bir değişiklik önergesi verdik. Ne yazık ki, bu önergemiz reddedildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ancak, biz bu konuyu ortaya koyduğumuzda -Sayın Bakan, gerçi "kişiselleştirmeyin" dedi; kişiselleştirmiş de oldu, özellikle Sayın Bakan tarafından kişiselleştirilmiş oldu- bu önergeyi verdiğimizde, biraz önce dediğim, komisyondaki tehditkâr ifadesiyle olayı kişiselleştirmiş oldu.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Ne alakası var!..

YILMAZ KAYA (Devamla) - Siyasî tehditten bahsediyorum tabiî.

Bu konuda ısrarlıyız; çünkü, doğrusu budur. Bir partiden aday olan bir kişinin genel koordinatör olarak bu makamda oturması doğru değildir, yanlış yapılıyor. Siyasî kimliği olan bir kişinin genel koordinatör olarak çalışması doğru değildir; uluslararası deneyimi yoktur; bu anlamda objektif kriterlere sahip birisi değildir.

Bu nedenle, biz, komisyonda verdiğimiz önergemizi birazdan burada da vereceğiz. Bu konuda desteğinizi bekliyoruz. Eğer, bu önergemiz kabul edilirse, bu yasa daha da güzel bir yasa olacaktır, tam desteğimiz sağlanacaktır. Bu yanlışın düzeltilmesini talep ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaya, konuşmanızı tamamlayınız.

YILMAZ KAYA (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan; teşekkür ediyorum.

Siyasî kimliğe sahip olan bir kişinin buraya gelmesinin doğru olmadığını tekrar söylüyorum. Ayrıca, bu organizasyonu -biraz önce söylediğim özelliklere sahip olmaması nedeniyle- götürebileceğine, başarıyla tamamlayabileceğine inancımızın da olmadığını söyleyerek, önergemize desteğinizi istiyoruz.

Hepinize saygılarımı, teşekkürlerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.

Başka söz isteği?.. Yok.

Madde üzerinde bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde-3. Son fıkra,

"Kurul, icra kurulunun başkanı olarak, uluslararası organizasyon ve üst düzey kamu görevlisi deneyimine sahip, yabancı dil bilen adaylar arasından bir genel koordinatör görevlendirir."

                  Ali Topuz                         Kemal Anadol                         Hakkı Ülkü

                    İstanbul                                  İzmir                                     İzmir

          Türkân Miçooğulları                                                                Yılmaz Kaya

                      İzmir                                                                                  İzmir

BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?..

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI M. TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz de katılmıyoruz efendim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 üncü maddedeki bu değişiklik önerimiz, İzmir'de düzenlenen spor müsabakalarının başarısını sağlamaya dönük iyi niyetli bir öneridir.

Sözlerime başlarken, bugüne kadar, bu organizasyonu oluşturmak ve ayağa kaldırmak için çaba sarf etmiş olan herkese şükranlarımızı ifade etmek istiyorum. Son aşamasında, hükümetimizin Sayın Bakan düzeyinde bu konuya bu kadar büyük bir ilgi göstermiş olmasını da, bu projenin başarısı için çok önemli bir etken olarak değerlendiriyorum.

Organizasyon birkaç yıldan beri oluşturuluyor. Fakat, oyunlara on aydan daha az bir zaman kaldı. Bu olayın hangi genişlikte, hangi derinlikte, hangi büyüklükte bir organizasyon olduğunu iyice düşünür, önümüze koyacak olursak, bu on aydan kısa zaman içinde bu organizasyonu başarıya ulaştırmanın çok zor olacağını hemen görebiliriz. Ülkemizde bu tip organizasyonlar konusunda çok fazla deneyimimiz olduğunu söyleyemeyiz. Ama, buna rağmen, önemli birtakım organizasyonlarda da başarılar sağlanmıştır. Bir Habitat organizasyonu çok önemli bir organizasyondur, NATO toplantısını, çeşitli spor alanlarında dünya şampiyonlarını, Avrupa şampiyonalarını Türkiye'de düzenleyip başarmak, fevkalade övünebileceğimiz örneklerdir; ama, çok yeterli örnekler değildir bunlar.

Şimdi önümüzde bir gençlik olimpiyatı var. Üstelik, Türkiye, önümüzdeki olimpiyatlardan bir tanesini İstanbul'da gerçekleştirmeye aday, yıllardan beri onun mücadelesini veriyor. Dolayısıyla, İstanbul olimpiyatları için de çok önemli bir deneyimin kazanılacağı, bir başarının ortaya konulacağı bir fırsat bu. Dolayısıyla, bu organizasyonun başarılı olmasını sağlama konusunda çok titiz olmamız gerekir.

Ben bu yasa tasarısını gördüm. Bir kere böyle bir yasa tasarısı getirdikleri için de hükümete teşekkür ediyorum. Bu aşamada bunu bir zapturapta alma ihtiyacını duymuşlar. Buradaki düzenleme de esas itibariyle uygun bir düzenleme gibi geliyor bana. Üç aşamada birtakım organlar oluşturulmuş. Bir tanesi Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ki, başında Sayın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız bulunuyor. Onun altında Organizasyon Komitesi var; onun başında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bulunuyor. Onun altında da bir İcra Kurulu var; o İcra Kuruluna da bir genel koordinatör başkanlık edecek.

Bu organların oluşumuna baktığımız zaman, bunların içindeki bütün üyeler, devlet kurumlarından buraya, görevleri nedeniyle buraya yapacakları yardımları kendi yatırım alanlarında ortaya koyabilmeleri için temsilci biçiminde gelmiş. Bu kurullardan hiçbiri oturup bu organizasyonun nasıl yapılacağıyla ilgili bütün ihtiyaçları karşılayabilecek bir proje ortaya koyma şansına sahip değildir. Ne olacaktır; icra kurulu denilen heyet, onun başında genel koordinatör, bütün yükü üstlenecektir; bütün yük orada toplanacaktır. Ötekilerin hepsi destek hizmetleri veren kurumlardır; birisi çerçevesini çizecek, ötekisi o çerçevede bir organizasyon düzenlemeye çalışacak; İcra Kurulu, bütün ayrıntıları düşünecek. O nedenle, böyle bir kurulun hem içindeki üyeler hem de bu kurulun başındaki kişi çok önemli.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu İcra Kurulunun içinde kimler var: Genel koordinatörün başkanlığında, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile genel koordinatörün ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının önereceği ikişer üye olacak; dokuz kişi.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın büyük organizasyonlarını yapan kuruluşların yapısına bir bakın ve ondan sonra da, dönüp, bizim burada öngördüğümüz modele bakın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, mikrofonu açıyorum; tamamlar mısınız.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bütün yük genel koordinatörün omzuna yüklenecektir ve önemli başarılar sağlayabilmek için de, çok sayıda profesyonel birtakım kurumlar, kuruluşlar devreye sokulacaktır. Neler yapılacağını bir sayfanın üzerine yazacak olursak, belki yüzlere varacak faaliyet alanı çıkacaktır. Sayın Bakanın sorumluluğu altında götürülen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının sorumluluğu altında götürülen, belediye ve hükümetin ortak sorumluluğu altında götürülen bu organizasyon -bunlar, bu konularda hiç tecrübesi olmayan insanlar- ilk defa böyle bir organizasyonu yönetecek insanların eline terk edersek, ben, korkarım, başarısızlığa uğrayabilir. Bunun için, organizasyonun başına, gerçekten, Türkiye'de uluslararası organizasyonları ya da kamu yönetiminde çok yüksek düzeyde bu tip organizasyonları, koordinasyonları yapmış, tecrübeli insan koymaktan niye sakınıyoruz ki allahaşkına. Böyle bir insan yok mu?! Bu insanın hükümetle yakın ilişki içinde olması zorunludur. Hükümet, böyle bir insanı bulsun; bulsun ama, bizim önergemizde söylediğimiz gibi, uluslararası düzeyde bir organizasyon tecrübesi olsun ya da üst düzey kamu yönetiminde böyle koordinasyon ve organizasyon işlerinde başarısını kanıtlamış birisi olsun.

Bakın, Habitat organizasyonunun başına kim getirilmişti; Yiğit Gülöksüz. Türkiye'de pek çok organizasyonu yürütmüş, kamu yönetiminde çok önemli projeleri yönetmiş bir kişi alındı, gelindi, Habitat organizasyonunun başına konuldu ve çok başarılı bir şekilde o organizasyonu işletti. Hükümet ararsa, böyle bir insan Türkiye'de bulabilir. Bunu nereden seçerseniz seçin, siyasî kimliği ne olursa olsun benim hiç umurumda değil; siyasî kimlik burada herhangi bir işe yaramaz; burada bir insanın organizasyon kabiliyeti işe yarar. Bu amaca dönük olaraktır bu düşüncemiz ve hükümete yardım anlamını taşıyor; her şeyden önce, bu oyunların başarısını sağlamaya dönük bir katkıdır. Komisyonda bu reddedildi.

Ben, umuyorum... Sayın Bakan bir defa daha düşünsün. Bunun altında falan adamın oraya seçilmiş olmasının, filan adamın orada olması veya olmamasının benim açımdan hiçbir kıymeti olmadığını buradan ifade etmek istiyorum. O kişinin burada tartışılmış olmasından dolayı da üzülüyorum; onun kimliğinin burada tartışılmasını da istemiyorum, mesele o değildir, hedef o değildir. Bu arkadaşımız çok değerli bir insan olabilir. Eğer, bu şartları taşıyorsa, onu tayin edin; ama, bu organizasyonu ilk defa yapacak bir insanı getiriyorsanız, bunun sorumluluğunun ağır olacağını ve bir ölçüde kumar olacağını düşünüyorum. Buradaki bir başarısızlık, bu yasa düzenlemesinden sonra hele, bu uyarılara rağmen bir başarısızlık İstanbul olimpiyatlarını tehlikeye sokarsa, bunun sorumlusunun kim olacağını da o zaman tartışırız.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum; saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Topuz.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

Organizasyon Komitesi

MADDE 4. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirmek, Oyunların organizasyonuna yönelik olarak ilgili birimler arasında koordinasyonu sağlamak, Oyunlarla ilgili olarak Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu ve yurt dışı ile ilişkilerde yetkili organ görevini yapmak üzere kurulan Organizasyon Komitesi; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının başkanlığında, Başkanın belirleyeceği iki üye, Dışişleri Bakanlığınca görevlendirilecek bir büyükelçi, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı, Genel Koordinatör, Oyunların yapılacağı illerin üniversite rektörleri, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Emniyet Müdürü ve İzmir Kültür ve Turizm İl Müdüründen oluşur.

BAŞKAN - Madde üzerinde, AK Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Nükhet Hotar Göksel; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NÜKHET HOTAR GÖKSEL (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde yapılacak 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının "Organizasyon Komitesi" başlıklı 4 üncü maddesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini aktarmak üzere, söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının gerekçesinde ifade edildiği gibi, 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları 2005 yılında İzmir'de yapılacaktır. Bu organizasyon büyük bir projedir ve gerek Türkiye'nin 3 üncü büyük üniversite kenti gerekse fuar ve kongre organizasyonları deneyimi olan İzmir'de gerçekleştirilmesi çok önemlidir. 21 incisi 2001 yılında Çin'in Pekin Kentinde, 22 ncisi 2003'te Kore'de yapılan üniversite yaz oyunlarının 23 üncüsü 11-21 Ağustos 2005 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştirilecektir. Universiade'ın İzmir'de yapılması kararı uzun bir süreçten geçmiştir. Daha önceki konuşmacılar detaylı olarak bunu anlattığı için, çok fazla üstünde durmadan, diğer kısımlara geçmek istiyorum.

İzmir'in evsahipliğini üstlendiği oyunlar, 10 zorunlu ve 4 isteğe bağlı spor dalında gerçekleştirilecektir. Bunlar; atletizm, basketbol, voleybol, futbol, sutopu, eskrim, atlama, yüzme, tenis, jimnastik, yelken, güreş, tekvando ve okçuluktan ibarettir.

23 üncü Üniversitelerarası Spor Oyunları küresel ölçekli bir organizasyondur; dolayısıyla, böyle bir organizasyona Türkiye'nin evsahipliği yapması, ülkemizin tarihî ve doğal güzelliklerinin tanıtımı açısından son derece önemlidir. Tasarının yasalaşması durumunda, Türkiye bu avantajı yakalamış olacaktır. Türkiye'nin tanıtımı açısından, bu tür organizasyonlara evsahipliği yapmak dış tanıtımlardan daha elverişli ve etkilidir; yerinde tanıtım en etkili tanıtımdır.

23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının İzmir'de yapılıyor olması, hem İzmir özelinde hem de Türkiye genelinde, üniversite gençliğinin spora dönük ilgisini motive edecektir. Türkiye'de sportif potansiyelin bu tür organizasyonlar aracılığıyla açığa çıkması bizim elimizdedir. Bu organizasyon gerçekleştiği takdirde, hem Türkiye'nin uluslararası organizasyonları gerçekleştirme deneyimi artacak hem de buna uygun altyapı oluşturma bilinci gelişmiş olacaktır.

Türkiye, geçmişte, Habitat gibi son derece önemli ve büyük organizasyonları başarıyla gerçekleştirmiş bir ülkedir. Burada, İzmir Milletvekili olarak, üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri, bu tür organizasyonlar dolayısıyla, İzmir Kentinin küresel bir marka haline dönüştürülmesidir. Elbette, amacımız, Türkiye'nin dünya markası olmasıdır; ancak, yaşadığımız yüzyıl, devletler kadar, kentlerin de birbiriyle yarıştığı, kapasitelerini ortaya koyduğu, bizzat ülkelerin kentleriyle anıldığı bir yüzyıl özelliği taşımaktadır.

