DÖNEM : 22 YASAMA
YILI : 3
T.
B. M. M.
TUTANAK
DERGİSİ
16
ncı Birleşim
10
Kasım 2004 Çarşamba
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 66
ncı yıldönümü münasebetiyle saygı duruşu
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın,
Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya görüşüne ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı
2.- Ankara Milletvekili Oya Araslı'nın,
Atatürkçülüğe ilişkin gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı
3.- İstanbul Milletvekili Mehmet
Sekmen'in, kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olaylarına karşı alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu ve 36 milletvekilinin, bazı ilçelerin adliye teşkilatlarının
kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/226)
2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım
ve 23 milletvekilinin, Kastamonu-Küre İlçesi Aşıköy yeraltı bakır ocağında
meydana gelen kazanın nedenlerinin ve sorumlularının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/227)
3.- Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak
ve 22 milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet, şiddet, şike, haksız rekabet
iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)
D)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
Fransa'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/702)
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V.-
SEÇİMLER
A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1.- Kamu İktisadî Teşebbüsleri
Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
VI.- KANUN
TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
1.- Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş
ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici
Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde
Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S.
Sayısı: 305)
2.- İzmir Kentinde Yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S. Sayısı: 678)
3.- Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396
Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları
(1/330, 1/148, 1/169) (S. Sayısı: 661)
4.- Millî Eğitim Temel Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu (1/853) (S. Sayısı: 671)
5.- Aile Hekimliği Pilot Uygulaması
Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve
Bütçe Komisyonları Raporları (1/855) (S.Sayısı: 680)
6.- Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri
Komisyonu Raporu (1/837) (S. Sayısı: 639)
VII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
bir Meclis soruşturması komisyonunda tanık olarak dinlenen bir uzmana ilişkin
sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/3584)
2.- İstanbul Milletvekili Kemal
KILIÇDAROĞLU'nun, bir Meclis soruşturması komisyonunda tanık olarak dinlenen
bir uzmana ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent
ARINÇ'ın cevabı (7/3586)
3.- Manisa Milletvekili Hasan ÖREN'in, bir
mülkiye müfettişinin İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yaptığı denetimlere
ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU'nun cevabı
(7/3708)
4.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
MELİK'in, GAP kapsamında yapılan baraj ve sulama kanallarının maliyetine
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı
(7/3733)
5.- Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat
MELİK'in, Suruç Ovası Sulama Projesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî
Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi GÜLER'in cevabı (7/3734)
6.- Hatay Milletvekili Abdulaziz YAZAR'ın,
İskenderun Limanı açıklarında batan zehirli atık yüklü gemiyle ilgili bazı
iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin cevabı
(7/3766)
7.- Denizli Milletvekili Ümmet
KANDOĞAN'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonuna aktarılan
paraların kaynağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir ATALAY'ın
cevabı (7/3847)
8.- Ardahan Milletvekili Ensar ÖĞÜT'ün,
işçi, memur ve emeklilerin durumlarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışma
yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN'ın
cevabı (7/3892)
9.- İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in,
eski DEP milletvekilleri ile yaptığı görüşmeye ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Bülent ARINÇ'ın cevabı (7/3994)
I. - GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak
beş oturum yaptı.
Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün'ün,
Karayolu Taşıma Yönetmeliği uygulaması nedeniyle mağdur olan nakliye
kooperatiflerinin sorunlarına,
Bartın Milletvekili Mehmet Asım Kulak'ın,
Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen kazaya, yeraltı
zenginliklerinin değerlendirilmesine,
Ve alınması gereken
tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşmalarına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali
Coşkun;
Adana Milletvekili Vahit Kirişci'nin,
tavuk etinde hormonal kalıntılar ve tavuklarda antibiyotiklerin yanlış
kullanımının olumsuz etkileriyle, alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü;
Cevap verdi.
İstanbul Milletvekili Birgen Keleş ve 25
milletvekilinin, Türkiye-AB ilişkileri ile AB Komisyonu İlerleme Raporunun
geleceğe etkilerinin (10/223),
İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü ve 40
milletvekilinin, Ege Bölgesindeki tarım üreticilerinin sorunlarının (10/224),
Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 36
milletvekilinin, TRT yönetimi hakkında ileri sürülen iddiaların (10/225),
Araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel
Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve
öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın:
Almanya'ya,
Belçika'ya,
Yaptığı resmî ziyaretlere katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkereleri, kabul edildi.
Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde
usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının
tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal
varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve bu eylemlerinin Türk Ceza
Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve
Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu
iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın (9/8) (S. Sayısı: 670),
Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde
müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları
ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı
ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla
Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu (9/9) (S. Sayısı: 672),
Haklarında Anayasanın 100 üncü ve
İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin
önergeler ve Meclis Soruşturması Komisyonları raporlarının, genel
görüşmelerinden sonra ayrı ayrı yapılan gizli oylamaları sonucunda kabul
edildikleri ve ilgili eski bakanların Yüce Divana sevklerine karar verildiği
açıklandı.
10 Kasım 2004 Çarşamba günü, alınan karar
gereğince saat 13.00'te toplanmak üzere, birleşime 00.38'de son verildi.
İsmail Alptekin
Başkanvekili
Ahmet Küçük Harun
Tüfekci
Çanakkale
Konya
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Ahmet Gökhan Sarıçam Yaşar Tüzün
Kırklareli Bilecik
Kâtip Üye Kâtip Üye
No.
: 22
II. - GELEN KÂĞITLAR
10 Kasım 2004 Çarşamba
Raporlar
1.- Uluslararası Göç
Örgütü Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/896) (S. Sayısı: 679)
(Dağıtma tarihi: 10.11.2004) (GÜNDEME)
2.- Aile Hekimliği Pilot
Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/855) (S. Sayısı: 680) (Dağıtma
tarihi: 10.11.2004) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Manisa Milletvekili
Nuri ÇİLİNGİR'in, bir Fransız milletvekilinin Diyarbakır'ı ziyareti sırasında
yaptığı açıklamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1326)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
2.- Balıkesir
Milletvekili Sedat PEKEL'in, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdür Yardımcılığına
yapılan atamaya ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1327) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25.10.2004)
3.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, Manavgat'taki Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek
Lisesi Uygulama Oteli inşaatına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1328) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
4.- Antalya Milletvekili
Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, çocukların korunmasıyla ilgili olarak yapılan
çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal AKŞİT) sözlü soru önergesi
(6/1329) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
5.- Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL'in, 4925
sayılı Karayolu Taşıma Kanunu gereği çıkarılan iki genelgeye ilişkin Ulaştırma
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1330) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili
Emin ŞİRİN'in, eski DEP milletvekilleri ile yaptığı görüşmeye ilişkin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/3994) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.10.2004)
2.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/3995) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
3.- Denizli Milletvekili
Mustafa GAZALCI'nın, İLKSAN ile ilgili bazı iddialara ve 5043 sayılı Kanuna
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3996) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.10.2004)
4.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Diyarbakır-Ergani kapalı cezaevine ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3997) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.10.2004)
5.- İstanbul Milletvekili
Emin ŞİRİN'in, Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığı görüşmelere ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3998) (Başkanlığa geliş tarihi:
26.10.2004)
6.- İstanbul Milletvekili
Emin ŞİRİN'in, Sedat Peker soruşturmasında bazı bilgilerin sızdırıldığı
iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/3999) (Başkanlığa
geliş tarihi: 26.10.2004)
7.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet KÜÇÜK'ün, Çanakkale Valiliğinin basın açıklamalarıyla ilgili
uygulamasına ve Bakanlık genelgesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4000) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
8.- Antalya Milletvekili
Osman KAPTAN'ın, Antalya'daki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4001) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
9.-
İstanbul Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Sedat Peker'le ilgili bazı soruşturma
bilgilerinin basına sızdığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4002) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
10.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, DEP eski milletvekillerinin yeni bir parti kuracağı
iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4003)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
11.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, kapalı durumdaki kütüphanelere ilişkin Kültür ve
Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4004) (Başkanlığa geliş tarihi:
25.10.2004)
12.- Antalya Milletvekili
Atila EMEK'in, Merkezi Uzlaşma Komisyonu tarafından vergi borçları silinen bazı
kişi ve firmalara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4005)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
13.- Adana Milletvekili
Tacidar SEYHAN'ın, Çukobirlik sanayi tesislerine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4006) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
14.- Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Vedat MELİK'in, Şanlıurfa'ya bağlı bazı köylerin yol ve
içme suyu sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4007) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.10.2004)
15.- Antalya Milletvekili
Hüseyin EKMEKÇİOĞLU'nun, Antalya'da yapımı yarım bırakılan su sporları tesisine
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru
önergesi (7/4008) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
16.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, DİE'nin büyüme oranı hesaplarında kullandığı
matrislere ilişkin Devlet Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi
(7/4009) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
17.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Lozan Antlaşmasının bir maddesinin uygulanıp
uygulanmadığına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru
önergesi (7/4010) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.10.2004)
18.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Alaaddin Çakıcı'nın (9/40,41) no'lu Meclis
Soruşturması Komisyonu Raporunda yer alan ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/4011) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
19.- Konya Milletvekili
Atilla KART'ın, Mercedes Benz Türk A.Ş. hakkındaki bazı iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4012) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
20.- Diyarbakır
Milletvekili Muhsin KOÇYİĞİT'in, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4013) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.10.2004)
21.- Antalya Milletvekili
Nail KAMACI'nın, AŞTİ'de taşıyıcılık işlerini yürüten firmaya ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4014) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
22.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Vatikan'ın yayımladığı bir resmi belgedeki Ermeni
soykırımı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
yazılı soru önergesi (7/4015) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
23.- İstanbul
Milletvekili Halil AKYÜZ'ün, Trabzon Havalimanının Irak'ta lojistik destek
amacıyla kullanıldığı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/4016) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
24.- Zonguldak
Milletvekili Nadir SARAÇ'ın, oto galerilerinin konut bölgeleri dışına taşınıp
taşınmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4017)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
25.- Antalya Milletvekili Nail KAMACI'nın, Antalya
Büyükşehir Belediyesindeki bazı atamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4018) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
26.- Antalya Milletvekili
Nail KAMACI'nın, bazı otobüs firmalarının Ankara'daki özel terminallerden yolcu
almalarının yasaklandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4019) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
27.- Ankara Milletvekili İsmail
DEĞERLİ'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan elektronik su saatleri
ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4020) (Başkanlığa
geliş tarihi: 28.10.2004)
28.- Ordu Milletvekili
İdris Sami TANDOĞDU'nun, ASKİ'nin bozuk su sayaçları nedeniyle abonelerden
tahsil ettiği fazla ücrete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4021) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
29.- Manisa Milletvekili
Hasan ÖREN'in, özel tiyatrolara verilen devlet desteğine ve ayrılan ödenek miktarına
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4022) (Başkanlığa
geliş tarihi: 27.10.2004)
30.- Antalya Milletvekili
Tuncay ERCENK'in, turizm işletmeleri ile seyahat acentalarının indirimli
elektrik kullanabilmelerine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4023) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.10.2004)
31.- Hatay Milletvekili
Züheyir AMBER'in, İstanbul'da Bakanlığa bağlı kütüphanelerdeki personel
ihtiyacına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4024)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
32.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, anaokulu öğretmenlerinin çalışma koşullarına ve özlük
haklarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4025)
(Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
33.- Osmaniye
Milletvekili Necati UZDİL'in, Osmaniye İl Millî Eğitim Müdürü hakkında idari
bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4026) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
34.- Adana Milletvekili
Kemal SAĞ'ın, felsefe grubu öğretmenliği atamalarına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4027) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
35.- Hatay Milletvekili
Züheyir AMBER'in, ÖSYM'nin yaptığı sınavlardan aldığı ücretlere ilişkin Millî
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4028) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.10.2004)
36.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, sığır yetiştiricilerine ödenecek teşvik primine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4029) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.10.2004)
37.- Bursa Milletvekili
Kemal DEMİREL'in, kestane ve kestane şekeri üreticilerinin sorunlarına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4030) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.10.2004)
38.- Tekirdağ
Milletvekili Erdoğan KAPLAN'ın, İnanlı Tarım İşletmesinin kiralanmasına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4031) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28.10.2004)
39.- Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, Devlet Memurları Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel
Yönetmeliğin uygulamasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi (7/4032) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.10.2004)
40.- Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, Elazığ'a bağlı Alacakaya-Arıcak yol projesine ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/4033) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.10.2004)
41.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet S. KESİMOĞLU'nun, Lüleburgaz ve Çerkezköy için yapılan
doğalgaz dağıtım lisansı ihalesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4034) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
42.- Samsun Milletvekili
Haluk KOÇ'un, hastanelerde sendika temsilcileri ve sendika yöneticilerinin
görev yerlerinin değiştirildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4035) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
43.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, Alaaddin Çakıcı'nın Meclis Soruşturma Komisyonu
raporunda yer alan bazı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4036) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
44.- Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Kanal A TV'nin kurucularına ve sermayesine ilişkin Devlet
Bakanından (Beşir ATALAY) yazılı soru önergesi (7/4037) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28.10.2004)
45.- İzmir Milletvekili
Ahmet ERSİN'in, pamuk üreticilerine ödenecek primlere ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/4041) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.10.2004)
46.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, dalkavuklarla ilgili olarak basında yer alan açıklamasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4042) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.11.2004)
47.- İstanbul
Milletvekili Emin ŞİRİN'in, bazı firmalarca Başbakanlığa hediye edilen Mercedes
ve Hyundai araçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4043)
(Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
48.- Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, yerel basına yapılacak yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/4044) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
49.- Denizli Milletvekili
Mustafa GAZALCI'nın, Maliye ve Millî Eğitim bakanlıkları arasında okul-aile
birlikleri ile ilgili olarak imzalanan protokole ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/4045) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
50.- Antalya Milletvekili
Feridun Fikret BALOĞLU'nun, THY'ye uçak alımları karşılığında yabancı bir
firmadan hediye talep edildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/4046) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
51.- Antalya Milletvekili
Osman ÖZCAN'ın, İmralı'da tutuklu bulunan terör örgütü liderinin avukatları
aracılığıyla örgüt yönetimini sürdürdüğü iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/4047) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
52.- Ardahan Milletvekili
Ensar ÖĞÜT'ün, Ardahan İli Çıldır İlçesindeki spor tesisine ilişkin Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN) yazılı soru önergesi
(7/4048) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
53.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ali ÖZPOLAT'ın, futbol-mafya ilişkileri hakkındaki
iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Mehmet Ali ŞAHİN)
yazılı soru önergesi (7/4049) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
54.- İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili yasal
düzenleme çalışmalarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru
önergesi (7/4050) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
55.- Uşak Milletvekili
Osman COŞKUNOĞLU'nun, Halk Bankasının esnaf kredi faiz oranına ilişkin Devlet
Bakanından (Ali BABACAN) yazılı soru önergesi (7/4051) (Başkanlığa geliş
tarihi: 1.11.2004)
56.- Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, internet salonlarının denetimine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4052) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
57.- Denizli Milletvekili
Ümmet KANDOĞAN'ın, ülkemizdeki yabancı ve kaçak işçilere ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/4053) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
58.- Elazığ Milletvekili
Abdulbaki TÜRKOĞLU'nun, oto galericilerinin şehir dışına taşınmasına yönelik
yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/4054) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
59.- İzmir Milletvekili
Yılmaz KAYA'nın, Ukrayna'da yakalanan bir firari hükümlünün üzerinden çıktığı
iddia edilen yeşil pasaporta ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/4055) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
60.- Samsun Milletvekili
Haluk KOÇ'un, Samsun Gazi Belediyesinin personelin çalışma saatleri ile ilgili
uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4056) (Başkanlığa
geliş tarihi: 1.11.2004)
61.- Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, Aile Hekimliği pilot uygulamasına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/4057) (Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
62.- Ankara Milletvekili
İsmail DEĞERLİ'nin, döner sermaye yönetmeliğinin uygulamada neden olduğu
sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4058) (Başkanlığa
geliş tarihi: 1.11.2004)
63.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, tarımda kullanılan kimyasal gübreye ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4059) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.11.2004)
64.- İstanbul
Milletvekili Gürsoy EROL'un, genetiği bozulmuş tarım ürünlerine ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4060) (Başkanlığa geliş tarihi:
1.11.2004)
65.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, sosyal güvenlik kuruluşlarının 2000-2004 yılları zarar ve alacakları ile bütçedeki paylarına
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4061) (Başkanlığa
geliş tarihi: 1.11.2004)
66.- Iğdır Milletvekili
Dursun AKDEMİR'in, kaçak akaryakıt tüketimi ve alınacak önlemlere ilişkin
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/4062) (Başkanlığa
geliş tarihi: 1.11.2004)
67.- Erzurum Milletvekili
Mustafa ILICALI'nın, ilk ve ortaöğretim okullarındaki trafik ve ilkyardım
derslerine ve üniversitelerde trafik öğretmenliği programı açılıp
açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4063)
(Başkanlığa geliş tarihi: 1.11.2004)
68.- Ankara Milletvekili
Ayşe Gülsün BİLGEHAN'ın, yol yapımındaki kusurların, trafik kazalarına
sebebiyet verdiği iddialarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı
soru önergesi (7/4064) (Başkanlığa geliş tarihi: 3.11.2004)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 36 Milletvekilinin, bazı ilçelerin adliye
teşkilatlarının kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/226) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.10.2004)
2.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 23 Milletvekilinin, Kastamonu-Küre
İlçesi-Aşıköy yer altı bakır ocağında meydana gelen kazanın nedenlerinin ve
sorumlularının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227) (Başkanlığa geliş tarihi:
4.11.2004)
3.- Trabzon Milletvekili
Faruk Nafız Özak ve 22 Milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet, şiddet, şike,
haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/228)
(Başkanlığa geliş tarihi: 5.11.2004)
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 13.05
10 Kasım
2004 Çarşamba
BAŞKAN:
Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin
16 ncı Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere
başlıyoruz.
III. -
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ
İŞLER
1.- Mustafa
Kemal Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle saygı duruşu
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bugün Ulu
Önder Atatürk'ün ölümünün 66 ncı yıldönümüdür. Genel Kurulumuzu, Yüce
Atatürk'ün aziz hatırası önünde, 2 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.
(Saygı duruşunda bulunuldu)
BAŞKAN - Allah rahmet eylesin, ruhu şad
olsun.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın
milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Mustafa Kemal Atatürk
ve dünya görüşü hakkında Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık'a aittir.
Buyurun Sayın Işık. (Alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
B)
GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR
1.- Konya
Milletvekili Ahmet Işık'ın, Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya görüşüne ilişkin
gündemdışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin'in cevabı
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bugün 10 Kasım 2004. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm
yıldönümü nedeniyle, O'nu ve dünya görüşünü kısmen ifade etmek amaçlı
gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yaşadığı dönem ve konjonktürde fikir ve eylemleriyle yalnızca onlarca yıl
sonraki günümüze değil, yüzyıllar sonraki zamana çığır açan seçkin insanı Yüce
Meclisin anlamlı kürsüsünden ifade etmenin onurunu sizlerle paylaşıyorum. Çok
yönlü kişiliği, üstün zekâsı, olaylar karşısındaki soğukkanlılığını asla
kaybetmeden devlet-millet heyecanını en üst noktada tutarak hızlı ve sağlıklı
karar alma özelliği, bilimi rehber edinip milletin geleceğini ve devletin
bekasını esas alması, O'nu Atatürk yapan en önemli vasıflardır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milletine
bırakmış olduğu en büyük eseri, çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyetini muhkem
temeller üzerine kurması ve geliştirmesidir. O'nun için gerçek ve gerçekçilik,
ancak akıl ve mantığın sınırları ölçüsünde vardır. Bu nedenle, gerçekleştirmek
istediği tüm atılımlarda ve yeniliklerde akıl ve mantığı şiar edinmiştir.
Değerli milletvekilleri, Atatürk'e göre en
iyi kişi, kendinden çok ait olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve
mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır. Cumhuriyetin temelini kültür
olarak gören Atatürk, medeniyet yolunda başarıyı yenileşmeye bağlamakta ve
devamla "sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı
olmak için tek gelişme yolu budur. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde
layık olduğumuz yeri alacağız, onu koruyacağız ve sürdüreceğiz. Refah, mutluluk
ve insanlık bundadır. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir
ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder. Biz, Batı medeniyetini bir
taklitçilik olsun diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi
bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyeti seviyesi içinde benimsiyoruz.
Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu yolun üzerinde
duraksayanlar veya bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahilliği ve
tedbirsizliğinde bulunanlar, medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya
mahkûmdurlar" demektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Büyük Önder Atatürk'ün temel hak ve hürriyetlere yönelik ifadesinde
"çağdaş demokraside kişisel hürriyetler, özel bir değer ve önem
kazanmıştır. Artık kişisel hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz
konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin
medenî ve demokrat millete neyi ifade ettiği 'hürriyet' kelimesinin mutlak
şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal
ve medenî hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin,
nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını göz önünde
bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet mutlak olmaz. Bir başkasının
hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar"
demektedir.
Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal
Atatürk, millî egemenliğe ağırlıklı vurgu yaparak "millî egemenlik öyle
bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir taç ve tahtlar yanar, yok olur.
Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler, her tarafta yıkılmaya
mahkûmdur. Bütün cihan bilmelidir ki, bu devletin ve bu milletin başında hiçbir
makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır, o da millî egemenliktir; yalnız bir
makam vardır, o da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir" demektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.
AHMET IŞIK (Devamla) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Atatürk ve düşünceleri, her dönem ve durumda, zengin
bir yoruma, derin algılamaya yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı
aktarılmaya yönelik yüksek ideallere gereksinim duymaktadır.
Gönlümüzde ve ideallerimizde her gün
yeniden doğan büyük lider ve büyük insanı rahmetle anarken, Yüce Meclisi,
tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
İkinci söz isteği, Atatürk'ün 66 ncı ölüm
yıldönümü münasebetiyle, Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı'ya aittir.
Buyurun Sayın Araslı. (Alkışlar)
2.- Ankara
Milletvekili Oya Araslı'nın, Atatürkçülüğe ilişkin gündemdışı konuşması ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı
OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Atatürkümüzün 66 ncı ölüm yıldönümü nedeniyle söz
almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Atatürk, tarihin düşünceleri ve
eserleriyle ölümsüzleşebilmiş ender kişilerinden birisi; inanılmaz Kurtuluş
Savaşımızı zaferle sonuçlandırarak yurdumuzu düşmanlardan kurtaran destansı
başkumandan; ezilen ulusların bağımsızlık savaşlarında örnek aldığı ulu önder;
ümmet anlayışına dayalı bir toplumdan çağdaş Türk Ulusunu yaratan,
cumhuriyetimizi kuran ve dünyaya kabul ettiren büyük devlet adamı;
devrimlerimizin eşsiz mimarı; ulusumuza akılcı düşüncenin erdemini, hukukun
üstünlüğünün, bilimin ve çağdaşlığın önemini öğreten başöğretmen; ulusumuzun
simgesi, geçmişimizin olduğu gibi geleceğimizin de ışığı ve aydınlığıdır. O, o
kadar büyük ve öngörülüdür ki, dün açıkça ona karşı olduğunu ilan edenler,
bugün ona sığınmak, onun düşüncelerini savunmak, onun düşüncelerinin arkasında
olduğunu ifade etmek gereğini duymaktadırlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Atatürkçü olmak bir onurdur; ama, Atatürkçü olmak zordur. Herkes Atatürkçü
olamaz. Atatürkçü olmak, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyetinin düşünsel
temellerini oluşturan ilkelerini anlamak, benimsemek, savunmak ve bu ilkelerin
gösterdiği yolda yorulmadan, duraksamadan daha iyiye ulaşmak için ilerlemektir;
ulusun beraberliğini, yurdun bütünlüğünü, ulusal egemenliği ve bağımsızlığı
ödün vermeden korumak ve savunmaktır; hukukun üstünlüğünden, özgürlükten,
bilimden, akıl, ahlak ve çağdaşlıktan yana olmaktır; dürüstlüğü siyasete ve
toplum yaşamına hâkim kılmak, halka hizmet sunmaktır.
Laikliği ve cumhuriyeti kemirmeye, türbanı
siyasal bir simge haline getirmeye, dini siyasete alet etmeye, hukuk devletini
din devletine dönüştürmeye, kadını ikinci sınıflığa itmeye kalkışanlar ile bu
gibi kimselere dur demeyenler, engel olmayanlar, hatta ışık yakanlar, yol
açanlar Atatürkçü olamazlar.
Kuşkusuz, Atatürk'ün düşünceleri ve
Türkiye Cumhuriyetinde kurduğu çağdaş yaşam biçimi, uygarlığın aydınlığından
yarasalar gibi ürkenleri rahatsız etmiştir. Bunların içinden, Atatürk'e,
eserlerine, düşüncelerine, resim ve anıtlarına çeşitli şekillerde saldıranlar
olmuştur; hâlâ da olmaktadır; ancak, bu kimseler, sapkınlıklarıyla Atatürk'ü
değil, sadece ve sadece kendilerini küçültebilmişlerdir. Herkes bilmelidir ki,
başta laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, Atatürk'ün tüm
eserleri sağlam temeller üzerinde durmaktadır ve Atatürk'ün düşünce ve
ilkeleriyle birlikte sonsuza kadar yaşayacaklardır. Bunu sağlamaya gücümüz,
kudretimiz vardır.
Ne Şehit Kubilay'ın sapkın katilleri ve
onların düşünce arkadaşları, ne tarikat şeyhleri ve din bezirgânları, ne
tarikat şeyhlerini resmî devlet konutlarında ağırlamaya kalkışanlar, ne
cumhuriyete başkaldırının siyasal simgesi haline getirdikleri türbanı
meşrulaştırmaya çalışanlar, ne İran usulü bir rejimi Türkiye'ye getirmeye
heveslenenler, ne uyduruk Kur'an kurslarında küçücük çocuklara Atatürk ve
cumhuriyet düşmanlığı aşılamaya yönelenler emellerine ulaşabilmiştir, ne de
imam kökenli bir kadrolaşmayla laik cumhuriyeti kuşatmaya heveslenenler,
demokrasi, laiklik ve cumhuriyeti takıyye olarak savunur gibi yapıp, aslında
kemirmeye yönelenler, reform adı altında din devletinin altyapısını hazırlamayı
düşleyenler, devletimizin varlık ve bağımsızlık belgesi olan Lozan Antlaşmasını
rafa kaldırmaya hazırlananlar, tekrar Sevr Anlaşması koşullarını Türkiye'ye
kabul ettirmeyi arzulayanlar, ulusumuzu ümmet anlayışı içinde eriterek yok
etmeyi, ulusumuzun ve ülkemizin bütünlüğünü parçalamayı hedefleyenler,
toplumumuzu çağdaşlıktan tutuculuğun karanlığına itmeyi, kadınlarımızı ikinci
sınıflığa geriletmeyi isteyenler emellerine ulaşabileceklerdir; çünkü,
Atatürkçülerin gücü, buna asla ve kat'a izin vermeyecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Mikrofonu açıyorum, konuşmanızı
tamamlayın efendim.
OYA ARASLI (Devamla) - Bu gerçeğe olan
inancımı, Atatürkümüzün 66 ncı ölüm yıldönümünde ifade etmeyi, Türkiye Büyük
Millet Meclisindeki varlığını Atatürk'e ve O'nun mimarı olduğu devrimlerimize
borçlu bir cumhuriyet kadını olarak, bir görev biliyorum.
Ne mutlu bize ki, Atatürkümüz var; ne
mutlu bize ki, Atatürkümüzü, O'nun eserlerini ve düşüncelerini sonsuza dek
yaşatmaya takatımız ve gücümüz var.
Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Araslı.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, gündemdışı konuşmalara Hükümet
adına cevap vermek istiyorum.
BAŞKAN - Hükümet adına söz isteği var.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız
Sayın Mehmet Ali Şahin; buyurun. (Alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
bugün 10 Kasım. Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, cumhuriyetimizin kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 66 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Kendisini
rahmetle, minnetle bir kez daha anıyoruz.
Ne zaman 10 Kasımlar gelse, ilkokul üçüncü
sınıfta yaşadığım ufak bir anı hafızamda canlanır. Anadolu'da, kırsal bir
yörede, ilkokul üçüncü sınıf öğrencisiyim. Müfettiş gelmiş okula. Sınıfımıza
girdi, beni ayağa kaldırdı "söyle bakayım yavrum, Atatürk nerede
yatıyor" dedi. Ben, hemen cevap verdim "Anıtkabir'de yatıyor."
"Hayır" dedi "kalbimizde yatıyor diyeceksin." O sözün ne
anlama geldiğini, ilerleyen yaşlarda ve şimdi çok daha iyi anlıyorum; çünkü, O,
yaptıklarıyla milletimize mal olmuştur. "Benim fani vücudum elbet bir gün
toprak olacaktır; ama, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır" derken,
kuşkusuz, devleti, cumhuriyeti ve rejimi sürekli kılmanın gerekliliğini de
vurgulamıştır.
İlköğretim sıralarındayken, yurttaşlık
bilgisi kitaplarında bir anekdot vardı -şimdi kitaplarda görmüyorum- hatta
resimliydi, altında Atatürk'le ilgili şöyle bir anı vardı: Bir gün, Kastamonu
koğuşlarını gezerken, bir Mehmetçiğe "söyle bakayım yavrum, bu ülkeyi, bu
vatanı kim kurtardı" diye sormuş; o da, benim verdiğim -demin anlattığım
gibi- dürüstlükle cevap vermiş "Atatürk kurtardı komutanım" demiş. O,
başını iki yana sallamış "hayır, bu millet kendi kendini kurtardı"
demiş.
1920'li yıllarda, böylesine bir millet
egemenliği şuuruna ve demokrasi anlayışına pek az liderin sahip olabileceğini
düşünüyorum. Şimdi, yaşadığımız şu çağdan, .-demek ki, seksen yıl gibi bir
zaman olmuş- seksen yıl önce, krallıkların, hükümranlıkların hüküm sürdüğü bir
çağda, böyle bir düşünceyi ortaya koyabilmek, ancak müstesna kişilere mahsus
bir özelliktir diye düşünüyorum.
Kuşkusuz, O aramızda değil; ama, O
yaşıyor; kalplerde yaşıyor, düşünceleriyle yaşıyor, ilkeleriyle yaşıyor ve
yaşamaya da devam edecektir. O, millet egemenliğine son derece inanmış
"hâkimiyet bilakaydüşart" cümlesini Anayasanın da ilkeleri haline
getirmek suretiyle, inanıyorum ki, o çağda, demokrasinin, en geniş anlamda
demokrasinin de temellerini atmıştır. O bakımdan, kendisini, yaptıkları
karşısında bir kez daha şükranla anmak, herhalde görevimizdir, vazifemizdir diye
düşünüyorum.
Bazı değerlerimiz var ki, onlar
siyasetüstüdür, partilerüstüdür; hep öyle olmalıdır. Bunlardan bir tanesi
dindir. Din ve dinî inançlar, hiç kimsenin tekelinde olmamalıdır. Din, mutlaka
siyasetin üzerinde tutulmalıdır. Bunlardan bir tanesi de Atatürk'tür. Atatürk
de, mutlaka siyasetin üzerinde tutulmalıdır. (Alkışlar) Atatürk'ten yola
çıkarak siyaset yapmak, bana göre, o büyük kurtarıcının hatırasına
yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. O bakımdan, milletimize böylesine mal
olmuş değerlerimizi, mutlaka, her türlü şahsî düşüncelerimizin üstünde, siyasal
düşüncelerimizin üstünde tutmaya özen göstermeliyiz.
Kıymetli vakitlerinizi fazla almayacağım.
Bundan bir süre önce, Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanıydı o zaman,
Sıtkı Paşayla bir uçak yolculuğunda tanıştık; bana Atatürk'le ilgili bir
hatırayı anlatmıştı, beni çok etkilemişti. O hatırayı oradan aldığım şekliyle
sizlere naklederek huzurunuzdan ayrılmak istiyorum.
Büyük Taarruz öncesi, Kocatepe'de geçiyor.
Ertesi gün Büyük Taarruz başlayacak. Yanılmıyorsam, Gazi'nin yanında Fevzi
Çakmak var. Gece ilerlemiş, uyuyamıyorlar. Bir ses, gecenin karanlığını yırtan
bir ses duyuluyor. Askerler var Kocatepe'nin alt tarafında. Biri "ben size
demedim mi, niye sözümü dinlemediniz" diye bağırıyor. Atatürk'ün yanındaki
zat -Fevzi Çakmak olduğunu sanıyorum- "Gazi'yle birlikte aşağıya indik
sesin geldiği yere. Bir komutan karşımıza çıktı 'nedir, demin burada bir ses
duyduk, sebebi neydi' diye sorduk.Paşam, bir er sözümüzü dinlemedi. Akşamdan
tüm askerler mataralarını suyla doldurdular 'bu mataraları asla boşaltmayın,
yarın cephede size lazım olacak' diye kendilerine tembih ettik; ama, askerin
biri, bu mataradaki suyla gusül aptesi almış. Onun için bağırdım, yarın cephede
ne yapacaksın diye." Fevzi Çakmak "Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu sözü
duyunca gözleri nemlendi 'dokunma, müdahale etme, bu asker bu inançla yarın cephede
asla susamayacaktır' dedi" diyor.
Dolayısıyla, Kurtuluş Savaşı bu inançla
yapılmıştır, cumhuriyetin temellerinde bu inanç yatar. Milletimizin kendisine
has değerleri cumhuriyetimizin mayasında vardır.