İzmir, beşbin yıllık tarihi, üç semavî dinin kutsal mekânlarını barındıran bir kent olarak dünyada yeterince tanınmamaktadır. Dünyanın kaosa sürüklendiği bugünlerde, İzmir'de üç semavî dinin geçmişte ve bugünde bir arada yaşama deneyimini tüm dünyaya anlatmamız gerekmektedir. Barışın ve hoşgörünün bu topraklardan doğduğunun ve savaşsız bir dünya fikrinin yine bu topraklardan yeşereceğini dünyaya anlatmalıyız; ancak, anlatmak yeterli değildir. İzmir'e gelecek olan sporcular, Kemeraltı'na gittiklerinde, cami, sinagog, havra ve kiliseyi bir arada görecekler ve hem İzmir'de hem de Türkiye'de, medeniyetler çatışması tezinin ne kadar anlamsız olduğunu görmüş olacaklardır. Böylece, İzmir'i, dünya küresel sistemine, medeniyetlerin çatıştığı değil, medeniyetlerin buluştuğu, birbirlerini zenginleştirdiği bir marka olarak tanıtmış olacağız; ancak, bu tanıtımı yaparken, aslî görevimiz olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının organizasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Öncelikle hedefimiz, Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonunun standartlarına uygun bir organizasyon gerçekleştirmek olsa da, bunun ötesine geçerek, Türk centilmenliğini ve geleneksel konukseverliğimizi de göstermeliyiz. Bunu başarmak için, organizasyonu profesyonelce planlamak gerekmektedir. Elbette, burada en önemli sorumluluk, Organizasyon Komitesine düşmektedir. Nitekim, tasarının 4 üncü maddesinde, Organizasyon Komitesinin görevleri sıralanmıştır: İzmir 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirmek, oyunların organizasyonuna yönelik olarak ilgili birimlerarası koordinasyonu sağlamak, oyunlarla ilgili olarak Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu ve yurtdışıyla ilişkilerde yetkili organ görevi yapmaktır.

Komite, Büyükşehir Belediye Başkanının başkanlığında, Dışişleri Bakanlığınca görevlendirilecek bir büyükelçi, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı, genel koordinatör, oyunların yapılacağı illerin üniversite rektörleri, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Emniyet Müdürü ve İzmir Kültür ve Turizm İl Müdüründen oluşur. Tasarı metninde aktarılan detaylar organizasyonun başarısını garantiye almak içindir.

Ege'nin incisi İzmir'in uluslararası çapta gerçekleştirdiği fuar organizasyonundan sonra böyle büyük bir organizasyonu gerçekleştirmede başarılı olacağı şüphesizdir. Bu açıdan, İzmir'in evsahipliği isabetli bir seçim olmuştur. İzmir'in bu konuda engin tecrübeleri vardır. Bilindiği üzere, 1971'de Akdeniz Oyunlarına evsahipliği yapan İzmir, fuarlar ve kongreler kenti olarak anılmaktadır. Beş kıtadan İzmir'e gelecek olan katılımcıların yapacakları harcamaların ekonomimize katkısı bir yana, Türkiye'nin tanıtım açısından bu fırsatı değerlendirmesi hayatî bir öneme sahip olmaktadır.

İzmir Kentimizde yapılacak olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının ülkemiz için hayırlı olmasını diler, Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Göksel.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır; ancak, 1 önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı tasarının 4 üncü maddesinde geçen "İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü" ibaresinden sonra gelmek üzere "üniversite rektörlerinin göstereceği üniversite öğrencisi bir sporcu" ibaresinin eklenmesi için gereğini arz ve teklif ederiz.

              Nurettin Sözen                        Hakkı Ülkü                    Türkân Miçooğulları

                      Sivas                                     İzmir                                     İzmir

              Vezir Akdemir                                                                  Mustafa Gazalcı

                      İzmir                                                                                 Denizli

BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?..

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Efendim, biz de takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Takdire bırakıyorsunuz.

Gerekçe mi?..

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle, bugün ölüm yıldönümünü yaşadığımız büyük kurtarıcı, laik demokratik cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü bir kez daha saygıyla, minnetle anıyorum ve hepinizin yaklaşmakta olan ramazan bayramını kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, bir olimpiyat söz konusu. Bu olimpiyat, üniversiteler, üniversite öğrencileri arasında yapılacak bir yarışma. Kurulan kurulların hiçbirinde sporcu üniversite öğrencileri temsil edilmiyor. Bu olimpiyatlara 10 000 kişinin katılması bekleniyor. 10 000 üniversite öğrencisi sporcunun katılacağı bir organizasyonda bir tek öğrenci sporcu bulunmuyor. Öncelikle, baktığımız zaman, Organizasyon Komitesinde, sadece rektörler arasından seçilen bir tek rektör, İcra Kurulunda ise, ne üniversite rektörü ne de sporcu üniversite öğrencisi genç bulunmaktadır. Bu son derece büyük bir eksikliktir, son derece sakıncalıdır. Bir büyük olimpiyat yapıyorsunuz, olimpiyata katılanlar ve olimpiyatı izleyecek olan insanları bu kurullarda hiçbir şekilde temsil ettirmiyorsunuz. Büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Önceki maddedeki Düzenleme Kurulunda da aynı eksiklik mevcut; ama, geçti. Hiç olmazsa 4 üncü maddede söz konusu olan kurula üniversite rektörlerinin göstereceği adaylar arasından bir üniversite öğrencisi sporcunun dahil edilmesi, hem bu büyük kitlenin temsili açısından, simgesel açıdan hem de üniversiteli gençlerin, sporcu gençlerin gelecekteki organizasyonlarda deneyim sahibi olması bakımından son derece önemlidir.

Ülkemizde gençler, üniversite gençleri ve diğer gençlik, maalesef, ihtiyaç duyulan organizasyondan yoksundur. Türkiye'de elli yıl evvel Türkiye Millî Talebe Federasyonu vardı. Türkiye'de elli yıl evvel Millî Türk Talebe Birliği vardı. Bütün bunlar, üniversiteli gençleri temsil ederlerdi; çok ciddî organizasyonlardı, her fakültede temsil edilen dernekler, üniversitelerde birlik halini alır ve Türkiye'de nihayet federasyon haline dönüşürdü. Demokrasimiz için çok ciddî bir eksiklik olarak hâlâ düşünürüm, görürüm Federasyonun ve Millî Türk Talebe Birliğinin bugün mevcut olmamış olmasını.

Hal böyleyken, bu örgütlenme noksanlığı karşısında, katılanların tamamen üniversite öğrencisi olduğu bir organizasyonda, izleyenlerin tamamen üniversite öğrencisi olduğu bir organizasyonda bir tek üniversite öğrencisinin görev almamış olmasını büyük bir eksiklik, büyük bir yanlışlık olarak görüyorum ve bu önergemizle, hiç olmazsa, bu kurula bir genç sporcunun üye olarak katılmasını öneriyoruz. Bu konudaki desteklerinizi bekliyorum.

Hepinizi saygıyla, tekrar, selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sözen.

Efendim, gerekçesini dinlediğiniz, biraz önce okduğumuz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, 4 üncü maddeyi kabul edilen önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

İcra Kurulu

MADDE 5. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirecek, hizmet ve faaliyetleri yürütecek İcra Kurulu; Genel Koordinatörün başkanlığında, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile Genel Koordinatörün ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. İcra Kurulu, Oyunların organizasyonu için gerekli tüm işlerin yürütülmesinden sorumludur.

İcra Kurulunun çalışma usul ve esasları, Kurul tarafından çıkarılacak yönergelerle belirlenir.

BAŞKAN - Madde üzerinde AK Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Tekelioğlu; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET S. TEKELİOĞLU (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tasarının 5 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini belirtmek üzere huzurunuzdayım.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın spora olan ilgisini inkâr edemeyiz. Dolayısıyla da, bu ilgi varken, bizim bu tür organizasyonlardan geri kalmamız söz konusu olamaz. Bu çerçeve içerisinde, İzmir'de düzenlenecek olan üniversite oyunlarını da, hükümetimiz ve partimiz, bu anlayış içerisinde ele almaktadır.

Şurası bir gerçektir ki, bu oyunlar belediyenin imkânlarıyla yapılamayacak bir boyuta gelmiştir ve maalesef, bu konuda belediye bu işi anlayana kadar çok da zaman geçmiştir. Ancak, bunu, biz, bir İzmir problemi olarak, sadece İzmir Belediyesinin bir sorunu olarak görmüyoruz. Bunu, Türkiye'nin bir onuru olarak görüyoruz. Dolayısıyla, başarı, hem Türkiye'nin hem İzmir'indir. Eğer bir başarısızlık olursa, bu da hem Türkiye'nin hem İzmir'in olur. Oysa, bizim, başarısızlığa tahammülümüzün olmaması gerekir. Dolayısıyla, bu çerçeve içerisinde oyunlara yaklaşım tarzımızı söyleyebiliriz.

Değerli arkadaşlarım, elbette ki, üniversite olimpiyatlarını başarmak, büyük olimpiyatları başarma yolunda da bir adımdır. Dolayısıyla, olayın bir de bu tarafı vardır. Biz, Türk Milleti olarak, tarih boyunca çok büyük organizasyonları gerçekleştirmiş bir milletiz. Dolayısıyla da, bu tür organizasyonlarda herhangi bir sıkıntımızın olmaması gerekir. Yeter ki, kısır çekişmeleri bir tarafa bırakalım, olayı bir ülke sorunu olarak, ülkenin bir sorunu olarak ele alalım ve kısır çekişmeleri, şahsî itişmeleri bir tarafa bırakalım.

Bu anlayış içerisinde de, spordan sorumlu Sayın Devlet Bakanımız, olaya nasıl yaklaştığını anlattı, Sayın Piriştina zamanından beri olan gelişmeleri de anlattı. Dolayısıyla, olay çok açık bir şekilde ortada.

Burada çok önemli bir noktayı daha zikretmemiz gerekiyor; o da şudur: Biz de İzmir milletvekilleri olarak, bazı milletvekili arkadaşlarımızla birlikte gittik, Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu'nu ziyaret ettik ve kendisine oyunlarla ilgili görüşlerimizi anlattık, onun görüşlerini dinledik. Doğrusunu isterseniz, biz, çok gerçekçi bulduk Sayın Kocaoğlu'nu, realiteyi iyi görmüş; dolayısıyla, oyunların gerçekleşmesi için neler yapılması gerektiğini de iyi tespit etmiş olarak, böyle bir intibayla o toplantıdan ayrıldık ve orada kendisine dedik ki: "Biz de İzmir milletvekilleri olarak, eğer üstümüze düşen bir şey olursa, bunu, her zaman, her platformda yerine getirmeye hazırız." Böyle güzel bir görüşme oldu. Bundan sonraki gelişmeyi siz de biliyorsunuz.

Bu 5 inci madde, özellikle de İcra Kuruluyla ilgili olduğu için, yeri de gelmişken söyleyelim. İcra Kurulu başkanlığına, Sayın Devlet Bakanımız da söyledi, Aziz Kocaoğlu'nun da kabulüyle, Taha Aksoy önerilmiş oldu.

Şimdi, burada, arkadaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız Taha Aksoy'a itiraz ediyorlar. Allahaşkına belediye başkanıyla konuştunuz da mı itiraz ediyorsunuz; yoksa, belediye başkanına rağmen mi itiraz ediyorsunuz?! Burası önemli bir nokta.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Boş konuşuyorsunuz.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Eğer bu işler düzgün yürüyecekse, bir çekişmeden uzak olmak gerekir. O bakımdan da, belediye başkanıyla, organizasyon komitesiyle, hazırlık komitesiyle, icra komitesiyle çok iyi bir uyuma ihtiyaç vardır. Bu uyumu bozacak davranışlardan uzak durmamız gerekir; dolayısıyla da, bu konuyu eğer öne çıkaracak olursak bu oyunlar başarıya ulaşacaktır, eğer böyle yapmayacak olursak, bu başarısızlık kendiliğinden gelecektir. Biz bu oyunların mutlaka başarıya ulaşması gerektiğini düşünüyoruz, bunun mutlaka böyle olması gerektiğini düşünüyoruz.

Bir başka önemli nokta; deniliyor ki, bu koordinatörün mutlaka devlet memuru olması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, artık, çağımız sivil toplum çağı. Bu tür organizasyonlarda, gelin, sivil toplumu öne çıkaralım, devlet memuru olma şartını düşünmeyelim, devlet memuru anlayışıyla yaklaşma şartını düşünmeyelim.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Ne söylüyorsun sen allahaşkına, devlet memuru olsun diye kim söyledi?!

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Efendim, kamu yönetiminde görevli birisi demediniz mi?!

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Tecrübeli... Kamu yönetiminde uluslararası tecrübesi olsun...

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Bunun ille kamu yönetiminde mi olması gerekir; başka alanda da olur.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bu kafayla hiçbir şey yapamazsınız!

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Dolayısıyla, benim üstünde durduğum şey şudur: Bu işleri, artık sivil toplum anlayışı içerisinde ele alalım.

Bir başka husus, lisan bilen birisine ihtiyaç var deniliyor. Bahsettiğiniz arkadaşımız çok iyi de lisan biliyor. Bunu da burada hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Şuraya doğru dürüst bir sözcü çıkarsanıza allah aşkına.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, eğer söylediklerim sizi rahatsız ediyorsa onu bilemem; ama, ben burada bir şeyi önemle vurguluyorum; diyorum ki: Aziz Kocaoğlu, Taha Aksoy için "çok iyi bir isim buldunuz" diyor, siz itiraz ediyorsunuz.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Biz isme itiraz etmiyoruz, nitelik koyun diyoruz.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Haberli mi yapıyorsunuz habersiz mi yapıyorsunuz? Burada bu soruyu sormak hakkımdır.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bunun hesabını siz vereceksiniz sonra.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Bunu soracağım burada. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Nitelik koyun diyoruz. Kimi koyarsanız koyun, niteliği olsun adamın.

MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Eğer, bu çekişmeleri, burada sizin söylediğiniz bu üslubu İzmir'e de taşıyacak olursanız, bu fevkalade yanlış olur Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, burada, oyunların ana teması olarak "Ege mavisi" seçildi. Oyunların sloganı olarak da "dünya Ege mavisinde buluşuyor" şeklinde güzel bir slogan geliştirildi ve bu oyunların maskotu olarak da efe tipi öne çıkarıldı. Şimdi, ben, bu kompozisyon içerisinde oyunların başarıya ulaşacağına inanıyorum.

Bir başka hususu daha vurgulamam gerekiyor. Değerli arkadaşlarım, çağımız, bilgi çağı. Bunu böyle söylüyoruz; ama, hâlâ her şeyi ferdî planda ele almaktan da kaçınmıyoruz. Unutmayalım ki, oyunu yürütecek olan sadece genel koordinatörün kendisi değildir. Genel koordinatörle birlikte burada görev yapacak olan, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, Gençlik Spor İl Müdürü, Kültür Turizm İl Müdürü, Genel Koordinatörün ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer üyeden oluşan dokuz üyelik bir kurul var ortada. Dolayısıyla, olayı bütünüyle bu kurul yürütecek. Bir de bunu iyi gözlemlemek lazım. Dolayısıyla da, sadece genel koordinatörün yürüteceği bir oyun düzeni içerisinde değiliz. Burada bir kurul söz konusudur.