Bu hatıra beni hep etkilemiştir. O'nun
kendi değerlerimizle ilgili düşüncesi, Balıkesir'de Zağanos Paşa Camiinin
girişinde, her iki kapının girişinde bir mermere işlenmiştir. Ne zaman
Balıkesir'e gitsem mutlaka oraya gider, Atatürk'ün o mermerde yazılı olan
sözlerini, orada yapmış olduğu bir konuşmayı tekrar tekrar okuma ihtiyacını
hissederim.
Tekrar, ruhu şad olsun efendim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Gündemdışı üçüncü söz isteği, son günlerde
yaşanan kapkaç olaylarıyla ilgili olarak İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet
Sekmen'e aittir.
Buyurun Sayın Sekmen. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
3.-
İstanbul Milletvekili Mehmet Sekmen'in, kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı
olaylarına karşı alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması
MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; son zamanlarda ülkemizin gündemini oluşturan ve
kamuoyunun yakından takip ettiği kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olayları
hakkında görüşlerimi belirtmek üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum;
sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sözlerime başlamadan önce, üyesi olmaktan onur duyduğum Türkiye Büyük Millet
Meclisi çatısı altında, ölümünün 66 ncı yıldönümü münasebetiyle, Büyük Önder
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle, minnetle anıyorum.
Değerli arkadaşlar, malumunuz olduğu
üzere, son zamanlarda, özellikle, İstanbul başta olmak üzere, büyük
şehirlerimizde meydana gelen kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı ve buna benzer
suçlar bizleri derinden üzmekte ve endişeye sevk etmektedir. Daha bir hafta
önce, 3 Kasım 2004 tarihinde, ömrünü eğitime adamış bir vatandaşımızın kıt
kanaat imkânlar içerisinde okutmakta olduğu Kocaeli Üniversitesi İşletme
Fakültesi öğrencisi Ahmet Hakan Canıdemir, akşam saatlerinde evine dönmek
üzereyken, Devlet Demiryollarına ait Adapazarı-Haydarpaşa treninde yolculuk
yaparken, saat 21.45'te, Erenköy-Kızıltoprak istasyonları arasında cep
telefonunu gaspetmek isteyen üç kişinin saldırısına uğramış, dövülmüş ve hızla
giden trenden aşağıya atılmak suretiyle ağır şekilde yaralanmıştır. Maalesef,
bu yavrumuz, 5 Kasım 2004 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Yeri gelmişken,
hemen şunu da belirtmekte fayda görmekteyim: Bu menfur olayın diğer yolcuların
gözleri önünde cereyan etmesi ve gerekli sosyal refleksin gösterilmemiş olması,
ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken, üzücü bir olaydır. Bu vesileyle, genç
yaşta hayata gözlerini yummuş olan yavrumuza Allah'tan rahmet, ailesine,
yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, yıllardır ülkemizde
kangren haline gelmiş olan kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı gibi suçlar son
zamanlarda endişe verici boyutlara ulaşmış ve bu konuda, gerek önceki
dönemlerde gerekse bu dönemde yasal ve idarî önlemler alınmaya çalışılmıştır;
ancak, toplumsal mekânların, caddelerin, sokakların, toplutaşım araçları olan
tren, tramvay, otobüs ve minibüslerle seyahat edenlerin emniyetini,
işyerlerinin ve konutların güvenliğini sağlamak, sorumlu mevkilerde
bulunanların birinci derecede görevidir.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, bu tür
suçların meydana gelmesindeki sebep-sonuç ilişkisini, gerek sosyolojik,
ekonomik ve hukukî gerekse de güvenlik boyutlarını incelemek gerekmektedir.
Şöyle ki: Gasp, kapkaç, konut ve oto hırsızlığı gibi suçları işleyen kişi veya
kişilere verilecek olan cezaların caydırıcılığının olmadığı ve bu yüzden de bu
tür suçları işlemeye meyilli olan insanların cesaretlendirildiği halkımızın
geniş bir kesimi tarafından kabul görmektedir. Daha önceleri, özellikle
"kapkaç" diye tabir edilen suçun Ceza Kanunumuzda açık bir şekilde
belirtilmediği ve cezasının yeteri kadar etkili olmadığı bilinmektedir; ancak,
kısa bir süre önce yasalaşan ve 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan
Türk Ceza Kanununun 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde
"suçun, elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel
beceriyle işlenmesi halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan
kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar
artırılır" hükmü getirilerek, hem kapkaçın açık bir tarifi yapılmış hem de
cezası ciddî şekilde artırılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın sözlerinizi
efendim.
MEHMET SEKMEN (Devamla) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; konunun diğer bir boyutu ise eğitim boyutu. Burada, yine o
klasikleşmiş sözü söylemek durumundayım; önce eğitim. Ailelerimizde küçük
yaştan başlamak kaydıyla, okullarda ilköğretimden üniversiteye kadar bir
bireyin topluma faydalı bir şekilde nasıl yetiştirilmesi, yönlendirilmesi ve
toplumla barışık halde yaşamını sürdürebilmesi formüllerinin çok iyi
araştırılması ve uygulanabilmesi için gerekli önemi ve desteği vermemiz gerekmektedir.
Tabiî ki, bu eğitim süreci sadece okul ve aileyle sınırlı değildir. Toplumu
bilgilendiren, yönlendiren ve etkisi altında bırakan bütün kurum ve
kuruluşlara, özellikle yazılı ve görsel yayın kuruluşlarına -ki, burası çok
önemlidir- ciddî görevler düşmektedir. Bazı görsel yayın kuruluşlarımızın
ortaya koyduğu, çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde şiddeti çağrıştıran,
kuralsızlığı bir hayat biçimiymiş gibi sunmaya çalışan dizi ve yayınlardan
kaçınılması gerekmektedir. Daha sağlıklı, barışçı, üretken, suça karşı meyilli
olmayan bir nesil yetiştirmek için, toplumun bütün kesimleriyle el ele vererek
bu görevi yerine getirmek durumundayız.
Değerli arkadaşlar, olayın bir de güvenlik
boyutu vardır ki, bu da çok önemlidir. Malumunuz olduğu gibi, toplumu oluşturan
fertlerin güvenliğini sağlamak öncelikle devletin aslî görevidir.
Vatandaşlarımızın özgürce ve rahatça seyahat edebilmeleri, gidecekleri yere
sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşmaları gerekir. Özellikle, toplutaşım
araçlarındaki güvenlik önlemlerinin bir an evvel alınması gerekmektedir.
Şehirlerarası çalışan ekspres tren biletlerinde bileti satın alan kişinin
kimlik bilgileri yer almalı, istasyonlarda bu trenlere şehir içi yolcuları
alınmamalıdır. Ayrıca, hareket halinde olan yolcu trenlerinde kapı kapama
sistemi merkezî olmalı ve sadece duraklarda açılabilmelidir. Tüm toplutaşım
araçlarında modern güvenlik sistemleri kurulmalıdır. Turnike ve kamera
sistemlerinin kuruluşuyla, vatandaşlarımızın can ve mallarına yönelik
saldırılar için caydırıcı güvenlik altyapısı oluşturulmalıdır.
Her kurumun, vatandaşa götürmüş olduğu
hizmetin kaliteli ve verimli olmasına dikkat etmesi kadar, o hizmetten
vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde faydalanmasına da hassasiyet göstermesi
gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, bu menfur olayda da
görüldüğü gibi, Türkiye ekonomisinde büyük bir yara olan kayıtdışı ekonominin
belli bir programla ve kararlı bir biçimde kontrol altına alınması zorunludur.
"İkinci el" diye tabir edilen ve genellikle elektrik-elektronik
cihazları ve oto yedek parçalarını kapsayan pazarın kontrol edilmesi çok önemli
bir husustur. Bu piyasa, çoğunlukla gasp ve hırsızlıkla elde edilen malların
ortaya sürüldüğü bir pazardır. Bu piyasa için farklı bir model ve kontrol
sistemi kurulmalıdır. Bunun sağlanmasında Maliye Bakanlığımız yetkililerine
büyük görevler düşmektedir.
Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, son
günlerde artış gösteren kapkaç, gasp, ev ve oto hırsızlığı olaylarının önüne
geçilebilmesi için, özellikle toplutaşım hizmeti veren kurumlarımızdaki
güvenlik personeli eksikliğinin en kısa sürede giderilmesi gerekir ve
valiliklerimizin, kaymakamlıklarımızın, genel kolluk kuvvetlerimizin ve yargı
mensuplarımızın koordineli bir şekilde işbirliği yaparak gerekli önlemlerin
alınması zarurîdir.
Ayrıca, yine, valilik ve
kaymakamlıklarımızca, il ve ilçelerinde yaşayan ve madde bağımlısı olan sokak
çocuklarının takibe alınarak tespitinin yapılması ve bu yavrularımızın madde
bağımlılığından kurtarılarak sağlıklı bir yaşam sürdürmelerinin sağlanması
gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, özellikle belirtmek
istediğim diğer bir husus da şudur: Bu tür olaylara maruz kalan
vatandaşlarımızın ve görgü tanıklarının, zaman kaybetmeden emniyet birimlerine
müracaat etmeleri gerekmektedir. Burada, vatandaş ve kamu yöneticilerinin
işbirliği söz konusudur. Bu olayları ilgili birimlerimizin titizlikle takip
ederek kısa sürede neticeye kavuşturmaları vatandaşlarımızın acil
beklentisidir.
Değerli milletvekilleri, bu konu, 8 Kasım
2004 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme gelmiş ve kapkaç terörünün
önüne geçebilmek için dört bakandan oluşan bir komisyonun oluşturulmasına karar
verilmiştir; bu da, durumun ciddiyeti ve aciliyeti bakımından yerinde bir karar
olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
sözlerime bu noktada son verirken, menfur olaylarda ve bu olayda hayatını
kaybeden genç yavrumuza ve diğer insanlarımıza, vatandaşlarımıza Allah'tan,
tekrar, rahmet diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Sekmen.
Sayın Bakan, bir talebiniz var mı?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Hayır efendim.
BAŞKAN - Yok. Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, gündemdışı
konuşmalar tamamlanmıştır.
Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları
vardır.
3 adet Meclis araştırması önergesi vardır;
okutup bilgilerinize sunacağım; ancak, sunuşun Kâtip Üyemiz tarafından oturduğu
yerden yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Birinci önergeyi okutuyorum:
C) GENSORU,
GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 36 milletvekilinin, bazı ilçelerin
adliye teşkilatlarının kapatılması nedeniyle ortaya çıkan sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/226)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet Bakanlığı tarafından yaklaşık 140
ilçemizdeki adliye teşkilatları aniden kapatılmış ve bu ilçelerimizdeki
görevliler başka il ve ilçelere tayin edilmişlerdir. Bu işlemle
vatandaşlarımızın içinde bulunduğu sorunlar dikkate alınmadan, bu ilçelerimizin
hangi ölçüler çerçevesinde objektif kriter konularak değerlendirildiği
belirsizdir. Bu nedenlerle Anayasanın 98 inci maddesi ile İçtüzüğün 104 ve 105
inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1.- Ferit Mevlüt
Aslanoğlu (Malatya)
2.- Özlem Çerçioğlu (Aydın)
3.- Abdurrezzak Erten (İzmir)
4.- Tuncay Ercenk (Antalya)
5.- Muharrem Kılıç (Malatya)
6.- Erdal Karademir (İzmir)
7.- Kemal Demirel (Bursa)
8.- Mehmet Parlakyiğit (Kahramanmaraş)
9.- Ahmet Yılmazkaya (Gaziantep)
10.- Feridun Ayvazoğlu (Çorum)
11.- Orhan Eraslan (Niğde)
12.- Uğur Aksöz (Adana)
13.- Mehmet Mesut Özakcan (Aydın)
14.- Canan Arıtman (İzmir)
15.- Gürol Ergin (Muğla)
16.- Ali Cumhur Yaka (Muğla)
17.- Kemal Sağ (Adana)
18.- Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
19.- Yüksel Çorbacıoğlu (Artvin)
20.- Mehmet Küçükaşık (Bursa)
21.- Osman Kaptan (Antalya)
22.- Engin Altay (Sinop)
23.- Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
24.- Mustafa Yılmaz (Gaziantep)
25.- Türkân Miçooğulları (İzmir)
26.- Halil Ünlütepe (Afyon)
27.- Mehmet Boztaş (Aydın)
28.- Sedat Pekel (Balıkesir)
29.- Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
30.- Mustafa Özyurt (Bursa)
31.- Muharrem Toprak (İzmir)
32.- Ersoy Bulut (Mersin)
33.- Hüseyin Özcan (Mersin)
34.- Mehmet Tomanbay (Ankara)
35.- Osman Coşkunoğlu (Uşak)
36.- Vahit Çekmez (Mersin)
37.- N.Gaye Erbatur (Adana)
Gerekçe:
Adalet Bakanlığı tarafından 140
ilçemizdeki adliye teşkilatları ani bir kararla kapatılmış ve bu ilçelerimizde
görev yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilerin tayinleri başka il veya
ilçelerimize çıkarılmıştır. Bu ilçelerimizde yaşayan ve adliye teşkilatlarıyla
çeşitli işleri ve davaları bulunan vatandaşlarımız çok büyük sorunlarla karşı
karşıya kalmışlardır. Ayrıca, mevcut davalarının nakledileceği il ve ilçelerde
yine önemli problemlerle karşı karşıya kalacaklardır.
Dosyaların nakledileceği il ve
ilçelerimizdeki adliye teşkilatları büyük ölçüde sorunlarla karşı karşıya
bulunmaktadır. Diğer taraftan kapatılan adliye teşkilatları kapatılan
ilçelerimizden devredilecek dosyalarla ilgili keşif ve diğer yerinde
incelemeler önemli ölçüde sorun olacaktır.
Ayrıca adliyeleri kapatılan ilçelerimizin
hangi ölçekler içerisinde kapatıldığı belirsizliğini korumaktadır. Nelerin
objektif kriter olarak konulduğunun açıkça belirlenmesi gerekmektedir.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
İkinci önergeyi okutuyorum:
2.-
Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım ve 23 milletvekilinin, Kastamonu-Küre
İlçesi Aşıköy yeraltı bakır ocağında meydana gelen kazanın nedenlerinin ve
sorumlularının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/227)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kastamonu'nun Küre İlçesinde işletilen
Aşıköy yeraltı bakır ocağında 8 Eylül 2004 tarihinde meydana gelen yangın
felaketinin öncesinde alınması gereken tedbirlerin alınmaması, yangın sırasında
gerekli müdahalenin yapılmaması ve gecikmesinin nedenlerinin araştırılarak,
gerek bu konudaki sorumlularla ilgili adlî sürecin işletilmesi gerekse de
bundan sonra alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
Gerekçe:
Kazanın olduğu Küre Bakır İşletmesi, bakır
cevherinin işlenerek,bakır ve pirit konsantresi üretmek amacıyla, 1959 yılında,
Etibanka bağlı olarak kurulmuş, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 2 Nisan 2004
tarih ve 2004/23 sayılı kararıyla, Karadeniz Bakır İşletmelerine ait Samsun
Bakır İzabe Tesisleriyle birlikte 33 000 000 ABD Doları bedel karşılığı CE-KA
İnşaat Makine Madencilik Petrolcülük Turizm Nakliyat Sanayi ve Ticaret AŞ'ye
satılmıştır. Kazanın olduğu ocakta, üretim STFA firması tarafından
yapılmaktadır. Söz konusu firma, bakır üretimi işini Etibakır AŞ'den on
yıllığına almış olup, işletmenin satışından sonra da bu faaliyetini CE-KA
İnşaat firması adına sürdürmektedir.
Kazanın ardından Cumhuriyet Halk Partisi
tarafından oluşturulan araştırma ve inceleme ekibinin olay yerinde yaptığı
incelemelerde, gerek bakır ocağını işleten şirketin gerekse de olası bir
yangına karşı denetleme görevini yerine getirmekle yükümlü devletin çeşitli
kurumlarının ihmalini gözler önüne seren tespitlerde bulunulmuştur. Öncelikle
madende yangın tehlikesine karşı herhangi bir şirketiçi eğitim verilmemiş,
verilen eğitimler, göçük tehlikesine karşı tasarlanmıştır.
Yine, şirket, kâğıt üzerinde bir acil
kurtarma timi oluşturmuş gibi görünse de, gerçekte böyle bir ekibin var
olmadığı ortaya çıkmıştır. İş güvenliği ve işçi sağlığı konularında madende
hiçbir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Çalışma Bakanlığı da, işveren
tarafından yapılan denetim talebine bir yıl sonra yanıt vererek, bu konuya
verdikleri önemi ortaya koymuştur.
Madenin konumu ve üretim aşamalarıyla
ilgili denetlemeyi sürdürmekle yükümlü olan Maden İşleri Genel Müdürlüğü,
madende hiçbir denetim faaliyetinde bulunmamıştır. Maden İşleri Genel
Müdürlüğü, ocak işletmesinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi açısından önemli
olan bu görevi personel eksikliği dolayısıyla yapamadıklarını ifade
etmişlerdir. Ankara'daki yetkililer olaya geç müdahale ederek bilançonun ağır
olmasına neden olmuşlardır. Bu sonuçta maden ocağı görevlilerinin olayın
ciddiyeti konusunda yetkilileri geç haberdar etmiş olmalarının da büyük etkisi
vardır.
Olayın sorumluları, denetim eksikliği
nedeniyle Enerji Bakanlığı, iş güvenliğinin sağlanamamış olması nedeniyle
Çalışma Bakanlığı, olaya zamanında müdahale etmeyerek gecikme sonucu 19
işçimizin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına neden olan hükümet
yetkilileridir. Ayrıca, acil kurtarma ekiplerini oluşturmayan, yangına karşı
gerekli ve yeterli tedbirleri almayan ve yangın çıkışından sonra yetkilileri
zamanında haberdar etmeyen şirket yetkilileri de aynı ölçüde sorumluluk
taşımaktadır. Devlet tarafından işletildiği kırk yıl boyunca bu denli ihmal ve
büyük bir felaketle karşılaşmayan ocakta, özelleştirme sonrasında böyle bir
felaket yaşanması, Türkiye'de özelleştirme politikalarının ciddî bir vizyonla
gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu sebeplerden ötürü; olayda kusuru
bulunan gerek şirket ve gerekse de denetimde ve kurtarmada sorumluluk sahibi
devlet kurumları ve yetkililerinin adlî makamlara sevk edilmeleri ve yurt
çapında işletilen tüm madenlerde oluşabilecek kazalara karşı alınacak tedbir
unsurlarının yeniden değerlendirilmesi konularının, Yüce Meclisimizde kurulacak
araştırma komisyonunca incelenmesini takdirlerinize arz ederiz.
1.- Mehmet Yıldırım (Kastamonu)
2.- Haluk Koç (Samsun)
3.- Tacidar Seyhan (Adana)
4.- Nadir Saraç (Zonguldak)
5.- Sedat Uzunbay (İzmir)
6.- Haşim Oral (Denizli)
7.- Engin Altay (Sinop)
8.- Enver Öktem (İzmir)
9.- Erdal Karademir (İzmir)
10.- Muharrem İnce (Yalova)
11.- Uğur Aksöz (Adana)
12.- Şefik Zengin (Mersin)
13.- Feridun Fikret
Baloğlu (Antalya)
14.- Muharrem Kılıç (Malatya)
15.-Canan Arıtman (İzmir)
16.- Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
17.- Atila Emek (Antalya)
18.- Osman Özcan (Antalya)
19.- Nurettin Sözen (Sivas)
20.- Tuncay Ercenk (Antalya)
21.- Ali Arslan (Muğla)
22.- İsmail Değerli (Ankara)
23.- N. Gaye Erbatur (Adana)
24.- Erol Tınaztepe (Erzincan)
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Üçüncü önergeyi okutuyorum:
3.- Trabzon
Milletvekili Faruk Nafiz Özak ve 22 milletvekilinin, Türk sporunda rüşvet,
şiddet, şike, haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/228)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Olimpiyat, dünya ve Avrupa
şampiyonalarında Türk sporunun değişik branşlarda büyük başarılar kazandığı
bilinmektedir.
Dünya üçüncülüğünü elde eden Futbol Millî
Takımımızın uluslararası şampiyonalarda başarı kazanan futbol takımlarımız ile
diğer branşlarda mücadele eden takımlarımızın başarıları herkesin gözü
önündedir.
Ne var ki, sporumuzda ve özellikle
futbolumuzda ortaya atılan şike iddiaları, konuyla ilgili yazılı ve görsel
basında yapılan yayınlar, hem Türk sporu ve sporcularını hem de kamuoyumuzu
rahatsız etmekte, ülkemizin ve Türk sporunun hem yurtiçi hem de yurtdışı
itibarını zedelemektedir.
Bu gerekçelerle TBMM, spor camiasında
yaşandığı söylenen iddiaların incelenmesi, kaynağına inilerek varsa malî ve
diğer boyutlarının ortaya çıkarılması, yakışıksız görüntülere ve acılara sebep
olan tribün terörünün önüne geçilmesi için gerekli önlemleri alma konusunda
hassasiyetini göstermelidir.
Türk futbolu başta olmak üzere sporumuzun
her dalında "rüşvet, şike, şiddet, tehdit, doping, haksız rekabet.."
gibi spor ve centilmenlikle asla bağdaşmayan bu kirliliğin doğru olup olmadığı,
varsa sorunların ve sorumluların tespiti ile alınması gerekli tedbirler
konusunda Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü maddesi gereğince Meclis
araştırması yapılmasını talep ederiz.
1.- Faruk Nafiz Özak Trabzon
2.- Ali Yüksel Kavuştu Çorum
3.- Ali Er Mersin
4.- Vahit Erdem Kırıkkale
5.- İrfan Gündüz İstanbul
6.- Mehmet Özyol Adıyaman
7.- Kerim Özkul Konya
8.- Cemal Kaya Ağrı
9.- Mehmet Kerim Yıldız Ağrı
10.- Ömer Özyılmaz Erzurum
11.- Şükrü Ünal Osmaniye
12.- Cahit Can Sinop
13.- Nurettin Aktaş Gaziantep
14.- Yüksel Coşkunyürek Bolu
15.- Mehmet Sarı Osmaniye
16.- Salih Kapusuz Ankara
17.- İmdat Sütlüoğlu Rize
18.- M.İhsan Arslan Diyarbakır
19.- Şemsettin Murat Elazığ
20.- Abdullah Torun Adana
21.- Cavit Torun Diyarbakır
22.- Mehmet Fehmi Uyanık Diyarbakır
23.- Sadullah Ergin Hatay
Gerekçe :
Spor, insanlık tarihi boyunca ve özellikle
20 nci Yüzyılın başından itibaren toplumların, kültürlerin ve insanların
birbirlerini tanımalarında ve birbirleriyle kaynaşmalarında önemli bir görevi
yerine getirmektedir.
Ancak, spor, küreselleşen dünyada asıl
fonksiyonu olan "kardeşlik, barış" gibi olguları bir kenara itmiş ve
devletlerin, toplumların, takımların ve insanların birbirleriyle yarıştıkları
bir alan haline gelmiştir.
Bu yarış, ister istemez sporun ruhuna
aykırı olan bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir.
Ülkemizde son yıllarda sporun her
alanındaki gelişmelerin varlığı inkâr edilmez bir gerçektir. Ülkemizi dünya
arenasında son yirmi yıl öncesine kadar ata sporumuz güreşle başarılı bir
şekilde temsil etmekte iken, 21 inci Yüzyılı yaşamaya başladığımız şu günlerde,
futbolumuzla, halterimizle, atletizmimizle, basketbolumuzla, voleybolumuzla,
boksumuzla dünyada kendimizden söz ettirmekteyiz.
Türk Millî Futbol Takımımızın 2002 Dünya
Kupasında almış olduğu üçüncülük, sporcularımızın olimpiyatlarda elde ettiği
başarılar, ülkemiz sporunun bir atılım içerisinde olduğunun göstergeleridir.
Ancak, küresel sporun beraberinde
getirdiği olumsuzluklar ülkemiz sporunu da etkilemektedir.
Yukarıda da izah ettiğimiz gibi, spor
-özellikle turnuva şeklinde yapılan müsabakalar- rekabeti, rekabet hırsı, hırs
ise şike, şiddet, hile gibi istenmeyen durumları da beraberinde getirmektedir.
Bu istenmeyen durumların ortaya çıkmasından, sporun getirisi yüksek bir alan
olmasının da etkisi büyüktür.
Özellikle futbolda milyon dolarlarla
telaffuz edilen transfer ücretleri gözönünde bulundurulduğunda, futbol
sektöründe dönen paranın hayal gücümüzü çok fazla zorlayacağı ortadadır.
Son günlerde Türk sporunun lokomotifi olan
Türk futbolunun üzerinde dolaşan şike bulutlarının kaynağının derhal
araştırılmasında ve çözümünde kuşkusuz kamu yararı vardır. Ancak,
futbolumuzdaki sorunları şikeyle sınırlamak mümkün değildir.
Kötü olma noktasında şikeyle başabaş
yarışabilecek bir diğer olumsuzluk da şiddet olgusudur. Sporun ruhuna tamamen
zıt olan bu yeni ruh halinin de daha fazla yaygınlaşmadan önünün ilelebet
kesilmesi gerekmektedir.
Gündemde olması nedeniyle futbolla
açıklamaya çalıştığımız, ancak, sporun diğer dallarına da rahatlıkla atıf
yapılabilecek bu olumsuzlukların yok edilmesinde, kaynaklarının, bilerek veya
bilmeyerek destekçilerinin tespiti önem arz etmektedir. Yani, doğru tedavi için
doğru teşhis şarttır.
Bu sebeplerle, başta futbol olmak üzere,
diğer spor dallarında; şike ve benzeri durumların olup olmadığının
araştırılması, teşvik primi denilen uygulamanın hukukî ve ahlakî açıdan
değerlendirilmesi, Türk sporuna katkısının araştırılması, televizyonlarda
yayınlanan spor programlarının Türk sporuna katkısının ve taraftar şiddetine
etkisinin araştırılması ve gereken önlemlerin tespiti için, Anayasanın 98 ve
İçtüzüğün 104 üncü maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını talep
ederiz.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, Başbakanlığın,
Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup,
oylarınıza sunacağım.
D)
TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa'ya yaptığı resmî ziyarete katılacak
milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/702)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsünün
25 inci yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere, 19-21 Ekim 2004 tarihlerinde
adı geçen ülkeye yaptığım resmî ziyarete ekli listede adları yazılı
milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar
Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini
arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
Liste
Ömer Çelik (Adana)
Egemen Bağış (İstanbul)
BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır;
okutup, oylarınıza sunacağım.
IV.-
ÖNERİLER
A) DANIŞMA
KURULU ÖNERİLERİ
1.-
Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin
Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No. 107 Tarihi:
10.11.2004
10.11.2004 tarihli gelen kâğıtlarda
yayımlanan 680 sıra sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun
Tasarısının, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 inci sırasına, gündemin 5
inci sırasında yer alan 639 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 33
üncü sırasında yer alan 653 sıra sayılı Organik Tarım Kanunu Tasarısının 7 nci
sırasına, 34 üncü sırasında yer alan 662 sıra sayılı Tohumculuk Kanunu Tasarısının
8 inci sırasına alınmasının, 10.11.2004 çarşamba günkü (bugünkü) birleşimde
gündemin 7 nci sırasına kadar olan teklif ve tasarıların görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılmasının Genel Kurulun onayına
sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Bülent
Arınç
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Sadullah Ergin Ali Topuz
AK Parti Grubu
Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili
BAŞKAN - Danışma Kurulu önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin
"Seçim" kısmına geçiyoruz.
V.-
SEÇİMLER
A)
KOMİSYONLARDA AÇIK BULUNAN ÜYELİKLERE SEÇİM
1.- Kamu
İktisadî Teşebbüsleri Komisyonunda açık bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN - Bu kısımda, Kamu İktisadî
Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve bağımsız milletvekillerine düşen 1
üyelik için seçim yapacağız.
Bu üyelik için, Mardin Milletvekili Sayın
Süleyman Bölünmez aday olmuştur.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir; hayırlı olsun.
Alınan karar gereğince, sözlü soruları
görüşmüyor ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan
Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER
1.-
Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu
Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı: 305)
BAŞKAN - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet
Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa
Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle
ilgili komisyon raporu henüz gelmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.
İzmir Kentinde yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu Tasarısı ile Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
2.- İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu
Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S.
Sayısı: 678) (x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu 678 sıra sayıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz istekleri var.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına,
Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü; buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Ünlü, süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman) -
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; İzmir Kentinde yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisinin görüş ve düşüncelerini anlatmaya çalışacağım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Tabiî, bu anlamlı günde, Büyük Atamızı
kaybettiğimiz bu günde, izninizle, konuya girmeden önce, Büyük Önder
Atatürkümüzün sporla ilgili bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Aslında, biliyorsunuz, spora çok düşkün,
çok değer veren bir insan olduğu için, çok da anısı var Mustafa Kemal'in; en
çok da güreşle ilgili anıları bizim toplumumuzda bilinir. O nedenle, ben de,
izninizle, güreşle ilgili küçük bir anısını anlatarak, sizlerle paylaşarak
konuya döneceğim.
Değerli arkadaşlarım, yıl 1933, Moskova'ya
dostluk amacıyla 200 kişilik bir sporcu kafilesi gidecek. Tabiî, içlerinde
güreşçiler de var. Listeyi
Büyük Öndere götürürler -tabiî, o zamanlar
uçak yok, gemi ve trenle Moskova'ya geçilecek- büyük bir dikkatle inceler ve
daha sonra, güreş kafilesinin üzerini çizer; gitmesinler anlamında, çizer.
Kafile başkanı rahmetli Cevdet Kerim İncedayı da çok alınır; Atatürk'ün güreşe
olan tutkusunu da bildiği için şaşırır, bir şey de söyleyemez; ama, Mustafa
Kemal der ki: "Diğer branşlarda neyse; ama, güreşte yenilmelerini katiyen
kabullenemem; o yüzden, gitmesinler."
Mustafa Kemal, bir yıl önce yapılan Los
Angeles Olimpiyatlarını -1932'deki Los Angeles Olimpiyatlarını- çok yakından
izlemiş olacak ki, o güne kadar, güreşte, Finlandiyalılar çok önde, dünyada
bütün başpehlivanlıkları onlar kazanıyorlar; ama, o olimpiyatlarda, Ruslar,
Finlandiyalıları bile yenmişler. Der ki: "Ruslar bu olimpiyatlarda onları
bile yendiler, bizi haydi haydi yenerler; o yüzden, dayanamam,
gitmesinler." Sonra, tabiî, bir şey söyleyemezler, dönerler, rahmetli
İsmet Paşayı ziyaret ederler, ondan yardım isterler; neyse, sorun çözülür ve
giderler. Tam güreşler başlarken -Hüseyin Erkmen mindere çıkacak- Büyük
Atatürk'ten telgraf gelir. Telgrafı okurlar güreşçilere. Hüseyin Erkmen de
dinliyor; fakat, Rus hakemler mindere Türk güreşçi çıkacak diye beklerken de
zaman geçiyor, diskalifiye olacaklar. O arada koşarak gelir "niye
çıkmıyorsunuz mindere, bir şey mi oldu" der. Cevdet Kerim İncedayı
"yok, Atatürk'ten telgraf geldi, Rus Halkına başarılar diliyor ve saygılar
sunuyor" deyince, sorunu çözmüş oluyorlar. Tabiî, o arada, anons da etmiş
oluyorlar. Neyse, alkışlanıyor.
Tabiî, söylediğim gibi, Büyük Atatürk'ün,
sporla ilgili, güzel özdeyişleri var, değerli sözleri var. En güzellerinden
birisi de şudur: "Sporu, spor hareketlerini, millî eğitimin temel
unsurlarından biri saymak gerekir. Dünyada, spor hayatı, spor hareketleri çok
önemlidir, o yüzden, buna, bizde, daha çok önem vermek gerekir; çünkü, neslin
gelişmesi ve güzelleşmesi meselesidir" der. Bunu, bu anlamlı günde, Büyük
Atamızı, yeniden, şükranla, saygıyla ve özlemle anarken sizlerle paylaşmak
istedim.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, 11
Ağustos 2005 tarihinde, İzmir'de, kısa adı Universiade olan, Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunlarının 23 üncüsü gerçekleştirilecek. Bu düşünceye
biz nereden vardık; önce, kısaca, bu konuda bilgi vermek istiyorum.