Değerli arkadaşlarım, ben, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının olaya çok realist yaklaştığını düşünüyorum; bunu görüyorum. Kendisini, bu bakımdan, teşekkürle burada zikretmek istiyorum. Oyunların ülkemiz ve İzmirimiz için çok başarılı geçmesini temenni ediyorum. Yaklaşan bayramınızı tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Tekelioğlu.

Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Bir önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun 5 inci maddesinin aşağıda belirttiğimiz şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Hakkı Ülkü                          Kemal Anadol                       Vezir Akdemir

                     İzmir                                      İzmir                                      İzmir

               Yılmaz Kaya                                                                  Türkân Miçooğulları

                     İzmir                                                                                     İzmir

"İcra Kurulu

Madde 5.- İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirecek, hizmet ve faaliyetleri yürütecek İcra Kurulu; Genel Koordinatörün başkanlığında, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile Genel Koordinatörün ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. İcra Kurulu, Oyunların organizasyonu için gerekli tüm işlerin yürütülmesinden sorumludur.

İcra Kurulunun çalışma usul ve esasları, Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından çıkarılacak yönergelerle belirlenir. "

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutalım mı efendim?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İcra Kurulu ile Hazırlık ve Düzenleme Kurulu arasındaki farkı belirtmediğimiz takdirde, ileride yetki karmaşası çıkabilir düşüncesiyle bu düzenleme yapılmıştır.

BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğiniz, Hükümetin ve Komisyonun olumlu görüş beyan ettiği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, 5 inci maddeyi, kabul edilen önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

Görev, yetki ve sorumluluk

MADDE 6. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, Oyunların hazırlığı, düzenlenmesi ve sonuçlandırılmasıyla ilgili her türlü iş ve işlemleri yaptırmakla yetkili ve sorumludur. Kurul, yetki ve sorumluluklarının bir kısmını Organizasyon Komitesine ve İcra Kuruluna devredebilir.

Organizasyon Komitesinin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Sporcu, antrenör, idareci, teknik eleman veya diğer elemanların ülkemize giriş, çıkışlarında gerekli tedbirleri almak veya aldırmak.

b) Oyunların süresi ile bağlı kalmak ve kanunlara aykırı olmamak şartıyla her türlü talimat ve yönergeleri hazırlayarak İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun onayına sunmak ve uygulanmasını ilgili kurum ve kuruluşlardan talep etmek.

c) Oyunlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan işlemleri koordine etmek.

d) Gerektiğinde bu Kanun hükümlerine aykırı olmamak üzere birim ve komisyonlar kurmak.

e) İzmir Universinde Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından verilecek diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

İcra Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Oyunlar ile ilgili olarak her türlü iş ve işlemleri yapmak, yaptırmak, mal ve hizmetleri satın almak ve kiralamak.

b) Bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerekli tüm yazışmaları yapmak, gerektiğinde bu kurum ve kuruluşlardan geçici olarak personel görevlendirilmesini ve Oyunlar için gerekli olan her türlü malzemenin teminini sağlamak veya satın almalarını istemek.

c) Oyunların organizasyonu için gerekli olan her türlü yerli ve yabancı personeli özel hukuk hükümlerine göre istihdam etmek ve ücretlerini tesbit etmek.

d) İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından verilecek diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

Üçüncü fıkranın (b) bendine göre görevlendirilecek geçici personelin aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenir. Bunlara bu Kanun çerçevesinde yerine getirecekleri görevler nedeniyle (15000) gösterge sayısının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere İcra Kurulunca belirlenen miktarda aylık ek ödeme yapılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

Gelirler

MADDE 7. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun gelirleri şunlardır:

a) Konsolide bütçeden ayrılacak ödenek.

b) İzmir Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinden % 1 oranında aktarılacak pay.

c) Oyunların düzenlenmesi ile ilgili her türlü naklen yayın, reklam ve sponsorluk gelirleri.

d) Gerçek ve tüzel kişilerden alınacak nakdi ve ayni bağış ve yardımlar,

e) Diğer gelirler.

Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve harcamalar Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tâbidir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin.

Buyurun Sayın Ersin. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Yasası Tasarısının 7 nci maddesiyle ilgili Grubum adına söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum; ama, sözlerime başlarken bir üzüntümü de belirtmek isterim.

Sevgili Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir'le ilgili çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. İzmir'i, Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren, özellikle İzmir'i çok yakından ilgilendiren bir tasarıyı görüşüyoruz; ama, AKP'nin 8 İzmir milletvekilinden hiçbirisi salonda yok.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Mehmet Bey burada.

AHMET ERSİN (Devamla) - Yani, İzmir'i bu kadar yakından ilgilendiren bir tasarı görüşülüyor da, AKP'nin İzmir milletvekillerinden hiçbirisi bu salonda bulunmuyorsa, bunu İzmirlilere şikâyet ediyorum, çok yanlış bir davranış içerisindeler.

SADULLAH ERGİN (Hatay) - Mehmet Bey burada.

AHMET ERSİN (Devamla) - Sevgili milletvekilleri, tasarının 7 nci maddesinde, bu oyunlarla ilgili bütçe gelirleri düzenlenmiş. Şimdi, burada belirli olan, net olan sadece belediyenin katkısı. İzmir Büyükşehir Belediyesinin onaylanan bütçesinin yüzde 1'i, bir pay olarak bu oyunlar için ayrılmış. Sözüm ona, tasarının ilgili maddesinde konsolide bütçeden ayrılacak bir pay var; ama, bu payın ne oranı, ne de miktarı belli. Dolayısıyla, bunu bir eksiklik olarak görüyorum. Yani, belediye bütçesinden ayrılacak olan yüzde 1 pay belliyken, hükümetin, konsolide bütçeden ne kadar katkı koyacağını sonraya bırakmış olması bir eksiklik olarak görülüyor.

Ayrıca, İzmir Belediyesi, bu oyunlarla ilgili olarak uzun süreden beri çalışmalar yapıyor, harcamalar yapıyor. Peki, bu yüzde 1'lik kesinti, bu tasarı yürürlüğe girdikten sonra mı başlayacak, yoksa bugüne kadar yapılan harcamalar mahsup mu edilecek? Bu konunun da açıklığa kavuşması gerekir diye düşünüyorum.

Yine, bu oyunlarla ilgili "gelirler" hanesinde, naklen yayın, reklam, sponsorluk ve bağışlardan söz ediliyor. Sayın milletvekilleri, bunlar beklenen katkılar; yani, olması düşünülen, gerçekleşmesi düşünülen katkılar. Biliyorsunuz ki, Türkiye bütçesi de hazırlanırken bazı gelirlerin hesabı yapılıyor, olması mümkün gelirlerin hesabı yapılıyor; ama, eğer bu gelirler sağlanamazsa hükümet, ürettiği mal ve hizmetlere ha babam zam yaparak bu açığı kapatmaya çalışıyor. Şimdi, burada kaynak olarak gösterilen naklen yayın, reklam, sponsorluk ve bağışlar eğer beklenen düzeyde olmazsa o zaman ne yapılacak; yani, İzmir'in, İzmirlilerin üzerine yeni yükler mi bindirilecek, onu merak ediyorum.

Şimdi, Sayın Bakanı çok dikkatli bir şekilde dinledim. Benden önceki arkadaşlarım da söz ettiler; ama, ben de bahsedeyim; diyor ki: Belediye Başkanı kendilerinden hükümetle ilişkileri düzenleyecek olan bir koordinatör talebinde bulunmuş ve Sayın Bakan da, düşünmüş, taşınmış ve Taha Aksoy Beyi -kişiliğine, şahsına bir sözüm yok- tayin etmiş. Şimdi, Sayın Bakan, düşünüp taşınıp bunu yaptığına göre, acaba düşünmeden taşınmadan birini atıyor olsaydı ne yapacaktı?!

Sayın milletvekilleri, İzmir'de ve Türkiye'de bu görevi hakkıyla yapabilecek, kuşkusuz, yüzlerce, belki binlerce kişi var; ama, Sayın Bakan, İzmir'de, bula bula ve düşüne taşına, geçen 28 Mart seçimlerinde büyükşehir belediye başkanlığına aday olan birisini buluyor, hem de düşüne taşına buluyor. Sayın Bakanda -iki yıldan beri görevdeymiş Sayın Bakan- kusura bakmasınlar, biraz yorgunluk belirtileri var; çünkü, Sayın Bakan hep düşünüp taşınıyor, şike konusunda da düşünüp taşınıyor, mafya konusunda da, spordaki, futboldaki mafyalaşmayla ilgili de düşünüp taşınıyor, aylardan beri düşünüp taşınıyor; ama, bir sonuç ortaya çıkaramıyor.

Bakın, televizyonlarda -bunu bana da söyledi şurada sorduğum zaman dedi ki: "Bu süper lig tamamlansın, ondan sonra bu konuları ele alacağız.". Süper lig tamamlandı, bu sefer "federasyon seçimleri tamamlansın ele alacağız bu şike ve mafyalaşmayı" dedi. Televizyonda izledim "onbeş gün içinde ele alacağız" dedi. Geçtiğimiz günlerde, yine, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında "onbeş gün içinde komisyonu kuracağız" diyor. Yani, Sayın Bakan düşünmeye taşınmaya devam ediyor, ama, ortada bir sonuç yok.

Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, bu yasa, çok geç kalmış bir yasa ve Sayın Bakan da düşünüp taşınıp, 28 Martta AKP'nin belediye başkan adayı olan kişiyi koordinatör olarak atarken, aslında, bu sıkışıklığı bahane etti, bu sıkışıklıktan yararlandı, belediye başkanına kabul ettirdi bir ölçüde. Acaba -ben şimdi merak ediyorum- Sayın Bakan belediye başkanına "bunu kabul etmezsen yasayı çıkarmam, yardımları da yapmam" diye bir söz söyledi mi; ki, komisyonda söylemiş, üstü kapalı bir şekilde de olsa söylemiş.

Şimdi, Sayın Bakanın, hükümetin bu koordinatör konusunda, düşüne taşına atadıkları koordinatör konusunda söyleyeceği fazla bir şey yok, olmaması lazım "hata ettik" demeleri lazım "siyaset yaptık" demeleri lazım. İzmir'de yapılacak olan bu olimpiyatlar için "siyasî ikbal peşinde koştuk, İzmir'i teslim almanın ilk adımını atmaya başladık" diye söyleselerdi daha mertçe olurdu, sanıyorum, sonuçla daha da uyumlu olurdu.

Dolayısıyla, her şeye rağmen, bu yasanın İzmir için, Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum ve İzmir'de yapılacak olan olimpiyatların Türkiye'nin yüzakı olacak biçimde sonuçlanmasını diliyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür Ediyorum Sayın Ersin.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, izin verir misiniz, yerimden bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN -Sayın Bakanın yerinden bir açıklama talebi var.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Aslında, Sayın Ersin'in, bir İzmir Milletvekili olarak bana teşekkür etmesini beklerdim; çünkü, İzmir Büyükşehir Belediyesinin böylesine ciddî bir organizasyonuna yardımcı olmaya çalışıyorum ve üstelik, bu tasarı, bu organizasyonun başına getiriyor beni, birlikte çalışacağız. Alayvarî birtakım cümlelerle burada konuşmuş olmasını son derece yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.

Futbolda şiddet, futbolda şike konusunda bir komisyon kurulmasının benim tarafımdan geciktirildiğini ifade etti. O komisyonu ben kurmam ki Sayın Ersin, Parlamento kurar. Araştırma önergeleri verirsiniz...

AHMET ERSİN (İzmir) - Önergeler verildi Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Verildi; ben ne dedim?

AHMET ERSİN (İzmir) - Siz de, bana, altı ay önce "kuracağım" diye söz verdiniz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ben kurmam; ben Meclis değilim ki.

AHMET ERSİN (İzmir) - "Yardımcı olacağım" dediniz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Türkiye Büyük Millet Meclisi kurar buradaki araştırma komisyonunu.

AHMET ERSİN (İzmir) - Hiç öyle bir şey söylemediniz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Siz önerge vermişsiniz; en sonunda -benim aldığım bilgiye göre- AK Parti Grubu da aynı doğrultuda bir önerge verdi. Bayramdan sonraki ilk denetim gününde bu araştırma önergeleri Parlamentoda birleştirilerek görüşülür, bir komisyon kurulur ve bu olayların üstüne, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu komisyon marifetiyle gider.

Aslında, benim Bakanlığımla ilişkilendirilmiş olan bir federasyonun, Futbol Federasyonunun veya sporun bazı işlemlerinin denetlenmesi hükümetlerin işine gelmeyebilir; ama, ben destekliyorum; yani, kurulsun istiyorum, bunların üstüne gidilsin istiyorum.

AHMET ERSİN (İzmir) - Altı aydan beri orada bekliyor.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Bu tavır dahi teşekkür edilecek, takdir edilecek bir davranıştır. Hükümetler denetimden kaçar, biz kaçmıyoruz; denetleyelim, hepimiz birlikte üstüne gidelim diyoruz. Sayın Ersin, çok talihsiz bir açıklama yaptı, çok üzgünüm.

AHMET ERSİN (İzmir) - Hiç de değil, tam cuk oturdu.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz yardımcı olmaya çalışıyoruz size. Yardımcı olmak isteyenlere, bana göre sadece teşekkür edilir, alayvarî konuşulmaz.

Sayın Başkan, çok teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Şimdi, 7 nci madde üzerindeki görüşmeleri tamamlamış bulunuyoruz.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 7 nci madde kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

Hizmet zorunluluğu

MADDE 8. - Bütün kamu kurum ve kuruluşları Oyunların hazırlık ve düzenleme çalışmaları sırasında İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulunun taleplerini öncelikle karşılar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce kürsüde konuşan İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Tekelioğlu, konuşması sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz tarafından, Gruba hitaben "doğru dürüst adamları çıkarın buraya" gibi bir ifade kullandığını; dolayısıyla, hem Gruba hem şahsına karşı uygun olmayan bir üslup kullandığını ifade ederek, kendisinin sözünü geri alması talebinde -yazılı- bulunmuştur, ancak, ben, zabıtları istetiyorum, eğer böyle bir şey varsa, Sayın Başkana bu konuyu ifade edeceğiz. Şu anda, zabıtlar gelmeden bu talep üzerinde herhangi bir işlem yapamıyorum.

Sayın milletvekilleri, saat 18.30'da tekrar toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati : 16.22

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.30

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 16 ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

678 sıra sayılı tasarı üzerindeki görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

2.- İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S. Sayısı: 678)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet hazır.

Tasarının 9 uncu maddesini okutacağım; ancak, oturumu kapatmadan önce Genel Kurula arz ettiğim gibi, Sayın Tekelioğlu'nun bir talebi vardı. Sayın Başkanımız da o anda Genel Kurulda yoktu.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Ben arka taraftaydım, duymadım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Başkanım, zaptı getirttim, size de verebilirim. İtiraz ettiği husus şu: Aranızda geçen bu karşılıklı konuşmadan sonra, siz "şuraya doğru dürüst bir sözcü çıkarsanıza Allahaşkına" diyorsunuz; bu da, tabiî, Sayın Tekelioğlu için şık olmuyor. Bu konuda sizden bir açıklama rica ediyoruz.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Buradan, yerimden yapabilir miyim?

BAŞKAN - Tabiî.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, bu olaydan üzüntü duyuyorum gerçekten. Ben, hiçbir arkadaşımızı incitmek için, o amacı güderek bir söz söylemek istemem. Eğer, söylediğim söz biraz amacının ötesinde anlamlar taşıyorsa, tabiî ki, o arkadaşımdan özür dilerim, öyle bir maksadım yoktu.

Benim söylemek istediğim şuydu: Sayın konuşmacı, benim konuşmama atıfta bulunarak bir değerlendirme yapıyordu ve benim söylediğimi bana göre çok farklı bir şekilde yorumluyordu. O nedenle "doğru konuşan, dürüstçe konuşmaları nakleden bir sözcü çıkarın" anlamında söyledim. Yoksa, kendisinin niteliğini belirtmeye dönük olarak bir tarif yapmadım; ama, öyle anlaşılmış olması da mümkündür. O nedenle, zabıttan da çıkarılmasının uygun olacağını düşünüyorum.

Bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Ben de teşekkür ediyorum.

Zaten, Sayın Başkanım, sizin engin tecrübenizden de beklediğimiz buydu. Çok teşekkür ederim. Parlamentomuz için de güzel bir örnek.

9 uncu maddeyi okutuyorum.

Kurulun tasfiyesi

MADDE 9. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, tasfiye işlemlerini Oyunların kapanış töreninden sonra en geç altı ay içinde tamamlar. Ödeneklerden ve gelirlerden artan meblağ tasfiyeyi müteakip İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne irad kaydedilir.

BAŞKAN- Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü.(CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Ülkü, süreniz 10 dakika; süreyi iyi kullanırsanız memnun olurum.

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, 10 Kasım 2004, Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümü; O'nu saygıyla anıyor ve önünde eğiliyoruz.

Değerli arkadaşlar, 678 sıra sayılı İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Arkadaşlar, önce "üniversiade" nedir, onun bir açıklamasının yapılması lazım diye düşündüm. "Universiade" kelimesi, üniversite oyunları demek, ama, bunun "üniversite" ve "olimpiyat" kelimelerinin birleşmesinden oluştuğunu bilmemiz gerekir, en azından tutanaklara geçmesi açısından.

Universiade, birçok spor dalını bir araya getiren bir kültür ve spor festivali olması nedeniyle, dünyanın en önemli spor etkinliklerinden biridir. Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu oyunlar, yaz ve kış oyunları olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yaz oyunlarındaki müsabakalardan zorunlu olanlar, evsahibi kentin seçeceği isteğe bağlı en fazla 3 spor dalında yapılmaktadır; ama, 10 branşta yapılması zorunluluğu vardır. Sayarsak, atletizm, basketbol, eskrim, futbol, yüzme vesaire gibi...

Kış oyunlarında da zorunlu en az 6 dal seçilmektedir. Bu zorunlu dallar, oldukça disiplinli olan, paten, kuzey disiplini, alt disiplini, buz hokeyi ve hız pateni gibi oyunlardır.

Universiade'a katılma şartları: Üniversite oyunları ve şampiyonalara üniversite veya dengi yüksekokul öğrencisi olan 17-28 yaş arasındaki tüm atletler katılabilir. FISU'ya üyeliği bulunan her birlik, takım veya bireysel sporlar için başvuruda bulunabilir. Olimpiyatlara katılan ülkeler ve ilgili uluslararası spor federasyonuna üyeliği bulunan ulusal federasyonların başvuruları da kabul edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ünlü tarihçi Heredot'un en yüce gök kubbe altında ve dünyanın en güzel ikliminde kurulduğunu belirttiği İzmirimiz, milattan önce 3 000 yıllarında, bugünkü Bayraklı yakınlarında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur; o günden bu yana da uygarlıkların beşiğidir ve uygarlıklara analık yapmaktadır.

İzmir, konumu ve güzelliği nedeniyle tarihte birçok devlet ve uygarlığın gözbebeği olmuş, birçok kere de işgal edilmiştir. 1081 yılında Selçukluların Şehri fethetmesiyle Türklerin eline geçmiştir. 1426 yılından itibaren beşyüz yıl Osmanlı idaresinde bulunan İzmir, her zaman, her devirde çevresinin merkezi olma özelliğini korumuş, uluslararası ticaretin merkezlerinden biri olarak da, her zaman, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur.

İzmir ve çevresi, uzun tarih boyunca, elverişli konumu, uygun iklimi, geniş ve verimli tarım toprakları, körfezi ve korunaklı limanıyla, büyük uygarlıkların yaşadığı bir yer olmuştur. Saldırılar, hastalıklar, doğal afetler ve daha nice zorluklardan sonra bugünlerdeki haline gelen güzel İzmirimiz, ılıman Akdeniz iklimiyle de, her zaman, tüm spor çeşitlerinin gözdesi olmuştur.

Bilindiği gibi, 1971 yılında, Akdeniz Oyunları, yaklaşık 14 ülkenin katılımıyla, o günlerde, rahmetli Turgut Atakol'un koordinatörlüğünde yapılmış ve ülkemizin yüzakı olan bir şekilde de sonuçlandırılmıştır.

Bugün, burada, yine bir sınava tabi tutuyoruz ve çıkaracağımız bu yasayla, bizler, önümüzdeki yaz yapılacak olan bu olimpiyatlara, bu üniversite oyunlarına hazırlanıyoruz.

Kısa adı FISU olan Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu ile İzmir Belediyesi arasında yapılan anlaşmalar gereğince, 2005 yılında 23 üncüsü yapılacak olan dünya üniversitelerarası spor oyunlarını takip eden günlerde, oluşturulmuş kurulun tasfiyesi gündeme gelmektedir. Benim de söz almam bu nedenledir.

Kamuda çeşitli alanlarda ve hatta şirketlerde, mahsuplaşmanın ne kadar zor, ne kadar anlaşılmaz ve ne kadar ayrıntılı olduğunu bilen birisi olarak, kurulun tasfiyesinin, yasa tasarısında yazdığı gibi, altı ay gibi kısa bir sürede olmasını imkânsız buluyorum. Bu oyunların en son yapıldığı Güney Kore'de bu uygulamanın bir yıldan fazla bir zamanda gerçekleştiğini de öğrenmiş bulunuyorum. O nedenle, tasfiye işlemlerinin, tasarıda öngörüldüğü gibi, altı aylık bir süreyi kapsaması yerine bir yıla çıkarılması yerinde olacak, hatta kaçınılmaz olacaktır diye düşünüyorum.

İkinci konu da, tasfiye işlemlerinde artan meblağların müteakip zaman diliminde İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne irat kaydedilmesi olayıdır. Bu da bizce doğru bir işlem değildir; zira, çok ciddî alım işleri gerçekleşecektir. Büyük çoğunluğunu sportif malzemelerin oluşturacağı bu alımların ve bunların dağıtımının, kadrosunun yetersiz oluşu, devlet memurlarının çalışma koşulları gibi nedenlerle, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilebileceğini düşünemiyoruz. Oysa, konunun âdeta üstlenicisi ve organizasyonun başı olan ve 12 000 kişilik çalışma ordusu bulunan bir kurum olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi kadrolarıyla bu konunun üstesinden rahatlıkla gelebilir.

Kaldı ki -demin arkadaşlarımızdan birisinin "neden kamu neden özel" diye tartışma açmaya çalıştığı bir konudan da sizlere biraz bahsetmek istiyorum- sizler, yani AKP Grubu, özelleştirmenin amansız savunucularısınız; hatta kuralsız savunucularısınız diyebilirim. Hatta, Maliye Bakanımızın dediği gibi, bazı konularda öylesine cüretkâr bir tavır takınmaktasınız ki "babalar gibi satanlar" olarak, zaman zaman gazete sütunlarına da geçmektesiniz. Şimdi, kamu eliyle yapmayı pek içinize sindiremediğiniz bir konuda, neden büyükşehir belediyesinin işlerini ve amacını taşan bir şekilde çok fazla müdahaleci oluyorsunuz, anlamak mümkün değil.

Belediye Başkanımızın -yani, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun- centilmence davranıp, 2004 seçimlerindeki büyükşehir adayınızı organizasyonun içerisine -ister Bakan önersin ister kendisi tarafından kabul edilsin, fark etmez- alması büyük bir jest olarak nitelendirilmelidir. Bunun dışında, müdahaleci olunması, hem çokbaşlılık yaratacak hem de sahibinin belli olmadığı bir organizasyona dönüşecektir.

Bütün bunlardan arınmak için, parayı verenin düdüğü çaldığı değil, yüzümüzün akıyla çıkabileceğimiz, sadece hakemlerin düdük çaldığı müsabakalarda tertemiz bir sonuç almayı ve bu sonuca ülke olarak hep beraber ortak olmayı başarabilmenin mutluluğunu yaşamalıyız. Bu nedenlerden dolayı, tasfiye işlemlerinin süresinin uzatılması, ödeneklerden ve gelirlerden artan meblağın, tasfiyeden sonra, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yerine, organizasyonun başı olan Büyükşehir Belediyesine verilmesi ve Büyükşehir Belediyesi tarafından tasarruf edilmesi şarttır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ülkü, mikrofonu açıyorum; toparlar mısınız.

HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bu görüşümüzün dikkate alınarak, bu maddenin yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz ve bu konuda vermiş olduğumuz önergenin tarafınızdan değerlendirileceğini umuyoruz.

Bu düşüncelerimizle, sevgiler, saygılar sunuyoruz ve başarılı bir üniversite oyunu diliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ülkü.

Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

Bir önerge var; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun 9 uncu maddesinin aşağıda belirttiğimiz şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Hakkı Ülkü                             Yaşar Tüzün                  Hüseyin Ekmekcioğlu

                   İzmir                                       Bilecik                                 Antalya

          K. Kemal Anadol                         Halil Tiryaki                         İsmail Özay

                   İzmir                                     Kırıkkale                              Çanakkale

            Vezir Akdemir                        Mustafa Gazalcı                   R. Kerim Özkan

                   İzmir                                       Denizli                                  Burdur

              Oğuz Oyan                            Bülent Baratalı                 Türkân Miçooğulları

                   İzmir                                        İzmir                                     İzmir

                                                             Nurettin Sözen

                                                                     Sivas

Kurulun Tasfiyesi

Madde 9.- İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, tasfiye işlemlerini oyunların kapanış töreninden sonra en geç bir sene içinde tamamlar. Ödeneklerden ve gelirlerden artan meblağ tasfiyeyi müteakip İzmir Büyükşehir Belediyesine irad kaydedilir.

BAŞKAN - Önergeye Sayın Komisyon katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergeye Sayın Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, biz de katılamıyoruz.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Evet.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu tür organizasyonun son derece zor ve karmaşık olduğunu hepimiz biliyoruz. Sportif malzemelerin dağıtımı, ulaşım ve benzeri pek çok konuda çok fazla sayıda personele ihtiyaç vardır. Fakat, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün devlet memuriyeti kurallarından kaynaklanan sorunları vardır. Ayrıca, bu tür bir organizasyona yetecek personeli yoktur. Ancak, İzmir Büyükşehir Belediyesi hem personel hem de diğer imkânlar açısından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne nazaran daha avantajlı konumdadır.

İkinci bir husus ise, kamuda mahsuplaşma son derece zor ve uzun sürelidir. Böyle bir tasfiye işleminin altı ayda bitmesi mümkün görülmemektedir. Daha önce bu tür organizasyonlara katılan ülkelerde bu süre genellikle bir yıl olarak belirlenmiştir.

Bu ve buna benzer birçok örnek nedeni ile daha da önemlisi bu kadar önemli bir organizasyondan başarı ile çıkmak için tasfiye işlemlerinin uzatılması ve ödenek ve gelirlerden artan meblağın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yerine İzmir Büyükşehir Belediyesine verilmesi daha da uygundur.

BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

Alım, satım ve ihale işleri

MADDE 10. - Bu Kanun kapsamında İcra Kurulunca ve bu Kurulun talebi üzerine diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak alım, satım ve ihale işleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tâbi değildir.