Sayın Bülent Ecevit'in Başbakanlığı
döneminde, 1999 yılında, otuz yıl aradan sonra, biz, benim de içerisinde
bulunduğum hükümet olarak, Türkiye Üniversitelerarası Spor Oyunlarını yeniden
başlattık. Bu oyunları İzmir'de başlattık. Türkiye Üniversitelerarası Spor
Oyunlarına, o yıl, 50'ye yakın üniversiteden 3 040 sporcu katıldı. Tabiî, büyük
bir performans gösterildi, özgüvenimiz çok arttı. Tabiî, o arada, bu güvenden
kaynaklanarak, bugün de, Üniversiteler Spor Federasyonu Başkanı olan Kemal
Tamer arkadaşımız, bize, 23 üncü Universiade'ın -hatta 22 ncisi, biz 2003
yılındakine başvurmuştuk- Türkiye'de, İzmir'de yapılabilmesi için bir görüş öne
sürdü ve biz de bu görüşü çok benimsedik ve bu görüşü, o zaman, değerli dostum,
büyük başkan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina'ya
götürdük; çünkü, bu oyunlar, bildiğiniz gibi, ülkeler adıyla anılmıyor,
şehirler olarak kabul ediliyor, benimseniyor ve şehirler olarak gerçekleştiriliyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının bunu kabul etmesi gerekiyordu. Tabiî,
rahmetli Piriştina büyük bir heyecanla, yoğun bir ilgi göstererek bunu
benimsedi ve biz de, 2003 Universiade İzmir olarak başvurduk. Kanada, Meksika,
Kore, Türkiye ile birlikte aday idiler. Çok yoğun çalışmalar yapıldı, aşağı
yukarı yurt dışındakilerin dışında, İzmir'de yapılan bütün toplantılara
başkanlık etmiştim, içinde bulunmuştum. Çok umutlu değildik doğrusu; çünkü,
bildiğiniz gibi, büyük olimpiyatların, yaz olimpiyatlarının dışında dünyada en
büyük spor organizasyonudur dünya üniversitelerarası spor oyunları
organizasyonu. O nedenle, kolay değildi. Tabiî, gelen heyetleri, FISU
yöneticilerini, uluslararası spor federasyonlarının yöneticilerini ikna etmek
için çok büyük çaba sarf edildi. İzmir Kenti gezdirildi. İzmir'in, seyirci
potansiyeliyle, tarihî ve kültürel değerleriyle, tesisleriyle, konaklama
kapasitesiyle bu büyük organizasyonu başarıyla gerçekleştirebileceğimiz
konusunda onları ikna etmeye çalıştık.
Şunu burada sizlerle paylaşmak istiyorum:
Rahmetli oldu gitti, ruhu şad olsun; ama, inanın, Türkiye'deki bütün
çabalarımızın temelinde Ahmet Piriştina'nın performansı vardı ve kimse
alınmasın, ben de alınmıyorum, önce Ahmet Piriştina'yı sevmişti gelen heyet. Bu
insanî ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu vurgulama açısından ben bunu
söylüyorum. O nedenle, 2003'ü bize vermediler; ama, tarihinde ilk kez FISU
yöneticileri, 2005'i, yani, iki tarihi birden açıkladılar, 2005'i de
Türkiye'ye, İzmir'e verdiler; o nedenle, bu çalışmalar başlatıldı.
Tabiî, konaklama açısından büyük bir
mesafe alındı, diğer tesisleşme sorunları da büyük ölçüde giderildi.
Hatırlarsınız, ben de üç yıldır, bu yasama döneminde her kürsüye çıkışta ya da
başka platformlarda sporla ilgili yaptığımız konuşmalarda Universiade'ı hep
dile getirmişimdir, bir an önce bu Universiade'la ilgili çalışmalarımızı
hızlandırmamız konusunda gayret göstermemiz gerektiğini söylemişimdir. Sayın
hükümet temsilcileri, başta Sayın Bakan olmak üzere, bunu bilirler. Sayın Bakan
da her seferinde güvence verdi bizlere ve çalışmaların olumlu bir şekilde devam
etmekte olduğunu -siz de hatırlarsınız- sürekli yinelediler. Hatırlıyorum,
Ahmet Piriştina da Sayın Başbakanla, Sayın Mehmet Ali Şahin'le görüşmeler
yapmıştı. Şimdiki Değerli Başkanımız Aziz Kocaoğlu da sık sık geldi, gitti,
takip etti; bizler de takip ediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerinde
duruyoruz. Hepimiz, Türkiye için büyük bir prestij konusu olan ve imajımızın
güçlenmesine en büyük katkıyı yapacak olan büyük organizasyonlardan birisi
olarak önem verdiğimiz bu tarihin başarıyla yürütülmesini ve yüzümüzün akıyla
bu organizasyonun altından kalkmayı, hep beraber istiyoruz.
O nedenle de, bu yasa tasarısı, Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda da enine boyuna tartışıldı,
görüşüldü; sağ olsunlar, muhalefetin de görüşlerine değer verilerek, bütün
düzenlemeler yapıldı.
Burada, Genel Kurulda, sanıyorum, grup
başkanvekillerimizin de öyle bir talepleri yok, bir önergemiz de yok şu
aşamada. Tasarıyı destekliyoruz, sonuna kadar destekliyoruz ve bir an önce
çıkarılıp Universiade hazırlıklarına başlanması için biz de sabırsızlanıyoruz.
Ancak, değerli arkadaşlarım, tabiî, birkaç
eleştirimiz var; onları da söylemeden edemiyorum. Önümüzde bir yıldan az bir
zaman kaldı; Universiade, 11 Ağustos 2005'te başlayacak.
Yasa tasarısı, işte, İstanbul Hazırlık ve
Düzenleme Kurulunun bir örneğinde olduğu gibi, İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun kurulmasını getiriyor. Burada, spordan sorumlu
Sayın Bakanımızın başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, TRT Genel
Müdürü, Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Genel Müdürü gibi üst düzey
yöneticiler olacak; yani, bu organizasyonda ihtiyaç duyacağımız kurumların
birinci derecede sorumlu insanlarının bulunduğu bir üst kurul öneriliyor.
Doğrudur; bu kurulun üç görevinden birisi
de, bir genel koordinatör atamak; İcra Kurulunun içinden veya başkanı olarak,
bir genel koordinatör atamak ve yönergeler çıkararak sorunları aşmaktır.
Tabiî, yasa tasarısının getirdiği büyük
kolaylıklar var; başka türlü de altından kalkılmaz, onu da söyleyeyim; Katma
Değer Vergisinden, Damga Vergisinden, İhale Kanunundan, hepsinden müstesna. Her
şeyi diledikleri gibi yapabilecekler, satın alabilecekler, bütün kamu
kuruluşlarından istedikleri personeli görevlendirebilecekler, araç gereç, ne
ihtiyaçları varsa, bütün hepsini alıp kullanabilecekler. Böyle yetkiyle
donatılmış bir icra kurulu başkanı, yani, genel koordinatör var. Tabiî, arada
organizasyon komitesi var. Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu, orada
başkanlık yapacak. Hiçbir itirazımız yok; ama, Sayın Bakanın da hoşgörüsüne
sığınarak, şunu bir uyarı olarak da söylüyorum, ayrıca dikkatinize sunmadan
geçemiyorum. Şimdi, bu üst kurulun üç görevinden birisi olan bir genel
koordinatör atama görevini... O kurulun oluşumu daha gerçekleşmeden, yani, bu
yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, Yüce Meclisten daha geçmeden fiilen
atanmış durumda.
İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Aziz Kocaoğlu
mu?..
FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Hayır, değil;
ismini vermeyeyim, çok değerli bir arkadaşımız. Sayın Aksoy -sordunuz
söyleyeyim- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını Ahmet Piriştina karşısında
kaybetmiş bir adaydı biliyorsunuz, çok değerli bir arkadaşımız, çok kaliteli
bir insan olduğunu da biliyorum. O konularda bir şey söylemiyorum; ama, gönül
isterdi ki, bu yasa daha önce getirilseydi de, çıksaydı ve atansaydı; ama,
atansaydı derken de bir eleştirimi daha sizlerle paylaşmak istiyorum değerli
arkadaşlarım. Bu, dünyanın en büyük ikinci spor organizasyonudur ve kendi
topraklarımızda bugüne kadar gerçekleştireceğimiz spor, sosyal, bilimsel ne
anlamda olursa olsun en büyük organizasyondur. En son Kore'de Daegu Kentinde
dünya üniversitelerarası spor oyunlarına
7 000 sporcu, 174 ülke katıldı. Ondan önce Pekin'de, yine, bir o kadar
sporcu ve yönetici katıldı.
Tabiî, büyük birikim ve spor konusunda
gerçekten deneyim gerektiren bir görevdir. Yani, bir spor salonuna, bir
stadyuma, bir spor sahasına girdiği zaman genel koordinatörlük görevini
yürütecek olan arkadaşımız, o incelikleri, sorunları anında görebilecek bir
birikime sahip olması gerekir. Kendi mesleğinde ne kadar başarılı olursa olsun,
yani, onları... Örneğin, bir voleybol ağının üzerindeki güneş ışığını,
pencereden sporcunun gözüne yansıyacak olan bir güneş ışığını, baktığı zaman
göremeyen bir yönetici, orada büyük bir fiyaskoyla Türkiye'yi karşı karşıya
bırakacak demektir. Yani, böyle -duyarlılık demeyeyim- incelikleri olan -takdir
edeceğiniz gibi- bir organizasyondur. Girişlerde, çıkışlarda, havayollarında
her bakımdan deneyim gerektiren bir görevdir. O bakımdan, bizim tercihimiz,
tabiî ki, bir büyükelçi, yani olimpiyatlar yaşamış bir büyükelçi; Arjantin'den
döndü mü bilmiyorum, Şükrü Bey -soyadını şu anda hatırlamıyorum- beş altı olimpiyat
görmüş bir büyükelçidir. Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkan ve Genel
Sekreteri, Genel Direktörü, çok olimpiyat yaşamış insanlardır. Türkiye'de böyle
birikimi olan spor adamları var, başka meslekten insanlar var. Onlardan
yararlanmakta çok büyük yarar vardır. Başımıza, inşallah, kötü bir şey gelmez.
Böyle bir şeyi asla temenni etmeyiz. Bunu hep beraber başarıyla yürüteceğiz.
Burada, bu görevi fiilen üstlenmiş olan
değerli Taha Aksoy arkadaşımıza da tabiî ki başarılar diliyoruz. Hepimizin
sorunu. İstiyoruz ki, bu tür ciddî meselelerde bir kumar oynanmasın; çünkü,
kaybedecek olan hepimiziz, bu masada oturan herkestir. O bakımdan, böyle bir
uyarı görevini de yapmak istedim.
Hepiniz biliyorsunuz, bizim de üzerinde
duyarlılıkla, titizlikle durduğumuz konu, İzmir'in, beşbin yıllık tarih ve
kültür kentinin, Türkiye adına, bu spor organizasyonundan yararlanılarak bütün
dünyada tanıtımını yapabilmek ve Türkiye'nin bundan çok büyük kazançlar elde
etmesini sağlayabilmektir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî,
olimpiyatlarla birlikte -örnek vermek istiyorum- dünyada yapılan kamuoyu
anketleri gösteriyor ki, örneğin 1988 Seul Olimpiyatlarından sonra Kore
mallarıyla ilgili yapılan bir ankette, Kore üretim mallarına dünya kamuoyu
nezdinde güven duygusu yüzde 700 artmıştır, 7 kat artmıştır; ihracatı bir o
kadar artmıştır; turizmden tutunuz, millî gelirdeki artış hızı, dediğim gibi,
bir o kadar artmıştır.
Ondan daha öncesinde, diğer
olimpiyatlarda, Barselona yeniden inşa edilmiştir ve ilginçtir, 1988'de Seul'de
en büyük olimpiyatlar yapılmıştır; ama, bizim de spor tesislerimiz hazırdır;
yeni, bir masrafa gerek yoktur; aynı şehirde, biz, Dünya Üniversitelerarası
Spor Oyunlarını da yapar kurtuluruz gibi bir anlayışa kendilerini kaptırmadan,
yeni bir şehir inşa edebilmek... Çünkü, sonuçta, bu tesisleri, İzmir'deki
gençler kullanacak, o şehirdeki insanlar kullanacak. O bakımdan, yapılan
harcamalar, hazırlıklar, hizmetler, bizim, gelecek kuşaklarımız için çok
önemlidir. O bakımdan da buna çok önem vermeliyiz, değer vermeliyiz.
Çok az bir zaman kaldı. Gönül ister ki,
daha çok ülke katılabilsin. Bunun için, daha bugünden, değerli arkadaşlarım,
tanıtım afişleriyle, posterleriyle, kitapçıklarıyla, bütün dünya ülkelerine
-büyükelçilerle toplantılar yaparak- bunu sağlamalı ve bu gayreti
gösterebilmeliyiz. Düşünebiliyor musunuz, daha dün, Kore'de 160-170 ülke,
Pekin'de 174 ülke katılırken, İzmir'de, bu, 50'nin altına düşsün; Türkiye,
bunun altından kalkamaz. Bu, İstanbul olimpiyatlarını etkileyeceği gibi
-gelecekte onun da bir referans kaynağı olacaktır tabiî- Türkiye'nin imajı
bakımından da, Avrupa Birliği sürecindeki müzakerelere gerçekten sağlam bir
zemin oluşturması bakımından da büyük değer taşıyor, çok büyük önem taşıyor.
Oraya gelecek binlerce yönetici, binlerce basın mensubu, sporcu, takdir
edeceğiniz gibi, gittikleri zaman, kendi ülkelerinde, Türkiye'yi konuşacaklar,
İzmir'i konuşacaklar. Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde de, yine, hepimizin
tahmin edebileceği gibi, bu mesele, Türkiye'ye çok büyük katkı yapacaktır. O
bakımdan, hazırlıklar çok önemli.
Seyirci potansiyeli açısından, değerli
arkadaşlarım, her ne kadar, biz, bu konularda güvence verdiysek de, bizim
toplumumuzun spor kültürü, spor bilinci, o 60 000-70 000 kişilik stadyum, bütün
müsabakalarda, belki açılış ve kapanıştaki programlar, gerçekten çok iyi
tanıtılırsa önceden doldurulabilir; ama, ondan sonraki müsabakalarda, 10-12
branşta yarışmalar yapılacak; bir risk var. Onun için de, hazırlıklarda, yine,
bizlerden de, tabiî, umarım, yardım isteyeceklerdir. İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanımız, Değerli Başkan Kocaoğlu, organizasyon komitesinin başkanı, çok
yetenekli, deneyimli bir arkadaşımız; o da, hiçbir komplekse kapılmadan; bize
yardımcı olun, ülkenin meselesidir; bu oyunları hep beraber gerçekleştirelim,
yüzümüzün akıyla çıkalım diye hükümetten yardım istediler; tabiî, bu yasa
tasarısının hazırlanmasına zemin hazırlamış oldular; ama, her şey iyi niyete
dayalı. Değerli arkadaşlarım, onun için de, hepimizin bir arada, elbirliğiyle
bu meseleyi kotarmamız gerekiyor.
Son olarak bir konuya dikkatinizi çekmek
istiyorum. Ben, tabiî, olimpiyatları da yaşadım değerli arkadaşlarım, Sayın
Bakan da yaşadılar. O konudaki duyarlılığını da biliyorum ve tahmin ediyorum,
edebiliyorum; çünkü, görüp de etkilenmemek asla mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlü.
FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Olimpiyatlarda ve
bu tür büyük organizasyonlardaki açılış ve kapanış programlarındaki koreografi
ve o canlandırılan, seçilen konuların önemi büyüktür. Yalnız beşbin yıllık
İzmir Kentinin tarih ve kültür değerleri değil, Türkiye'nin de tarihî
geçmişiyle, Anadolu uygarlıklarıyla ilgili seçilecek konular insanların
belleğinden yıllarca silinmeyecektir.
O bakımdan, şimdi, düşünün, bugün bir
tanıtıma çıkılsa ya da ihalesi yapılsa, herhangi bir firmaya verilmeye
kalkılsa, bunun düşüncesi için bile insana dört ay gerekmez mi değerli
arkadaşlarım. Yani, koca bir Universiade'ın açılış programında bir kompozisyon
sunacaksınız; neyi anlatacaksınız; Anadolu uygarlıklarını mı, İzmir Kentinin
oluşumunu mu Kurtuluş Savaşımızı mı, çağdaşlığımızı mı, neyi anlatacaksanız...
Bunun için bile, bunu yapacak olan, koreografisini hazırlayacak olan insanlara,
en azından dört beş ay zaman gerekir. Çok geç kalınmıştır.
O bakımdan, ben de fazla zamanınızı
almayayım. Bir an önce yasayı çıkaralım. Hayırlı olması dileğiyle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ünlü.
İkinci söz isteği, AK Parti Grubu adına,
İzmir Milletvekili Sayın Serpil Yıldız'a aittir.
Buyurun Sayın Yıldız. (Alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA SERPİL YILDIZ (İzmir)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları (Üniversiade) Kanunu Tasarısıyla ilgili AK
Parti Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce,
Cumhuriyetimizin Kurucusu, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü, aramızdan
ayrılışının 66 ncı Yıldönümünde saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyorum.
Sayın Bakanımız Fikret Ünlü'ye,
uyarılarından ve teşviklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Biz, kendilerinin bu
konunun fikir babası olduğunu da bilmiyorduk; ayrıca, onun için de teşekkür
ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2005 yılının ağustos ayında yapılacak olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası
Spor Oyunlarının İzmirimizde yapılması için büyük emek harcayan, çaba harcayan
merhum Ahmet Piriştina'yı da rahmetle anıyorum; emeklerinin çok büyük olduğunu
biliyorum; İzmir'de kendilerine yaraşacak bir Üniversiade spor oyununu
gerçekleştireceğimize gönülden inanıyorum.
CHP'li Sayın Bakanımızın birkaç uyarısı
var; konuşmama geçmeden önce onları dile getirmek istiyorum. Öncelikle, İcra
Kurulu Başkanlığına getirilen çok kıymetli arkadaşımız, Büyükşehir Belediye
Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu'nun daveti, referansı ve önerisiyle getirilmiştir.
Yapılan bu atama, yapılacak olan oyunların hızlandırılması ve bir an önce
harekete geçilmesi için, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın da arzusuyla
gerçekleşmiştir. Bunu hatırlatmak istedim.
Aynı zamanda, Genel Koordinatörün çok
büyük yetkileri yoktur, sadece üst kurul üyesidir ve İcra Kurulu Başkanıdır.
İcra Kurulunda hiçbir şekilde, sadece başkan tarafından karar alınmaz, bütün
icra kurulu üyeleri her konuda yetkilidir ve oybirliğiyle karar alınır. Bu
konuda da, arkadaşlarımızın kalbini ferahlatmak isterim.
Universiade, pek çok farklı kültürden
binlerce sporcu genci bir araya getiren, kaynaştıran bir kültür ve spor
festivali olması nedeniyle, dünyanın en önemli spor etkinliklerinden birisidir.
Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu oyunlar, Yaz ve kış oyunları
olmak üzere ikiye ayrılır. Yaz oyunlarında, müsabakalar; 10 zorunlu dal ve
evsahibi kentin seçeceği en fazla 3 isteğe bağlı spor dalında yapılmaktadır.
Zorunlu dallar; atletizm, basketbol, eskrim, futbol, jimnastik, yüzme, atlama,
sutopu, tenis ve voleyboldur. Kış Oyunlarında ise 6 zorunlu dal ve evsahibi
ülkenin seçeceği 1 veya 2 isteğe bağlı spor dalında müsabakalar
gerçekleştirilmektedir.
Fransız Jean Petit Jean'ın dünya öğrenci
oyunlarını 1923 yılının mayıs ayında ilk defa düzenlemesi, kısa adı FISU olan
Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu kuruluşunun ilk aşaması
sayılmaktadır. 1924 yılında kurulan ICS'nin Varşova'da düzenlediği kongreye
katılan çok sayıda delegeyle dünya üniversitelerarası spor oyunları hareketi
başlamıştır. ICS ve öğrenciler Prag, Paris, Roma, Darmstadt, Turin, Budapeşte
ve Monako'da olmak üzere birçok spor etkinliği düzenlemiştir. Toplantılara ara
verilmesine neden olan İkinci Dünya Savaşının ardından, dünya
üniversitelerarası spor oyunları Fransa'da tekrar toplanmıştır. Geçmişi
1920'lere uzanan International University Sports Federation (Uluslararası
Üniversiteler Spor Federasyonu) resmî olarak 1949 yılında Lüksemburg'ta
kurulmuş ve ilk etkinliklere Lüksemburg, Dortmund, San Sebastian evsahipliği
yapmıştır.
Kırkdört yıldır yapılmakta olan üniversite
oyunları, zaman zaman, olimpiyatların da önüne geçerek, dünyanın en geniş
katılımlı spor organizasyonu olmayı başarmıştır. Özellikle 1980 yılında yapılan
Moskova Olimpiyatlarını, Amerika Birleşik Devletlerinin, 1984 yılında yapılan
Los Angeles Olimpiyat Oyunlarını ise Sovyetler Birliğinin protesto etmesi
nedeniyle, iki farklı uçta yer alan ülkeler, sporda kozlarını üniversite
oyunlarında paylaşmışlardır. Bu tarihlerde düzenlenen oyunlar, dünyanın en
geniş katılımlı spor oyunları olarak tarihe geçmiştir.
2005'te İzmir'in evsahipliği yapacağı dev
organizasyon öncesi son oyunlar Güney Kore'nin Daegu kentinde yapıldı. Daegu
Kentinde yapılan oyunlara 173 ülkeden 8 000 sporcu katıldı. Ülkemizde yapılacak
oyunlara 140 ülkeden yaklaşık 7 500 sporcunun katılması bekleniyor. Güney
Kore'nin Daegu Kentinde yapılan 22 nci Uluslararası Üniversite Yaz Oyunlarının
kapanış töreninde, Universiade 2005'in ev sahibi İzmir adına Büyükşehir
Belediye Başkanı Merhum Ahmet Piriştina Oyunlar Bayrağını teslim aldı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
dünya üniversitelerarası spor oyunlarına evsahipliği yapacak olan İzmir İlimiz,
uygarlığın beşiği, Ege'nin günümüze kadar yaşayabilmeyi başarmış en önemli
simge kentidir. Tarihte İzmir adıyla ilk olarak milattan önce 3000'lerde
karşılaşırız. Bu dönemdeki antik adıyla Smyrna, günümüzde Bayraklı olarak
bilinen Tepekule'de kurulur. Çeşitli uygarlıklara evsahipliği yapan İzmir,
İyonya döneminde kent federasyonu şeklinde örgütlenmiş bir kentler birliğinin
en önemli yerleşim merkeziydi. Çevresinde federasyona bağlı İyon kentleri
vardı. İzmir, tüm bu antik şehirler içinde günümüze kadar yaşamını sürdüren tek
şehir olmayı başarmıştır.
16 ncı Yüzyıldan başlayarak, Osmanlı
İmparatorluğu için giderek gelişen bir ticaret merkezi olan İzmir, özellikle 18
inci ve 19 uncu Yüzyıllarda Fransız, İngiliz, İtalyan ve Hollandalı tüccarların
da katıldığı çokuluslu bir ticaret merkezi haline gelmiştir.
İzmir'in millî mücadele ve sonrasında
gösterdiği ulusal bilinç, bölgede ulusal ticaret bilincinin doğmasına da yol
açmıştır; bu enerjik süreç daha sonra 1950'li yıllarda Ege'nin sanayileşmesine
dönüşmüştür. Bu sanayileşme süreci, bizi, 1980'li yıllarda ihracata dayalı
üretim kazanımlarına, 1990'lı yıllardan sonra da uluslararası ticaret
ilişkilerinin ideallerine bağlamıştır.
İktisadî kalkınmanın dinamik unsurlarından
olan sanayi sektöründe önemli gelişmeler kaydeden İzmir, yüzyıllar boyunca,
Avrupa ve Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biri olma özelliğini
sürdürmüştür. Kıyı ve liman kenti olması, kalkınma potansiyeli olan İzmir'i
ekonomik bakımdan önplanda tutan faktördür. İzmir, cumhuriyet tarihinden bu
yana 4 iktisat kongresine evsahipliği yapmıştır. Universiade 2005 oyunlarını da
gerçekleştirecek olan İzmir'in, ülke ekonomisine ayrıca bir katmadeğer
yaratacağı tartışmasızdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her
alandaki yarışın küresel boyuta taşındığı günümüzde var olmanın tek koşulu,
yerel, ulusal ve tarihî değerlerimizi koruyarak ve tanıtarak, sahip olduğumuz
potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek ve bu yarışa entegre olmaktır.
İzmirimiz, bu yarışta, küresel rakiplerinin yanı sıra, yıllardır yatırım
alanında yaşadığı sıkıntılardan dolayı, maalesef, ulusal boyutta da mücadele
vermektedir.
1971 yılında Altıncı Akdeniz Oyunlarına
evsahipliği yapan ve yetmişüç yıldan günümüze kadar enternasyonal fuar
tecrübesini yaşamış olan İzmirimiz, uluslararası boyutlu birçok etkinliğe
evsahipliği yapmıştır.
Ülkemizin ve İzmirimizin tanıtımı
açısından önemli olan etkinliklere hükümetimizin duyarsız kalması düşünülemez.
Ülkemizde gerçekleşecek bu organizasyonu, Büyükşehir Belediyesi ile Gençlik ve
Spor Genel Müdürlüğümüz el ele vererek sonuçlandıracaktır. Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğümüz, spor tesisleri için yaklaşık 61 trilyonluk, İl Özel
İdaremiz de yaklaşık 6 trilyonluk yatırım yapmayı planlamıştır.
Bu tasarıyla, aynı zamanda, İzmir
Universiade Oyunları bütçesinin oluşturulması ve gelirlerinin belirlenmesi
amaçlanmaktadır. Organizasyon bütçesine konsolide bütçeden pay ayrılması, İzmir
Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinden yüzde 1 payın aktarılması ve
sponsor firmaların, yapacakları bağış ve yardımları gider olarak düşebilmeleri,
İzmir Universiade Oyunları yatırımlarını teşvik edici bir düzenlemedir.
23 üncü Universiade 2005 İzmir için kente
gelecek sporcuların konaklaması amacıyla, Uzundere mekviinde inşa edilen
Oyunlar Köyünde yapımı süren konut inşaatlarının yüzde 80'i yıl sonuna kadar
bitirilmiş olacaktır; Mayıs 2005'te ise tamamlanması öngörülmektedir.
Dünya Üniversite Oyunları Köyü, 6 farklı
tipte 940 adet konut ve sosyal tesis ve ticarî yapılardan oluşmaktadır.
Belediye, inşa ettiği konutları, 23 üncü UNIVERSIAD Yaz Oyunlarında sporcuların
geçici kullanımına tahsis edecek ve oyunların bitiminden sonra dönüşümlerini
yaparak alıcılarına teslim edecektir. Ayrıca, oyunları izlemek üzere gelecek
konuklara İzmir merkezindeki otellerde 4 500 yatakla hizmet verilecektir. Çevre
ilçelerdeki turistik oteller de oyunlar için rezerve edileceğinden, barınmada
sıkıntı olmayacağı hesaplanmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarımıza ait olan
misafirhaneler de o dönem gelen konuklara tahsis edilecektir.
Oyunlar Köyü içinde yer alan ve 2004
yılının mayıs ayında yapımına başlanan kent merkezi inşaatının ise yüzde 30'u
tamamlanmıştır. Yaklaşık 7 500 kişinin konaklaması planlanan Oyunlar Köyü,
sporcuların günlük ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabilmeleri için 5 ayrı
bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgeler arasında ring seferleri yapılacaktır. Her
türlü sağlık hizmetinin verilebileceği sağlık merkezi, 500 otobüslük park yeri
ve 24 saat boyunca yemek verilebilecek 1 000'er kişilik 2 adet restoran
bulunacaktır. Ayrıca, sporcuların her türlü sosyal gereksinimini karşılayacak
tesisler oluşturulacaktır.
Oyunlar Köyüne yapılan ulaşım arterlerinin
çevre yoluna bağlanmasıyla şehir trafiği rahatlatılacaktır. Ayrıca, kentiçi yol
çalışmalarının yeniden ele alınması, yeni anaarterlerin açılması ve oyunların
ağustos ayında olması, trafiği rahatlatan etkenlerden olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu (FISU) Başkanı, İzmir'de yapılacak
2005 yaz oyunlarında Türkiye'nin göstereceği başarının 2009 kış oyunları için
Erzurum'a ve Türkiye'ye referans olacağını açıkladı. Ülkemizin tanıtımı ve
prestiji açısından önem arz eden bu organizasyonda merkezî ve yerel idare el
ele vermiştir. Böyle büyük bir spor organizasyonunun ülke turizmine ve
ekonomisine katkısı inkâr edilemeyecek boyuttadır. Euro 96 Futbol Şampiyonası,
280 000 yabancı turistin yaklaşık 80 000 000 euro tutarında harcama yapmasına
imkân tanımıştır.
İstatistiklere göre, 1992 Olimpiyat
Oyunlarına evsahipliği yapan Barselona'ya, takip eden yıllarda gelen turist
sayısı yüzde 3 ilâ yüzde 6 seviyesinde yükselmiştir. Üstelik, Barselona'da
halen yüzde 80'e ulaşan otel doluluk oranları olimpiyat oyunlarına
bağlanmaktadır. Aynı şekilde, bir diğer büyük spor olayı olarak
nitelendirebileceğimiz Formula 1, Grand Prix de 11 yarışta 2 000 000'dan fazla
seyirci toplamış ve seyirciler gittikleri ülkelerde 500 000 000 dolar civarında
harcama yapmışlardır.
Sonuç olarak, turizm ve spor, sağladıkları
karşılıklı hizmet yaratma potansiyeli bakımından birbiriyle doğru ilişkili iki
alan olma özelliğine sahiptir. Büyük spor olayları her zaman büyük ekonomik kâr
anlamına gelmese de, ülke turizmine süregelen yıllarda sağladığı kazanç
tartışmasızdır. Ülkemizin böyle güzel bir organizasyonda görsel olarak
tanıtımının yapılması için ulusal yayın kuruluşlarımıza da önemli görevler
düşmektedir.
Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla, 23
üncü Üniversiade Oyunlarının düzenlenmesiyle ilgili esas ve usullerin
belirlenmesi, bu amaçla kendisine görev verilen kurum ve kuruluşların teşkili,
görevi, yetkileri ve çalışma usullerinin belirlenmesi öngörülmektedir.
Oyunların Uluslararası Üniversite Sporları
Federasyonu kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ve organizasyonun sağlıklı
olarak yürütülebilmesi için, İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme
Kurulu, Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulunun oluşturulması yerelde hızlı
karar almayı ve eşgüdümü sağlayacak ve doğabilecek aksaklıkları giderecektir.
Oyunların hazırlığı ve düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan iş ve işlemlerin
yapılması, yaptırılması, mal ve hizmetlerin satın alınması gibi konuların 2886
sayılı Devlet İhale Kanununa ve 832 sayılı Sayıştay Kanununa tabi olmaması, iş
ve işlemlerin hızlanmasına ve bürokrasinin azalmasına etki edecektir.
Burada bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Merhum Ahmet Piriştina'nın daha önce hazırlamış olduğu kanun tasarısında bu
denetim özel şirketlere verilmişti. Şimdi, biz, yapılan iş ve işlemlerin
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna tabi olduğunu biliyoruz; olumlu bir
gelişmedir.
Ayrıca, 23 üncü Üniversiade Oyunlarıyla
ilgili olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale
işleri, Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisinden müstesna tutulmaktadır.
Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları
Kanunu Tasarısının temel amacı, organizasyona tüzelkişilik kazandırarak belirli
bir gelir bütçesi olanağı yaratmaktır. Bu yasa tasarısıyla, Universiade
Oyunlarının ülkemize yaraşır bir şekilde yürütülmesi ve başarıyla tamamlanması
hedeflenmiştir.
Universiade oyunlarının ülkemizin ve
İzmirimizin tanıtımına katkı sağlayacağına yürekten inanıyor; evsahipliğimizle
gerçekleşecek 2005 Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının dünya gençliği
arasında barış, dostluk ve kardeşliği geliştirecek bir etkinlik olmasını
temenni ediyorum.
Ayrıca, bu konuya hassasiyet gösteren
hükümetimize, Devlet Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin'e
ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüze de şükranlarımı sunuyorum; Yüce Meclisi,
tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Yıldız.
Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şahsı adına söz isteği var.
İzmir Milletvekili Sayın Oğuz Oyan;
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
OĞUZ OYAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısı
üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, öncelikle, bugün, 10 Kasım 2004
günü, ölümünün 66 ncı yıldönümünde büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'ü
saygıyla ve şükranla anarak sözlerime başlıyorum.
Bilindiği gibi, 23 üncü Üniversite
Oyunları, yani, Universiade, 2005 yılında İzmir'de yapılacak. Bu, büyük çaplı
bir organizasyondur. Gerçi, bu organizasyon büyüklüğü ölçüsünde olimpiyatlar
kadar popüler, çok izlenen bir oyun türü değil; ama, katılımı itibariyle,
gençlerin katılımı itibariyle, yüksekokullu gençlerin katılımı itibariyle, üniversite
gençliği arasında sevgiyi, kardeşliği, dostluk duygularını pekiştirmesi
itibariyle ve bunların temelinde bir yarışma kültürünü geliştirmek bakımından
çok önemlidir. Binlerce sporcunun katıldığı çok önemli etkinlikler. Umuyoruz,
bundan önceki üniversite oyunlarında olduğu gibi, sayılar 7 000'lerin altına
düşmez.
Bu tür barış ve dayanışma duygularının
üniversite bağlamında, uluslararası düzeyde pekiştirilmesi ve geliştirilmesi,
ülkemiz açısından çok daha büyük bir öneme sahiptir. Türkiye Cumhuriyetinin
kuruluş felsefesi, bunun temeli "yurtta sulh, cihanda sulh; yurtta barış,
dünyada barış" şiarına dayanır.
İşte, bu felsefe nedeniyle, Türkiye
Cumhuriyeti seksen yıldır kendi bölgesinde ve dünyada bir barış adası olarak
kalmıştır. İkinci Dünya Savaşında Balkanlar ve Doğu Akdeniz kan gölüne
dönüşürken, Türkiye Cumhuriyeti savaşın dışında kalmayı başarabilmiştir. Daha
sonra, Ortadoğu'da son elli yılın bütün çalkantılarının, Irak-İran Savaşının,
son olarak Amerika'nın 1990'larda ve 2000'lerde iki kez Irak'a yaptığı silahlı
müdahalenin dışında kalmayı başarabilmiş bir barış adasıdır.
Gerçi, son Irak Savaşında hâlâ hangi
noktada olduğumuz da çok belli değil; yani, 1 Martta bu Meclis çok yüce bir
görev yaptı. Biz, bir savaş ülkesi olmayı reddettik; ama, 7 Ekim kararı hâlâ
yürürlükte, geriye almış değiliz. Meclisimizin bu konuda hassas olması ve
Meclisten geçmeyen lojistik destek kararlarının, mutlaka, Meclise getirilmesi
konusunda hassas olmamız gerekiyor. Bir barış ülkesi olmanın, bir spor ülkesi
olmanın, bunlar, asgarî önkoşullarıdır.
Öte yandan, bir başka konu, belki, bu
barış, spor, dayanışma kültürü üzerinde bizim söyleyeceğimiz başka konu, bu tür
oyunların, o oyunun yapıldığı kent ve ülke açısından önemli bir organizasyon
deneyimi biriktirmeye yol açtığı konusudur. Bunun, hem İzmir açısından hem
Türkiye açısından yeni bir deneyim olacağını düşünüyorum. Türkiye, Habitat
II'yi, daha sonra NATO toplantılarını, son dönemlerde, bu tür büyük, dünya
çapındaki organizasyonları başarıyla yapma örneklerini vermiştir. Bu nedenle,
bu fırsatı da bu şekilde kullanabileceğini ummak istiyoruz.
Bu tür müsabakalar, ancak merkezî yönetim
ile yerel yönetimin işbirliğiyle olumlu sonuçlara götürülebilir. Tıpkı, en son,
Atina'da yapılan olimpiyatlarda olduğu gibi, Atina Kentinin yönetimi ile
merkezî yönetimin işbirliğiyle gerçekleşir. İşte, başka yerlerdeki bütün
olimpiyatlar da böyle olur, dünyanın her tarafında tarihî olarak böyle
gerçekleşir. Dolayısıyla, merkezî yönetimin, burada olduğu gibi, yerel yönetime
bir yasal dayanak sağlayarak, bazı vergi istisnaları getirerek ya da kaynak
temin ederek bu oyunların arkasında yer alması olağan bir süreçtir; yani, İzmir
Kentine merkezî yönetimin lütfu değildir; doğru oturtmak açısından bakalım.
Dolayısıyla, bu, karşılığında ödün ya da taviz alınabilecek bir işbirliği türü,
bir ilişki türü değildir.
Yerel yönetim, merkezin desteği olmadan bu
tür oyunları, bu tür düzenlemeleri sonuçlandıramaz; ama, merkezî yönetim de
yerel yönetim olmaksızın, kent halkının katılımı olmaksızın, kent yönetiminin
katılımı olmaksızın bu tür oyunları ne üstlenebilir ne sonuçlandırabilir.
Dolayısıyla, olay, iki taraf açısından da bir zorunlu işbirliği türüdür.
Tabiî, bu üniversite oyunlarının
yüksekeğitim gören gençlerin sportif yarışmaları olması bakımından, spora
siyasetin karıştırılmaması da, ayrıca, başka alanlarda olduğundan daha fazla
önem taşır; yani, yükseköğretim gençliğinin bu tür oyunlarında siyasetin spora
karışmamasına titizlikle uyulması, siyasal fırsatçılığa sapılmaması çok önem
taşır. Biz, burada, ne yazık ki, buna tam uyulmadığını görüyoruz; yani, İktidar
Partisi, büyükşehir belediye başkanlığında kendi adayı olmuş bir şahsı, burada
İcra Kurulu Başkanlığına önerdi. Sayın Serpil Yıldız'ın söylediğinin aksine,
İcra Kurulu Başkanlığı önemli bir görevdir. Kuşkusuz, daha üstte, Büyükşehir
Belediye Başkanı vardır Düzenleme Kurulunun başında; ama, İcra Kurulu önemli;
yürütmeyi doğrudan götürüyor.
Ben, bir kere şunu söyleyeyim: Cumhuriyet
Halk Partisinin böyle bir öneri hakkında, bir çekinme içerisinde olması, bundan
bir kaygı duyması falan söz konusu değil. Öyle olsaydı, zaten, bizim kendi
Büyükşehir Belediye Başkanımızın, henüz bu yasa çıkmadan, kendi rakibi olan
adayı şimdiden icraata getirmesi söz konusu olmazdı. Bizim böyle bir kaygımız
yok.
Değerli arkadaşlar, burada, daha önemlisi
şu değil mi; yani, bir siyasî olgunluk, acaba, bu Meclisten, bu hükümetten
beklenemez mi? Yani, işin doğası, doğru olan, bu şekilde bir önerme ve atama
değil; tam tersine, burada, bizim birazdan vereceğimiz önergede olduğu gibi,
tanımlanmış -yani, nitelikleri, deneyimleri itibariyle tanımlanmış- bir kişinin
buraya, bu makama getirilmesi değil midir?
Ben, bunu, bir kere, oyunların başarısına
olan ihtiyaç bakımından talep ediyorum, İzmir halkı adına talep ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bu oyunların başarısı,
sadece kaynak başarısı değildir. Bu bir düzenleme becerisidir, bu bir bilgidir,
düzenleme bilgisidir. Bu konuda Türkiye'de deneyimli insanlar vardır. Daha, en
son yapılan organizasyonda, NATO'yla ilgili organizasyonda, deneyimli,
uluslararası ilişkileri olan insanlarımız vardı. Geliniz, bu tanımı yapalım ve
böyle bir şahsiyeti, bu İcra Kurulunun başına, yani, genel koordinatörlüğe
getirelim.
Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemenin 7
nci maddesinde, Büyükşehir Belediyesi bütçesinin yüzde 1'i itibariyle bu
düzenlemeye katkı sağlaması söz konusu edilmekte.
Büyükşehir Belediyesi, esasen, bir yıldır
bu konuda birçok masrafın altına girmiş durumdadır. Sadece, bu oyunların
İzmir'e alınmasının ederi 5 000 000 dolardır; yani, bu söylediğimiz yüzde 1'lik
payı sadece o oluşturuyor. Bunun dışında, belediyenin şimdiye kadar yaptığı çok
sayıda masraf var. Dolayısıyla, eğer, böyle bir şey kalacaksa, giderlerin
mahsubunu sağlamak gerekir; yoksa, bunu buradan çıkarmak -o konuda önergemiz
olacak- en doğru tavır olur.
Bir başka konu, üniversite oyunları söz
konusu olduğunda, kuşkusuz, üniversitelerin yönetimlerinin ve öğrencilerinin bu
olaya katkıları, katılımları çok önemlidir. Burada, yasada, bu tanımlanıyor.
Oyunların yapılacağı illerin -tabiî, esas itibariyle İzmir- üniversitelerinin
rektörlerinin katılması söz konusu. Ancak, belki şunu belirtmek lazım; bu,
İzmir çapında olmaktan öte, bölge ve ülke çapında bir etkinliktir; dolayısıyla,
bu etkinliğe öğrencilerini yarışmacı olarak gönderen üniversitelerin de, en
azından danışılmak anlamında, sürekli olarak devrede tutulmasında yarar vardır.
O yüzden, biz, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun
-yasada böyle bir hüküm yer almamakla birlikte- bu tür, geniş çaplı, danışmacı
bir yöntemle Türkiye çapında bu işi organize etme anlayışında olmasını temenni
ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim, sözlerinize
tamamlar mısınız.
OĞUZ OYAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, biz, bu oyunların İzmir'de düzenlenmesine katkıda bulunan
herkese, burada benden önce konuşan Sayın Ünlü'ye, kuşkusuz rahmetli
Piriştina'ya, şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı yapmakta olan Sayın
Aziz Kocaoğlu'na, gençlik ve spordan sorumlu Bakan başta olmak üzere, bugüne
kadar katkısı olmuş ve bundan sonra katkısı olacak herkese teşekkür ediyoruz.
Ben, bunun, Türkiye ve İzmir için büyük
bir tanıtım vesilesi olmasını ve bu oyunların başarılı geçmesini tüm Türkiye ve
İzmir adına dilediğimi burada tekrar belirterek sözlerime son veriyorum.
Saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Oyan.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1 inci maddeyi okutuyorum:
İZMİR
KENTİNDE YAPILACAK DÜNYA ÜNİVERSİTELERARASI SPOR OYUNLARI (UNIVERSIADE) KANUNU
TASARISI
Amaç ve kapsam
MADDE 1. - Bu Kanun, 2005 yılında İzmir
Kentinde yapılacak olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının
(Universiade), Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonunun (FISU)
kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ile ilgili esas ve usulleri belirler ve
bu amaçla kendilerine görev verilen kurum ve kuruluşların teşkil, görev, yetki
ve çalışma usulleri ile diğer düzenlemeleri kapsar.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Türkân Miçooğulları; buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle,
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 10 Kasım; Kurtuluş Savaşını
gerçekleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının Başkomutanı Mustafa
Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 66 ncı yıldönümü. Anısı önünde, bir
cumhuriyet kadını olarak, bize verdikleri için saygıyla eğiliyor; kurduğu, bize
emanet ettiği laik, demokratik cumhuriyetten asla ödün vermeyeceğimize, bugüne
kadar yaptıklarımızda olduğu gibi bundan sonra yapacaklarımızda da devrim ve
ilkelerinin ışığının önderimiz olacağına Ulu Önderimize söz veriyor, tekrar,
anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Sevgili arkadaşlar, İzmir, Akdeniz'e bir
kısrak başı gibi uzanan Anadolu'nun en batı ucudur. İzmir, dağların denize dik
inmesi nedeniyle, oya gibi işlenmiş kıyıları, denizi, ovaları, havasıyla,
herkesin yaşamak, orayı gezmek, görmek için can attığı bir kenttir. İzmir'de,
Kordon'da oturduğunuz zaman, günbatımını izlerken, güneşin ardından tüm dünyayı
dolaşıp tekrar İzmir'e dönüverecekmiş gibi hissedersiniz kendinizi.
Bazılarının dediği gibi, İzmir,
Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi değil, Batı'ya açılan kapısıdır.
Biliyorsunuz, pencereden sadece seyredilir; ama, kapıdan girilir, çıkılır.
İzmir'de yapılacak her eylem, İzmir'de gerçekleştirilecek her güzellik,
Türkiye'yi dünyaya, Batı'ya, Avrupa Birliğine girmeye çalışan ülkemizi Avrupa
Birliği ülkelerine tanıtacak eylemlerdir, anlatacak etkinliklerdir. Onun için,
İzmir'de bir olay gerçekleştirilirken, İzmir'de bir iş yapılırken çok dikkat
etmek, çok özen göstermek gerekir.
1999 yılından beri gerçekleştirilmeye
çalışılan, Sayın Piriştina'nın öncülüğünde, Değerli Bakanımızın da
gayretleriyle bugüne kadar oluşturulmuş bir olay, İzmir'in tarih kokan ören
yerlerinin beşbin yıl boyunca geçirdiği değişik olumsuzluklardan bir tanesini
de bu yıl yaşamıştır. Bu, İzmir'i 1999 yılından beri güzelliklere, iyiliklere
hazırlayan Sayın Piriştina'nın kaybedilmesidir.
Bu spor müsabakaları, İzmir'e önemli
organizasyonlar, önemli yatırımlar, önemli katkılar getirecek bir
organizasyondur. Bugüne kadar birçok çalışma gerçekleştirilmiş ve tam yapılan
çalışmaların sonucunun alınması noktasına gelindiğinde, bu organizasyonun
başında olan arkadaşımız, seçimlerde İzmirlilerin çok büyük teveccühünü
kazanarak, çok büyük sevgisini kazanarak yeniden görev başına gelmişken, İzmir,
tarih boyunca yaşadığı yangınlar, depremler gibi bir talihsizliği yaşamış ve
Sevgili Başkanını kaybetmiş, onun yerine, yine Cumhuriyet Halk Partili bir
belediye başkanı seçilmiştir. Elbette ki yapılan işlerde devamlılık olması
nedeniyle, Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanı da, belediyesiyle,
hükümetiyle, milletiyle, İzmir'in halkıyla sahiplenilmiş olan bu organizasyonu
sahiplenmiş ve talihsizlikler nedeniyle aksayan kısımlarını bir an önce
tamamlayabilmek için hükümetten katkı istemiştir, hakkı olan katkıyı istemiştir;
çünkü, bu tür organizasyonlar sadece yerel yönetimlerin kendi gücüyle yapılmaz.
İzmir'de yapılacak olan bu organizasyon, hem İzmir'in tanıtımını hem de
Türkiye'nin tanıtımını yapacak bir organizasyondur. Onun için, yerel yönetimiyle,
hükümetiyle ve halkıyla bir bütünlük içerisinde yapılmalıdır.
Hükümetimiz, Belediye Başkanımızın bu
talebine saygı göstermiş ve bizim önümüze de, hazırladığı bu yasa tasarısıyla
gelmiştir. Bu yasa tasarısının bu etkinliklerin gerçekleştirilmesinde çok
önemli katkıları olacaktır ve tüm dünyada İzmir'i tanıtacak olan, İzmir'i
tanıtacak olan, İzmir'i tanıtırken de Türkiye'nin tanıtılmasına önemli katkılar
yapacak olan bu organizasyonu gerçekleştirmek tüm Türkiye'nin yüzakı olacaktır.
Bu etkinlik, spor oyunlarıdır. Spor,
biliyorsunuz, sağlam vücut için, sağlam bir gençlik yetiştirmek için yapılır;
ama, aynı zamanda demokrasi içerisinde centilmence yarışmayı öğretmek için de
yapılır. Spor müsabakalarının bir amacı da, insanlara kazanmayı, kaybetmeyi ve
hazmetmeyi öğretmektir.
Görüşmekte olduğumuz tasarıda çok olumlu
katkılar yapacak yanların olmasıyla birlikte, hem yerel yönetimleriyle hem
hükümetiyle bir sorumluluk anlayışını sahiplenmesiyle birlikte, daha kanun
tasarısı hazırlanmadan, daha tasarı Mecliste yasalaşmadan, Meclisin önüne
sunulmadan, organizasyonların bir an önce gerçekleşebilmesi için, bir
zorunluluk doğmuştur. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız, hükümetten, bu
anlamda büyük organizasyonları gerçekleştirebilecek, NATO, Habitat
organizasyonlarında bulunmuş, dünyayla iletişimimizi rahat kurabilecek, aynı
zamanda hükümetle birlikte İzmir'in iletişimine katkılar sağlayabilecek
birisinin göreve getirilmesinde yardımcı olmalarını istemiştir; ama, kabul
etmek gerekir ki, centilmenlik gereği, bu göreve gelecek olan kişi, beş ay önce
İzmir'de kaybettiğimiz Sayın Piriştina ile yarışmış ve Piriştina'nın karşısında
İzmirlinin teveccühünü kazanamamış bir belediye başkan adayı olmamalıdır.
Devlet, milletiyle, hükümetiyle, yerel
yönetimleriyle bir bütündür. Herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır; ama, bu
görevi yaparken İzmirlileri incitmemelidir, İzmirlilerin sağduyusuna,
İzmirlilerin teveccühüne saygı göstermelidir. Bizim, bu tasarıdaki itirazımız,
eleştirilerimiz bununla ilgilidir.
Değerli arkadaşlar, İzmir, çok başka bir
kenttir; Türkiye'nin her yerinden gelen insanlar ile İzmir'in o sıcak meltemi
İzmir'de, bir İzmirlilik bilinci, bir İzmirlilik anlayışı yerleştirmiş ve
İzmirlilerin çok hoşgörülü, çok sıcakkanlı olmalarını sağlamıştır. Bu
organizasyonlar, başında kim olursa olsun, görevi kim üstlenirse üstlensin en
iyi şekilde başarılacaktır. İzmirlilerin gücü, İzmir'in gücü buna yeterlidir.
Aynı zamanda, hükümetimiz de, İzmir Türkiye'nin bir parçası olduğu için, İzmir
bu hükümetin, bu devletin bir şehri olduğu için buna katkı koymak durumundadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Miçooğulları, sözlerinizi
tamamlar mısınız.
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (Devamla) - İzmir'de
bu oyunlarda yarışacak olan gençlerdir; üniversiteli gençlerdir, dünyanın her
yerinden gelecek gençlerdir. Bu organizasyonun içerisinde ne yazık ki bir genç
yoktur. Bu organizasyon gençlerin olmalıdır, İzmirlilerin olmalıdır, Türkiye'yi
dünyaya tanıtmak isteyenlerin, sportif bir şekilde yarışmasını bilenlerin
olmalıdır ve bu organizasyonlara asla siyaset karışmamalıdır. İzmirliler, neyin
neden yapıldığını anlayacak, sonucunda, bu organizasyondan pay çıkarmak
isteyenlere değil, gerçekten bu organizasyonlara sahip çıkanlara sahip
çıkacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın
Miçooğulları.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, izin verirseniz Hükümet adına bir
konuşma yapmak istiyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan Hükümet adına söz
istemişlerdir; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize
saygılarımı sunuyorum.
Böyle bir kanun tasarısıyla neden Genel
Kurulun önüne gelme ihtiyacını duyduk, izin verirseniz, bir iki cümleyle bu
soruya cevap vermek istiyorum.
Bendeniz, spordan sorumlu Devlet Bakanlığı
ve Başbakan Yardımcılığı görevine bundan iki yıl kadar önce başladım. İzmir'de
2005 yılının ağustos ayında, Uluslararası Üniversite Sporları Oyunlarının
yapılacağını biliyordum; ama, içeriğiyle ilgili kuşkusuz ki, bu göreve
geldikten sonra daha geniş bilgi sahibi oldum.
Biraz önce, Sayın Ünlü, bu süreci içinde
bizzat yaşadıkları için anlattılar. Ülkemize ve özellikle İzmirimize,
uluslararası spor camiasında son derece önem verilen bu oyunun alınmasındaki
katkıları nedeniyle, gerçekten teşekkür ediyorum; çünkü, o dönemin spordan
sorumlu Devlet Bakanı olarak kendisi bu olaya sıcak bakmasaydı, teşvik
etmeseydi bu oyunların İzmir'e alınmasının da pek mümkün olmayacağını
biliyorum.
Rahmetli Ahmet Piriştina ben göreve
geldikten sonra, Başbakanlıkta beni ziyaret ettiler; bu çalışmalarla ilgili
bilgi verdiler ve beni göreve başladığımın sanıyorum ikinci ayıydı, İzmir'de
Oyunlar Köyünün temel atma törenine davet ettiler. Ben de, o münasebetle
İzmir'e gittim; merhum Piriştina ve arkadaşlarla birlikte, Valimiz, İl Spor
Müdürümüzle birlikte Oyunlar Köyünün temelini attık.
2002 yılının ekim ayında, İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanlığıyla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü arasında bir protokol
imzalanmış. Bu protokolde, bu oyunların gerçekleşmesi için İzmir Büyükşehir
Belediyesine hangi görevler düşüyor, merkezî hükümete bağlı olan Gençlik ve
Spor Genel Müdürlüğüne hangi görevler düşüyor, bu protokolde yazılı. Şu ana
kadar, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, bu üniversite spor oyunlarıyla ilgili,
İzmir'de 70 trilyona yakın harcama yaptı. Tabiî ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi
de, tesislerin tamamlanması için, sanıyorum bir o kadar, belki ondan daha fazla
harcama yaptı ve yapmaya da devam ediyor; çünkü, bu protokolde bunlar derç
edilmiş, hangi spor salonunu kim yapacak, nasıl yapacak...
Sayın Piriştina, beni zaman zaman
telefonla aradığında, bana hep teşekkür etmiştir ve özellikle Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğüyle son derece uyum halinde çalıştıklarını, her şeyin yolunda
gittiğini, tesislerin zamanında yetişeceğini ve bu oyunların üstesinden yüz
akıyla gelineceğini ifade etmiştir; ben de, tabiî, bundan son derece memnuniyet
duyuyordum.
Böyle bir yasa tasarısı hiçbir zaman
gündeme gelmedi. Yani, rahmetli Sayın Piriştina, böyle bir yasa tasarısını
çıkaralım, merkezî hükümet, spordan sorumlu bakanlık, hazırlık ve düzenleme
kurulu diye bir kurul kursun, bunun başına geçsin diye bir öneriyle hiç
gelmedi. Tabiî, bir önceki oyunlarda, bayrağı, Sayın Piriştina alıp İzmir'e
getirdi. Tabiî, bu oyunları düzenlemenin asıl sahibi, FISU'ya göre,
Uluslararası Federasyona göre İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır; ancak,
Sayın Piriştina'nın ani şekilde aramızdan ayrılmasından sonra Sayın Kocaoğlu
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Kendisi beni ziyaret etti, bu oyun
hazırlıklarıyla ilgili istişare amacıyla geldi. Kendisi "siz, merkezî hükümet
olarak bu olayın içine girmezseniz, bu işin içine bizzat dahil olmazsanız,
oyunların gerçekleşmesi konusunda ciddî endişeler taşıyorum" dedi. Ben,
bunun üzerine, hemen ertesi hafta arkadaşlarımla birlikte İzmir'e gittim. İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanlığında, -Gençlik ve Spor Genel Müdürümüzle birlikte
gitmiştik- bize hazırlıklarla ilgili brifing verildi ve oyunların en önemli
tesislerinden biri Halkapınar Spor Salonuydu. Halkapınar Spor Salonunu yapma
görevi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınındı, protokol gereği. İhale
yapılmıştı. İhaleyi bir firma almıştı. Ancak, firma, ihaleyi almasına rağmen
daha sonra bazı yeni taleplerde bulunmuş; bu talepler de Büyükşehir Belediye
Başkanlığı tarafından kabul edilmeyince, tabiî ki, inşaata da başlanamamıştı.
Sayın Kocaoğlu, daha sonra bana bu ihaleyi
feshettiğini ifade etti. İzmir'e gittiğimde de, işte, bu spor salonunun -ki, 10
000 kişilik bir spor salonu ve oyunların en önemli salonlarından biri-
gerçekleşmesinin riske girdiğini görünce ne yapalım dedik; bir teklif geldi,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olarak bunu siz üstlenin denildi. Ben de, Genel
Müdürlük mensuplarıyla görüştüm, biz, bunu alırsak, zamanında yetiştirebilir
miyiz diye sordum; arkadaşlarımız değerlendirme yaptılar, İzmir'de bunun
kararını verdik, Büyükşehir Belediyesinde.
Bugün, Halkapınar Spor Tesisinin yapımıyla
ilgili ihale gerçekleşti. Tesisler Daire Başkanım burada, biraz önce ihale
sonuçlarıyla ilgili bana bilgiler getirdi; çünkü, biz almıştık ve sanıyorum
İhale Kurumuna falan gidilerek iş uzamazsa, belki önümüzdeki hafta veya ilk on
gün içerisinde Halkapınar Spor Tesislerinin temelini atma noktasına geleceğiz.
Yani, biz, olayın içerisine böylece fiilen girmiş olduk.
Ama, bir baktık ki, oyunlar yaklaşmış. Bir
işi yapmak için İhale Kanununa tabi olursanız, arkadaşlarımız biliyorlar, birkaç
ay gerekiyor, beş ay gerekiyor, altı ay gerekiyor; bunu yetiştirmek mümkün
değil ve böyle bir yasal düzenleme yapılarak, bu işlerle ilgili yapılacak
ihalelerin, diğer işlerin, ilgili kanunların dışında tutularak adımlar
atılmasının lüzumuna inandık.
Sayın Kocaoğlu bana hep şunu söyledi:
"Sizin ile bizim aramızda iletişimi sağlayacak, koordinasyonu sağlayacak,
bize bir genel koordinatör önerin, siz önerin" dedi bana. Ben, uzun süre
böyle bir isim önermedim. Beni defalarca aradı, tekrar buraya geldi hani bir
isim önereceksiniz diye. Ben de, istişareler ettim. En sonunda, demin
arkadaşlarımızın ismini telaffuz ettiği Sayın Aksoy, bu organize işleriyle
geçmişte meşgul olduğu ve yabancı dil de bildiği için, aklıma geldi. Aziz Bey
Ankara'ya geldiğinde, Taha Bey olabilir mi dedim. Aziz Bey de "olur, çok
çalışkan, becerikli bir arkadaştır; biz kendisiyle çalışırız" dedi. Tabiî,
bu yasa tasarısını hazırladık. Bu kanun tasarısı, genel koordinatörü atama
görevini, benim başımda bulunacağım Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna veriyor.
Ancak, Aziz Bey, daha önce atanmış olan bu organizatörü, yani, genel
koordinatörü görevden almış -ben de daha sonra öğrendim- Taha Beyi, İzmir'de,
genel koordinatör olarak görevlendirmiş. Şimdi, tabiî, arkadaşlar ondan
bahsedince, sanki biz atamışız gibi... Ben, sadece isim önerdim. Aziz Bey de,
kendisiyle çalışacağına kanaat getirdiği için, o arkadaşımızı görevlendirmiş.
Biraz önce, Türkân Hanım "bu
organizasyona siyaset karışmamalıdır" dedi; son derece doğru söyledi. Eğer
buna siyaset karışmış olsaydı, biz, böyle bir yasal düzenlemeyle önünüze
gelmezdik. Biz, olaya, Türkiye'nin, tamamen organize edip üstesinden gelmesi
gereken bir organizasyon olarak bakıyoruz. Bu işin partisi filan olmaz. Şimdi,
ben siyasîyim, İktidar Partisinin bir milletvekiliyim ve bakanıyım. Bu işin
başına ben geliyorum, beni getiriyorsunuz. Bu işin birinci derecede sorumlusu
benim. Dolayısıyla, bu işin üstesinden yüzakıyla gelebilmemiz için, her birimiz
bir yerlerden tutmalıyız. Senin gözünün üzerinde kaşın var, sen işte şurada
aday olmuştun filan... Eğer olaya böyle yaklaşılırsa, işte, bu, işi politize
eder. Bu, doğrusu, bizim de şevkimizi kırar.
Biz, İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanlığının üstlenmiş olduğu böylesine önemli bir görevde, merkezî hükümet
olarak, işin içerisine giriyoruz, yükün altına giriyoruz. Şimdi, bununla ilgili
bizim bütçemizden, yani, genel bütçeden pay ayırma gibi bir düşüncemiz de,
doğrusu, yoktu; zaten, 70 trilyon liraya yakın bir harcama yapmışız, bunu,
genel bütçeden ayırdık. Şimdi, bakın, organizasyonla ilgili burada en büyük
payı, yine, genel bütçeden ayıracağız. Bunun ne kadar olacağını, henüz, Maliye
Bakanlığıyla görüşüp, tespit de etmedik. Sadece, burada "genel bütçeden
gelecek pay" deniliyor; ayın 30'unda Maliye Bakanlığı bütçesi
görüşülürken, ne kadar bir pay olacak, onu da buraya dahil etmeye çalışıyoruz.
Biz, bunu, Türkiye'nin bir işi olarak görüyoruz. Bu işin partisi falan olmaz.
Şimdi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
ve Başkanlığı bu işin sahibidir. Kendileriyle, biz, uyum halinde
çalışacağımıza, bu işin üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Şu kanun birtakım
avantajlar sağlıyor; Hazırlık ve Düzenleme Kurulu var. Bu kanun, aslında, şu
anda, İstanbul'u Olimpiyatlara Hazırlama ve Düzenleme Kurulu Kanununun aşağı
yukarı benzeridir, İstanbul'da da buna benzer bir kanun var. Aslında,
üniversite oyunları için böyle bir kanuna ihtiyaç da duyulmayabilir. Bu tür
kanunlar, sadece olimpiyatlar için çıkar. İstanbul için çıkmış, hâlâ
yürürlüktedir. Tabiî, bir türlü olimpiyatları alamadık, alıp, gerçekleştikten
sonra ortadan kalkacak olan bir kanundur. Ben, onun da başkanıyım, Fikret Bey
de uzun süre onun başkanlığını yaptı. Dolayısıyla, bu konuyu, siyasetin dışında
ve üstünde değerlendirmemiz gerektiği kanaatindeyim. Biz, olaya böyle
bakıyoruz. Böyle bakmasaydık, şöyle derdik: Anamuhalefet Partisi, işte, İzmir'de
iktidardadır, herhalde bu işin üstesinden gelir, biz zaten yapacağımızı
yapmışız der, sıyrılabilirdik. Hayır, bu sorumsuzluk olurdu; biz olaya böyle
yaklaşmadık ve işin içerisine bizzat giriyoruz. Ben, Havayolları Genel
Müdürünü, TRT Genel Müdürünü, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarını bu işin içine
alıyorum ki, bu işle ilgili, İzmir'de bu kurumlara düşecek görevleri de çabuk
yapalım diye. İzmir'de de bu işin başı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıdır,
Organizasyon Kurulunun Başkanı zaten kendisidir. Diğer isimler, bizim, bürokrat
olarak değerlendirebileceğimiz isimler olarak değerlendirilmelidir. Bunu da
seçerken, o senin partindendi, bu benim partimdendi diye ayırım yaparsak,
doğrusu, bu iyi niyetli çalışmalara gölge düşer diye düşünüyorum. Birbirimize
güvenmeye mecburuz. Aslında, bana göre, demokrasi açısından da çok güzel bir
örneği hayata geçirebiliyoruz. İşte İktidar Partisi, işte Anamuhalefet Partisi;
el ele, bir organizasyonu gerçekleştirmek için birbirlerine destek veriyorlar
ve önümüzdeki yıl ağustos ayının 11'inde başlayıp 21'inde bitecek olan bu
üniversite spor oyunlarını Türkiye adına birlikte, başarıyla
gerçekleştirecekler.
Bu tablo, demokrasi açısından da önemli
bir tablodur, Türkiye'nin muhtaç olduğu önemli bir tablodur; bunu birlikte
gerçekleştirmeliyiz diye düşünüyorum.
Bu açıklamayı yapma ihtiyacını hissettim;
çünkü, konu kişiselleştiriliyor. Konuyu kişiselleştirmeye gerek yok. Hazırlık
ve Düzenleme Kurulu bu kanunla kurulduktan sonra -kimlerden kurulacağı
bellidir- genel koordinatör olarak kimi atayacağımızı o zaman tekrar kurul
olarak değerlendiririz;ama, şu anda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
arkadaşımızın görevlendirmiş olduğu, demin ismi geçen arkadaşımız, genel koordinatör
olarak görevini birkaç haftadır yapmaktadır. Bu yasa çıksın, yürürlüğe girsin,
Resmî Gazetede yayımlansın; hazırlık ve Düzenleme Kurulu olarak benim
başkanlığımda heyet toplandığında, bu yasa gereği o ismi atayacağız. Şu anda
ben veya o kurul herhangi bir atama yapmış değildir; ama, olayı kişisel hale
getirerek, eğer, birbirimizin alınacağı, üzüleceği tavırlar içerisine girersek,
böylesine önemli bir organizasyonun üstüne gölge düşer diye düşünüyorum.
Bu düşüncelerimi, bu bilgilerimi sizlerle
paylaşma ihtiyacını hissettim. Hepinize saygılar sunuyorum. İnanıyorum ki,
Türkiye, böylesine ciddî bir organizasyonun üstesinden elbirliğiyle ve
başarıyla gelecektir.
Saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
AK Parti Grubu adına, İzmir Milletvekili
Sayın İsmail Katmerci;buyurun (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KATMERCİ
(İzmir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bilindiği üzere, dünya
üniversitelerarası spor oyunları bu yıl İzmir'de düzenleniyor. Bu oyunlarla
ilgili olarak görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde,
Grubum adına söz almış bulunmaktayım.
Saygıdeğer arkadaşlarım, düzenlenecek olan
bu üniversitelerarası spor oyunları, İzmirimize büyük bir aktivite
getirecektir. Bu, hem ülkemiz adına hem de İzmir adına övünebileceğimiz bir
olaydır. 11-21 Ağustos 2005 tarihleri arasındaki bu dünya üniversitelerarası
spor oyunlarına (Universiade) evsahipliği yapacak olan şehrimiz, beşbin yıllık
geçmişiyle, tarihî ve turistik tesisleriyle görevin altından kalkabilecek
altyapıya sahiptir.
Saygıdeğer milletvekilleri, 23 üncüsü
yapılacak olan İzmir Universiade Oyunlarına, 174 ülkeden 7 000-7 500 civarında
öğrenci katılacaktır. Bunların İzmirimize getirecekleri, aşağı yukarı şöyle bir
sıralayacak olursak, şunlardır diyebiliriz: Bu açıdan, Universiade Oyunları
-gerek İzmir ve gerekse Türkiye için- gelecek yıllarda ülkelerinde etkin
konumlara gelebilecek olan 7 000-7 500 üniversiteli sporcu ile bunların yönetici
ve kadrolarını barındıracaktır. Oyunları tüm dünyaya duyurmak için, oyunlar
boyunca İzmir'de konuşlanacak olan uluslararası medya mensupları, oyunlarla
eşzamanlı olarak düzenlenecek "üniversite sporu" konulu konferansla
dünya üniversitelerine ve tüm dünyaya yapılacak televizyon yayınlarıyla,
ülkemizin kültürünü ve ülkemizi bütün dünyaya tanıtacaktır; bu bakımdan bizim
için önemlidir.