Alım, satım ve ihale işlemlerine ilişkin usul ve esaslar, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun onayı ile yürürlüğe konulacak yönergelerle belirlenir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlar Kurulunca 7.10.2004 tarihinde kararlaştırılan, İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesi hakkında, CHP Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 10 Kasım. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 66 ncı yıldönümünde tüm yurtta törenlerle anıldı. Ben de, Yüce Meclisimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her alanda olduğu gibi, spor alanında da ülkemizin söz sahibi olup, bu tür organizasyonları tertiplemesi ve özellikle de bu spor oyunları gibi sosyal faaliyetler, gerek ekonomik anlamda ve gerekse ülkeler arasında sorunları hafifletip barış ve iyi niyetli kaynaşmaya zemin hazırlamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu nedenle, 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının 2005 yılında İzmir İlimizde yapılması, çok sevindirici bir sosyal faaliyettir. Bu organizasyonun bir bütünlük içinde yapılması için kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek düzeyde işbirliğini gerektiren bu oyunların, çağdaş anlamda, Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonunun kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ve başarıyla gerçekleştirilmesi, ülkemizi, gerek turizm ve gerekse kültürel alanda dünyaya olumlu bir şekilde tanıtacaktır. Ayrıca, tertiplenecek bu spor oyunları, ülkemizin prestiji açısından büyük önem arz etmektedir. Bu açıdan, görevli kurum ve kuruluşlarının yapacakları iş ve işlemleri çağdaş bir ülkeye yakışır bir şekilde titizlikle takip etmeleri şarttır. Ancak, ilgili kanun tasarısının 10 uncu maddesi kapsamında, ilgili spor organizasyonları için ihtiyaç duyulan "alım, satım ve ihale işleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tabi değildir" şeklinde belirtilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanaatimce, bu maddenin bu şekilde düzenlenmesinin amacı, zamanın darlığından olsa gerek; ancak, bana göre, zamanın böyle kısaltılması sanki bilinçli yapılmıştır. Normal koşullarda yapılan ihalelerde bazı kesimlere menfaat sağlayamama düşüncesiyle böyle büyük bir organizasyonun kısa bir zamana denk getirilmesi ve yetkinin ihale komisyonuna verilmesi düşündürücüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu gözardı etmemeliyiz; komisyon üyeleri, Meclis gündemimizi işgal eden eski bakanların Yüce Divana sevk edilmesi konumuna düşürülmemelidir. İhale komisyonunda görev alan üyeler sıkıntı yaşamamalıdır. Onun için, yetkili komisyonun üzerinde, bir inceleme kurulunun oluşturulması şarttır. Ülkemizde bu tür büyük organizasyonların sağlıklı yapılabilmesi için, bir otokontrol sisteminin uygulanması gereklidir.

Her ne kadar, maddenin ikinci fıkrasında "alım, satım ve ihale işlemlerine ilişkin usul ve esaslar, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun onayı ile yürürlüğe konulacak talimatlarla belirlenir" şeklinde belirtilmiş ise de, bu görevleri yürüten şahısların zan altında kalmamaları için, gerek ilgili ilin ita amiri sıfatında bulunan sayın valinin ve gerekse birinci derecede görev alan kurul başkanlarının kontrolünde bir denetim mekanizmasının kurulması gereklidir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizden önceki konuşmacı Sayın İsmail Katmerci arkadaşıma bir yanıt vermek istiyorum. Sayın İsmail Katmerci arkadaşımız diyordu ki "biz, çok güzel işler yapıyoruz, çok güzel projeler gerçekleştiriyoruz; ama, sizler, bir gün bize teşekkür dahi etmediniz ve de etmeyi hiç uygun görmediniz." Ben, şu anda, burada, sayın arkadaşıma sormak istiyorum: Peki, acaba, İzmir'e karayollarıyla mı gidiyor; yoksa, havayollarıyla mı gidiyor? Ben eminim ki, Sayın Katmerci, havayollarıyla gidiyor; çünkü, karayollarıyla gitmiş olsaydı, otoyolun ne şekilde olduğunu görmüş olacaktı. İki yıldır gelip gidiyorum; otoyolda, hâlâ daha, aynı şekilde, hiçbir artış katedilmemektedir. Peki, ben bu olumsuz projeleri gördüğümde hangi bakana teşekkür edeyim?! Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına teşekkür etmem mi gerekli diye düşünüyorum!

Diğer bir projemiz -birbuçuk yıl öncesinde sözlü soru önergesi vermekle beraber- İzmir'in çevre yolu; hâlâ daha, bugüne kadar yapılmamıştır. Bornova, Karşıyaka ve Çiğli bölgesini birbirine bağlayan projenin 24 kilometrelik kısmında henüz daha bir çivi çakılmamıştır. Peki, Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu proje ne zaman bitecektir? Peki, bitmiş olsaydı; acaba, Sayın Bakana teşekkür etmeyecek miydik?! Ama, maalesef, göremiyoruz. Sayın Millî Eğitim Bakanına mı teşekkür edelim, Sayın Millî Eğitim Bakanı çok iyi biliyor ki, İzmir'de iki kademeli, tek ve çift sistemli eğitim görülmektedir. Ülkemizde olduğu gibi, İzmir bölgesinde de okullarımız, sınıflarımız yetersizdir. Sayın Millî Eğitim Bakanlığı bu konuyla ilgili bir çalışma mı yürüttü?! Yıllık 100 000 kişi göç alan İzmir şehrimizin millî eğitim sorununu mu çözdü?! Yoksa, Sağlık Bakanlığı sağlık konularını mı çözdü?! Hastane kapılarında sabahları rehin kalan hastalarımızın sorunlarını mı çözdü?! Daha bugün bir hastayla ilgilendik; özürlü bir hasta, hastaneye gidip rapor dahi alamıyor. Sağ olsun AKP Milletvekili Tevfik Ensari arkadaşımızın -kardesi Karşıyaka'daki devlet hastanesinde Başhekim Yardımcısıdır- kendisiyle görüştüm "150 000 000 lira ödeyecek ki, ancak alabilir" diyor. Peki, bu hasta nereden getirecek 150 000 000'u, parası yoksa?! Sayın Sağlık Bakanları bunları mı çözdü?!

Sorunlar o kadar çoktur ki, hangisine değineceğimi bilemiyorum. Biraz önce, aileden sorumlu Devlet Bakanımız burada idi; acaba Sayın Bakan, İzmirimizde sokak çocuklarının sorunlarını mı çözdü, çözebildiler mi?! Çözmüş olsalardı teşekkür etmeyecek miydik; tabiî ki edecektik veya Tarım Bakanı, Menderes Havzasındaki ve Bakırçay Havzasındaki işçilerimizin, köylülerimizin, esnafımızın sorunlarını mı çözdü?! Tarlada pamuk yakan vatandaşlarımızın sorunlarını çözmediği müddetçe nasıl teşekkür edeceğiz?! Biz teşekkür etsek de, onlar teşekkür edecekler mi acaba?! Sadece bizim teşekkürlerimizle yetinilirse, biz teşekkür edelim size, memnun olursanız. Bununla beraber, sorunlar o kadar çoktur ki, hangi birisine değinsek saatlerce zaman yetmeyecektir diye düşünüyorum.

Onun için, bana göre, teşekkür etmeyi tek hak eden, Sayın Başbakandır. Niye diyeceksiniz, Sayın Başbakan bu işi güzel yapıyor, ticareti güzel yapıyor, en azından bize bir araba kazandırdı pazarlıkta; sizi kutluyorum!..

Hepinize iyi akşamlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akdemir.

10 uncu maddeyle ilgili görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 11. - 3.6.1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 34. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı kurum kazancının tespitinde hasılattan gider olarak indirilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 12. - 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 66. - İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 13. - 1.7.1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3. - 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri ile bu işlemlerle ilgili düzenlenen kâğıtlar Damga Vergisinden müstesnadır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 14. - 25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 22. - 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri Katma Değer Vergisinden müstesnadır."

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İzmir Kentinde Yapılacak Dünya 23 üncü Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 14 üncü maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesindeki "kiralama" ibaresinden sonra gelmek üzere "yapım" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

      Nükhet Hotar Göksel                      Serpil Yıldız                          Fatma Şahin

                   İzmir                                        İzmir                                 Gaziantep

          Gülseren Topuz                                                                 Mehmet Tekelioğlu

                 İstanbul                                                                                   İzmir

BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK ve SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Oyunlar için yapılacak inşaat ve büyük onarımlarda KDV'den müstesna edilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, 14 üncü maddeyi, kabul edilen önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 15. - 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 7. - 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili olarak İcra Kurulunca ve bu Kurulun talebi üzerine diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, bu Kanun hükümlerinden müstesnadır."

BAŞKAN - 15 inci madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici Madde 1'i okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1. - Bu Kanun kapsamında gerçekleştirilecek oyunlara yönelik olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar mevcut Organizasyon Komitesi tarafından gerçekleştirilmiş tüm işlemler ve ileriye yönelik taahhütler, her türlü hak ve yükümlülükleriyle birlikte ve başka bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tüzel kişiliğine devredilmiş sayılır. Bu suretle, Organizasyon Komitesinin yerini İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu alır.

Bu devir ve yerini alma işlemleri, katma değer vergisi dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.

16.7.2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinde Organizasyon Komitesine yapılan atıflar, İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılmış sayılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 adet önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının "bu devir ve yerini alma işlemleri ile organizasyonla ilgili olarak yapılacak her türlü giderler KDV dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Nükhet Hotar Göksel                 Gülseren Topuz                 Mehmet Tekelioğlu

                    İzmir                                     İstanbul                                   İzmir

               Fatma Şahin                                                                          Serpil Yıldız

                Gaziantep                                                                                 İzmir

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Sayın Başkanım, takdire bırakıyoruz; ancak, getirilen metinde "her türlü" ifadesi iki defa geçiyor aynı cümle içinde; birincisi çizilebilir diye düşünüyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. Sayın Komisyon Başkanımızın görüşüne ben de katılıyorum. Tashih gerekir efendim.

BAŞKAN - O konu tam anlaşılmadı; onu bir daha açıklar mısınız efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - İzin verin efendim.

Cümle şöyle: "Bu devir ve yerine alma işlemleri ile organizasyonla ilgili olarak yapılacak her türlü giderler, KDV dahil her türlü vergi..." Aynı cümle içinde iki tane "her türlü" ibaresi geçiyor.

BAŞKAN - Mükerrer "her türlü" ibaresi çıkarılmak şartıyla.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Evet, çıkmalı; onu söylemek istemiştim.

MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Birincisinin çıkması daha uygun olur.

BAŞKAN - İlkini çıkarıyoruz. Tamam, cümle düzeltildi.

Sayın milletvekilleri, şimdi önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Organizasyonla ilgili harcamaların KDV dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı ve gerekçesini dinlediğimiz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, geçici 1 inci maddeyi kabul edilen önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 2. - İzmir Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarını (Universiade) izlemek üzere Devlete bağlı bütün üniversitelerden ve vakıf üniversitelerinden yarışma ile her alan için birer temsilci seçilir. Seçilen bu temsilciler en az iki ay önce İcra Kuruluna bildirilir. İzlemeye gelen üniversite temsilcileri İzmir'deki Devlet üniversitelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında barındırılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 678 sıra sayılı tasarı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

66 ncı ölüm yıldönümünde saygıyla andığımız Büyük Atatürk, ülkenin geleceğini gençliğe bırakmıştır. Dünyada, gençliğe bu denli güvenmiş, ülkesinin geleceğini ona bırakmış başka bir siyasî önder var mı, bilmiyorum.

Atatürk, gençliğin, bedenen sağlıklı ve özgür bir ortamda yetişmesini, çağdaş bir eğitim almasını öngörmüştü. Ne yazık ki, çocuklarımıza, gençlerimize, onun özlediği anlamda nitelikli bir eğitimi her aşamada sunamıyoruz. Özellikle üniversite gençlerinin de birçok sorunu var.

Konuştuğumuz tasarı, dünya üniversitelerarası spor oyunlarıyla ilgili. Bunun ülkemizde yapılacak olması, gerçekten, ülkeyi tanıtma açısından, gençlerin kendilerini kanıtlaması ve göstermesi açısından büyük bir fırsat. O yüzden, böyle bir organizasyonu düşünen, bugüne değin emeği geçen ve bundan sonra geçecek olanları kutluyoruz.

Gerçekten, bu spor oyunları nedeniyle, bu organizasyon nedeniyle, yalnızca İzmir İlimize dünyanın çeşitli yerlerinden gelen yarışmacılar, göstericiler değil, İzmir üniversiteleri değil -bu geçici maddeyi komisyonda önerirken- Türkiye'nin bütün üniversitelerinde bu organizasyon için bir hazırlık yapılsın, yani, yasa çıkar çıkmaz, tasarı yasalaşır yasalaşmaz, üniversiteler de kendi okullarında her alanla ilgili yarışmayla birer temsilci seçilsin -devlet üniversitelerinden ve vakıf üniversitelerinden- yani, 77 üniversite, şimdiden bunun coşkusunu duysun ve aralarında yarışmayla temsilcileri seçsin istedik. Bu, bir bakıma, katılımcı bir anlayıştır.

Gerçekten, bu tasarıya, gerek komisyonda gerekse Genel Kurulda çok değerli arkadaşlarımın büyük katkıları olmuştur. Sayın Bakan da ve Komisyon Başkanı da bu olumlu önerileri kabul etmiştir; bir bakıma da, üniversite gençliğini doğrudan ilgilendirdiği için gençliğin katılımının olması gerekir. Bu geçici ek maddeyi, önerirken, Türkiye'nin bütün üniversitelerinde bu iş için hemen bir hazırlığa girilmesi ve temsilcilerin seçilmesi, bu temsilcilerin İcra Kuruluna bildirilerek onların orada ağırlanmasını istedik. Temsilcilerin yalnızca gözlemci olarak orada olayları izlemek değil, üniversitelerine döndükleri zaman, bu kültür alışverişini, bu spor oyunlarını, orada gördüklerini, edindikleri izlenimlerini bütün üniversitelere aktarmalarını diliyoruz.

O yüzden, bu geçici maddeyi komisyonda da kabul ederek bir madde haline getirdiklerinden, komisyondaki bütün arkadaşlara da teşekkür ediyorum, sizlere de teşekkür ediyorum ve şimdiden bu organizasyonun ülkemize ve insanlığa yararlı olmasını diliyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.

Geçici 2 nci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 16. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etme-yenler... Kabul edilmiştir.

17 nci maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 17. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol; buyurun efendim.

CHP GRUBU ADINA K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; bugün önemli bir yasanın, biraz sonra, oylayıp kabul etmek üzere müzakerelerini tamamlamış bulunuyoruz.

Bugün, bu anlamlı günde, Atatürk'ün, Büyük Atatürk'ün ölüm yıldönümünde, onun spora verdiği önemi vurgularcasına, böyle bir rastlantıyı bir mutluluk sayıyorum ve yine, Büyük Ata'dan sonra bir kişiyi daha, merhum Piriştina'yı rahmetle anıyorum. Onun anısının da bizimle beraber olduğuna inanıyorum; çünkü, bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçtikten sonra hedefe biraz daha yaklaşacağız ve bu tasarıyla, Türkiye'de çok önemli bir olimpiyat, üniversitelerarası olimpiyat gerçekleşmiş olacak.

Ben, âdetim dışında, yürütme maddesinde şunun için söz aldım: Tasarının Meclisimize gelmesinden bu yana müzakereleri dikkatle izledim, tartışmaları dikkatle izledim; Sayın Bakanın, hükümetin yanıtlarını dikkatle izledim, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcülerini dikkatle dinledim; çıkardığım sonuçları soğukkanlı biçimde değerlendirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, elbette, bu, dünya çapında bir organizasyon. Böyle dünya çapında bir organizasyonun Türkiye'de ve İzmir'de yapılması gerçekten çok önemli bir olay. Bu organizasyonun kesinlikle başarıya ulaşması lazım. Bu organizasyonun başarısız olması, Türkiye aleyhine, eksi yazılacak bir puan olduğu kadar, ileride, yıllardır beklediğimiz İstanbul olimpiyatı beklentimizi de tehlikeye atacak, bizi bir rizikoya sokacaktır. O nedenle, başarı, tüm Meclisin istediği, tüm İzmirlilerin ve tüm Türkiye'nin beklediği bir başarıdır.

Değerli arkadaşlarım, o zaman, bu başarı nasıl gerçekleşecek; bu başarının, elbette, hem yerel yönetimlerin, İzmir Büyükşehir Belediyesinin hem de hükümetin işbirliğiyle gerçekleşmesi lazım.

Arkadaşlar, dünyadaki bütün olimpiyatlar, şehirlere verilir, ülkelerin ismiyle anılmaz, şehirlerin ismiyle anılır, Tokyo Olimpiyatı, Seul Olimpiyatı gibi. Türkiye'de de, bu olimpiyat, İzmir'de gerçekleşecek ve İzmir Belediyesinin yönetiminde ve onun sivil hareketi olarak bu anlamlı isim verilecek. Peki, dünyanın her yerinde bu olimpiyatlar gerçekleşirken, acaba, olimpiyatların bütçesi, tamamen, gerçekleştiği şehrin belediyesinin bütçesinden mi karşılanıyor; yani, tamamen, bu olimpiyatı organize eden, düzenleyen, finansını sağlayan, şehirler mi, belediyeler mi?! Gazetelerde okuduk, en yakın geçmişte, Atina'da bir olimpiyat gerçekleşti. Bilmiyorum, gazete bilgisine göre konuşuyorum burada; 5 milyar doların üzerinde bir maliyet olduğunu yazdı gazeteler. Şimdi, size soruyorum; Atina Belediyesinin bütçesi, acaba, 5 milyar doların üzerinde mi; bu 5 milyar dolara, Yunanistan merkezî hükümetinin katkısı hiç yok mu; elbette var; merkezî hükümetin katkısı olmadan, bir şehir, tek başına, dünya çapında bir olimpiyatı nasıl gerçekleştirebilir?!

O nedenle, bizi, vefasız, nankör, yapılan yardımı reddeden biçimde tanıtan, tanıtmaya çalışan, bizi sorgulayan İzmir Milletvekili arkadaşımın sözlerine doğrusu kırıldım, alındım. Öyle şey olur mu; elbette, merkezî hükümetin bu katkısından dolayı, bu girişiminden dolayı, bu tasarıyı Parlamentoya getirmesinden dolayı, kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz Cumhuriyet Halk Partili İzmir Milletvekilleri olarak; çünkü, olimpiyatın gerçekleşmesini, başarıya ulaşmasını en çok biz istiyoruz; ama, şu da bilinsin; yani, bu, bir lütuf değil; yani, merkezî hükümet buna seyirci mi kalacak?! Merkezî hükümet, siz, muhalefet partisi olarak, burada büyükşehir belediye başkanlığını kazandınız, ne haliniz varsa görün, başınızın çaresine bakın mı diyecek; olur mu böyle şey; elbette demeyecek. O zaman, merkezî hükümet, bugün yaptığı gibi, elini uzatacak, bütün katkılarını seferber edecek ve bu olimpiyatın başarısı için işbirliği yapacağız, birlikte Türkiye'nin yüzünü ağartmaya çalışacağız. Biz, bu olaya böyle bakıyoruz.

Şimdi, bir noktayı daha vurgulamak istiyorum. Elbette, merkezî hükümetin, işbaşında bulunan ve bu işten sorumlu olan Başbakan Yardımcısı ve spordan sorumlu Devlet Bakanının çabalarına -kendisini yakından tanıyorum- uğraşına, konsantrasyonuna, kendisini bu işe vakfetmesine hiç inançsızlığım yok, ona inanıyorum ve tartışma sırasında, yanımıza geldi, Sayın Topuz ve bana "arkadaşlar eleştiriyor, siz de eleştiriyorsunuz, daha kanun çıkmadı. Niye böyle hassasiyet gösteriyorsunuz" dedi; içimi rahatlattı. Bu şu demek, burada bir anormallik var tabiî; nedir o; yasa Meclise gelmiş, islim arkadan gelsin gibi, birtakım uygulamalar da yasa çıkmadan yapılmış. Bu, olayların doğasından olabilir. Bunu, böyle, olmaması gereken bir olay gibi anlatmıyorum; ama, bir gerçek var, birtakım uygulamalar var, ondan sonra yasa gelmiş. Hükümet, bu tasarıyı, bu yasanın çıkması gerektiğini, bu lüzumu hissetmiş, ondan getirmiş; teşekkür ettim demin; tamam; ama, tasarı, biraz sonra Yüce Meclis tarafından kabul edilecek, Cumhurbaşkanımız onaylayacak, Resmî Gazetede yayımlanacak ve yürürlüğe girecek.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Şahin'den istirham ediyorum; sadece dar bir particilik anlayışıyla değil, yasa yürürlüğe girdikten sonra, uygulamalarını, muhalefetin eleştirilerini, iyi niyetli uyarılarını dikkate alarak yaparsa, hem iktidar kazançlı çıkar hem muhalefet kazançlı çıkar; ama, aslında, İzmir ve Türkiye kazançlı çıkar.

Spora siyaset bulaşmamalıdır. Siyasetin gölgesi spora ve İzmir'deki olimpiyatlara asla düşmemelidir; düşerse, başarısızlık kaçınılmazdır, düşmezse, mutlaka başarılı olacağız. Şurada hepimiz başarı istediğimize göre, bizim iyi niyetli uyarılarımızın mutlaka dikkate alınmasını, bu uygulamalarda buna çok dikkat edilmesini özellikle istirham ediyorum.

Bir üzüntümü daha belirtmek istiyorum. Herhalde, muhalefet milletvekili olarak, Sayın Başbakan Yardımcımız ve İktidar Partisi milletvekilleri bana bunu çok görmez. Vezir Akdemir arkadaşımız biraz önce vurguladı. Cumhuriyet Halk Partisinin bütün İzmir milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi görüşülmeden evvel basın toplantısı yaptık. Sayın Başbakana, Bayındırlık ve İskân Bakanına, Bakanlar Kuruluna ve Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımıza çağrıda bulunduk. İzmir çevre yolunun kuzey dalı bir an evvel bitirilmedikçe, İzmir, trafik keşmekeşinden kurtulamaz ve Altınyol'un üstündeki bu ağırlık, deprem veya herhangi bir felaket anında akla gelmedik büyük felaketlere yol açar, zincirleme felaketlere yol açar. Bunun için, Cumhuriyet Halk Partili Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, 200 trilyon liralık ödenek artırıcı önerge verdiler; bu önergemiz, Plan ve Bütçe Komisyonunda, İktidar Partisi oylarıyla reddedildi. İzin verin, bir İzmir Milletvekili olarak bundan duyduğum büyük üzüntüyü ifade edeyim.

Ben, tekrar, hükümete, İzmir Büyükşehir Belediyesine ve tüm Parlamentoya, komisyon üyelerine teşekkür ediyor; yasanın, ülkemize ve İzmir'e hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Anadol.

17 nci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 4 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Üniversiade) Kanun Tasarısının açık oylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı:                      208

Kabul:                                             208 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.

3.- Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/330, 1/148, 1/169) (S. Sayısı: 661) (xx)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

Komisyon raporu, 661 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği var.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı; buyurun.

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Asırlardır önemli başarıların yanında güç dönemlerden de geçen ülkemiz, dünyada, güçlü aile yapısıyla özel bir konumda bulunmaktadır. Türkiye'de, aile, toplumun çekirdeğini oluşturduğu ve nesillerin devamını sağladığı gibi, geleneksel ve tarihî değerlerin sürekliliğini de koruyan en önemli kurumdur. Aile bireyleri arasındaki dayanışma sayesinde ülkemizde pek çok kriz hasarsızca atlatılmış, toplumsal kargaşalar aile bağlarının yarattığı direnç gücüyle önlenebilmiştir.

Türkiye'deki eşlerin boşanma oranı, diğer ülkelere göre son derece düşüktür. Avrupa Birliği ülkelerinde, Almanya'da 1996 yılındaki boşanma oranı yüzde 2,14 olarak gerçekleşirken; İsveç'te yüzde 2,42; Fransa'da 1,90; Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 4,33; bizde ise yüzde 0,48 idi; 2000'de de bu oran yüzde 0,53 olmuştur.

İki yaz önce, Fransa'da, kavurucu yaz sıcaklarının etkisiyle üç ay içerisinde 11 000'e yakın yaşlı hayatını kaybetmiştir. Bu kimseler, tek başlarına yaşadıkları evlerde ancak ölümlerinden sonra bulunmuşlar ve cenazelerini almaya bile gelen olmamıştır. Bu durum, gelenek ve göreneklerinde aile büyüklerine saygı ve korumanın önemli yer aldığı ülkemiz için korkutucu ve ürküntü verici bir örnektir.

Cumhuriyet Halk Partisi Bilim, Yönetim, Kültür Platformu tarafından yapılan son araştırmada da, Türk toplumunun sağlam aile yapısı üzerinde durduğu ortaya çıkmaktadır. Ailenin temeli, çekip çevireni kadındır. Bu araştırma sonuçlarından, Türk kadınının, dünyaya açık, aile ve çocuklarının geleceğine hassas, yaşam ve gelecekle ilgili çağdaş düşünceler içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Kadınlar, Atatürk'ün kurduğu laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin modernleşme ideolojisine sahip çıkmaktadırlar; aynı zamanda, değerleri, kimlikleri, bedenleri ve aile köklerinin devamı konularında da son derece duyarlıdırlar.

Kadın olsun erkek olsun, hepimiz için, ailemiz, hayatımızda en fazla önem verdiğimiz ve korumak için mücadele ettiğimiz en kutsal değerimizdir. Bu önemli kurumun toplumdaki yeri, Anayasamızda da hükme bağlanmıştır. 41 inci madde "aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatını kurar" hükmünü içermektedir. Bu nedenlerle, Türk toplumunun temeli olan ve anayasal bir kurum sayılan ailenin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılmasını sağlamak için gerekli araştırmaları yapmak, bu konuda projeler geliştirerek uygulamaya konulmasını sağlamak, aileyle ilgili bir politikanın oluşmasına yardımcı olmak üzere Başbakanlığa bağlı bir Aile Araştırma Kurumu kurulmasına karar verilmiştir. Bu şekilde bir kamu araştırma kurumu olarak, 6.12.1989 tarihli ve 396 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulan kurum, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinde aileyle ilgili kuruluşların bir benzeri olarak devlet yapımız içinde yer almıştır. Ancak, ne yazık ki, o günden bu yana, kurumun bağımsız ve Başbakanlığa bağlı olacak şekilde teşkilat kanununun çıkarılması çeşitli denemelere rağmen gerçekleştirilememiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 22 nci Dönemde, Anayasamızın açık ve amir hükmüne karşın yasal statü sorunu yaşamakta olan Aile Araştırma Kurumuyla ilgili yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Böylece, anayasal bir yükümlülüğü yerine getirirken, kuruma hukukî bir kimlik kazandıracak ve personelinin verimli ve etkin çalışmasına olanak sağlayacağız.

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu tarafından adı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü olarak değiştirilen ve genel müdürlük şeklinde yapılaştırılan kuruma, bugün, Türkiye'nin gerçekten gereksinimi var mıdır?

Değerli arkadaşlarım, yapılan tüm araştırmalar, ülkemizdeki mevcut aile yapısının, bireylerin ilişkilerinden kaynaklanan ve sosyal ve kültürel etkenlerin yarattığı sorunlarla tehdit edildiğini ortaya çıkarmaktadır. Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden, aileden veya aile dışından kaynaklanan sorunları, aileiçi şiddet ve istismarı, kanun tasarısına haklı ve doğru olarak eklenen töre cinayetlerini, kötü alışkanlıkları ve bağımlılıkları, tüm bunları doğuran nedenleri, çevresel, sosyal etkilerini incelemek, araştırmak, bunların önlenmesine, çözümlenmesine yönelik ve aileyi destekleyici ve eğitici programlar hazırlamak ve hazırlatmak gereklidir; çünkü, ne yazık ki, geleneksel mutlu aile tablomuzu biraz daha yakından inceleyince gerçeklerin pek de iç açıcı olmadığını fark ediyoruz. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan "kadına yönelik şiddet" konulu araştırma, Türkiye'de aileiçi şiddetin dehşet verici boyutunu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılan kadınların sadece yüzde 3'ü, eşinden şiddet görmediğini belirtmiştir. Şiddet gördüğünü iddia eden kadınların yüzde 46,8'i ara sıra az, yüzde 34,6'sı bazen orta, yüzde 15,6'sı sık sık çok şiddete uğramaktadır; yüzde 62'sinin kocası, kadın onun düşüncesine katılmazsa kızmaktadır; yüzde 74'ünün kocası kadına bağırıp azarlamakta; yüzde 35'inin kocası ise kadını başkalarının önünde azarlayıp hakaret etmektedir. Ancak, bu, sadece kocalarla ilgili bir olgu da değildir. Kadınların yüzde 58'i, kadın akrabalar ve kocalarının ailelerinden de şiddet görmektedirler. Ailedeki çocuklar da bu şiddet ortamından paylarını almaktadırlar. Geçenlerde annesi tarafından feci şekilde dövülen kız çocuğunun içler acısı görüntüsü hatırlardadır.

Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünün yaptığı bir başka araştırma, en çok şiddet uygulayanların yüzde 15'inin baba, yüzde 13'ünün koca olduğunu açıklamaktadır.