Değerli arkadaşlar, burada ne kadar insana
görev verilecek diye baktığımız zaman, aşağı yukarı şöyle bir tablo ortaya
çıkmaktadır: Çeşitli kurum ve kuruluşlardan yaklaşık 2 500 kişi, çoğunluğunu
üniversite öğrencilerinin oluşturacağı ve tüm İzmirlilerin kendilerini içinde
sayabilecekleri, yine, yaklaşık 10 000 kişilik bir gönüllü ordusu, 60 tane spor
tesisinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve ilgili federasyonların yetkili
temsilcilerinden oluşacak yaklaşık 1 000 görevli, 1 200 kişilik uluslararası
millî akreditasyonlu hakem, edinilmiş deneyimlere göre en az 1 000 kişilik bir
medya mensubu, yaklaşık 2 000 kişilik bir ulaşım hizmeti kadrosu, oyunlar
köyünde katılımcıların konaklamasıyla ilgili tüm hizmetlerde görev yapacak
yaklaşık 3 000 kişilik bir hizmetliler ordusu, oyunlar boyunca sağlık
hizmetleri ve doping kontrolü hizmetleri verecek olan sağlık ekipleri ve
oyunlar boyunca güvenliği sağlayacak güvenlik elemanları doğrudan görev
yapacaklardır. Katılımcılarla birlikte bu organizasyonda toplam 30 000 kişi
görev yapacaktır.
Değerli arkadaşlarım, aşağı yukarı,
İzmir'de yapılacak bu Universiade Oyunlarının ülkemize getireceklerini hep
beraber gördük. Biraz önce, Sayın Bakanımızdan, hükümetimizin görüşlerini, bu
yasanın neden çıkarıldığını, hepimizin, fevkalade, gururla, ibretle ders
alacağı şekilde, ben, şahsen dinledim. Ben, bu konuda Sayın Başbakan
Yardımcımıza, Sayın Başbakanımıza İzmirliler adına şükranlarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, niçin, biz, yapılan
bir şeyde teşekkür etmekten hep sarfınazar ediyoruz, niye ufacık bir
teşekkürden sakınıyoruz, niye bu teşekkürü yaparken dilimizin ucuyla teşekkür
ediyoruz?.. Bu konuda hükümetimiz devreye girmemiş olsaydı, bunu bir politik
yatırım aracı gibi görmüş olsaydı, bu noktalarda olunmazdı. İşte,
Universiade'ın başlaması için yaklaşık sekizbuçuk ay gibi kısa bir süre var.
Bu yasanın, ülkemize, İzmirimize hayırlı
olmasını temenni ediyorum, katkılarınızdan dolayı bütün milletvekili
arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, yaklaşan ramazan bayramınızı da tebrik
ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Katmerci.
Sayın milletvekilleri, 1 inci madde
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2 nci maddeyi okutuyorum:
Kurul ve Komite kurulması
MADDE 2. - Bu Kanunun amacının
gerçekleştirilmesi için İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu
ile bu Kurula bağlı Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulu kurulur.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3 üncü maddeyi okutuyorum:
İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve
Düzenleme Kurulu
MADDE 3. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu; spordan sorumlu Devlet Bakanının başkanlığında,
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Türkiye
Radyo-Televizyon Kurumu Genel Müdürü, Türk Hava Yolları Genel Müdürü, İzmir
Valisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi
Başkanı ve Oyunların yapılacağı illerin üniversite rektörlerinin aralarından
seçecekleri bir rektörden teşekkül eder.
Kurul özel hukuk hükümlerine tâbi olup
tüzel kişiliğe sahiptir.
Kurul gerekli gördüğü zamanlarda toplanır.
Kurulun çalışma usulleri Kurul tarafından çıkarılacak talimatlarla belirlenir.
Kurul, İcra Kurulunun başkanı olarak bir
genel koordinatör görevlendirir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Yılmaz Kaya; buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Sayın Kaya, süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, Ulu Önder
Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 66 ncı yıldönümünde kendisini saygıyla ve
minnetle anıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bilindiği gibi, 2005 yılında İzmir'de yapılacak dünya üniversitelerarası spor
oyunları ve bu oyunları düzenleyen bu kanun tasarısının Genel Kurula getirilmiş
olması çok önemli bir olaydır; ancak, konuşmamın başında, hemen, tasarının
genel gerekçesinden bir iki cümleyi, çok önemli gördüğüm üç noktayı -kaldı ki,
Bakanlar Kurulu da önemli görmüş, öyle tahmin ediyorum- okumak istiyorum. Genel
gerekçede şöyle denilmektedir: "Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek
düzeyde işbirliğini gerektiren bu oyunların -devam ediyor, orayı geçiyorum-
ülkemizin prestiji açısından büyük önem taşıyan bu organizasyonun -üçüncü
önemli nokta da şu- böylesine önemli ve büyük çaplı bir organizasyonun çok
gerçekçi bir yaklaşımla ve süratle bitirilmesi gerektiğinden bu yasa tasarısı
hazırlanmıştır."
Şimdi, özetle, genel gerekçe bu,
gerekçedeki üç önemli nokta da bu. Buna rağmen, bu tasarının Genel Kurula
getirilmesinde, hükümet, kanımızca, çok geç kalmıştır. Niye geç kalmıştır;
Büyükşehir Belediye Başkanı -sakın, yetenek ve kapasite olarak görmeyin,
algılamayın- ekonomik nedenlerden dolayı bu projenin tıkandığını cümle âleme
duyurmuştur; rahmetli Piriştina ve yeni Başkanımız, bu projenin bu nedenle
tıkandığını duyurmuştur. Geçen dönem, İzmir Milletvekilimiz Sayın Ahmet
Ersin'le birlikte, bir bakanımıza, bu projenin tıkandığını, bu projenin sadece
İzmir'in sorunu olmadığını, Türkiye'nin sorunu olduğunu, devletin sorunu
olduğunu söylememize, kendimize göre çözüm önerileri de getirmemize ve sayın
bakanımızın da, bu konuyla ilgilendiğini, en kısa sürede bize döneceğini ve
bilgi vereceğini söylemesine rağmen, biz, hâlâ, bilgi ve telefon bekliyoruz. Bu
nedenle, geç kalınmıştır; ama, nihayetinde getirilmiştir, bu da önemli bir
aşamadır.
Tasarının 3 üncü maddesiyle ilgili söz
almış bulunuyorum. Tasarının 2 nci maddesiyle, Universiade Oyunları Hazırlık ve
Düzenleme Kurulu ihdas edilmesi önerilmektedir; 2 nci maddenin yollamasıyla,
Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu kurulacağı öngörülmektedir.
Bu kurul içerisinde, kendi alanında önemli yerlere gelmiş birçok yönetici,
yetkili ve görevli bulunmaktadır. Bu, çok olumlu bir madde olmasına rağmen, bu
kurulu düzenleyen 3 üncü maddenin son fıkrasına gelince işler değişmektedir.
Gerçi, herkes söyledi de, benim konuşmam gereken madde olduğu için, ben de
söylemekte bir sakınca görmüyorum. "Kurul, İcra Kurulunun başkanı olarak
bir genel koordinatör görevlendirir." denilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan da
söyledi, bu genel koordinatör, zaten görevlendirilmiştir, fiilen görev
yapmaktadır. Ne acıdır ki, yasa gereği genel koordinatör seçimini yapmıyoruz
veya yapmayacağız; seçilen genel koordinatöre altyapı hazırlamak, onu legal
hale getirmek için, burada, bir yasa maddesini görüşüyoruz. Bunu çok doğru
bulmuyoruz.
Yine söylenildi, bu genel koordinatör, 28
Mart seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisinden İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanı adayı olan Taha Aksoy'dur. Arkadaşlar, şimdi, soruyorum; biraz önce de
belirttiğim gibi, bu Hazırlık ve Düzenleme Kurulu içerisinde, bu işi, bu görevi
yapabilecek başka kimse kalmadı mı ki, siyasî kişiliğiyle öne çıkmış, bir
partiden aday olmuş, İzmir halkı, başkan olarak uygun görmemiş, oy vermemiş,
biz kendisini belediye başkanı olarak başımızda istemiyoruz, başkasını
istiyoruz demiş; ama, bu kişi, şimdi, genel koordinatör olarak bu kurulun
başına getirilmiş; ona altyapı hazırlanmak istenilmektedir. Bu doğru değildir.
Biz, bu hususu, Komisyondaki görüşmelerde
de belirttik, Sayın Bakana kaygılarımızı ilettik. Sayın Bakan, bize aynen şu
cevabı -dehşet içerisinde kaldık, onu da söyleyeyim- verdi: "Bu sorun
benim sorunum değildir, bu, belediyenin sorunu, zaten belediyeye yardımcı
oluyoruz; ben yasayı çekerim, işinize bakarsınız" gibi... Kelimeler aynen
böyle olmasa da, bu anlamda cevap verdi. Biraz önce de zaten belirtti. Bu
anlayışla bu 3 üncü maddenin yapıldığı konusundaki şüphelerimizde haksız
çıkmadık.
"Belediye başkan adayına niye karşı
çıkıyorsunuz, bizim partimizden aday oldu diye" dedi. "Bu kurulun
başında zaten ben varım. Ben de, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir
bakanıyım" dedi. Sayın Bakan, siz Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanısınız,
Adalet ve Kalkınma Partisinin değil. (CHP sıralarından alkışlar) Aradaki fark
bu. Büyükşehir Belediye Başkanının Sayın Taha Aksoy'a karşı çıkmadığını, ben bu
ismi öne sürdüğümde "ben bununla çalışırım" dediğini de
söylüyorsunuz. Yine belirtmek isterim ki, siz Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısısınız. Bir belediye başkanına bu şekilde söylediğiniz öneri bir
siyasî telkin anlamına gelir ve Büyükşehir Belediye Başkanı haklı olarak sesini
çıkarmayabilir. Ne yapacaktı; maddî olarak, ekonomik olarak destek verecek
hükümete "ben bu kişiyle çalışmam" mı diyecekti?! Bunu mu
bekliyorsunuz?! Bunun denilmesi mümkün değildir.
Komisyonda verdiğiniz cevap nedeniyle,
tekrar gerekçeye dönmek istiyorum; hangisine inanacağız, bilmiyorum. Hani,
bütün kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek düzeyde işbirliğini gerektiren bir
organizasyondu bu organizasyon?.. Hani ülkemizin prestiji açısından büyük önem
taşıyan bir organizasyondu?.. Hani böylesine önemli ve büyük çaplı bir
organizasyonun çok gerçekçi bir yaklaşımla süratle bitirilmesi gerekiyordu?..
Sayın Bakan, gerekçedeki hükümet görüşleri mi doğru, sizin komisyonda ileri
sürdüğünüz görüşler mi doğru? Hangisine inanacağız, bunu bilmek istiyoruz.
Biz komisyonda, gayet haklı olarak, hiçbir
siyasî art düşünce içerisinde olmadan bir önerge verdik ve dedik ki:. Sayın
Taha Aksoy'un kişiliğine hiçbir şey demem, kendisiyle yüz yüze gelmiş, konuşmuş
birisi de değilim; ancak, Taha Aksoy'un uluslararası bir organizasyonda görev
almadığını, üst düzey devlet yönetiminde bulunmadığını, Devlet eski Bakanımız
Sayın Fikret Ünlü'nün de belirttiği gibi, çok hassas konuların bile bu
organizasyonlarda önemli olduğunu, bunların gözardı edilmesi halinde fiyaskoyla
sonuçlanabileceğini, çok büyük zararlara yol açabileceği için bu maddede, genel
koordinatör olarak atanacak kişide şu vasıfların aranması gerektiğini söyledik:
Daha önce uluslararası bir organizasyonun başında bulunmuş olmalı, üst düzey
devlet yöneticiliği yapmış olmalı, yabancı dil bilen birisi olmalı dedik ve bu
maddede bu şekilde bir değişiklik önergesi verdik. Ne yazık ki, bu önergemiz
reddedildi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ancak, biz bu konuyu ortaya koyduğumuzda -Sayın Bakan, gerçi
"kişiselleştirmeyin" dedi; kişiselleştirmiş de oldu, özellikle Sayın
Bakan tarafından kişiselleştirilmiş oldu- bu önergeyi verdiğimizde, biraz önce
dediğim, komisyondaki tehditkâr ifadesiyle olayı kişiselleştirmiş oldu.
FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Ne alakası
var!..
YILMAZ KAYA (Devamla) - Siyasî tehditten
bahsediyorum tabiî.
Bu konuda ısrarlıyız; çünkü, doğrusu
budur. Bir partiden aday olan bir kişinin genel koordinatör olarak bu makamda
oturması doğru değildir, yanlış yapılıyor. Siyasî kimliği olan bir kişinin
genel koordinatör olarak çalışması doğru değildir; uluslararası deneyimi
yoktur; bu anlamda objektif kriterlere sahip birisi değildir.
Bu nedenle, biz, komisyonda verdiğimiz
önergemizi birazdan burada da vereceğiz. Bu konuda desteğinizi bekliyoruz.
Eğer, bu önergemiz kabul edilirse, bu yasa daha da güzel bir yasa olacaktır,
tam desteğimiz sağlanacaktır. Bu yanlışın düzeltilmesini talep ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kaya, konuşmanızı
tamamlayınız.
YILMAZ KAYA (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın
Başkan; teşekkür ediyorum.
Siyasî kimliğe sahip olan bir kişinin
buraya gelmesinin doğru olmadığını tekrar söylüyorum. Ayrıca, bu organizasyonu
-biraz önce söylediğim özelliklere sahip olmaması nedeniyle- götürebileceğine,
başarıyla tamamlayabileceğine inancımızın da olmadığını söyleyerek, önergemize
desteğinizi istiyoruz.
Hepinize saygılarımı, teşekkürlerimi
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.
Başka söz isteği?.. Yok.
Madde üzerinde bir önerge var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı kanun
tasarısının 3 üncü maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Madde-3. Son fıkra,
"Kurul, icra kurulunun başkanı
olarak, uluslararası organizasyon ve üst düzey kamu görevlisi deneyimine sahip,
yabancı dil bilen adaylar arasından bir genel koordinatör görevlendirir."
Ali Topuz Kemal
Anadol Hakkı Ülkü
İstanbul İzmir İzmir
Türkân Miçooğulları Yılmaz
Kaya
İzmir İzmir
BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?..
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI M. TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Hükümet katılıyor mu?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz de katılmıyoruz efendim.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Söz istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; 3 üncü maddedeki bu değişiklik önerimiz, İzmir'de düzenlenen
spor müsabakalarının başarısını sağlamaya dönük iyi niyetli bir öneridir.
Sözlerime başlarken, bugüne kadar, bu
organizasyonu oluşturmak ve ayağa kaldırmak için çaba sarf etmiş olan herkese
şükranlarımızı ifade etmek istiyorum. Son aşamasında, hükümetimizin Sayın Bakan
düzeyinde bu konuya bu kadar büyük bir ilgi göstermiş olmasını da, bu projenin
başarısı için çok önemli bir etken olarak değerlendiriyorum.
Organizasyon birkaç yıldan beri
oluşturuluyor. Fakat, oyunlara on aydan daha az bir zaman kaldı. Bu olayın
hangi genişlikte, hangi derinlikte, hangi büyüklükte bir organizasyon olduğunu
iyice düşünür, önümüze koyacak olursak, bu on aydan kısa zaman içinde bu
organizasyonu başarıya ulaştırmanın çok zor olacağını hemen görebiliriz.
Ülkemizde bu tip organizasyonlar konusunda çok fazla deneyimimiz olduğunu
söyleyemeyiz. Ama, buna rağmen, önemli birtakım organizasyonlarda da başarılar
sağlanmıştır. Bir Habitat organizasyonu çok önemli bir organizasyondur, NATO
toplantısını, çeşitli spor alanlarında dünya şampiyonlarını, Avrupa
şampiyonalarını Türkiye'de düzenleyip başarmak, fevkalade övünebileceğimiz
örneklerdir; ama, çok yeterli örnekler değildir bunlar.
Şimdi önümüzde bir gençlik olimpiyatı var.
Üstelik, Türkiye, önümüzdeki olimpiyatlardan bir tanesini İstanbul'da
gerçekleştirmeye aday, yıllardan beri onun mücadelesini veriyor. Dolayısıyla,
İstanbul olimpiyatları için de çok önemli bir deneyimin kazanılacağı, bir
başarının ortaya konulacağı bir fırsat bu. Dolayısıyla, bu organizasyonun
başarılı olmasını sağlama konusunda çok titiz olmamız gerekir.
Ben bu yasa tasarısını gördüm. Bir kere
böyle bir yasa tasarısı getirdikleri için de hükümete teşekkür ediyorum. Bu
aşamada bunu bir zapturapta alma ihtiyacını duymuşlar. Buradaki düzenleme de
esas itibariyle uygun bir düzenleme gibi geliyor bana. Üç aşamada birtakım
organlar oluşturulmuş. Bir tanesi Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ki, başında
Sayın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız bulunuyor. Onun altında
Organizasyon Komitesi var; onun başında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
bulunuyor. Onun altında da bir İcra Kurulu var; o İcra Kuruluna da bir genel
koordinatör başkanlık edecek.
Bu organların oluşumuna baktığımız zaman,
bunların içindeki bütün üyeler, devlet kurumlarından buraya, görevleri
nedeniyle buraya yapacakları yardımları kendi yatırım alanlarında ortaya
koyabilmeleri için temsilci biçiminde gelmiş. Bu kurullardan hiçbiri oturup bu
organizasyonun nasıl yapılacağıyla ilgili bütün ihtiyaçları karşılayabilecek
bir proje ortaya koyma şansına sahip değildir. Ne olacaktır; icra kurulu
denilen heyet, onun başında genel koordinatör, bütün yükü üstlenecektir; bütün
yük orada toplanacaktır. Ötekilerin hepsi destek hizmetleri veren kurumlardır;
birisi çerçevesini çizecek, ötekisi o çerçevede bir organizasyon düzenlemeye
çalışacak; İcra Kurulu, bütün ayrıntıları düşünecek. O nedenle, böyle bir
kurulun hem içindeki üyeler hem de bu kurulun başındaki kişi çok önemli.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu İcra
Kurulunun içinde kimler var: Genel koordinatörün başkanlığında, spordan sorumlu
İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü,
İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile genel koordinatörün ve İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanının önereceği ikişer üye olacak; dokuz kişi.
Değerli arkadaşlarım, dünyanın büyük
organizasyonlarını yapan kuruluşların yapısına bir bakın ve ondan sonra da,
dönüp, bizim burada öngördüğümüz modele bakın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Efendim, mikrofonu açıyorum;
tamamlar mısınız.
ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli
arkadaşlarım, bütün yük genel koordinatörün omzuna yüklenecektir ve önemli
başarılar sağlayabilmek için de, çok sayıda profesyonel birtakım kurumlar,
kuruluşlar devreye sokulacaktır. Neler yapılacağını bir sayfanın üzerine
yazacak olursak, belki yüzlere varacak faaliyet alanı çıkacaktır. Sayın Bakanın
sorumluluğu altında götürülen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının sorumluluğu
altında götürülen, belediye ve hükümetin ortak sorumluluğu altında götürülen bu
organizasyon -bunlar, bu konularda hiç tecrübesi olmayan insanlar- ilk defa
böyle bir organizasyonu yönetecek insanların eline terk edersek, ben, korkarım,
başarısızlığa uğrayabilir. Bunun için, organizasyonun başına, gerçekten,
Türkiye'de uluslararası organizasyonları ya da kamu yönetiminde çok yüksek
düzeyde bu tip organizasyonları, koordinasyonları yapmış, tecrübeli insan koymaktan
niye sakınıyoruz ki allahaşkına. Böyle bir insan yok mu?! Bu insanın hükümetle
yakın ilişki içinde olması zorunludur. Hükümet, böyle bir insanı bulsun; bulsun
ama, bizim önergemizde söylediğimiz gibi, uluslararası düzeyde bir organizasyon
tecrübesi olsun ya da üst düzey kamu yönetiminde böyle koordinasyon ve
organizasyon işlerinde başarısını kanıtlamış birisi olsun.
Bakın, Habitat organizasyonunun başına kim
getirilmişti; Yiğit Gülöksüz. Türkiye'de pek çok organizasyonu yürütmüş, kamu
yönetiminde çok önemli projeleri yönetmiş bir kişi alındı, gelindi, Habitat
organizasyonunun başına konuldu ve çok başarılı bir şekilde o organizasyonu
işletti. Hükümet ararsa, böyle bir insan Türkiye'de bulabilir. Bunu nereden
seçerseniz seçin, siyasî kimliği ne olursa olsun benim hiç umurumda değil;
siyasî kimlik burada herhangi bir işe yaramaz; burada bir insanın organizasyon
kabiliyeti işe yarar. Bu amaca dönük olaraktır bu düşüncemiz ve hükümete yardım
anlamını taşıyor; her şeyden önce, bu oyunların başarısını sağlamaya dönük bir
katkıdır. Komisyonda bu reddedildi.
Ben, umuyorum... Sayın Bakan bir defa daha
düşünsün. Bunun altında falan adamın oraya seçilmiş olmasının, filan adamın
orada olması veya olmamasının benim açımdan hiçbir kıymeti olmadığını buradan
ifade etmek istiyorum. O kişinin burada tartışılmış olmasından dolayı da
üzülüyorum; onun kimliğinin burada tartışılmasını da istemiyorum, mesele o
değildir, hedef o değildir. Bu arkadaşımız çok değerli bir insan olabilir.
Eğer, bu şartları taşıyorsa, onu tayin edin; ama, bu organizasyonu ilk defa
yapacak bir insanı getiriyorsanız, bunun sorumluluğunun ağır olacağını ve bir
ölçüde kumar olacağını düşünüyorum. Buradaki bir başarısızlık, bu yasa
düzenlemesinden sonra hele, bu uyarılara rağmen bir başarısızlık İstanbul olimpiyatlarını
tehlikeye sokarsa, bunun sorumlusunun kim olacağını da o zaman tartışırız.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum;
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Topuz.
Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
Organizasyon Komitesi
MADDE 4. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirmek, Oyunların
organizasyonuna yönelik olarak ilgili birimler arasında koordinasyonu sağlamak,
Oyunlarla ilgili olarak Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu ve yurt
dışı ile ilişkilerde yetkili organ görevini yapmak üzere kurulan Organizasyon
Komitesi; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının başkanlığında, Başkanın
belirleyeceği iki üye, Dışişleri Bakanlığınca görevlendirilecek bir büyükelçi,
Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı, Genel Koordinatör, Oyunların
yapılacağı illerin üniversite rektörleri, spordan sorumlu İzmir Vali
Yardımcısı, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Emniyet Müdürü ve İzmir
Kültür ve Turizm İl Müdüründen oluşur.
BAŞKAN - Madde üzerinde, AK Parti Grubu adına,
İzmir Milletvekili Sayın Nükhet Hotar Göksel; buyurun. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA NÜKHET HOTAR GÖKSEL
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Kentinde yapılacak 23
üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının
"Organizasyon Komitesi" başlıklı 4 üncü maddesi üzerinde, AK Parti
Grubunun görüşlerini aktarmak üzere, söz almış bulunuyorum; sözlerime
başlarken, Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının gerekçesinde ifade edildiği
gibi, 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları 2005 yılında İzmir'de
yapılacaktır. Bu organizasyon büyük bir projedir ve gerek Türkiye'nin 3 üncü
büyük üniversite kenti gerekse fuar ve kongre organizasyonları deneyimi olan
İzmir'de gerçekleştirilmesi çok önemlidir. 21 incisi 2001 yılında Çin'in Pekin
Kentinde, 22 ncisi 2003'te Kore'de yapılan üniversite yaz oyunlarının 23 üncüsü
11-21 Ağustos 2005 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştirilecektir.
Universiade'ın İzmir'de yapılması kararı uzun bir süreçten geçmiştir. Daha
önceki konuşmacılar detaylı olarak bunu anlattığı için, çok fazla üstünde
durmadan, diğer kısımlara geçmek istiyorum.
İzmir'in evsahipliğini üstlendiği oyunlar,
10 zorunlu ve 4 isteğe bağlı spor dalında gerçekleştirilecektir. Bunlar;
atletizm, basketbol, voleybol, futbol, sutopu, eskrim, atlama, yüzme, tenis,
jimnastik, yelken, güreş, tekvando ve okçuluktan ibarettir.
23 üncü Üniversitelerarası Spor Oyunları
küresel ölçekli bir organizasyondur; dolayısıyla, böyle bir organizasyona
Türkiye'nin evsahipliği yapması, ülkemizin tarihî ve doğal güzelliklerinin
tanıtımı açısından son derece önemlidir. Tasarının yasalaşması durumunda,
Türkiye bu avantajı yakalamış olacaktır. Türkiye'nin tanıtımı açısından, bu tür
organizasyonlara evsahipliği yapmak dış tanıtımlardan daha elverişli ve
etkilidir; yerinde tanıtım en etkili tanıtımdır.
23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor
Oyunlarının İzmir'de yapılıyor olması, hem İzmir özelinde hem de Türkiye
genelinde, üniversite gençliğinin spora dönük ilgisini motive edecektir.
Türkiye'de sportif potansiyelin bu tür organizasyonlar aracılığıyla açığa
çıkması bizim elimizdedir. Bu organizasyon gerçekleştiği takdirde, hem
Türkiye'nin uluslararası organizasyonları gerçekleştirme deneyimi artacak hem
de buna uygun altyapı oluşturma bilinci gelişmiş olacaktır.
Türkiye, geçmişte, Habitat gibi son derece
önemli ve büyük organizasyonları başarıyla gerçekleştirmiş bir ülkedir. Burada,
İzmir Milletvekili olarak, üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri, bu tür
organizasyonlar dolayısıyla, İzmir Kentinin küresel bir marka haline
dönüştürülmesidir. Elbette, amacımız, Türkiye'nin dünya markası olmasıdır;
ancak, yaşadığımız yüzyıl, devletler kadar, kentlerin de birbiriyle yarıştığı,
kapasitelerini ortaya koyduğu, bizzat ülkelerin kentleriyle anıldığı bir yüzyıl
özelliği taşımaktadır.
İzmir, beşbin yıllık tarihi, üç semavî
dinin kutsal mekânlarını barındıran bir kent olarak dünyada yeterince
tanınmamaktadır. Dünyanın kaosa sürüklendiği bugünlerde, İzmir'de üç semavî
dinin geçmişte ve bugünde bir arada yaşama deneyimini tüm dünyaya anlatmamız
gerekmektedir. Barışın ve hoşgörünün bu topraklardan doğduğunun ve savaşsız bir
dünya fikrinin yine bu topraklardan yeşereceğini dünyaya anlatmalıyız; ancak,
anlatmak yeterli değildir. İzmir'e gelecek olan sporcular, Kemeraltı'na
gittiklerinde, cami, sinagog, havra ve kiliseyi bir arada görecekler ve hem
İzmir'de hem de Türkiye'de, medeniyetler çatışması tezinin ne kadar anlamsız
olduğunu görmüş olacaklardır. Böylece, İzmir'i, dünya küresel sistemine,
medeniyetlerin çatıştığı değil, medeniyetlerin buluştuğu, birbirlerini
zenginleştirdiği bir marka olarak tanıtmış olacağız; ancak, bu tanıtımı
yaparken, aslî görevimiz olan 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının
organizasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Öncelikle
hedefimiz, Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonunun standartlarına uygun
bir organizasyon gerçekleştirmek olsa da, bunun ötesine geçerek, Türk
centilmenliğini ve geleneksel konukseverliğimizi de göstermeliyiz. Bunu
başarmak için, organizasyonu profesyonelce planlamak gerekmektedir. Elbette,
burada en önemli sorumluluk, Organizasyon Komitesine düşmektedir. Nitekim,
tasarının 4 üncü maddesinde, Organizasyon Komitesinin görevleri sıralanmıştır:
İzmir 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Hazırlık ve Düzenleme
Kurulunun vereceği görevleri yerine getirmek, oyunların organizasyonuna yönelik
olarak ilgili birimlerarası koordinasyonu sağlamak, oyunlarla ilgili olarak Uluslararası
Üniversite Sporları Federasyonu ve yurtdışıyla ilişkilerde yetkili organ görevi
yapmaktır.
Komite, Büyükşehir Belediye Başkanının
başkanlığında, Dışişleri Bakanlığınca görevlendirilecek bir büyükelçi,
Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı, genel koordinatör, oyunların
yapılacağı illerin üniversite rektörleri, spordan sorumlu İzmir Vali
Yardımcısı, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü, İzmir Emniyet Müdürü ve İzmir
Kültür ve Turizm İl Müdüründen oluşur. Tasarı metninde aktarılan detaylar
organizasyonun başarısını garantiye almak içindir.
Ege'nin incisi İzmir'in uluslararası çapta
gerçekleştirdiği fuar organizasyonundan sonra böyle büyük bir organizasyonu
gerçekleştirmede başarılı olacağı şüphesizdir. Bu açıdan, İzmir'in evsahipliği
isabetli bir seçim olmuştur. İzmir'in bu konuda engin tecrübeleri vardır.
Bilindiği üzere, 1971'de Akdeniz Oyunlarına evsahipliği yapan İzmir, fuarlar ve
kongreler kenti olarak anılmaktadır. Beş kıtadan İzmir'e gelecek olan
katılımcıların yapacakları harcamaların ekonomimize katkısı bir yana, Türkiye'nin
tanıtım açısından bu fırsatı değerlendirmesi hayatî bir öneme sahip olmaktadır.
İzmir Kentimizde yapılacak olan 23 üncü
Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının ülkemiz için hayırlı olmasını diler,
Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Göksel.
Madde üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır; ancak, 1 önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı
tasarının 4 üncü maddesinde geçen "İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü"
ibaresinden sonra gelmek üzere "üniversite rektörlerinin göstereceği
üniversite öğrencisi bir sporcu" ibaresinin eklenmesi için gereğini arz ve
teklif ederiz.
Nurettin Sözen Hakkı
Ülkü Türkân
Miçooğulları
Sivas İzmir İzmir
Vezir Akdemir Mustafa
Gazalcı
İzmir Denizli
BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?..
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Efendim, biz de takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Takdire bırakıyorsunuz.
Gerekçe mi?..
NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan, söz
istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlarım; öncelikle, bugün ölüm yıldönümünü yaşadığımız büyük
kurtarıcı, laik demokratik cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü bir kez
daha saygıyla, minnetle anıyorum ve hepinizin yaklaşmakta olan ramazan
bayramını kutluyorum.
Değerli arkadaşlar, bir olimpiyat söz
konusu. Bu olimpiyat, üniversiteler, üniversite öğrencileri arasında yapılacak
bir yarışma. Kurulan kurulların hiçbirinde sporcu üniversite öğrencileri temsil
edilmiyor. Bu olimpiyatlara 10 000 kişinin katılması bekleniyor. 10 000
üniversite öğrencisi sporcunun katılacağı bir organizasyonda bir tek öğrenci
sporcu bulunmuyor. Öncelikle, baktığımız zaman, Organizasyon Komitesinde,
sadece rektörler arasından seçilen bir tek rektör, İcra Kurulunda ise, ne
üniversite rektörü ne de sporcu üniversite öğrencisi genç bulunmaktadır. Bu son
derece büyük bir eksikliktir, son derece sakıncalıdır. Bir büyük olimpiyat
yapıyorsunuz, olimpiyata katılanlar ve olimpiyatı izleyecek olan insanları bu
kurullarda hiçbir şekilde temsil ettirmiyorsunuz. Büyük bir eksiklik olarak
görüyorum. Önceki maddedeki Düzenleme Kurulunda da aynı eksiklik mevcut; ama,
geçti. Hiç olmazsa 4 üncü maddede söz konusu olan kurula üniversite
rektörlerinin göstereceği adaylar arasından bir üniversite öğrencisi sporcunun
dahil edilmesi, hem bu büyük kitlenin temsili açısından, simgesel açıdan hem de
üniversiteli gençlerin, sporcu gençlerin gelecekteki organizasyonlarda deneyim
sahibi olması bakımından son derece önemlidir.
Ülkemizde gençler, üniversite gençleri ve
diğer gençlik, maalesef, ihtiyaç duyulan organizasyondan yoksundur. Türkiye'de
elli yıl evvel Türkiye Millî Talebe Federasyonu vardı. Türkiye'de elli yıl
evvel Millî Türk Talebe Birliği vardı. Bütün bunlar, üniversiteli gençleri
temsil ederlerdi; çok ciddî organizasyonlardı, her fakültede temsil edilen
dernekler, üniversitelerde birlik halini alır ve Türkiye'de nihayet federasyon
haline dönüşürdü. Demokrasimiz için çok ciddî bir eksiklik olarak hâlâ
düşünürüm, görürüm Federasyonun ve Millî Türk Talebe Birliğinin bugün mevcut
olmamış olmasını.
Hal böyleyken, bu örgütlenme noksanlığı
karşısında, katılanların tamamen üniversite öğrencisi olduğu bir
organizasyonda, izleyenlerin tamamen üniversite öğrencisi olduğu bir
organizasyonda bir tek üniversite öğrencisinin görev almamış olmasını büyük bir
eksiklik, büyük bir yanlışlık olarak görüyorum ve bu önergemizle, hiç olmazsa,
bu kurula bir genç sporcunun üye olarak katılmasını öneriyoruz. Bu konudaki
desteklerinizi bekliyorum.
Hepinizi saygıyla, tekrar, selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Sözen.
Efendim, gerekçesini dinlediğiniz, biraz
önce okduğumuz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Şimdi, 4 üncü maddeyi kabul edilen
önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
İcra Kurulu
MADDE 5. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirecek, hizmet ve
faaliyetleri yürütecek İcra Kurulu; Genel Koordinatörün başkanlığında, spordan
sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl
Müdürü, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile Genel Koordinatörün ve İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer üye olmak üzere toplam
dokuz üyeden oluşur. İcra Kurulu, Oyunların organizasyonu için gerekli tüm
işlerin yürütülmesinden sorumludur.
İcra Kurulunun çalışma usul ve esasları,
Kurul tarafından çıkarılacak yönergelerle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde AK Parti Grubu
adına, İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Tekelioğlu; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET S. TEKELİOĞLU
(İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Tasarının 5 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini
belirtmek üzere huzurunuzdayım.
Değerli arkadaşlarım, dünyanın spora olan
ilgisini inkâr edemeyiz. Dolayısıyla da, bu ilgi varken, bizim bu tür
organizasyonlardan geri kalmamız söz konusu olamaz. Bu çerçeve içerisinde,
İzmir'de düzenlenecek olan üniversite oyunlarını da, hükümetimiz ve partimiz,
bu anlayış içerisinde ele almaktadır.
Şurası bir gerçektir ki, bu oyunlar
belediyenin imkânlarıyla yapılamayacak bir boyuta gelmiştir ve maalesef, bu konuda
belediye bu işi anlayana kadar çok da zaman geçmiştir. Ancak, bunu, biz, bir
İzmir problemi olarak, sadece İzmir Belediyesinin bir sorunu olarak görmüyoruz.
Bunu, Türkiye'nin bir onuru olarak görüyoruz. Dolayısıyla, başarı, hem
Türkiye'nin hem İzmir'indir. Eğer bir başarısızlık olursa, bu da hem
Türkiye'nin hem İzmir'in olur. Oysa, bizim, başarısızlığa tahammülümüzün
olmaması gerekir. Dolayısıyla, bu çerçeve içerisinde oyunlara yaklaşım
tarzımızı söyleyebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, elbette ki, üniversite
olimpiyatlarını başarmak, büyük olimpiyatları başarma yolunda da bir adımdır.
Dolayısıyla, olayın bir de bu tarafı vardır. Biz, Türk Milleti olarak, tarih
boyunca çok büyük organizasyonları gerçekleştirmiş bir milletiz. Dolayısıyla
da, bu tür organizasyonlarda herhangi bir sıkıntımızın olmaması gerekir. Yeter
ki, kısır çekişmeleri bir tarafa bırakalım, olayı bir ülke sorunu olarak,
ülkenin bir sorunu olarak ele alalım ve kısır çekişmeleri, şahsî itişmeleri bir
tarafa bırakalım.
Bu anlayış içerisinde de, spordan sorumlu
Sayın Devlet Bakanımız, olaya nasıl yaklaştığını anlattı, Sayın Piriştina
zamanından beri olan gelişmeleri de anlattı. Dolayısıyla, olay çok açık bir
şekilde ortada.
Burada çok önemli bir noktayı daha
zikretmemiz gerekiyor; o da şudur: Biz de İzmir milletvekilleri olarak, bazı
milletvekili arkadaşlarımızla birlikte gittik, Belediye Başkanı Sayın Aziz
Kocaoğlu'nu ziyaret ettik ve kendisine oyunlarla ilgili görüşlerimizi anlattık,
onun görüşlerini dinledik. Doğrusunu isterseniz, biz, çok gerçekçi bulduk Sayın
Kocaoğlu'nu, realiteyi iyi görmüş; dolayısıyla, oyunların gerçekleşmesi için
neler yapılması gerektiğini de iyi tespit etmiş olarak, böyle bir intibayla o
toplantıdan ayrıldık ve orada kendisine dedik ki: "Biz de İzmir
milletvekilleri olarak, eğer üstümüze düşen bir şey olursa, bunu, her zaman,
her platformda yerine getirmeye hazırız." Böyle güzel bir görüşme oldu.
Bundan sonraki gelişmeyi siz de biliyorsunuz.
Bu 5 inci madde, özellikle de İcra
Kuruluyla ilgili olduğu için, yeri de gelmişken söyleyelim. İcra Kurulu
başkanlığına, Sayın Devlet Bakanımız da söyledi, Aziz Kocaoğlu'nun da
kabulüyle, Taha Aksoy önerilmiş oldu.
Şimdi, burada, arkadaşlarımız, Cumhuriyet
Halk Partili arkadaşlarımız Taha Aksoy'a itiraz ediyorlar. Allahaşkına belediye
başkanıyla konuştunuz da mı itiraz ediyorsunuz; yoksa, belediye başkanına
rağmen mi itiraz ediyorsunuz?! Burası önemli bir nokta.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Boş konuşuyorsunuz.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Eğer bu
işler düzgün yürüyecekse, bir çekişmeden uzak olmak gerekir. O bakımdan da,
belediye başkanıyla, organizasyon komitesiyle, hazırlık komitesiyle, icra
komitesiyle çok iyi bir uyuma ihtiyaç vardır. Bu uyumu bozacak davranışlardan
uzak durmamız gerekir; dolayısıyla da, bu konuyu eğer öne çıkaracak olursak bu
oyunlar başarıya ulaşacaktır, eğer böyle yapmayacak olursak, bu başarısızlık
kendiliğinden gelecektir. Biz bu oyunların mutlaka başarıya ulaşması
gerektiğini düşünüyoruz, bunun mutlaka böyle olması gerektiğini düşünüyoruz.
Bir başka önemli nokta; deniliyor ki, bu
koordinatörün mutlaka devlet memuru olması gerekir.
Değerli arkadaşlarım, artık, çağımız sivil
toplum çağı. Bu tür organizasyonlarda, gelin, sivil toplumu öne çıkaralım,
devlet memuru olma şartını düşünmeyelim, devlet memuru anlayışıyla yaklaşma
şartını düşünmeyelim.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Ne söylüyorsun sen
allahaşkına, devlet memuru olsun diye kim söyledi?!
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Efendim,
kamu yönetiminde görevli birisi demediniz mi?!
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Tecrübeli... Kamu
yönetiminde uluslararası tecrübesi olsun...
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Bunun
ille kamu yönetiminde mi olması gerekir; başka alanda da olur.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bu kafayla hiçbir
şey yapamazsınız!
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) -
Dolayısıyla, benim üstünde durduğum şey şudur: Bu işleri, artık sivil toplum
anlayışı içerisinde ele alalım.
Bir başka husus, lisan bilen birisine
ihtiyaç var deniliyor. Bahsettiğiniz arkadaşımız çok iyi de lisan biliyor. Bunu
da burada hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Şuraya doğru dürüst
bir sözcü çıkarsanıza allah aşkına.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Sayın
Başkanım, eğer söylediklerim sizi rahatsız ediyorsa onu bilemem; ama, ben
burada bir şeyi önemle vurguluyorum; diyorum ki: Aziz Kocaoğlu, Taha Aksoy için
"çok iyi bir isim buldunuz" diyor, siz itiraz ediyorsunuz.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Biz isme itiraz
etmiyoruz, nitelik koyun diyoruz.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Haberli
mi yapıyorsunuz habersiz mi yapıyorsunuz? Burada bu soruyu sormak hakkımdır.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bunun hesabını siz
vereceksiniz sonra.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Bunu
soracağım burada. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Nitelik koyun
diyoruz. Kimi koyarsanız koyun, niteliği olsun adamın.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (Devamla) - Eğer, bu
çekişmeleri, burada sizin söylediğiniz bu üslubu İzmir'e de taşıyacak
olursanız, bu fevkalade yanlış olur Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, burada, oyunların
ana teması olarak "Ege mavisi" seçildi. Oyunların sloganı olarak da
"dünya Ege mavisinde buluşuyor" şeklinde güzel bir slogan
geliştirildi ve bu oyunların maskotu olarak da efe tipi öne çıkarıldı. Şimdi,
ben, bu kompozisyon içerisinde oyunların başarıya ulaşacağına inanıyorum.
Bir başka hususu daha vurgulamam
gerekiyor. Değerli arkadaşlarım, çağımız, bilgi çağı. Bunu böyle söylüyoruz;
ama, hâlâ her şeyi ferdî planda ele almaktan da kaçınmıyoruz. Unutmayalım ki,
oyunu yürütecek olan sadece genel koordinatörün kendisi değildir. Genel koordinatörle
birlikte burada görev yapacak olan, spordan sorumlu İzmir Vali Yardımcısı,
İzmir Emniyet Müdürü, Gençlik Spor İl Müdürü, Kültür Turizm İl Müdürü, Genel
Koordinatörün ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer
üyeden oluşan dokuz üyelik bir kurul var ortada. Dolayısıyla, olayı bütünüyle
bu kurul yürütecek. Bir de bunu iyi gözlemlemek lazım. Dolayısıyla da, sadece
genel koordinatörün yürüteceği bir oyun düzeni içerisinde değiliz. Burada bir
kurul söz konusudur.
Değerli arkadaşlarım, ben, İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanının olaya çok realist yaklaştığını düşünüyorum; bunu
görüyorum. Kendisini, bu bakımdan, teşekkürle burada zikretmek istiyorum.
Oyunların ülkemiz ve İzmirimiz için çok başarılı geçmesini temenni ediyorum.
Yaklaşan bayramınızı tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın
Tekelioğlu.
Madde üzerindeki konuşmalar
tamamlanmıştır.
Bir önerge var; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu
Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun 5 inci
maddesinin aşağıda belirttiğimiz şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hakkı Ülkü Kemal
Anadol Vezir Akdemir
İzmir İzmir İzmir
Yılmaz Kaya Türkân
Miçooğulları
İzmir İzmir
"İcra Kurulu
Madde 5.- İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun vereceği görevleri yerine getirecek, hizmet ve
faaliyetleri yürütecek İcra Kurulu; Genel Koordinatörün başkanlığında, spordan
sorumlu İzmir Vali Yardımcısı, İzmir Emniyet Müdürü, İzmir Gençlik ve Spor İl
Müdürü, İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü ile Genel Koordinatörün ve İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanının belirleyeceği ikişer üye olmak üzere toplam
dokuz üyeden oluşur. İcra Kurulu, Oyunların organizasyonu için gerekli tüm
işlerin yürütülmesinden sorumludur.
İcra Kurulunun çalışma usul ve esasları,
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından çıkarılacak yönergelerle belirlenir.
"
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Olumlu görüşle takdire
bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutalım mı efendim?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
İcra Kurulu ile Hazırlık ve Düzenleme
Kurulu arasındaki farkı belirtmediğimiz takdirde, ileride yetki karmaşası
çıkabilir düşüncesiyle bu düzenleme yapılmıştır.
BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğiniz,
Hükümetin ve Komisyonun olumlu görüş beyan ettiği önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Şimdi, 5 inci maddeyi, kabul edilen
önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
Görev, yetki ve sorumluluk
MADDE 6. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, Oyunların hazırlığı, düzenlenmesi ve
sonuçlandırılmasıyla ilgili her türlü iş ve işlemleri yaptırmakla yetkili ve
sorumludur. Kurul, yetki ve sorumluluklarının bir kısmını Organizasyon
Komitesine ve İcra Kuruluna devredebilir.
Organizasyon Komitesinin görev ve
yetkileri şunlardır:
a) Sporcu, antrenör, idareci, teknik
eleman veya diğer elemanların ülkemize giriş, çıkışlarında gerekli tedbirleri
almak veya aldırmak.
b) Oyunların süresi ile bağlı kalmak ve
kanunlara aykırı olmamak şartıyla her türlü talimat ve yönergeleri hazırlayarak
İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun onayına sunmak ve
uygulanmasını ilgili kurum ve kuruluşlardan talep etmek.
c) Oyunlarla ilgili olarak kamu kurum ve
kuruluşlarınca yapılan işlemleri koordine etmek.
d) Gerektiğinde bu Kanun hükümlerine
aykırı olmamak üzere birim ve komisyonlar kurmak.
e) İzmir Universinde Oyunları Hazırlık ve
Düzenleme Kurulu tarafından verilecek diğer görevleri yapmak ve yetkileri
kullanmak.
İcra Kurulunun görev ve yetkileri
şunlardır:
a) Oyunlar ile ilgili olarak her türlü iş
ve işlemleri yapmak, yaptırmak, mal ve hizmetleri satın almak ve kiralamak.
b) Bakanlıklar ve kamu kurum ve
kuruluşlarıyla gerekli tüm yazışmaları yapmak, gerektiğinde bu kurum ve
kuruluşlardan geçici olarak personel görevlendirilmesini ve Oyunlar için
gerekli olan her türlü malzemenin teminini sağlamak veya satın almalarını
istemek.
c) Oyunların organizasyonu için gerekli
olan her türlü yerli ve yabancı personeli özel hukuk hükümlerine göre istihdam
etmek ve ücretlerini tesbit etmek.
d) İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve
Düzenleme Kurulu tarafından verilecek diğer görevleri yapmak ve yetkileri
kullanmak.
Üçüncü fıkranın (b) bendine göre
görevlendirilecek geçici personelin aylık, ödenek, her türlü zam ve
tazminatları ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenir.
Bunlara bu Kanun çerçevesinde yerine getirecekleri görevler nedeniyle (15000)
gösterge sayısının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı
geçmemek üzere İcra Kurulunca belirlenen miktarda aylık ek ödeme yapılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
Önerge yok.
6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
7 nci maddeyi okutuyorum:
Gelirler
MADDE 7. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun gelirleri şunlardır:
a) Konsolide bütçeden ayrılacak ödenek.
b) İzmir Büyükşehir Belediyesinin tasdik
edilen bütçesinden % 1 oranında aktarılacak pay.
c) Oyunların düzenlenmesi ile ilgili her
türlü naklen yayın, reklam ve sponsorluk gelirleri.
d) Gerçek ve tüzel kişilerden alınacak
nakdi ve ayni bağış ve yardımlar,
e) Diğer gelirler.
Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve
harcamalar Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tâbidir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin.
Buyurun Sayın Ersin. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir) -
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir Kentinde Yapılacak Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunları Yasası Tasarısının 7 nci maddesiyle ilgili
Grubum adına söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum; ama, sözlerime
başlarken bir üzüntümü de belirtmek isterim.
Sevgili Başkan, sayın milletvekilleri;
İzmir'le ilgili çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. İzmir'i, Türkiye'yi çok
yakından ilgilendiren, özellikle İzmir'i çok yakından ilgilendiren bir tasarıyı
görüşüyoruz; ama, AKP'nin 8 İzmir milletvekilinden hiçbirisi salonda yok.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Mehmet Bey
burada.
AHMET ERSİN (Devamla) - Yani, İzmir'i bu
kadar yakından ilgilendiren bir tasarı görüşülüyor da, AKP'nin İzmir
milletvekillerinden hiçbirisi bu salonda bulunmuyorsa, bunu İzmirlilere şikâyet
ediyorum, çok yanlış bir davranış içerisindeler.
SADULLAH ERGİN (Hatay) - Mehmet Bey
burada.
AHMET ERSİN (Devamla) - Sevgili
milletvekilleri, tasarının 7 nci maddesinde, bu oyunlarla ilgili bütçe
gelirleri düzenlenmiş. Şimdi, burada belirli olan, net olan sadece belediyenin
katkısı. İzmir Büyükşehir Belediyesinin onaylanan bütçesinin yüzde 1'i, bir pay
olarak bu oyunlar için ayrılmış. Sözüm ona, tasarının ilgili maddesinde
konsolide bütçeden ayrılacak bir pay var; ama, bu payın ne oranı, ne de miktarı
belli. Dolayısıyla, bunu bir eksiklik olarak görüyorum. Yani, belediye
bütçesinden ayrılacak olan yüzde 1 pay belliyken, hükümetin, konsolide bütçeden
ne kadar katkı koyacağını sonraya bırakmış olması bir eksiklik olarak
görülüyor.
Ayrıca, İzmir Belediyesi, bu oyunlarla
ilgili olarak uzun süreden beri çalışmalar yapıyor, harcamalar yapıyor. Peki,
bu yüzde 1'lik kesinti, bu tasarı yürürlüğe girdikten sonra mı başlayacak,
yoksa bugüne kadar yapılan harcamalar mahsup mu edilecek? Bu konunun da
açıklığa kavuşması gerekir diye düşünüyorum.
Yine, bu oyunlarla ilgili
"gelirler" hanesinde, naklen yayın, reklam, sponsorluk ve bağışlardan
söz ediliyor. Sayın milletvekilleri, bunlar beklenen katkılar; yani, olması
düşünülen, gerçekleşmesi düşünülen katkılar. Biliyorsunuz ki, Türkiye bütçesi
de hazırlanırken bazı gelirlerin hesabı yapılıyor, olması mümkün gelirlerin
hesabı yapılıyor; ama, eğer bu gelirler sağlanamazsa hükümet, ürettiği mal ve
hizmetlere ha babam zam yaparak bu açığı kapatmaya çalışıyor. Şimdi, burada
kaynak olarak gösterilen naklen yayın, reklam, sponsorluk ve bağışlar eğer
beklenen düzeyde olmazsa o zaman ne yapılacak; yani, İzmir'in, İzmirlilerin
üzerine yeni yükler mi bindirilecek, onu merak ediyorum.
Şimdi, Sayın Bakanı çok dikkatli bir
şekilde dinledim. Benden önceki arkadaşlarım da söz ettiler; ama, ben de
bahsedeyim; diyor ki: Belediye Başkanı kendilerinden hükümetle ilişkileri
düzenleyecek olan bir koordinatör talebinde bulunmuş ve Sayın Bakan da,
düşünmüş, taşınmış ve Taha Aksoy Beyi -kişiliğine, şahsına bir sözüm yok- tayin
etmiş. Şimdi, Sayın Bakan, düşünüp taşınıp bunu yaptığına göre, acaba
düşünmeden taşınmadan birini atıyor olsaydı ne yapacaktı?!
Sayın milletvekilleri, İzmir'de ve
Türkiye'de bu görevi hakkıyla yapabilecek, kuşkusuz, yüzlerce, belki binlerce
kişi var; ama, Sayın Bakan, İzmir'de, bula bula ve düşüne taşına, geçen 28 Mart
seçimlerinde büyükşehir belediye başkanlığına aday olan birisini buluyor, hem
de düşüne taşına buluyor. Sayın Bakanda -iki yıldan beri görevdeymiş Sayın
Bakan- kusura bakmasınlar, biraz yorgunluk belirtileri var; çünkü, Sayın Bakan
hep düşünüp taşınıyor, şike konusunda da düşünüp taşınıyor, mafya konusunda da,
spordaki, futboldaki mafyalaşmayla ilgili de düşünüp taşınıyor, aylardan beri
düşünüp taşınıyor; ama, bir sonuç ortaya çıkaramıyor.
Bakın, televizyonlarda -bunu bana da
söyledi şurada sorduğum zaman dedi ki: "Bu süper lig tamamlansın, ondan
sonra bu konuları ele alacağız.". Süper lig tamamlandı, bu sefer
"federasyon seçimleri tamamlansın ele alacağız bu şike ve mafyalaşmayı"
dedi. Televizyonda izledim "onbeş gün içinde ele alacağız" dedi.
Geçtiğimiz günlerde, yine, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında
"onbeş gün içinde komisyonu kuracağız" diyor. Yani, Sayın Bakan
düşünmeye taşınmaya devam ediyor, ama, ortada bir sonuç yok.
Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, bu
yasa, çok geç kalmış bir yasa ve Sayın Bakan da düşünüp taşınıp, 28 Martta
AKP'nin belediye başkan adayı olan kişiyi koordinatör olarak atarken, aslında,
bu sıkışıklığı bahane etti, bu sıkışıklıktan yararlandı, belediye başkanına
kabul ettirdi bir ölçüde. Acaba -ben şimdi merak ediyorum- Sayın Bakan belediye
başkanına "bunu kabul etmezsen yasayı çıkarmam, yardımları da yapmam"
diye bir söz söyledi mi; ki, komisyonda söylemiş, üstü kapalı bir şekilde de
olsa söylemiş.
Şimdi, Sayın Bakanın, hükümetin bu
koordinatör konusunda, düşüne taşına atadıkları koordinatör konusunda
söyleyeceği fazla bir şey yok, olmaması lazım "hata ettik" demeleri
lazım "siyaset yaptık" demeleri lazım. İzmir'de yapılacak olan bu olimpiyatlar
için "siyasî ikbal peşinde koştuk, İzmir'i teslim almanın ilk adımını
atmaya başladık" diye söyleselerdi daha mertçe olurdu, sanıyorum, sonuçla
daha da uyumlu olurdu.
Dolayısıyla, her şeye rağmen, bu yasanın
İzmir için, Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum ve İzmir'de yapılacak olan
olimpiyatların Türkiye'nin yüzakı olacak biçimde sonuçlanmasını diliyorum ve
hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür Ediyorum Sayın Ersin.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, izin verir misiniz, yerimden bir
açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN -Sayın Bakanın yerinden bir
açıklama talebi var.
Buyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Aslında, Sayın Ersin'in, bir İzmir Milletvekili
olarak bana teşekkür etmesini beklerdim; çünkü, İzmir Büyükşehir Belediyesinin
böylesine ciddî bir organizasyonuna yardımcı olmaya çalışıyorum ve üstelik, bu
tasarı, bu organizasyonun başına getiriyor beni, birlikte çalışacağız. Alayvarî
birtakım cümlelerle burada konuşmuş olmasını son derece yadırgadığımı ifade
etmek istiyorum.
Futbolda şiddet, futbolda şike konusunda
bir komisyon kurulmasının benim tarafımdan geciktirildiğini ifade etti. O komisyonu
ben kurmam ki Sayın Ersin, Parlamento kurar. Araştırma önergeleri verirsiniz...
AHMET ERSİN (İzmir) - Önergeler verildi
Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Verildi; ben ne dedim?
AHMET ERSİN (İzmir) - Siz de, bana, altı
ay önce "kuracağım" diye söz verdiniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Ben kurmam; ben Meclis değilim ki.
AHMET ERSİN (İzmir) - "Yardımcı
olacağım" dediniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET
ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Türkiye Büyük Millet Meclisi kurar buradaki araştırma
komisyonunu.
AHMET ERSİN (İzmir) - Hiç öyle bir şey
söylemediniz.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Siz önerge vermişsiniz; en sonunda -benim aldığım
bilgiye göre- AK Parti Grubu da aynı doğrultuda bir önerge verdi. Bayramdan
sonraki ilk denetim gününde bu araştırma önergeleri Parlamentoda
birleştirilerek görüşülür, bir komisyon kurulur ve bu olayların üstüne, Türkiye
Büyük Millet Meclisi, bu komisyon marifetiyle gider.
Aslında, benim Bakanlığımla
ilişkilendirilmiş olan bir federasyonun, Futbol Federasyonunun veya sporun bazı
işlemlerinin denetlenmesi hükümetlerin işine gelmeyebilir; ama, ben
destekliyorum; yani, kurulsun istiyorum, bunların üstüne gidilsin istiyorum.
AHMET ERSİN (İzmir) - Altı aydan beri
orada bekliyor.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Bu tavır dahi teşekkür edilecek, takdir edilecek
bir davranıştır. Hükümetler denetimden kaçar, biz kaçmıyoruz; denetleyelim,
hepimiz birlikte üstüne gidelim diyoruz. Sayın Ersin, çok talihsiz bir açıklama
yaptı, çok üzgünüm.
AHMET ERSİN (İzmir) - Hiç de değil, tam
cuk oturdu.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Biz yardımcı olmaya çalışıyoruz size. Yardımcı
olmak isteyenlere, bana göre sadece teşekkür edilir, alayvarî konuşulmaz.
Sayın Başkan, çok teşekkür ederim. (AK
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Şimdi, 7 nci madde üzerindeki görüşmeleri
tamamlamış bulunuyoruz.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 7 nci madde kabul edilmiştir.
8 inci maddeyi okutuyorum:
Hizmet zorunluluğu
MADDE 8. - Bütün kamu kurum ve kuruluşları
Oyunların hazırlık ve düzenleme çalışmaları sırasında İzmir Universiade
Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, Organizasyon Komitesi ve İcra Kurulunun
taleplerini öncelikle karşılar.
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, biraz önce kürsüde
konuşan İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Tekelioğlu, konuşması sırasında,
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz tarafından, Gruba
hitaben "doğru dürüst adamları çıkarın buraya" gibi bir ifade
kullandığını; dolayısıyla, hem Gruba hem şahsına karşı uygun olmayan bir üslup
kullandığını ifade ederek, kendisinin sözünü geri alması talebinde -yazılı-
bulunmuştur, ancak, ben, zabıtları istetiyorum, eğer böyle bir şey varsa, Sayın
Başkana bu konuyu ifade edeceğiz. Şu anda, zabıtlar gelmeden bu talep üzerinde
herhangi bir işlem yapamıyorum.
Sayın milletvekilleri, saat 18.30'da
tekrar toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.
Kapanma
Saati : 16.22
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 18.30
BAŞKAN:
Başkanvekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP
ÜYELER: Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 16 ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
678 sıra sayılı tasarı üzerindeki
görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.
VI.- KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
2.- İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu
Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/899) (S.
Sayısı: 678)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet hazır.
Tasarının 9 uncu maddesini okutacağım;
ancak, oturumu kapatmadan önce Genel Kurula arz ettiğim gibi, Sayın
Tekelioğlu'nun bir talebi vardı. Sayın Başkanımız da o anda Genel Kurulda
yoktu.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Ben arka
taraftaydım, duymadım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Başkanım, zaptı getirttim,
size de verebilirim. İtiraz ettiği husus şu: Aranızda geçen bu karşılıklı
konuşmadan sonra, siz "şuraya doğru dürüst bir sözcü çıkarsanıza
Allahaşkına" diyorsunuz; bu da, tabiî, Sayın Tekelioğlu için şık olmuyor.
Bu konuda sizden bir açıklama rica ediyoruz.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Buradan, yerimden
yapabilir miyim?
BAŞKAN - Tabiî.
ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, bu
olaydan üzüntü duyuyorum gerçekten. Ben, hiçbir arkadaşımızı incitmek için, o
amacı güderek bir söz söylemek istemem. Eğer, söylediğim söz biraz amacının
ötesinde anlamlar taşıyorsa, tabiî ki, o arkadaşımdan özür dilerim, öyle bir
maksadım yoktu.
Benim söylemek istediğim şuydu: Sayın
konuşmacı, benim konuşmama atıfta bulunarak bir değerlendirme yapıyordu ve
benim söylediğimi bana göre çok farklı bir şekilde yorumluyordu. O nedenle
"doğru konuşan, dürüstçe konuşmaları nakleden bir sözcü çıkarın"
anlamında söyledim. Yoksa, kendisinin niteliğini belirtmeye dönük olarak bir
tarif yapmadım; ama, öyle anlaşılmış olması da mümkündür. O nedenle, zabıttan
da çıkarılmasının uygun olacağını düşünüyorum.
Bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN - Ben de teşekkür ediyorum.
Zaten, Sayın Başkanım, sizin engin
tecrübenizden de beklediğimiz buydu. Çok teşekkür ederim. Parlamentomuz için de
güzel bir örnek.
9 uncu maddeyi okutuyorum.
Kurulun tasfiyesi
MADDE 9. - İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, tasfiye işlemlerini Oyunların kapanış töreninden
sonra en geç altı ay içinde tamamlar. Ödeneklerden ve gelirlerden artan meblağ
tasfiyeyi müteakip İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne irad kaydedilir.
BAŞKAN- Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü.(CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Ülkü, süreniz 10 dakika; süreyi iyi
kullanırsanız memnun olurum.
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) -Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, 10 Kasım 2004, Mustafa Kemal Atatürk'ün
ölümünün 66 ncı yıldönümü; O'nu saygıyla anıyor ve önünde eğiliyoruz.
Değerli arkadaşlar, 678 sıra sayılı İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 9
uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum.
Arkadaşlar, önce "üniversiade"
nedir, onun bir açıklamasının yapılması lazım diye düşündüm.
"Universiade" kelimesi, üniversite oyunları demek, ama, bunun
"üniversite" ve "olimpiyat" kelimelerinin birleşmesinden
oluştuğunu bilmemiz gerekir, en azından tutanaklara geçmesi açısından.
Universiade, birçok spor dalını bir araya
getiren bir kültür ve spor festivali olması nedeniyle, dünyanın en önemli spor
etkinliklerinden biridir. Her iki yılda bir farklı kentte düzenlenen bu
oyunlar, yaz ve kış oyunları olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yaz oyunlarındaki
müsabakalardan zorunlu olanlar, evsahibi kentin seçeceği isteğe bağlı en fazla
3 spor dalında yapılmaktadır; ama, 10 branşta yapılması zorunluluğu vardır.
Sayarsak, atletizm, basketbol, eskrim, futbol, yüzme vesaire gibi...
Kış oyunlarında da zorunlu en az 6 dal
seçilmektedir. Bu zorunlu dallar, oldukça disiplinli olan, paten, kuzey
disiplini, alt disiplini, buz hokeyi ve hız pateni gibi oyunlardır.
Universiade'a katılma şartları: Üniversite
oyunları ve şampiyonalara üniversite veya dengi yüksekokul öğrencisi olan 17-28
yaş arasındaki tüm atletler katılabilir. FISU'ya üyeliği bulunan her birlik,
takım veya bireysel sporlar için başvuruda bulunabilir. Olimpiyatlara katılan
ülkeler ve ilgili uluslararası spor federasyonuna üyeliği bulunan ulusal
federasyonların başvuruları da kabul edilmektedir.
Değerli arkadaşlar, ünlü tarihçi
Heredot'un en yüce gök kubbe altında ve dünyanın en güzel ikliminde kurulduğunu
belirttiği İzmirimiz, milattan önce 3 000 yıllarında, bugünkü Bayraklı
yakınlarında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur; o günden bu yana da
uygarlıkların beşiğidir ve uygarlıklara analık yapmaktadır.
İzmir, konumu ve güzelliği nedeniyle tarihte
birçok devlet ve uygarlığın gözbebeği olmuş, birçok kere de işgal edilmiştir.
1081 yılında Selçukluların Şehri fethetmesiyle Türklerin eline geçmiştir. 1426
yılından itibaren beşyüz yıl Osmanlı idaresinde bulunan İzmir, her zaman, her
devirde çevresinin merkezi olma özelliğini korumuş, uluslararası ticaretin
merkezlerinden biri olarak da, her zaman, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi
olmuştur.
İzmir ve çevresi, uzun tarih boyunca,
elverişli konumu, uygun iklimi, geniş ve verimli tarım toprakları, körfezi ve
korunaklı limanıyla, büyük uygarlıkların yaşadığı bir yer olmuştur. Saldırılar,
hastalıklar, doğal afetler ve daha nice zorluklardan sonra bugünlerdeki haline
gelen güzel İzmirimiz, ılıman Akdeniz iklimiyle de, her zaman, tüm spor
çeşitlerinin gözdesi olmuştur.
Bilindiği gibi, 1971 yılında, Akdeniz
Oyunları, yaklaşık 14 ülkenin katılımıyla, o günlerde, rahmetli Turgut
Atakol'un koordinatörlüğünde yapılmış ve ülkemizin yüzakı olan bir şekilde de
sonuçlandırılmıştır.
Bugün, burada, yine bir sınava tabi
tutuyoruz ve çıkaracağımız bu yasayla, bizler, önümüzdeki yaz yapılacak olan bu
olimpiyatlara, bu üniversite oyunlarına hazırlanıyoruz.
Kısa adı FISU olan Uluslararası Üniversite
Sporları Federasyonu ile İzmir Belediyesi arasında yapılan anlaşmalar
gereğince, 2005 yılında 23 üncüsü yapılacak olan dünya üniversitelerarası spor
oyunlarını takip eden günlerde, oluşturulmuş kurulun tasfiyesi gündeme
gelmektedir. Benim de söz almam bu nedenledir.
Kamuda çeşitli alanlarda ve hatta
şirketlerde, mahsuplaşmanın ne kadar zor, ne kadar anlaşılmaz ve ne kadar
ayrıntılı olduğunu bilen birisi olarak, kurulun tasfiyesinin, yasa tasarısında
yazdığı gibi, altı ay gibi kısa bir sürede olmasını imkânsız buluyorum. Bu
oyunların en son yapıldığı Güney Kore'de bu uygulamanın bir yıldan fazla bir
zamanda gerçekleştiğini de öğrenmiş bulunuyorum. O nedenle, tasfiye
işlemlerinin, tasarıda öngörüldüğü gibi, altı aylık bir süreyi kapsaması yerine
bir yıla çıkarılması yerinde olacak, hatta kaçınılmaz olacaktır diye
düşünüyorum.
İkinci konu da, tasfiye işlemlerinde artan
meblağların müteakip zaman diliminde İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne irat
kaydedilmesi olayıdır. Bu da bizce doğru bir işlem değildir; zira, çok ciddî
alım işleri gerçekleşecektir. Büyük çoğunluğunu sportif malzemelerin
oluşturacağı bu alımların ve bunların dağıtımının, kadrosunun yetersiz oluşu,
devlet memurlarının çalışma koşulları gibi nedenlerle, Gençlik ve Spor İl
Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilebileceğini düşünemiyoruz. Oysa, konunun
âdeta üstlenicisi ve organizasyonun başı olan ve 12 000 kişilik çalışma ordusu
bulunan bir kurum olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi kadrolarıyla bu
konunun üstesinden rahatlıkla gelebilir.
Kaldı ki -demin arkadaşlarımızdan
birisinin "neden kamu neden özel" diye tartışma açmaya çalıştığı bir
konudan da sizlere biraz bahsetmek istiyorum- sizler, yani AKP Grubu,
özelleştirmenin amansız savunucularısınız; hatta kuralsız savunucularısınız
diyebilirim. Hatta, Maliye Bakanımızın dediği gibi, bazı konularda öylesine
cüretkâr bir tavır takınmaktasınız ki "babalar gibi satanlar" olarak,
zaman zaman gazete sütunlarına da geçmektesiniz. Şimdi, kamu eliyle yapmayı pek
içinize sindiremediğiniz bir konuda, neden büyükşehir belediyesinin işlerini ve
amacını taşan bir şekilde çok fazla müdahaleci oluyorsunuz, anlamak mümkün
değil.