Bütün bu sorunlara rağmen aile içinde barışı sağlamak gibi bir inanca sahip kimi polisler, bu konuda eğitimli olmadıkları için çoğunlukla kadınların şikâyetlerini ciddîye almamaktadırlar; tabiî, kadın şikâyet edecek cesareti bulabildiyse !..

Zaten, yeteri kadar kadın sığınağı da yoktur. Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Raporunda, tüm yurtta sadece 9 sığınmaevi olduğu vurgulanarak belirtmektedir.

Değerli arkadaşlarım, tahmin edeceğiniz gibi, Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, aileiçi şiddetle ilgili veriler yer almaktadır. Ancak, hemen belirtmeliyiz ki, Avrupa ülkelerindeki durum bizimkinden farksızdır. Avrupa Konseyinin Avrupa'da kadınlara yönelik aileiçi şiddet raporunda, 5 kadından 1'inin eşinin şiddetine maruz kaldığı ve olayların yüzde 95'inin aile konutunda gerçekleştiği belirtilmektedir. Bu raporda Türkiye'deki aileiçi şiddetin boyutları da değerlendirilmiş ve yüzde 32 oranı, veri olarak Türkiye tarafından sunulmuştur.

Bir başka özelliğimiz de, cezaevlerinde bulunan kadınların yüzde 38'inin koca katili olarak tutuklu olmalarıdır. Yine de, araştırmalara katılan kadınların büyük çoğunluğu "şiddete karşı ne tepki veriyorsunuz" sorusuna "sabrediyorum" cevabını vermektedirler. Kadınlarımızın sabırtaşı haline gelmelerinin başlıca nedeni, aile bütünlüğünü korumaya çalışarak, çocuklarının babasız kalmasını önlemektir. Tabiî, sorunların kökeninde kendine güvensizlik, ekonomik bağımlılık ve bilgisizlik yatmaktadır; fakat, dünya, kadınların bu ortak kaderine, artık, sessiz kalmamaktadır. Bizimle aynı sorunları yaşayan Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda aileiçi şiddete karşı bilinçlendirme ve önlem almaya yönelik kampanyalar başlamıştır. Önemli olan, Türkiye'nin de meseleyi gözardı etmekten vazgeçmesidir. Yeni Türk Ceza Kanunundaki köklü düzenlemelerle başta töre cinayetleri ve aileiçi tecavüz olmak üzere pek çok alanda önemli aşamalar katettik.

Bu vesileyle, DİSK'le imzaladığı toplusözleşmede eşini dövenin maaşının yarısının eşine ödenmesini öngören ve kızlarını okula yollamayanlara eğitim yardımını kesen Diyarbakır-Kayapınar Belediyesinin uygulamasının da son derece ilginç ve önleyici niteliği üzerinde durmak istiyorum.

Aynı şekilde, Hürriyet Gazetesi, Çağdaş Eğitim Vakfı ve İstanbul Valiliğinin işbirliğiyle başlayan ve Eşlerarası İlişkiler Destek Programı adı altında yürütülen eğitim kampanyasının da örnek olmasını diliyorum. Pek çok sivil toplum örgütü, zaten, bu yönde değerli hizmetler vermektedirler.

Bununla birlikte, yapılacak daha pek çok iş var. Kadınlarımıza sağlık ve aile planlaması konularında yeterli hizmetleri veremiyoruz. Ortalama evlenme yaşı, 1935-2000 yılları arasında, kadınlarda 19-22, erkeklerde 22-25 arası olarak görülüyor. Bebek ölümlerinde çok önemli azalmalar olmasına rağmen, Avrupa Birliği ülkeleri içinde halen en fazla oranı oluşturuyor.

Erken evlendirme ve zorla evlendirme, 21 inci Yüzyılda gençlerimizin karşılaşmak zorunda kaldığı insan hakları ihlalleri olarak görülüyor. Aynı şekilde, akraba evlilikleri, istenmeyen sağlık sorunlarına neden oluyor.

Bütün bu veriler içimizi karartıyor. Ancak, bugün oylayarak kabul edeceğimiz Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Teşkilat Kanunuyla, kurumun, eskisinden daha etkin çalışarak, bu sorunları, önce, tarafsız olarak masaya yatırmasını, doğru analizler yapmasını ve çözümler önermesini bekliyoruz. Yüzyıllardır süren saplantı, alışkanlık ve yanlış fikirlerin hemen değişmesinin zor olduğunun farkındayız; ama, işe bir yerlerden başlamak gerekiyor. İşte, bu kurumun yasal bir statüye kavuşturulması ve çalışmalarına başlaması da bu başlangıç noktalarından birini oluşturacak. Bu açılardan, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yasa tasarısını olumlu karşılıyoruz.

Ancak, belirtmek istediğimiz bir husus var. Kurum, daha önceki yasal statüsünde, aile planlaması görevlerini de üstlenmiş bir kurum olarak yapılandırılmıştı; ama, bugün önümüze konulan tasarıda, görev tanımları içerisinde, aile planlamasıyla ilgili ödevlerin kurumdan alınmış olduğunu görüyoruz. Halbuki, bu kurum, Başbakanlığa bağlı bir kurumdur, bir koordinasyon işlevini yerine getirmek durumunda, yetkisinde ve kudretinde olan bir kurumdur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu görevin bu kuruma verilmesinin çok daha olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz.

Diğer yandan, vurgulamak ve tartışmaya açmak istediğimiz bir başka husus daha var; bu da, tasarının 15 inci maddesinde oluşturulmuş olan Aile ve Sosyal Araştırmalar Danışma Kurulunun yapısı. Bu kurulda, Diyanet İşleri Başkanına da üye olarak yer verilmiş. Şimdi, bu ve benzer bütün genel müdürlüklerin, bütün kurumların bünyesinde oluşturulacak danışma kurullarında veya bünyelerinde Diyanet İşleri Başkanlığına bir danışma yeri olarak yer verilmesi, laiklik ilkesiyle ne derece bağdaştırılabilecektir, doğrusu bunu tartışmaya açmak istiyoruz.

Bir olgu daha var; Türkiye'deki vatandaşlarımızın, Türk Ulusunun bütünü İslam dinine inananlardan oluşmuyor. Gerçi, nüfusumuzun çok büyük bir çoğunluğu Müslüman; ama, başka dinlere inanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da var. Eğer Diyanet İşleri Başkanına, dinî, aileyi ilgilendiren birtakım hususlarda görüşünden yararlanmak için bu kurumda yer veriyorsak, o zaman, diğerleriyle ilgili hususları kime danışacağız? Bu açıdan, eşitlik ilkesi bakımından da, sakıncalı, tartışılmaya değer bir durum oluşturduğuna, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, değinmek istiyoruz.

Üzerinde durmak istediğimiz bir başka husus da şudur: Eğer her kurumda dine uygunluk açısından bir danışma ihtiyacı ortaya koyacak olursak, o zaman, şeriata uygunluk fetvası alma doğrultusunda, laik devlet öncesi dinî devlet yönetimi benzeri bir devlet yapısıyla karşı karşıya gelebiliriz. Bunun da birtakım hukukî sorunlar ve Anayasaya uygunluk problemleri ortaya çıkarabileceğini düşünüyoruz.

Diğer taraftan, kurum bünyesinde eskiden çalışan personelin intibakları yapılırken de özlük haklarının yeteri kadar güvence altına alınmadığı kanısındayız; çünkü, daha yüksek maaş gerektiren bir makamdayken, daha az maaş almasını gerektiren bir göreve alınan, intibakı bu şekilde yapılan memurların, aradaki fark giderilinceye kadar bu farkı tazminat olarak almaları öngörülmüş. Bu düzenleme, bir ölçüde özlük haklarını güvenceye alıyor; ama, düşününüz ki, o memur, eski görevinde kalsaydı, her sene terfilerle, kendine verilmek istenen bu maaştan çok daha fazla, çok daha yüksek bir meblağı maaş olarak alabilecekti. Bu hususun da gözetilmesinin özlük hakları, kazanılmış haklar bakımından birtakım sorunları giderebileceğini düşünüyoruz.

Mevcut düzenlemenin hukuk devleti, kazanılmış haklar bakımından, memurun özlük haklarını korumak bakımından birtakım sorunları davet edebileceğine inanıyoruz ve bu hususu da, siz değerli milletvekillerimizin tartışmalarına açmak istiyoruz.

Dikkat çektiğimiz bu hususlar dışında, böyle bir kurumun, böyle bir genel müdürlüğün -bugünkü adıyla- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, bu tasarıda yer alan görevleri yapmasının, aile yapımızı korumak, toplumsal yapımızı güçlendirmek bakımından çok önemli, çok değerli katkılar yapacağına inanıyoruz ve bu kurumun bir genel müdürlük olarak bir yasal statüye kavuşturulmasının, hem burada çalışanların özlük hakları bakımından hem kurum çalışmaları bakımından hem Avrupa Birliği raporlarında bir eleştiri olarak dikkat çekilen hususları ortadan kaldırmak bakımından sayısız yararları olacağına inandığımızı belirtmek istiyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisinin bu tasarıyla ilgili görüşlerini bu şekilde özetlemek mümkündür; özet halinde size ifade ettim.

Saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Araslı.

İkinci söz isteği, AK Parti Grubu adına, Aydın Milletvekili Sayın Semiha Öyüş'e aittir.

Buyurun Sayın Öyüş. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA SEMİHA ÖYÜŞ (Aydın) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Anadolumuzun işgalinde başkomutanlık yapmış değerli, büyük devlet adamımız, Atamız Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 66 ncı yıldönümünde saygıyla, şükranla anıyoruz; ruhu şad olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum adına konuşmak üzere söz aldım.

Anayasanın 41 inci maddesi "Ailenin korunması" başlığı altında: "Aile, Türk toplumunun temelidir.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" hükmüyle ailenin Türk toplumunun temeli olduğu gerçeğinin altını çizerek, devlete ailenin huzur ve refahının sağlanması yönünde bir görev yüklemektedir. Bu bakımdan, ailenin korunması, güçlendirilmesi, huzur ve refahının artırılması hedeflerine yönelik, tutarlı, etkili ve uygulanabilir politikaların oluşturulabilmesi, aileyle ilgili bilimsel bir veri tabanından hareketle mümkündür.

Sanayileşme, şehirleşme, göç hareketleri, iletişim imkân ve araçlarının kazandığı ivme, baş döndürücü bir hızla devam eden sosyal, ekonomik ve teknolojik değişim ve gelişmeler, yeni ihtiyaçları ve davranış kalıplarını da gerektirmektedir.

Bütün bu değişimlerin ve gelişmelerin toplumun temel müessesesi olan aile üzerinde de etkili olması kaçınılmazdır. Sosyal hayattaki bu dinamizmin aile üzerinde olumsuz etkiler doğurmasını önlemek ve aileyi koruyucu ve güçlendirici politikalar geliştirebilmek için bu dinamizmin yakından takip edilmesi ve aile üzerinde yarattığı etkilerin neler olduğu bilimsel yollarla araştırılarak, tespit edilip, buna uygun politikalar üretilmesi gereklidir.

Aile, temel yaşam ünitesidir. Yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu, eğitim durumu, geliri ne olursa olsun, yaşayan her ferdin huzur ve mutluluğu bulduğu yegâne adres aile içidir. Aile kurumu, yalnız ana, baba ve çocuklarla sınırlı olmayan, toplumun her kesimini birbiriyle bütünleştiren bir yaşama kültürü ve anlayışıdır. Herkes, mensubu bulunduğu aileye karşı yükümlülükler taşır. Bu, ideolojik bir durum değil, insanî bir durumdur. Sahip olduğumuz yardımlaşma ve dayanışma kültürünün, sevgi ve saygı ilişkisinin, komşuluk ve akrabalık ilişkisinin, birlik ve bütünlüğün dinamosu ailedir. Ailenin zayıfladığı ortamlarda bu değerler kolaylıkla unutulabilmektedir. Türk toplumu, tarih boyunca güçlü aile değerleriyle birlikte var olmuş ve gelişmenin en önemli dinamiği olarak aileiçi işbölümü ile ailelerarası dayanışmaya önem vermiştir. Yaşadığımız ağır ekonomik buhranın bu güçlü aile değerleriyle hafifletildiği ve belli ölçülerde aşıldığı konusunda toplumda ortak bir kanaat mevcuttur.

Türkiye, aile politikalarına verdiği önem bakımından Avrupa Birliği ülkelerinin gerisindedir. Birliğe üye ülkelerin hemen hepsinde aileyle ilgili güçlü kurumsal düzenlemeler vardır. Aileyle ilgili kurum ve kuruluşlar önemli sosyal amaçların gerçekleşmesinde, genel ve sosyal politikaların oluşmasında önemli roller üstlenmektedir. Ülkemizde, alanında ilk kamusal düzenleme olan Aile Araştırma Kurumu on yıldan beridir teşkilat yasası, yeterli bütçe ve personel imkânı olmadan ayakta durmaya çalışmaktadır. Kurum mevcut haliyle çözüm üretme gücünü kaybetmiştir.

Hükümetimiz aile merkezli politikalara öncelik vereceğini başından beri ilan etmiştir. Türk toplumunun tarih boyunca güçlü aile değerlerine yaslanarak gerçekleştirdiği yükselişi sürdürmek için buna çok ihtiyacımız var. Kültürümüzde aile verim ve kuşatıcı bir kurum olarak kabul görmüştür. Türk toplumu tarih boyunca aile değerlerine verdiği önemle gelişmesini sürdürmüş ve kültürel kimliğini korumayı başarmıştır. Sahip olduğumuz aile değerleri millî birlik ve beraberliğimizin teminatıdır.