Belediye Başkanımızın -yani, İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun- centilmence davranıp, 2004
seçimlerindeki büyükşehir adayınızı organizasyonun içerisine -ister Bakan
önersin ister kendisi tarafından kabul edilsin, fark etmez- alması büyük bir
jest olarak nitelendirilmelidir. Bunun dışında, müdahaleci olunması, hem
çokbaşlılık yaratacak hem de sahibinin belli olmadığı bir organizasyona
dönüşecektir.
Bütün bunlardan arınmak için, parayı
verenin düdüğü çaldığı değil, yüzümüzün akıyla çıkabileceğimiz, sadece
hakemlerin düdük çaldığı müsabakalarda tertemiz bir sonuç almayı ve bu sonuca
ülke olarak hep beraber ortak olmayı başarabilmenin mutluluğunu yaşamalıyız. Bu
nedenlerden dolayı, tasfiye işlemlerinin süresinin uzatılması, ödeneklerden ve
gelirlerden artan meblağın, tasfiyeden sonra, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
yerine, organizasyonun başı olan Büyükşehir Belediyesine verilmesi ve
Büyükşehir Belediyesi tarafından tasarruf edilmesi şarttır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ülkü, mikrofonu açıyorum;
toparlar mısınız.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Bu görüşümüzün dikkate alınarak, bu
maddenin yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz ve bu konuda vermiş olduğumuz
önergenin tarafınızdan değerlendirileceğini umuyoruz.
Bu düşüncelerimizle, sevgiler, saygılar
sunuyoruz ve başarılı bir üniversite oyunu diliyoruz. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ülkü.
Madde üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.
Bir önerge var; önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 678 sıra sayılı İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanunu
Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu raporunun 9 uncu
maddesinin aşağıda belirttiğimiz şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hakkı Ülkü Yaşar
Tüzün Hüseyin Ekmekcioğlu
İzmir Bilecik Antalya
K. Kemal Anadol Halil
Tiryaki İsmail
Özay
İzmir Kırıkkale Çanakkale
Vezir Akdemir Mustafa
Gazalcı R. Kerim Özkan
İzmir Denizli Burdur
Oğuz Oyan Bülent
Baratalı Türkân
Miçooğulları
İzmir İzmir İzmir
Nurettin
Sözen
Sivas
Kurulun Tasfiyesi
Madde 9.- İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu, tasfiye işlemlerini oyunların kapanış töreninden
sonra en geç bir sene içinde tamamlar. Ödeneklerden ve gelirlerden artan meblağ
tasfiyeyi müteakip İzmir Büyükşehir Belediyesine irad kaydedilir.
BAŞKAN - Önergeye Sayın Komisyon katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önergeye Sayın Hükümet katılıyor
mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, biz de katılamıyoruz.
BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutayım?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Evet.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bu tür organizasyonun son derece zor ve
karmaşık olduğunu hepimiz biliyoruz. Sportif malzemelerin dağıtımı, ulaşım ve
benzeri pek çok konuda çok fazla sayıda personele ihtiyaç vardır. Fakat,
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün devlet memuriyeti kurallarından kaynaklanan
sorunları vardır. Ayrıca, bu tür bir organizasyona yetecek personeli yoktur.
Ancak, İzmir Büyükşehir Belediyesi hem personel hem de diğer imkânlar açısından
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne nazaran daha avantajlı konumdadır.
İkinci bir husus ise, kamuda mahsuplaşma
son derece zor ve uzun sürelidir. Böyle bir tasfiye işleminin altı ayda bitmesi
mümkün görülmemektedir. Daha önce bu tür organizasyonlara katılan ülkelerde bu
süre genellikle bir yıl olarak belirlenmiştir.
Bu ve buna benzer birçok örnek nedeni ile
daha da önemlisi bu kadar önemli bir organizasyondan başarı ile çıkmak için
tasfiye işlemlerinin uzatılması ve ödenek ve gelirlerden artan meblağın Gençlik
ve Spor İl Müdürlüğü yerine İzmir Büyükşehir Belediyesine verilmesi daha da
uygundur.
BAŞKAN - Komisyonun ve Hükümetin
katılmadığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
10 uncu maddeyi okutuyorum:
Alım, satım ve ihale işleri
MADDE 10. - Bu Kanun kapsamında İcra
Kurulunca ve bu Kurulun talebi üzerine diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca
yapılacak alım, satım ve ihale işleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832
sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tâbi değildir.
Alım, satım ve ihale işlemlerine ilişkin
usul ve esaslar, İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun
onayı ile yürürlüğe konulacak yönergelerle belirlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA VEZİR AKDEMİR (İzmir) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlar Kurulunca 7.10.2004 tarihinde
kararlaştırılan, İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor
Oyunları Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesi hakkında, CHP Grubu adına söz almış
bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 10 Kasım. Ulu Önder Mustafa Kemal
Atatürk, ölümünün 66 ncı yıldönümünde tüm yurtta törenlerle anıldı. Ben de,
Yüce Meclisimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her
alanda olduğu gibi, spor alanında da ülkemizin söz sahibi olup, bu tür
organizasyonları tertiplemesi ve özellikle de bu spor oyunları gibi sosyal
faaliyetler, gerek ekonomik anlamda ve gerekse ülkeler arasında sorunları
hafifletip barış ve iyi niyetli kaynaşmaya zemin hazırlamaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
nedenle, 23 üncü Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarının 2005 yılında İzmir
İlimizde yapılması, çok sevindirici bir sosyal faaliyettir. Bu organizasyonun
bir bütünlük içinde yapılması için kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek düzeyde
işbirliğini gerektiren bu oyunların, çağdaş anlamda, Uluslararası Üniversite
Sporları Federasyonunun kurallarına uygun olarak düzenlenmesi ve başarıyla
gerçekleştirilmesi, ülkemizi, gerek turizm ve gerekse kültürel alanda dünyaya
olumlu bir şekilde tanıtacaktır. Ayrıca, tertiplenecek bu spor oyunları,
ülkemizin prestiji açısından büyük önem arz etmektedir. Bu açıdan, görevli
kurum ve kuruluşlarının yapacakları iş ve işlemleri çağdaş bir ülkeye yakışır
bir şekilde titizlikle takip etmeleri şarttır. Ancak, ilgili kanun tasarısının
10 uncu maddesi kapsamında, ilgili spor organizasyonları için ihtiyaç duyulan
"alım, satım ve ihale işleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 832
sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tabi değildir" şeklinde belirtilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kanaatimce, bu maddenin bu şekilde düzenlenmesinin amacı, zamanın darlığından
olsa gerek; ancak, bana göre, zamanın böyle kısaltılması sanki bilinçli
yapılmıştır. Normal koşullarda yapılan ihalelerde bazı kesimlere menfaat
sağlayamama düşüncesiyle böyle büyük bir organizasyonun kısa bir zamana denk
getirilmesi ve yetkinin ihale komisyonuna verilmesi düşündürücüdür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
şunu gözardı etmemeliyiz; komisyon üyeleri, Meclis gündemimizi işgal eden eski
bakanların Yüce Divana sevk edilmesi konumuna düşürülmemelidir. İhale
komisyonunda görev alan üyeler sıkıntı yaşamamalıdır. Onun için, yetkili
komisyonun üzerinde, bir inceleme kurulunun oluşturulması şarttır. Ülkemizde bu
tür büyük organizasyonların sağlıklı yapılabilmesi için, bir otokontrol
sisteminin uygulanması gereklidir.
Her ne kadar, maddenin ikinci fıkrasında
"alım, satım ve ihale işlemlerine ilişkin usul ve esaslar, İzmir
Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulunun onayı ile yürürlüğe
konulacak talimatlarla belirlenir" şeklinde belirtilmiş ise de, bu
görevleri yürüten şahısların zan altında kalmamaları için, gerek ilgili ilin
ita amiri sıfatında bulunan sayın valinin ve gerekse birinci derecede görev
alan kurul başkanlarının kontrolünde bir denetim mekanizmasının kurulması
gereklidir diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bizden önceki konuşmacı Sayın İsmail Katmerci arkadaşıma bir yanıt vermek
istiyorum. Sayın İsmail Katmerci arkadaşımız diyordu ki "biz, çok güzel
işler yapıyoruz, çok güzel projeler gerçekleştiriyoruz; ama, sizler, bir gün
bize teşekkür dahi etmediniz ve de etmeyi hiç uygun görmediniz." Ben, şu
anda, burada, sayın arkadaşıma sormak istiyorum: Peki, acaba, İzmir'e
karayollarıyla mı gidiyor; yoksa, havayollarıyla mı gidiyor? Ben eminim ki,
Sayın Katmerci, havayollarıyla gidiyor; çünkü, karayollarıyla gitmiş olsaydı,
otoyolun ne şekilde olduğunu görmüş olacaktı. İki yıldır gelip gidiyorum;
otoyolda, hâlâ daha, aynı şekilde, hiçbir artış katedilmemektedir. Peki, ben bu
olumsuz projeleri gördüğümde hangi bakana teşekkür edeyim?! Sayın Bayındırlık
ve İskân Bakanına teşekkür etmem mi gerekli diye düşünüyorum!
Diğer bir projemiz -birbuçuk yıl öncesinde
sözlü soru önergesi vermekle beraber- İzmir'in çevre yolu; hâlâ daha, bugüne
kadar yapılmamıştır. Bornova, Karşıyaka ve Çiğli bölgesini birbirine bağlayan
projenin 24 kilometrelik kısmında henüz daha bir çivi çakılmamıştır. Peki,
Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu proje ne zaman bitecektir? Peki, bitmiş
olsaydı; acaba, Sayın Bakana teşekkür etmeyecek miydik?! Ama, maalesef,
göremiyoruz. Sayın Millî Eğitim Bakanına mı teşekkür edelim, Sayın Millî Eğitim
Bakanı çok iyi biliyor ki, İzmir'de iki kademeli, tek ve çift sistemli eğitim
görülmektedir. Ülkemizde olduğu gibi, İzmir bölgesinde de okullarımız,
sınıflarımız yetersizdir. Sayın Millî Eğitim Bakanlığı bu konuyla ilgili bir
çalışma mı yürüttü?! Yıllık 100 000 kişi göç alan İzmir şehrimizin millî eğitim
sorununu mu çözdü?! Yoksa, Sağlık Bakanlığı sağlık konularını mı çözdü?!
Hastane kapılarında sabahları rehin kalan hastalarımızın sorunlarını mı çözdü?!
Daha bugün bir hastayla ilgilendik; özürlü bir hasta, hastaneye gidip rapor
dahi alamıyor. Sağ olsun AKP Milletvekili Tevfik Ensari arkadaşımızın -kardesi
Karşıyaka'daki devlet hastanesinde Başhekim Yardımcısıdır- kendisiyle görüştüm
"150 000 000 lira ödeyecek ki, ancak alabilir" diyor. Peki, bu hasta
nereden getirecek 150 000 000'u, parası yoksa?! Sayın Sağlık Bakanları bunları
mı çözdü?!
Sorunlar o kadar çoktur ki, hangisine
değineceğimi bilemiyorum. Biraz önce, aileden sorumlu Devlet Bakanımız burada
idi; acaba Sayın Bakan, İzmirimizde sokak çocuklarının sorunlarını mı çözdü,
çözebildiler mi?! Çözmüş olsalardı teşekkür etmeyecek miydik; tabiî ki
edecektik veya Tarım Bakanı, Menderes Havzasındaki ve Bakırçay Havzasındaki
işçilerimizin, köylülerimizin, esnafımızın sorunlarını mı çözdü?! Tarlada pamuk
yakan vatandaşlarımızın sorunlarını çözmediği müddetçe nasıl teşekkür
edeceğiz?! Biz teşekkür etsek de, onlar teşekkür edecekler mi acaba?! Sadece
bizim teşekkürlerimizle yetinilirse, biz teşekkür edelim size, memnun
olursanız. Bununla beraber, sorunlar o kadar çoktur ki, hangi birisine değinsek
saatlerce zaman yetmeyecektir diye düşünüyorum.
Onun için, bana göre, teşekkür etmeyi tek
hak eden, Sayın Başbakandır. Niye diyeceksiniz, Sayın Başbakan bu işi güzel
yapıyor, ticareti güzel yapıyor, en azından bize bir araba kazandırdı
pazarlıkta; sizi kutluyorum!..
Hepinize iyi akşamlar diliyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akdemir.
10 uncu maddeyle ilgili görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
11 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 11. - 3.6.1949 tarihli ve 5422
sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 34. - İzmir Universiade
Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış
ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı kurum kazancının tespitinde
hasılattan gider olarak indirilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
12 nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 12. - 31.12.1960 tarihli ve 193
sayılı Gelir Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 66. - İzmir Universiade
Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış
ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı yıllık beyanname ile
bildirilecek gelirlerden indirilir."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
13 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 13. - 1.7.1964 tarihli ve 488 sayılı
Damga Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 3. - 2005 yılında İzmir
Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili olarak
yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri ile bu
işlemlerle ilgili düzenlenen kâğıtlar Damga Vergisinden müstesnadır."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?..
Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
14 üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 14. - 25.10.1984 tarihli ve 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 22. - 2005 yılında
İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili
olarak yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri
Katma Değer Vergisinden müstesnadır."
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, madde
üzerinde söz isteği?.. Yok.
Bir önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan İzmir Kentinde Yapılacak
Dünya 23 üncü Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının 14 üncü
maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanununa eklenen geçici 22 nci maddesindeki
"kiralama" ibaresinden sonra gelmek üzere "yapım"
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Nükhet Hotar Göksel Serpil
Yıldız Fatma
Şahin
İzmir İzmir Gaziantep
Gülseren Topuz Mehmet
Tekelioğlu
İstanbul İzmir
BAŞKAN - Sayın Komisyon katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK ve SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Oyunlar için yapılacak inşaat ve büyük
onarımlarda KDV'den müstesna edilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, 14 üncü maddeyi, kabul edilen
önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
15 inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 15. - 4.1.2002 tarihli ve 4734
sayılı Kamu İhale Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 7. - 2005 yılında İzmir
Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları ile ilgili olarak
İcra Kurulunca ve bu Kurulun talebi üzerine diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca
yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve
ihalelerden yasaklama hükümleri hariç, bu Kanun hükümlerinden
müstesnadır."
BAŞKAN - 15 inci madde üzerinde söz
isteği?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici Madde 1'i okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 1. - Bu Kanun kapsamında
gerçekleştirilecek oyunlara yönelik olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe
kadar mevcut Organizasyon Komitesi tarafından gerçekleştirilmiş tüm işlemler ve
ileriye yönelik taahhütler, her türlü hak ve yükümlülükleriyle birlikte ve
başka bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden İzmir Universiade Oyunları
Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tüzel kişiliğine devredilmiş sayılır. Bu suretle,
Organizasyon Komitesinin yerini İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve
Düzenleme Kurulu alır.
Bu devir ve yerini alma işlemleri, katma
değer vergisi dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
16.7.2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesinde Organizasyon Komitesine yapılan atıflar, İzmir
Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna yapılmış sayılır."
BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.
1 adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan İzmir Kentinde Yapılacak
Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu Tasarısının geçici 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasının "bu devir ve yerini alma işlemleri ile
organizasyonla ilgili olarak yapılacak her türlü giderler KDV dahil her türlü
vergi, resim ve harçtan muaftır" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Nükhet Hotar Göksel Gülseren
Topuz Mehmet Tekelioğlu
İzmir İstanbul İzmir
Fatma Şahin Serpil
Yıldız
Gaziantep İzmir
BAŞKAN - Sayın Komisyon?..
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Sayın Başkanım, takdire
bırakıyoruz; ancak, getirilen metinde "her türlü" ifadesi iki defa
geçiyor aynı cümle içinde; birincisi çizilebilir diye düşünüyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Hükümet?..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim. Sayın Komisyon Başkanımızın
görüşüne ben de katılıyorum. Tashih gerekir efendim.
BAŞKAN - O konu tam anlaşılmadı; onu bir
daha açıklar mısınız efendim.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - İzin verin efendim.
Cümle şöyle: "Bu devir ve yerine alma
işlemleri ile organizasyonla ilgili olarak yapılacak her türlü giderler, KDV
dahil her türlü vergi..." Aynı cümle içinde iki tane "her türlü"
ibaresi geçiyor.
BAŞKAN - Mükerrer "her türlü"
ibaresi çıkarılmak şartıyla.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Evet, çıkmalı; onu söylemek istemiştim.
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKANI TAYYAR ALTIKULAÇ (İstanbul) - Birincisinin çıkması daha uygun
olur.
BAŞKAN - İlkini çıkarıyoruz. Tamam, cümle
düzeltildi.
Sayın milletvekilleri, şimdi önergenin
gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Organizasyonla ilgili harcamaların KDV
dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması amaçlanmıştır.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun
takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı ve gerekçesini dinlediğimiz önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Şimdi, geçici 1 inci maddeyi kabul edilen
önergeyle yapılan değişiklik doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Geçici 2 nci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ MADDE 2. - İzmir Dünya
Üniversitelerarası Spor Oyunlarını (Universiade) izlemek üzere Devlete bağlı
bütün üniversitelerden ve vakıf üniversitelerinden yarışma ile her alan için birer
temsilci seçilir. Seçilen bu temsilciler en az iki ay önce İcra Kuruluna
bildirilir. İzlemeye gelen üniversite temsilcileri İzmir'deki Devlet
üniversitelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında barındırılır.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)
- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 678
sıra sayılı tasarı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım;
tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
66 ncı ölüm yıldönümünde saygıyla
andığımız Büyük Atatürk, ülkenin geleceğini gençliğe bırakmıştır. Dünyada,
gençliğe bu denli güvenmiş, ülkesinin geleceğini ona bırakmış başka bir siyasî
önder var mı, bilmiyorum.
Atatürk, gençliğin, bedenen sağlıklı ve
özgür bir ortamda yetişmesini, çağdaş bir eğitim almasını öngörmüştü. Ne yazık
ki, çocuklarımıza, gençlerimize, onun özlediği anlamda nitelikli bir eğitimi
her aşamada sunamıyoruz. Özellikle üniversite gençlerinin de birçok sorunu var.
Konuştuğumuz tasarı, dünya
üniversitelerarası spor oyunlarıyla ilgili. Bunun ülkemizde yapılacak olması,
gerçekten, ülkeyi tanıtma açısından, gençlerin kendilerini kanıtlaması ve
göstermesi açısından büyük bir fırsat. O yüzden, böyle bir organizasyonu
düşünen, bugüne değin emeği geçen ve bundan sonra geçecek olanları kutluyoruz.
Gerçekten, bu spor oyunları nedeniyle, bu
organizasyon nedeniyle, yalnızca İzmir İlimize dünyanın çeşitli yerlerinden
gelen yarışmacılar, göstericiler değil, İzmir üniversiteleri değil -bu geçici
maddeyi komisyonda önerirken- Türkiye'nin bütün üniversitelerinde bu
organizasyon için bir hazırlık yapılsın, yani, yasa çıkar çıkmaz, tasarı
yasalaşır yasalaşmaz, üniversiteler de kendi okullarında her alanla ilgili
yarışmayla birer temsilci seçilsin -devlet üniversitelerinden ve vakıf
üniversitelerinden- yani, 77 üniversite, şimdiden bunun coşkusunu duysun ve
aralarında yarışmayla temsilcileri seçsin istedik. Bu, bir bakıma, katılımcı
bir anlayıştır.
Gerçekten, bu tasarıya, gerek komisyonda
gerekse Genel Kurulda çok değerli arkadaşlarımın büyük katkıları olmuştur.
Sayın Bakan da ve Komisyon Başkanı da bu olumlu önerileri kabul etmiştir; bir
bakıma da, üniversite gençliğini doğrudan ilgilendirdiği için gençliğin
katılımının olması gerekir. Bu geçici ek maddeyi, önerirken, Türkiye'nin bütün
üniversitelerinde bu iş için hemen bir hazırlığa girilmesi ve temsilcilerin
seçilmesi, bu temsilcilerin İcra Kuruluna bildirilerek onların orada
ağırlanmasını istedik. Temsilcilerin yalnızca gözlemci olarak orada olayları
izlemek değil, üniversitelerine döndükleri zaman, bu kültür alışverişini, bu
spor oyunlarını, orada gördüklerini, edindikleri izlenimlerini bütün
üniversitelere aktarmalarını diliyoruz.
O yüzden, bu geçici maddeyi komisyonda da
kabul ederek bir madde haline getirdiklerinden, komisyondaki bütün arkadaşlara
da teşekkür ediyorum, sizlere de teşekkür ediyorum ve şimdiden bu
organizasyonun ülkemize ve insanlığa yararlı olmasını diliyorum.
Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gazalcı.
Geçici 2 nci madde üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Geçici 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16 ncı maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 16. - Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etme-yenler... Kabul edilmiştir.
17 nci maddeyi okutuyorum:
Yürütme
MADDE 17. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar
Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Kemal Anadol; buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA K. KEMAL ANADOL (İzmir) -
Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; bugün önemli bir yasanın, biraz
sonra, oylayıp kabul etmek üzere müzakerelerini tamamlamış bulunuyoruz.
Bugün, bu anlamlı günde, Atatürk'ün, Büyük
Atatürk'ün ölüm yıldönümünde, onun spora verdiği önemi vurgularcasına, böyle
bir rastlantıyı bir mutluluk sayıyorum ve yine, Büyük Ata'dan sonra bir kişiyi
daha, merhum Piriştina'yı rahmetle anıyorum. Onun anısının da bizimle beraber
olduğuna inanıyorum; çünkü, bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisinden
geçtikten sonra hedefe biraz daha yaklaşacağız ve bu tasarıyla, Türkiye'de çok
önemli bir olimpiyat, üniversitelerarası olimpiyat gerçekleşmiş olacak.
Ben, âdetim dışında, yürütme maddesinde
şunun için söz aldım: Tasarının Meclisimize gelmesinden bu yana müzakereleri
dikkatle izledim, tartışmaları dikkatle izledim; Sayın Bakanın, hükümetin yanıtlarını
dikkatle izledim, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcülerini dikkatle dinledim;
çıkardığım sonuçları soğukkanlı biçimde değerlendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, elbette, bu, dünya
çapında bir organizasyon. Böyle dünya çapında bir organizasyonun Türkiye'de ve
İzmir'de yapılması gerçekten çok önemli bir olay. Bu organizasyonun kesinlikle
başarıya ulaşması lazım. Bu organizasyonun başarısız olması, Türkiye aleyhine,
eksi yazılacak bir puan olduğu kadar, ileride, yıllardır beklediğimiz İstanbul
olimpiyatı beklentimizi de tehlikeye atacak, bizi bir rizikoya sokacaktır. O
nedenle, başarı, tüm Meclisin istediği, tüm İzmirlilerin ve tüm Türkiye'nin
beklediği bir başarıdır.
Değerli arkadaşlarım, o zaman, bu başarı
nasıl gerçekleşecek; bu başarının, elbette, hem yerel yönetimlerin, İzmir
Büyükşehir Belediyesinin hem de hükümetin işbirliğiyle gerçekleşmesi lazım.
Arkadaşlar, dünyadaki bütün olimpiyatlar,
şehirlere verilir, ülkelerin ismiyle anılmaz, şehirlerin ismiyle anılır, Tokyo
Olimpiyatı, Seul Olimpiyatı gibi. Türkiye'de de, bu olimpiyat, İzmir'de
gerçekleşecek ve İzmir Belediyesinin yönetiminde ve onun sivil hareketi olarak
bu anlamlı isim verilecek. Peki, dünyanın her yerinde bu olimpiyatlar
gerçekleşirken, acaba, olimpiyatların bütçesi, tamamen, gerçekleştiği şehrin
belediyesinin bütçesinden mi karşılanıyor; yani, tamamen, bu olimpiyatı
organize eden, düzenleyen, finansını sağlayan, şehirler mi, belediyeler mi?!
Gazetelerde okuduk, en yakın geçmişte, Atina'da bir olimpiyat gerçekleşti.
Bilmiyorum, gazete bilgisine göre konuşuyorum burada; 5 milyar doların üzerinde
bir maliyet olduğunu yazdı gazeteler. Şimdi, size soruyorum; Atina
Belediyesinin bütçesi, acaba, 5 milyar doların üzerinde mi; bu 5 milyar dolara,
Yunanistan merkezî hükümetinin katkısı hiç yok mu; elbette var; merkezî hükümetin
katkısı olmadan, bir şehir, tek başına, dünya çapında bir olimpiyatı nasıl
gerçekleştirebilir?!
O nedenle, bizi, vefasız, nankör, yapılan
yardımı reddeden biçimde tanıtan, tanıtmaya çalışan, bizi sorgulayan İzmir Milletvekili
arkadaşımın sözlerine doğrusu kırıldım, alındım. Öyle şey olur mu; elbette,
merkezî hükümetin bu katkısından dolayı, bu girişiminden dolayı, bu tasarıyı
Parlamentoya getirmesinden dolayı, kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz
Cumhuriyet Halk Partili İzmir Milletvekilleri olarak; çünkü, olimpiyatın
gerçekleşmesini, başarıya ulaşmasını en çok biz istiyoruz; ama, şu da bilinsin;
yani, bu, bir lütuf değil; yani, merkezî hükümet buna seyirci mi kalacak?!
Merkezî hükümet, siz, muhalefet partisi olarak, burada büyükşehir belediye
başkanlığını kazandınız, ne haliniz varsa görün, başınızın çaresine bakın mı
diyecek; olur mu böyle şey; elbette demeyecek. O zaman, merkezî hükümet, bugün
yaptığı gibi, elini uzatacak, bütün katkılarını seferber edecek ve bu
olimpiyatın başarısı için işbirliği yapacağız, birlikte Türkiye'nin yüzünü
ağartmaya çalışacağız. Biz, bu olaya böyle bakıyoruz.
Şimdi, bir noktayı daha vurgulamak
istiyorum. Elbette, merkezî hükümetin, işbaşında bulunan ve bu işten sorumlu
olan Başbakan Yardımcısı ve spordan sorumlu Devlet Bakanının çabalarına
-kendisini yakından tanıyorum- uğraşına, konsantrasyonuna, kendisini bu işe
vakfetmesine hiç inançsızlığım yok, ona inanıyorum ve tartışma sırasında,
yanımıza geldi, Sayın Topuz ve bana "arkadaşlar eleştiriyor, siz de
eleştiriyorsunuz, daha kanun çıkmadı. Niye böyle hassasiyet gösteriyorsunuz"
dedi; içimi rahatlattı. Bu şu demek, burada bir anormallik var tabiî; nedir o;
yasa Meclise gelmiş, islim arkadan gelsin gibi, birtakım uygulamalar da yasa çıkmadan
yapılmış. Bu, olayların doğasından olabilir. Bunu, böyle, olmaması gereken bir
olay gibi anlatmıyorum; ama, bir gerçek var, birtakım uygulamalar var, ondan
sonra yasa gelmiş. Hükümet, bu tasarıyı, bu yasanın çıkması gerektiğini, bu
lüzumu hissetmiş, ondan getirmiş; teşekkür ettim demin; tamam; ama, tasarı,
biraz sonra Yüce Meclis tarafından kabul edilecek, Cumhurbaşkanımız
onaylayacak, Resmî Gazetede yayımlanacak ve yürürlüğe girecek.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın
Şahin'den istirham ediyorum; sadece dar bir particilik anlayışıyla değil, yasa
yürürlüğe girdikten sonra, uygulamalarını, muhalefetin eleştirilerini, iyi
niyetli uyarılarını dikkate alarak yaparsa, hem iktidar kazançlı çıkar hem
muhalefet kazançlı çıkar; ama, aslında, İzmir ve Türkiye kazançlı çıkar.
Spora siyaset bulaşmamalıdır. Siyasetin
gölgesi spora ve İzmir'deki olimpiyatlara asla düşmemelidir; düşerse,
başarısızlık kaçınılmazdır, düşmezse, mutlaka başarılı olacağız. Şurada hepimiz
başarı istediğimize göre, bizim iyi niyetli uyarılarımızın mutlaka dikkate
alınmasını, bu uygulamalarda buna çok dikkat edilmesini özellikle istirham
ediyorum.
Bir üzüntümü daha belirtmek istiyorum.
Herhalde, muhalefet milletvekili olarak, Sayın Başbakan Yardımcımız ve İktidar
Partisi milletvekilleri bana bunu çok görmez. Vezir Akdemir arkadaşımız biraz
önce vurguladı. Cumhuriyet Halk Partisinin bütün İzmir milletvekilleri,
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesi görüşülmeden evvel basın toplantısı
yaptık. Sayın Başbakana, Bayındırlık ve İskân Bakanına, Bakanlar Kuruluna ve
Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımıza çağrıda bulunduk. İzmir
çevre yolunun kuzey dalı bir an evvel bitirilmedikçe, İzmir, trafik
keşmekeşinden kurtulamaz ve Altınyol'un üstündeki bu ağırlık, deprem veya
herhangi bir felaket anında akla gelmedik büyük felaketlere yol açar,
zincirleme felaketlere yol açar. Bunun için, Cumhuriyet Halk Partili Plan ve
Bütçe Komisyonu üyeleri, 200 trilyon liralık ödenek artırıcı önerge verdiler;
bu önergemiz, Plan ve Bütçe Komisyonunda, İktidar Partisi oylarıyla reddedildi.
İzin verin, bir İzmir Milletvekili olarak bundan duyduğum büyük üzüntüyü ifade
edeyim.
Ben, tekrar, hükümete, İzmir Büyükşehir
Belediyesine ve tüm Parlamentoya, komisyon üyelerine teşekkür ediyor; yasanın,
ülkemize ve İzmir'e hayırlı olmasını diliyorum.
Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Anadol.
17 nci madde üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
açıkoylamaya tabidir.
Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun
kararını alacağım.
Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Oylama için 4 dakika süre vereceğim. Bu
süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım
istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını,
oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını
rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın
bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve
kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama
için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, İzmir
Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Üniversiade) Kanun
Tasarısının açık oylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 208
Kabul: 208
(x)
Böylece, tasarı kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını diliyorum.
3.- Aile
Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı
ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu
Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Hükmünde Kararname ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/330, 1/148, 1/169) (S. Sayısı: 661) (xx)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Aile
Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı
ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu
Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Hükmünde Kararname ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.
Komisyon?.. Hazır.
Hükümet?.. Hazır.
Komisyon raporu, 661 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz isteği var.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı; buyurun.
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü
Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisinin görüşlerini sunmak için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Asırlardır önemli başarıların yanında güç
dönemlerden de geçen ülkemiz, dünyada, güçlü aile yapısıyla özel bir konumda
bulunmaktadır. Türkiye'de, aile, toplumun çekirdeğini oluşturduğu ve nesillerin
devamını sağladığı gibi, geleneksel ve tarihî değerlerin sürekliliğini de
koruyan en önemli kurumdur. Aile bireyleri arasındaki dayanışma sayesinde
ülkemizde pek çok kriz hasarsızca atlatılmış, toplumsal kargaşalar aile
bağlarının yarattığı direnç gücüyle önlenebilmiştir.
Türkiye'deki eşlerin boşanma oranı, diğer
ülkelere göre son derece düşüktür. Avrupa Birliği ülkelerinde, Almanya'da 1996
yılındaki boşanma oranı yüzde 2,14 olarak gerçekleşirken; İsveç'te yüzde 2,42;
Fransa'da 1,90; Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 4,33; bizde ise yüzde 0,48
idi; 2000'de de bu oran yüzde 0,53 olmuştur.
İki yaz önce, Fransa'da, kavurucu yaz
sıcaklarının etkisiyle üç ay içerisinde 11 000'e yakın yaşlı hayatını
kaybetmiştir. Bu kimseler, tek başlarına yaşadıkları evlerde ancak ölümlerinden
sonra bulunmuşlar ve cenazelerini almaya bile gelen olmamıştır. Bu durum,
gelenek ve göreneklerinde aile büyüklerine saygı ve korumanın önemli yer aldığı
ülkemiz için korkutucu ve ürküntü verici bir örnektir.
Cumhuriyet Halk Partisi Bilim, Yönetim,
Kültür Platformu tarafından yapılan son araştırmada da, Türk toplumunun sağlam
aile yapısı üzerinde durduğu ortaya çıkmaktadır. Ailenin temeli, çekip çevireni
kadındır. Bu araştırma sonuçlarından, Türk kadınının, dünyaya açık, aile ve
çocuklarının geleceğine hassas, yaşam ve gelecekle ilgili çağdaş düşünceler
içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Kadınlar, Atatürk'ün kurduğu laik ve çağdaş
Türkiye Cumhuriyetinin modernleşme ideolojisine sahip çıkmaktadırlar; aynı
zamanda, değerleri, kimlikleri, bedenleri ve aile köklerinin devamı konularında
da son derece duyarlıdırlar.
Kadın olsun erkek olsun, hepimiz için,
ailemiz, hayatımızda en fazla önem verdiğimiz ve korumak için mücadele ettiğimiz
en kutsal değerimizdir. Bu önemli kurumun toplumdaki yeri, Anayasamızda da
hükme bağlanmıştır. 41 inci madde "aile, Türk toplumunun temelidir ve
eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle
ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını
sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatını kurar" hükmünü
içermektedir. Bu nedenlerle, Türk toplumunun temeli olan ve anayasal bir kurum
sayılan ailenin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahının
artırılmasını sağlamak için gerekli araştırmaları yapmak, bu konuda projeler
geliştirerek uygulamaya konulmasını sağlamak, aileyle ilgili bir politikanın
oluşmasına yardımcı olmak üzere Başbakanlığa bağlı bir Aile Araştırma Kurumu
kurulmasına karar verilmiştir. Bu şekilde bir kamu araştırma kurumu olarak,
6.12.1989 tarihli ve 396 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulan kurum,
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinde aileyle ilgili
kuruluşların bir benzeri olarak devlet yapımız içinde yer almıştır. Ancak, ne
yazık ki, o günden bu yana, kurumun bağımsız ve Başbakanlığa bağlı olacak
şekilde teşkilat kanununun çıkarılması çeşitli denemelere rağmen
gerçekleştirilememiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 22 nci
Dönemde, Anayasamızın açık ve amir hükmüne karşın yasal statü sorunu yaşamakta
olan Aile Araştırma Kurumuyla ilgili yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet
Meclisi gündemine getirilmiş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Böylece,
anayasal bir yükümlülüğü yerine getirirken, kuruma hukukî bir kimlik
kazandıracak ve personelinin verimli ve etkin çalışmasına olanak sağlayacağız.
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu tarafından adı Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü olarak
değiştirilen ve genel müdürlük şeklinde yapılaştırılan kuruma, bugün,
Türkiye'nin gerçekten gereksinimi var mıdır?
Değerli arkadaşlarım, yapılan tüm
araştırmalar, ülkemizdeki mevcut aile yapısının, bireylerin ilişkilerinden
kaynaklanan ve sosyal ve kültürel etkenlerin yarattığı sorunlarla tehdit
edildiğini ortaya çıkarmaktadır. Aileyi ve aile bireylerini tehdit eden,
aileden veya aile dışından kaynaklanan sorunları, aileiçi şiddet ve istismarı,
kanun tasarısına haklı ve doğru olarak eklenen töre cinayetlerini, kötü
alışkanlıkları ve bağımlılıkları, tüm bunları doğuran nedenleri, çevresel,
sosyal etkilerini incelemek, araştırmak, bunların önlenmesine, çözümlenmesine
yönelik ve aileyi destekleyici ve eğitici programlar hazırlamak ve hazırlatmak
gereklidir; çünkü, ne yazık ki, geleneksel mutlu aile tablomuzu biraz daha
yakından inceleyince gerçeklerin pek de iç açıcı olmadığını fark ediyoruz.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan
"kadına yönelik şiddet" konulu araştırma, Türkiye'de aileiçi şiddetin
dehşet verici boyutunu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılan kadınların
sadece yüzde 3'ü, eşinden şiddet görmediğini belirtmiştir. Şiddet gördüğünü
iddia eden kadınların yüzde 46,8'i ara sıra az, yüzde 34,6'sı bazen orta, yüzde
15,6'sı sık sık çok şiddete uğramaktadır; yüzde 62'sinin kocası, kadın onun
düşüncesine katılmazsa kızmaktadır; yüzde 74'ünün kocası kadına bağırıp
azarlamakta; yüzde 35'inin kocası ise kadını başkalarının önünde azarlayıp
hakaret etmektedir. Ancak, bu, sadece kocalarla ilgili bir olgu da değildir.
Kadınların yüzde 58'i, kadın akrabalar ve kocalarının ailelerinden de şiddet
görmektedirler. Ailedeki çocuklar da bu şiddet ortamından paylarını
almaktadırlar. Geçenlerde annesi tarafından feci şekilde dövülen kız çocuğunun
içler acısı görüntüsü hatırlardadır.
Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünün
yaptığı bir başka araştırma, en çok şiddet uygulayanların yüzde 15'inin baba,
yüzde 13'ünün koca olduğunu açıklamaktadır.
Bütün bu sorunlara rağmen aile içinde
barışı sağlamak gibi bir inanca sahip kimi polisler, bu konuda eğitimli
olmadıkları için çoğunlukla kadınların şikâyetlerini ciddîye almamaktadırlar;
tabiî, kadın şikâyet edecek cesareti bulabildiyse !..
Zaten, yeteri kadar kadın sığınağı da
yoktur. Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Raporunda, tüm yurtta sadece 9
sığınmaevi olduğu vurgulanarak belirtmektedir.
Değerli arkadaşlarım, tahmin edeceğiniz
gibi, Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, aileiçi şiddetle ilgili veriler yer
almaktadır. Ancak, hemen belirtmeliyiz ki, Avrupa ülkelerindeki durum
bizimkinden farksızdır. Avrupa Konseyinin Avrupa'da kadınlara yönelik aileiçi
şiddet raporunda, 5 kadından 1'inin eşinin şiddetine maruz kaldığı ve olayların
yüzde 95'inin aile konutunda gerçekleştiği belirtilmektedir. Bu raporda
Türkiye'deki aileiçi şiddetin boyutları da değerlendirilmiş ve yüzde 32 oranı,
veri olarak Türkiye tarafından sunulmuştur.
Bir başka özelliğimiz de, cezaevlerinde
bulunan kadınların yüzde 38'inin koca katili olarak tutuklu olmalarıdır. Yine
de, araştırmalara katılan kadınların büyük çoğunluğu "şiddete karşı ne
tepki veriyorsunuz" sorusuna "sabrediyorum" cevabını
vermektedirler. Kadınlarımızın sabırtaşı haline gelmelerinin başlıca nedeni,
aile bütünlüğünü korumaya çalışarak, çocuklarının babasız kalmasını önlemektir.
Tabiî, sorunların kökeninde kendine güvensizlik, ekonomik bağımlılık ve bilgisizlik
yatmaktadır; fakat, dünya, kadınların bu ortak kaderine, artık, sessiz
kalmamaktadır. Bizimle aynı sorunları yaşayan Avrupa Birliği ülkelerinin
çoğunda aileiçi şiddete karşı bilinçlendirme ve önlem almaya yönelik kampanyalar
başlamıştır. Önemli olan, Türkiye'nin de meseleyi gözardı etmekten
vazgeçmesidir. Yeni Türk Ceza Kanunundaki köklü düzenlemelerle başta töre
cinayetleri ve aileiçi tecavüz olmak üzere pek çok alanda önemli aşamalar
katettik.
Bu vesileyle, DİSK'le imzaladığı
toplusözleşmede eşini dövenin maaşının yarısının eşine ödenmesini öngören ve
kızlarını okula yollamayanlara eğitim yardımını kesen Diyarbakır-Kayapınar
Belediyesinin uygulamasının da son derece ilginç ve önleyici niteliği üzerinde
durmak istiyorum.
Aynı şekilde, Hürriyet Gazetesi, Çağdaş
Eğitim Vakfı ve İstanbul Valiliğinin işbirliğiyle başlayan ve Eşlerarası
İlişkiler Destek Programı adı altında yürütülen eğitim kampanyasının da örnek
olmasını diliyorum. Pek çok sivil toplum örgütü, zaten, bu yönde değerli
hizmetler vermektedirler.
Bununla birlikte, yapılacak daha pek çok
iş var. Kadınlarımıza sağlık ve aile planlaması konularında yeterli hizmetleri
veremiyoruz. Ortalama evlenme yaşı, 1935-2000 yılları arasında, kadınlarda
19-22, erkeklerde 22-25 arası olarak görülüyor. Bebek ölümlerinde çok önemli
azalmalar olmasına rağmen, Avrupa Birliği ülkeleri içinde halen en fazla oranı
oluşturuyor.
Erken evlendirme ve zorla evlendirme, 21
inci Yüzyılda gençlerimizin karşılaşmak zorunda kaldığı insan hakları ihlalleri
olarak görülüyor. Aynı şekilde, akraba evlilikleri, istenmeyen sağlık
sorunlarına neden oluyor.
Bütün bu veriler içimizi karartıyor.
Ancak, bugün oylayarak kabul edeceğimiz Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü Teşkilat Kanunuyla, kurumun, eskisinden daha etkin çalışarak, bu
sorunları, önce, tarafsız olarak masaya yatırmasını, doğru analizler yapmasını
ve çözümler önermesini bekliyoruz. Yüzyıllardır süren saplantı, alışkanlık ve
yanlış fikirlerin hemen değişmesinin zor olduğunun farkındayız; ama, işe bir
yerlerden başlamak gerekiyor. İşte, bu kurumun yasal bir statüye kavuşturulması
ve çalışmalarına başlaması da bu başlangıç noktalarından birini oluşturacak. Bu
açılardan, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yasa tasarısını olumlu karşılıyoruz.
Ancak, belirtmek istediğimiz bir husus
var. Kurum, daha önceki yasal statüsünde, aile planlaması görevlerini de
üstlenmiş bir kurum olarak yapılandırılmıştı; ama, bugün önümüze konulan
tasarıda, görev tanımları içerisinde, aile planlamasıyla ilgili ödevlerin
kurumdan alınmış olduğunu görüyoruz. Halbuki, bu kurum, Başbakanlığa bağlı bir
kurumdur, bir koordinasyon işlevini yerine getirmek durumunda, yetkisinde ve
kudretinde olan bir kurumdur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu görevin bu
kuruma verilmesinin çok daha olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz.
Diğer yandan, vurgulamak ve tartışmaya
açmak istediğimiz bir başka husus daha var; bu da, tasarının 15 inci maddesinde
oluşturulmuş olan Aile ve Sosyal Araştırmalar Danışma Kurulunun yapısı. Bu
kurulda, Diyanet İşleri Başkanına da üye olarak yer verilmiş. Şimdi, bu ve
benzer bütün genel müdürlüklerin, bütün kurumların bünyesinde oluşturulacak
danışma kurullarında veya bünyelerinde Diyanet İşleri Başkanlığına bir danışma
yeri olarak yer verilmesi, laiklik ilkesiyle ne derece bağdaştırılabilecektir,
doğrusu bunu tartışmaya açmak istiyoruz.
Bir olgu daha var; Türkiye'deki
vatandaşlarımızın, Türk Ulusunun bütünü İslam dinine inananlardan oluşmuyor.
Gerçi, nüfusumuzun çok büyük bir çoğunluğu Müslüman; ama, başka dinlere inanan
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da var. Eğer Diyanet İşleri Başkanına, dinî,
aileyi ilgilendiren birtakım hususlarda görüşünden yararlanmak için bu kurumda
yer veriyorsak, o zaman, diğerleriyle ilgili hususları kime danışacağız? Bu
açıdan, eşitlik ilkesi bakımından da, sakıncalı, tartışılmaya değer bir durum
oluşturduğuna, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, değinmek istiyoruz.
Üzerinde durmak istediğimiz bir başka
husus da şudur: Eğer her kurumda dine uygunluk açısından bir danışma ihtiyacı
ortaya koyacak olursak, o zaman, şeriata uygunluk fetvası alma doğrultusunda,
laik devlet öncesi dinî devlet yönetimi benzeri bir devlet yapısıyla karşı
karşıya gelebiliriz. Bunun da birtakım hukukî sorunlar ve Anayasaya uygunluk
problemleri ortaya çıkarabileceğini düşünüyoruz.
Diğer taraftan, kurum bünyesinde eskiden
çalışan personelin intibakları yapılırken de özlük haklarının yeteri kadar
güvence altına alınmadığı kanısındayız; çünkü, daha yüksek maaş gerektiren bir
makamdayken, daha az maaş almasını gerektiren bir göreve alınan, intibakı bu
şekilde yapılan memurların, aradaki fark giderilinceye kadar bu farkı tazminat
olarak almaları öngörülmüş. Bu düzenleme, bir ölçüde özlük haklarını güvenceye
alıyor; ama, düşününüz ki, o memur, eski görevinde kalsaydı, her sene
terfilerle, kendine verilmek istenen bu maaştan çok daha fazla, çok daha yüksek
bir meblağı maaş olarak alabilecekti. Bu hususun da gözetilmesinin özlük
hakları, kazanılmış haklar bakımından birtakım sorunları giderebileceğini
düşünüyoruz.
Mevcut düzenlemenin hukuk devleti,
kazanılmış haklar bakımından, memurun özlük haklarını korumak bakımından
birtakım sorunları davet edebileceğine inanıyoruz ve bu hususu da, siz değerli
milletvekillerimizin tartışmalarına açmak istiyoruz.
Dikkat çektiğimiz bu hususlar dışında,
böyle bir kurumun, böyle bir genel müdürlüğün -bugünkü adıyla- Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içerisinde, bu tasarıda yer alan görevleri yapmasının,
aile yapımızı korumak, toplumsal yapımızı güçlendirmek bakımından çok önemli,
çok değerli katkılar yapacağına inanıyoruz ve bu kurumun bir genel müdürlük
olarak bir yasal statüye kavuşturulmasının, hem burada çalışanların özlük
hakları bakımından hem kurum çalışmaları bakımından hem Avrupa Birliği
raporlarında bir eleştiri olarak dikkat çekilen hususları ortadan kaldırmak
bakımından sayısız yararları olacağına inandığımızı belirtmek istiyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisinin bu tasarıyla
ilgili görüşlerini bu şekilde özetlemek mümkündür; özet halinde size ifade
ettim.
Saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Araslı.
İkinci söz isteği, AK Parti Grubu adına,
Aydın Milletvekili Sayın Semiha Öyüş'e aittir.
Buyurun Sayın Öyüş. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
Süreniz 20 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA SEMİHA ÖYÜŞ (Aydın) -
Sayın Başkan, değerli üyeler; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Anadolumuzun işgalinde başkomutanlık
yapmış değerli, büyük devlet adamımız, Atamız Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün
66 ncı yıldönümünde saygıyla, şükranla anıyoruz; ruhu şad olsun.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı üzerinde Grubum adına konuşmak üzere söz aldım.
Anayasanın 41 inci maddesi "Ailenin
korunması" başlığı altında: "Aile, Türk toplumunun temelidir.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile
özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile
uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar"
hükmüyle ailenin Türk toplumunun temeli olduğu gerçeğinin altını çizerek,
devlete ailenin huzur ve refahının sağlanması yönünde bir görev yüklemektedir.
Bu bakımdan, ailenin korunması, güçlendirilmesi, huzur ve refahının artırılması
hedeflerine yönelik, tutarlı, etkili ve uygulanabilir politikaların
oluşturulabilmesi, aileyle ilgili bilimsel bir veri tabanından hareketle
mümkündür.
Sanayileşme, şehirleşme, göç hareketleri,
iletişim imkân ve araçlarının kazandığı ivme, baş döndürücü bir hızla devam
eden sosyal, ekonomik ve teknolojik değişim ve gelişmeler, yeni ihtiyaçları ve
davranış kalıplarını da gerektirmektedir.
Bütün bu değişimlerin ve gelişmelerin
toplumun temel müessesesi olan aile üzerinde de etkili olması kaçınılmazdır.
Sosyal hayattaki bu dinamizmin aile üzerinde olumsuz etkiler doğurmasını
önlemek ve aileyi koruyucu ve güçlendirici politikalar geliştirebilmek için bu
dinamizmin yakından takip edilmesi ve aile üzerinde yarattığı etkilerin neler
olduğu bilimsel yollarla araştırılarak, tespit edilip, buna uygun politikalar
üretilmesi gereklidir.
Aile, temel yaşam ünitesidir. Yaşı,
cinsiyeti, sağlık durumu, eğitim durumu, geliri ne olursa olsun, yaşayan her
ferdin huzur ve mutluluğu bulduğu yegâne adres aile içidir. Aile kurumu, yalnız
ana, baba ve çocuklarla sınırlı olmayan, toplumun her kesimini birbiriyle
bütünleştiren bir yaşama kültürü ve anlayışıdır. Herkes, mensubu bulunduğu
aileye karşı yükümlülükler taşır. Bu, ideolojik bir durum değil, insanî bir
durumdur. Sahip olduğumuz yardımlaşma ve dayanışma kültürünün, sevgi ve saygı
ilişkisinin, komşuluk ve akrabalık ilişkisinin, birlik ve bütünlüğün dinamosu
ailedir. Ailenin zayıfladığı ortamlarda bu değerler kolaylıkla
unutulabilmektedir. Türk toplumu, tarih boyunca güçlü aile değerleriyle
birlikte var olmuş ve gelişmenin en önemli dinamiği olarak aileiçi işbölümü ile
ailelerarası dayanışmaya önem vermiştir. Yaşadığımız ağır ekonomik buhranın bu
güçlü aile değerleriyle hafifletildiği ve belli ölçülerde aşıldığı konusunda
toplumda ortak bir kanaat mevcuttur.
Türkiye, aile politikalarına verdiği önem
bakımından Avrupa Birliği ülkelerinin gerisindedir. Birliğe üye ülkelerin hemen
hepsinde aileyle ilgili güçlü kurumsal düzenlemeler vardır. Aileyle ilgili
kurum ve kuruluşlar önemli sosyal amaçların gerçekleşmesinde, genel ve sosyal
politikaların oluşmasında önemli roller üstlenmektedir. Ülkemizde, alanında ilk
kamusal düzenleme olan Aile Araştırma Kurumu on yıldan beridir teşkilat yasası,
yeterli bütçe ve personel imkânı olmadan ayakta durmaya çalışmaktadır. Kurum
mevcut haliyle çözüm üretme gücünü kaybetmiştir.
Hükümetimiz aile merkezli politikalara
öncelik vereceğini başından beri ilan etmiştir. Türk toplumunun tarih boyunca
güçlü aile değerlerine yaslanarak gerçekleştirdiği yükselişi sürdürmek için
buna çok ihtiyacımız var. Kültürümüzde aile verim ve kuşatıcı bir kurum olarak
kabul görmüştür. Türk toplumu tarih boyunca aile değerlerine verdiği önemle
gelişmesini sürdürmüş ve kültürel kimliğini korumayı başarmıştır. Sahip
olduğumuz aile değerleri millî birlik ve beraberliğimizin teminatıdır.
Ailenin kültürel kimliği ve insanî
değerleri koruyan temel kurum olduğu gerçeği bütün dünyada kabul görmüştür.
Tarihî sürekliliğin ana mecraı yine ailedir. Ailedeki çözülmeyle birlikte
toplumu ayakta tutan değerler sisteminin genel olarak gerilemekte olduğu geç de
olsa fark edilmiştir. Gücünü ve bütünlüğünü kaybeden aile yapısı, uluslar için
telafisi mümkün olmayan sorunları getirmektedir. Nüfus dengelerinde, çocuk
eğitiminde, gençlerin yetişmesinde, yaşlıların bakımında, kısaca, yaşam
kalitesinde ciddî kayıplar gözlenmektedir. Güçlü bir aile yapısı toplumun temel
sorunlarını aşmada en önemli çözüm olarak öne çıkmaktadır. Artan toplumsal
sorunlar, ailenin sorun çözen bir ünite olarak yeniden güçlendirilmesini
zorunlu kılmaktadır.
Çoğumuzun gözlemlediği ve bildiği gibi,
sanayileşme ve kentleşme sürecine giren toplumlar, hemen hemen bütünüyle
değişime uğramaktadırlar. Bunun tabiî sonucu, ailenin hem yapı hem de işlevleri
açısından değişime uğradığı görülür. Bu değişimin iki ayrı yönde etkili olduğu
kanaatindeyim. Birincisi, aile dışında yeni birtakım sosyal kurumlar meydana
gelmiştir ve ailenin görevlerini yerine getirmesi veya bu görevleri yüklenmesi
nedeniyle farklılaşmadır. İkincisi ise, toplumsal sorunların, ailenin iç
dinamiğini etkileyerek aile için sorunlara yol açmasıdır.
Ülkemizin bugün ulaştığı sosyokültürel
anlamda birbirinden farklı oluşumlar ve değişimler, önemli bir zenginlik
sayılabilir. Diğer taraftan, bu değişim, sosyal sıkıntıların da artmasına neden
olmaktadır. İşte, bu zenginlik ve çeşitlilik içinde, aile yapısının içinde
bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik güçlüklerin bilimsel bilgiyle tespiti ve
çözümü konusu, kamu politikalarının bir parçasıdır ve devletin sorumluluk ve
görevleri alanına girmektedir.
Ailenin üstlendiği temel fonksiyonlardan
olan sosyal hizmetler ve yardımlar, çocukların ve gençlerin hayata
hazırlanmasında, özürlü ve bağımlı nüfusun bakımı ve rehabilitasyonunda, suç ve
kötü alışkanlıklarla mücadelede aileyi belirleyici bir öneme sahip kılmaktadır.
Toplumda dayanışma ve yardımlaşma mekanizmalarının işlemesinde, sevgi, saygı
gibi temel değerlerin yaşatılmasında ve insanî birikimin paylaşılmasında, aile
kilit rol oynamaktadır. Ailedeki çözülme, sosyal güvenlikte, sosyal
hizmetlerde, çocuk ihmalinde, kadın istismarında, uyuşturucu ve diğer suçlarda,
muhtaç bireylerin bakımında, toplumlara ağır yükler getirmektedir. Bu çöküşün
getirdiği ağır yük, özellikle Batı toplumlarında, aileyi güçlendirecek
politikaları temel ve ivedi destek programları halinde uygulamaya zorlamıştır.
Aile bağları, Türk toplumunda huzur ve
barışın korunmasında, sevgi ve kardeşlik duygularının gelişmesinde, bireyde
arzu edilen "biz" bilincinin olgunlaşmasında belirleyicidir.
Aile, toplam yaşam kalitesi ve ekonomik
hesaplama birimidir. Ekonomik sorunlarla birlikte hızlı bir tırmanış içine
giren kültürel sorunlar, ailede çözülme ve parçalanmaları beraberinde
getirmiştir. Ailenin refahı, aile üyelerinin genel olarak paylaştıkları yük,
güçlük, imkân ve kolaylıklarla doğrudan ilgilidir. Ailede çalışan sayısı,
bağımlı nüfus sayısı (özürlü, yaşlı) genel olarak refah düzeyini etkileyen
faktörlerdir. Toplumda risk grubu içinde görülen aileler, sosyoekonomik düzeyi
düşük, özürlü ve yaşlı bireyi olan, çalışan işgücü az olan ailelerdir. Başka
bir ifadeyle, işsizlikle birlikte düşük gelir, aile bölünmeleri, özürlü ve
yaşlı bakımı gibi ilave yükler aileler için önemli riskler olarak sayılabilir.
Risk grubundaki aileler, büyük ölçüde sosyal destek programları içinde ele
alınması gereken yardıma muhtaç ailelerdir. Kriz döneminde, risk grubundaki
aile sayısında patlamalar yaşanmış ve kontrol edilemeyecek oranlara ulaşmıştır.
Risk grubundaki aileler için hayatî önemi olan dayanışma mekanizmaları,
ekonomik krizle birlikte işleyemez hale gelmiştir. Bu tür ailelerde, tedavi,
psikolojik destek, beslenme, barınma, eğitim, ulaşım gibi sorunlar tehlikeli
boyutlar kazanmıştır.
Ailenin ihmal edilmesi, bizi en başta ağır
insanî sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Ailenin ihmal edilmesi, sosyal
yardım ve hizmetlerde altından kalkılmaz bir yük getirmiştir. Rollerini yerine
getiremeyen aile, boşanma oranlarında ve sokakta yaşayan sayısında artışa,
aileiçi şiddet ile cinayetlere ve uyuşturucu kullanımında da artışa zemin
hazırlamıştır. Sorun çözme kabiliyetini kaybeden aile, çocuğunu, gencini
yetiştiremez olmuştur; yaşlısına, özürlüsüne bakamaz hale gelmiştir; komşusunu
ve akrabasını soramaz hale gelmiştir. Barınmada, beslenmede, eğitimde,
sağlıkta, yığınla problem altında beli bükülen Türk ailesi, temel fizikî
ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Gelir dağılımında derinleşen
uçurum, ailelerin yaşadığı geçim zorluğunu katlanılmaz sınırlara
ulaştırmaktadır.
Şimdiye kadar yapılan bütün çalışmaların
bize gösterdiği en önemli gerçek aile yoksulluğudur. Aile yoksulluğunu yenecek
kalıcı çözümlere ulaşmadıkça, açlık sınırı altındaki ailelere acil destek
programları üretmedikçe, toplumsal huzuru yakalamamız mümkün değildir. Bu
nedenle, AK Parti Hükümeti, sosyal destek programına özenle yaklaşmakta ve kalıcı
çözümler getirecek politikaları üretmektedir.
Bütün dünya, ailenin yoksulluğu yenmede
oynadığı kilit rolün farkındadır; refah toplumları da, yoksul toplumlar da
bunun farkındadır. Ailenin bu belirleyici rolü, yoksullukla mücadelede daha da
önem kazanmaktadır.
Nüfus dengelerinin korunması başta olmak
üzere, çocuklara ve kadınlara yönelik koruma programlarının, suç ve kötü
alışkanlıklarla mücadelenin, sosyal yardım ve hizmet politikalarının temelinde
aile vardır; çünkü, aile, temel yaşam ünitesidir.
Aile kurumunun sağlıklı işleyişi, sağlıklı
toplumları, dolayısıyla, iç ve dış problemleriyle baş edebilen başarılı
milletleri ve milletlerin devamlılığını sağlayan mutlu ve sağlıklı nesilleri
meydana getirir. Bir başka deyişle, milletin devamlılığını sağlayacak olan
nesiller, sorumluluk sahibi erişkin olma yeteneğini, ancak aile ortamında
kazanabilirler. Aileiçi yaşam sürecinde, eşler arasında ve ana-baba ile
çocuklar arasında, her yönden yapıcı, geliştirici bir diyalogun gerçekleşmesi,
günümüz aile yapısında önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Aileiçi
ilişkilerde ortaya çıkan anlaşmazlıklar, kavgalar, baskı ve şiddet
uygulamaları, aile bireylerinin kişisel güvenliklerini ve kişi haklarını
olumsuz yönde etkilemektedir. Duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik istismar
olayları hukukî açıdan birer dava konusuna dönüşmektedir. Örneğin, ana babanın
boşanmayı istemesi, aile birliğinin parçalanması, eşlerin ve çocukların hakları
açısından önemli bir sorun alanıdır. Dava öncesi süreci veya sonrası aile
bütünlüğünün korunması, ayrılık halinde tarafların hak ve çıkarlarının
korunması önemli bir ekonomik, sosyal, psikolojik ve hukukî destek
mekanizmasını gerektirmektedir.
Türk Medenî Kanununda yapılan
değişikliklerin bütünlüğü içinde aile mahkemelerinin kurulması girişimi önemli
bir adımdır. Medenî Kanun değişikliği demokratik aile oluşumunu ve gelişimini
güçlendirmiştir. Toplumun temeli olan ailenin tüm süreçlerinde yaşanabilecek
olumsuz olayların, çatışma ve sorunların bir uzmanlık mahkemesinde ele alınması
ve koruyucu, önleyici ve geliştirici yaklaşımlarla karar alınmasının sağlanması
ileri bir düzenlemedir. Yüce Meclisimiz, bu konudaki yasal düzenlemeyi yaparak
milletimize bu konuda önemli bir hizmet sunmuştur.
Aileye, sorun odaklı yaklaşım ve belirli
aile sorunlarını çözmek için hüküm verme mekanizması olarak aile mahkemesi,
Türk adalet sistemi açısından olumlu bir gelişmedir. Türk aile yapısı üzerinde
yapılacak araştırmalar, aile mahkemesinin gerekliliğini ve işlevselliğini hangi
alanlara ve sorunlara yönlendireceğini anlamak bakımından önemlidir. Aile
Araştırma Kurumunun bu yönde yaptığı araştırmalar yol gösterici, ışık tutucu
olmaktadır ve olacaktır. Her yönden sağlıklı, olumlu, gelişmeye açık ailelerin
önemi ortadadır. Toplumun ve aile içinde kadının ve çocukların haklarının
korunması gereklidir.
Toplumda her düzeydeki hak ve
sorumlulukların bilincinde insanlara sahip olmak için yapılacak en önemli iş,
insana yatırım, yani eğitimdir. Eğitimin ilk ve temel kaynağı ise, bireyin
içinde yaşadığı ailesidir. Yaşam döngüsü içinde, katılım, dayanışma, hak ve
sorumluluk gibi kavramların ilk denendiği ve kişinin sosyalleşmesinde en etkili
kurum ailedir. Aileiçi ve ailedışı ilişkilerin demokratik bir yapıya
kavuşturulması, ülke çapında demokrasinin özümsenmesi ve yaşatılması bakımından
da çok önemlidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünü hukukî statüsüne
kavuşturan teşkilat kanununun çıkarılması için gösterilen üstün gayret ve titiz
çalışmalar için, Yüce Meclisin saygıdeğer üyelerine, şahsım ve Grubum adına
şükranlarımı arz ediyorum. Mensubu olmaktan gurur duyduğum Adalet ve Kalkınma
Partisinin, milletine yaptığı taahhütte ve hükümet programında zorunlu bir ödev
haline getirdiği en hayatî hizmet konusu ailedir. AK Parti, aileyi, imkân ve
potansiyellerin temel dinamiği olarak tanımlamış ve toplumsal huzurun merkezi
olarak görmüştür. Bu bakış açısı, bize çok büyük sorumluluklar yüklemektedir.
Çağın yükselen değerlerinin başında aile
gelmektedir. Aileyi önemli bir kurum olarak tanımlayan AK Parti, yalnız kendi
toplumunun değil, bütün dünyanın öne çıkardığı ve üstüne titrediği temel çözüm
adresini bir kez daha günyüzüne çıkarmıştır. Başta Anayasamızın getirdiği tanım
olmak üzere, uluslararası platformlarda ve yazılı belgelerde "aile
toplumun temelidir" hükmü yer almaktadır. Modern demokrasiler, toplumun
temelini oluşturan bu doğal yapıyı, demokratik yaşam için vazgeçilmez
görmektedir. "Biz" bilincinin en zengin ve kuşatıcı bir tanıma
ulaştığı bu temel yaşam ünitesi, her milletin tarih sahnesinde sergilediği
bütünlüğün, birlikteliğin, devamlılığın biricik teminatıdır. Bu anlamda, 70 000
000'a varan nüfusuyla Türkiye bir ailedir. Bu birlikteliği ve devamlılığı
sağlamak niyetiyle atılan her adıma teşekkür borçluyuz. Dolayısıyla, tek başına
bireyin refahı veya geçiminden söz etmek mümkün değildir. Herkes, mensubu
bulunduğu ailenin standartlarıyla yaşar. Aile, gelir ve harcamalarda, imkân ve
potansiyellerde, yardımlaşma ve dayanışmada temel birim olarak rol alır. Bu
gerçekler, aileyi, dünyanın gelişmeye açık yüzünde sosyal politikaların merkezi
haline getirmiştir. Bizim hedefimiz de bu gelişme seyrine ayak uydurmaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
kanunla birlikte, acil müdahale bekleyen toplumsal sorunlarımızın çözümü için
önemli bir başlangıcın temelini atmış bulunuyoruz. Devlet yapısı içinde aileyle
ilgili tek kamu kurumu olan Aile Araştırma Kurumu, bundan böyle, önemli ve
stratejik görevlerini yerine getirebilecektir. Bu inançla atılacak her adım,
Türk toplumunun önünü biraz daha açacak ve aydınlığa kavuşturacaktır. Bu
yöndeki gayretlerle görülecektir ki, sorunlarımız çözümsüz değildir, sahipsiz
değildir.
Türk Milleti, tarih boyunca, aile
ocağından yükselen üstün insanî değerlerle medeniyete rehberlik etmiştir. Bu
milletin bekası, tüten ocaklarıdır. Bu ocağa verdiğiniz güç ve destek için
hepinize sonsuz teşekkürlerimi bildirir, yaklaşan ramazan bayramının hepimize
hayırlar getirmesini diler ve saygılar sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Öyüş.
Şahsı adına söz isteği var.
Adana Milletvekili Sayın Recep Garip;
buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakikadır.
RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile 6.12.1989 Tarihli ve 396 Sayılı Aile
Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; 13.4.1990 Tarihli
ve 423 Sayılı Aile Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin geneli
üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinize saygılar sunuyorum.
Günümüz dünyasında aile, sosyal, kültürel
ve ekonomik yapılanmalarda vazgeçilmez ve mutlak surette önemsenmesi ve dikkate
alınması gereken önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile kurumu,
bizde olduğu kadar, mutlak surette diğer dünya ülkelerinde de önem arz
etmektedir. Aile olmadan toplum olmaz. Aile bireylerinin sağlam karaktere,
anlayışa, kültüre sahip olması toplumu güçlendirir. O nedenle anneler baş tacı
yapılmıştır, o nedenledir ki annelerin ayakları altındadır cennet.
Çağdaş normlarda toplumun ve kamu
düzeninin yeniden yapılandırılması sürecinde aile kavramının büyük bir
hassasiyet içerisinde yeniden ele alınması ve daha sağlıklı bir hukukî zemine
oturtulması çabalarını büyük bir takdirle karşılıyor, emeği geçen ve geçmekte
olan herkese şükranlarımı sunuyorum.
Bu arada, genel anlamda Türkiyemizin, milletvekili dostlarımın, sivil toplum örgütlerinin, devlet kurumlarının bilmesi gereken bir konuda bir bilgiyi aktarmak istiyorum. Birkaç haftadan bu yana başlattığımız sokak çocukları araştırma komisyonumuz hizmete girmiş, bu konuda çalışmalarını başlatmıştır. Dolayısıyla, ailenin bir bireyi olan çocuklarımızın sokaklardan toplanması ve onların hayatımızda etkin rol oynaması ve cemiyetimize mutlak surette bir şekilde faydalı hale gelm