Ailenin kültürel kimliği ve insanî değerleri koruyan temel kurum olduğu gerçeği bütün dünyada kabul görmüştür. Tarihî sürekliliğin ana mecraı yine ailedir. Ailedeki çözülmeyle birlikte toplumu ayakta tutan değerler sisteminin genel olarak gerilemekte olduğu geç de olsa fark edilmiştir. Gücünü ve bütünlüğünü kaybeden aile yapısı, uluslar için telafisi mümkün olmayan sorunları getirmektedir. Nüfus dengelerinde, çocuk eğitiminde, gençlerin yetişmesinde, yaşlıların bakımında, kısaca, yaşam kalitesinde ciddî kayıplar gözlenmektedir. Güçlü bir aile yapısı toplumun temel sorunlarını aşmada en önemli çözüm olarak öne çıkmaktadır. Artan toplumsal sorunlar, ailenin sorun çözen bir ünite olarak yeniden güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Çoğumuzun gözlemlediği ve bildiği gibi, sanayileşme ve kentleşme sürecine giren toplumlar, hemen hemen bütünüyle değişime uğramaktadırlar. Bunun tabiî sonucu, ailenin hem yapı hem de işlevleri açısından değişime uğradığı görülür. Bu değişimin iki ayrı yönde etkili olduğu kanaatindeyim. Birincisi, aile dışında yeni birtakım sosyal kurumlar meydana gelmiştir ve ailenin görevlerini yerine getirmesi veya bu görevleri yüklenmesi nedeniyle farklılaşmadır. İkincisi ise, toplumsal sorunların, ailenin iç dinamiğini etkileyerek aile için sorunlara yol açmasıdır.

Ülkemizin bugün ulaştığı sosyokültürel anlamda birbirinden farklı oluşumlar ve değişimler, önemli bir zenginlik sayılabilir. Diğer taraftan, bu değişim, sosyal sıkıntıların da artmasına neden olmaktadır. İşte, bu zenginlik ve çeşitlilik içinde, aile yapısının içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik güçlüklerin bilimsel bilgiyle tespiti ve çözümü konusu, kamu politikalarının bir parçasıdır ve devletin sorumluluk ve görevleri alanına girmektedir.

Ailenin üstlendiği temel fonksiyonlardan olan sosyal hizmetler ve yardımlar, çocukların ve gençlerin hayata hazırlanmasında, özürlü ve bağımlı nüfusun bakımı ve rehabilitasyonunda, suç ve kötü alışkanlıklarla mücadelede aileyi belirleyici bir öneme sahip kılmaktadır. Toplumda dayanışma ve yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi, saygı gibi temel değerlerin yaşatılmasında ve insanî birikimin paylaşılmasında, aile kilit rol oynamaktadır. Ailedeki çözülme, sosyal güvenlikte, sosyal hizmetlerde, çocuk ihmalinde, kadın istismarında, uyuşturucu ve diğer suçlarda, muhtaç bireylerin bakımında, toplumlara ağır yükler getirmektedir. Bu çöküşün getirdiği ağır yük, özellikle Batı toplumlarında, aileyi güçlendirecek politikaları temel ve ivedi destek programları halinde uygulamaya zorlamıştır.

Aile bağları, Türk toplumunda huzur ve barışın korunmasında, sevgi ve kardeşlik duygularının gelişmesinde, bireyde arzu edilen "biz" bilincinin olgunlaşmasında belirleyicidir.

Aile, toplam yaşam kalitesi ve ekonomik hesaplama birimidir. Ekonomik sorunlarla birlikte hızlı bir tırmanış içine giren kültürel sorunlar, ailede çözülme ve parçalanmaları beraberinde getirmiştir. Ailenin refahı, aile üyelerinin genel olarak paylaştıkları yük, güçlük, imkân ve kolaylıklarla doğrudan ilgilidir. Ailede çalışan sayısı, bağımlı nüfus sayısı (özürlü, yaşlı) genel olarak refah düzeyini etkileyen faktörlerdir. Toplumda risk grubu içinde görülen aileler, sosyoekonomik düzeyi düşük, özürlü ve yaşlı bireyi olan, çalışan işgücü az olan ailelerdir. Başka bir ifadeyle, işsizlikle birlikte düşük gelir, aile bölünmeleri, özürlü ve yaşlı bakımı gibi ilave yükler aileler için önemli riskler olarak sayılabilir. Risk grubundaki aileler, büyük ölçüde sosyal destek programları içinde ele alınması gereken yardıma muhtaç ailelerdir. Kriz döneminde, risk grubundaki aile sayısında patlamalar yaşanmış ve kontrol edilemeyecek oranlara ulaşmıştır. Risk grubundaki aileler için hayatî önemi olan dayanışma mekanizmaları, ekonomik krizle birlikte işleyemez hale gelmiştir. Bu tür ailelerde, tedavi, psikolojik destek, beslenme, barınma, eğitim, ulaşım gibi sorunlar tehlikeli boyutlar kazanmıştır.

Ailenin ihmal edilmesi, bizi en başta ağır insanî sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Ailenin ihmal edilmesi, sosyal yardım ve hizmetlerde altından kalkılmaz bir yük getirmiştir. Rollerini yerine getiremeyen aile, boşanma oranlarında ve sokakta yaşayan sayısında artışa, aileiçi şiddet ile cinayetlere ve uyuşturucu kullanımında da artışa zemin hazırlamıştır. Sorun çözme kabiliyetini kaybeden aile, çocuğunu, gencini yetiştiremez olmuştur; yaşlısına, özürlüsüne bakamaz hale gelmiştir; komşusunu ve akrabasını soramaz hale gelmiştir. Barınmada, beslenmede, eğitimde, sağlıkta, yığınla problem altında beli bükülen Türk ailesi, temel fizikî ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Gelir dağılımında derinleşen uçurum, ailelerin yaşadığı geçim zorluğunu katlanılmaz sınırlara ulaştırmaktadır.

Şimdiye kadar yapılan bütün çalışmaların bize gösterdiği en önemli gerçek aile yoksulluğudur. Aile yoksulluğunu yenecek kalıcı çözümlere ulaşmadıkça, açlık sınırı altındaki ailelere acil destek programları üretmedikçe, toplumsal huzuru yakalamamız mümkün değildir. Bu nedenle, AK Parti Hükümeti, sosyal destek programına özenle yaklaşmakta ve kalıcı çözümler getirecek politikaları üretmektedir.

Bütün dünya, ailenin yoksulluğu yenmede oynadığı kilit rolün farkındadır; refah toplumları da, yoksul toplumlar da bunun farkındadır. Ailenin bu belirleyici rolü, yoksullukla mücadelede daha da önem kazanmaktadır.

Nüfus dengelerinin korunması başta olmak üzere, çocuklara ve kadınlara yönelik koruma programlarının, suç ve kötü alışkanlıklarla mücadelenin, sosyal yardım ve hizmet politikalarının temelinde aile vardır; çünkü, aile, temel yaşam ünitesidir.

Aile kurumunun sağlıklı işleyişi, sağlıklı toplumları, dolayısıyla, iç ve dış problemleriyle baş edebilen başarılı milletleri ve milletlerin devamlılığını sağlayan mutlu ve sağlıklı nesilleri meydana getirir. Bir başka deyişle, milletin devamlılığını sağlayacak olan nesiller, sorumluluk sahibi erişkin olma yeteneğini, ancak aile ortamında kazanabilirler. Aileiçi yaşam sürecinde, eşler arasında ve ana-baba ile çocuklar arasında, her yönden yapıcı, geliştirici bir diyalogun gerçekleşmesi, günümüz aile yapısında önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Aileiçi ilişkilerde ortaya çıkan anlaşmazlıklar, kavgalar, baskı ve şiddet uygulamaları, aile bireylerinin kişisel güvenliklerini ve kişi haklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik istismar olayları hukukî açıdan birer dava konusuna dönüşmektedir. Örneğin, ana babanın boşanmayı istemesi, aile birliğinin parçalanması, eşlerin ve çocukların hakları açısından önemli bir sorun alanıdır. Dava öncesi süreci veya sonrası aile bütünlüğünün korunması, ayrılık halinde tarafların hak ve çıkarlarının korunması önemli bir ekonomik, sosyal, psikolojik ve hukukî destek mekanizmasını gerektirmektedir.

Türk Medenî Kanununda yapılan değişikliklerin bütünlüğü içinde aile mahkemelerinin kurulması girişimi önemli bir adımdır. Medenî Kanun değişikliği demokratik aile oluşumunu ve gelişimini güçlendirmiştir. Toplumun temeli olan ailenin tüm süreçlerinde yaşanabilecek olumsuz olayların, çatışma ve sorunların bir uzmanlık mahkemesinde ele alınması ve koruyucu, önleyici ve geliştirici yaklaşımlarla karar alınmasının sağlanması ileri bir düzenlemedir. Yüce Meclisimiz, bu konudaki yasal düzenlemeyi yaparak milletimize bu konuda önemli bir hizmet sunmuştur.

Aileye, sorun odaklı yaklaşım ve belirli aile sorunlarını çözmek için hüküm verme mekanizması olarak aile mahkemesi, Türk adalet sistemi açısından olumlu bir gelişmedir. Türk aile yapısı üzerinde yapılacak araştırmalar, aile mahkemesinin gerekliliğini ve işlevselliğini hangi alanlara ve sorunlara yönlendireceğini anlamak bakımından önemlidir. Aile Araştırma Kurumunun bu yönde yaptığı araştırmalar yol gösterici, ışık tutucu olmaktadır ve olacaktır. Her yönden sağlıklı, olumlu, gelişmeye açık ailelerin önemi ortadadır. Toplumun ve aile içinde kadının ve çocukların haklarının korunması gereklidir.

Toplumda her düzeydeki hak ve sorumlulukların bilincinde insanlara sahip olmak için yapılacak en önemli iş, insana yatırım, yani eğitimdir. Eğitimin ilk ve temel kaynağı ise, bireyin içinde yaşadığı ailesidir. Yaşam döngüsü içinde, katılım, dayanışma, hak ve sorumluluk gibi kavramların ilk denendiği ve kişinin sosyalleşmesinde en etkili kurum ailedir. Aileiçi ve ailedışı ilişkilerin demokratik bir yapıya kavuşturulması, ülke çapında demokrasinin özümsenmesi ve yaşatılması bakımından da çok önemlidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünü hukukî statüsüne kavuşturan teşkilat kanununun çıkarılması için gösterilen üstün gayret ve titiz çalışmalar için, Yüce Meclisin saygıdeğer üyelerine, şahsım ve Grubum adına şükranlarımı arz ediyorum. Mensubu olmaktan gurur duyduğum Adalet ve Kalkınma Partisinin, milletine yaptığı taahhütte ve hükümet programında zorunlu bir ödev haline getirdiği en hayatî hizmet konusu ailedir. AK Parti, aileyi, imkân ve potansiyellerin temel dinamiği olarak tanımlamış ve toplumsal huzurun merkezi olarak görmüştür. Bu bakış açısı, bize çok büyük sorumluluklar yüklemektedir.

Çağın yükselen değerlerinin başında aile gelmektedir. Aileyi önemli bir kurum olarak tanımlayan AK Parti, yalnız kendi toplumunun değil, bütün dünyanın öne çıkardığı ve üstüne titrediği temel çözüm adresini bir kez daha günyüzüne çıkarmıştır. Başta Anayasamızın getirdiği tanım olmak üzere, uluslararası platformlarda ve yazılı belgelerde "aile toplumun temelidir" hükmü yer almaktadır. Modern demokrasiler, toplumun temelini oluşturan bu doğal yapıyı, demokratik yaşam için vazgeçilmez görmektedir. "Biz" bilincinin en zengin ve kuşatıcı bir tanıma ulaştığı bu temel yaşam ünitesi, her milletin tarih sahnesinde sergilediği bütünlüğün, birlikteliğin, devamlılığın biricik teminatıdır. Bu anlamda, 70 000 000'a varan nüfusuyla Türkiye bir ailedir. Bu birlikteliği ve devamlılığı sağlamak niyetiyle atılan her adıma teşekkür borçluyuz. Dolayısıyla, tek başına bireyin refahı veya geçiminden söz etmek mümkün değildir. Herkes, mensubu bulunduğu ailenin standartlarıyla yaşar. Aile, gelir ve harcamalarda, imkân ve potansiyellerde, yardımlaşma ve dayanışmada temel birim olarak rol alır. Bu gerçekler, aileyi, dünyanın gelişmeye açık yüzünde sosyal politikaların merkezi haline getirmiştir. Bizim hedefimiz de bu gelişme seyrine ayak uydurmaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunla birlikte, acil müdahale bekleyen toplumsal sorunlarımızın çözümü için önemli bir başlangıcın temelini atmış bulunuyoruz. Devlet yapısı içinde aileyle ilgili tek kamu kurumu olan Aile Araştırma Kurumu, bundan böyle, önemli ve stratejik görevlerini yerine getirebilecektir. Bu inançla atılacak her adım, Türk toplumunun önünü biraz daha açacak ve aydınlığa kavuşturacaktır. Bu yöndeki gayretlerle görülecektir ki, sorunlarımız çözümsüz değildir, sahipsiz değildir.

Türk Milleti, tarih boyunca, aile ocağından yükselen üstün insanî değerlerle medeniyete rehberlik etmiştir. Bu milletin bekası, tüten ocaklarıdır. Bu ocağa verdiğiniz güç ve destek için hepinize sonsuz teşekkürlerimi bildirir, yaklaşan ramazan bayramının hepimize hayırlar getirmesini diler ve saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öyüş.

Şahsı adına söz isteği var.

Adana Milletvekili Sayın Recep Garip; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Günümüz dünyasında aile, sosyal, kültürel ve ekonomik yapılanmalarda vazgeçilmez ve mutlak surette önemsenmesi ve dikkate alınması gereken önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile kurumu, bizde olduğu kadar, mutlak surette diğer dünya ülkelerinde de önem arz etmektedir. Aile olmadan toplum olmaz. Aile bireylerinin sağlam karaktere, anlayışa, kültüre sahip olması toplumu güçlendirir. O nedenle anneler baş tacı yapılmıştır, o nedenledir ki annelerin ayakları altındadır cennet.

Çağdaş normlarda toplumun ve kamu düzeninin yeniden yapılandırılması sürecinde aile kavramının büyük bir hassasiyet içerisinde yeniden ele alınması ve daha sağlıklı bir hukukî zemine oturtulması çabalarını büyük bir takdirle karşılıyor, emeği geçen ve geçmekte olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu arada, genel anlamda Türkiyemizin, milletvekili dostlarımın, sivil toplum örgütlerinin, devlet kurumlarının bilmesi gereken bir konuda bir bilgiyi aktarmak istiyorum. Birkaç haftadan bu yana başlattığımız sokak çocukları araştırma komisyonumuz hizmete girmiş, bu konuda çalışmalarını başlatmıştır. Dolayısıyla, ailenin bir bireyi olan çocuklarımızın sokaklardan toplanması ve onların hayatımızda etkin rol oynaması ve cemiyetimize mutlak surette bir şekilde faydalı hale gelm